KAHRAMANMARAŞ/ELBİSTAN

                                                                                                     KAHRAMANMARAŞkosedag-nakliyat_55b6766284c44

 

  Tarihteki onurlu mücadeleler onurlu nitelemelerle taçlandırılır. Bazı şehirler vardır adını kahramanlık destanlarından alır, onurlu nitelemelerle taçlandırılır. Bu şehirlerin başında gelir Maraş ya da Kahramanmaraş. Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Maraş, genelde yemek kültüründeki zenginliğiyle, biberi, tarhanası ve Maraş dondurmasıyla tanınır. Kurtuluş Savaşı’nda verdiği yerel mücadeleden dolayı “Kahraman” unvanına layık görülen şehir aynı zamanda da “Şairler Şehri” olarak da adlandırılır.

Gezi Yazısı: Zehra Zeray

420 bini aşan merkez nüfusuyla Türkiye’nin 16’ıncı büyük kentidir Kahramanmaraş. 12 Kasım 2012’de “büyükşehir” statüsüne alınan şehir için artık devlet tarafından önemli ödenekler gönderilmektedir. Böylece de kentsel gelişme tüm il boyunca dengeli olarak sağlanabilecektir. Kahramanmaraş, aynı zamanda Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 14’ünü ve ülkenin tarım ihtiyacının yoğun bir kısmını karşılamaktadır.

  Kahramanmaraş’ın geçmişi yüzyıllar öncesine dayanır. Tekir Vadisi, Döngel Köyü’ndeki mağaralarda yapılan araştırmalarda ele geçirilen buluntular yörede insan yerleşiminin Üst Paleotik Çağ’da başladığını, Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağları’nda da sürdüğünü göstermektedir. 2009’da Kahramanmaraş merkezde yapılan kazılar esnasında da M.S. 300-400 yıllarına ait Germenicia Antik Kenti’ne dair birtakım mozaikler bulunmuştur. Şehri Hititler kurmuşlardır. Daha sonra Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslar, Araplar, Selçuklular, Memluklar, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar hakim olmuşlardır. Kurtuluş Savaşı sırasında fedakâr ve inancı tam olan halkın gösterdiği direnişten dolayı 7 Şubat 1973’te TBMM tarafından “Kahraman” unvanı verilmiş, adı da halkına yakışır bir şekilde “Kahramanmaraş” olarak değiştirilmiştir.

MARAŞ’IN DOĞAL GÜZELLİKLERİ VE MESİRE YERLERİ

  Doğal güzellikler bakımından çok zengin ve şanslı bir ilimizdir Kahramanmaraş. İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz’in birleştiği noktada yer almasından dolayı da değişik iklim özelliklerine ve beraberinde de getirdiği tabii güzelliklere sahiptir. Bol su kaynaklarıyla, ormanlık alanlarının genişliğiyle, ikliminin insana uyumuyla tabii güzelliklerinin sayısı da sonsuzdur bu şehrin. İlkbaharın gelişiyle birlikte menekşe, sümbül, karanfil kokularının buram buram yayıldığı yaylalarının yanında, şırıl şırıl akan kaynak sularıyla şenlenen ve şenlendiren mesire yerlerini ise sayarak bitiremeyiz. Doğal olarak yetişen ağaç türleriyle dünya üzerinde nadir bulunan saf ve karışık bitki örtüsüyle ülkemizin en çarpıcı yerlerinden olan Yavşan Yaylası ve Başkonuş Yaylası ise bunlardan sadece iki tanesidir.

MARAŞ’IN ZENGİN YEMEK KÜLTÜRÜ

  Tarihi günümüze taşıyan müzeleriyle, inşaatlarının ihtişamı ve mükemmelliğiyle hayat bulan kaleleri, köprüleri, cami ve külliyeleriyle, şifa bulacağımız kaplıcalarıyla gezmeye doyamayacağımız şehrin uğur böceklerini de unutmayalım! Hatta doğaseverler tarafından her yıl “Uğur Böceği” şenlikleri yapılmakta ve burada uğur böcekleriyle insanlara çok güzel bir görsel şölen sunulmaktadır. Dillere destan olacak kadar büyüktür Maraş’ın mutfak zenginliği. Maraş’ın daracık sokaklarında gezintiye çıkmışken mutfaklarda pişen o güzel yemeklerin kokusuna duyarsız kalamaz ve arsızlık edip her kapıyı çalmak istersiniz, hatta çalarsınız da… Çünkü geri çevrilemeyeceğinizi bilirsiniz… Eğer Maraş çarşılarında gezinme fırsatı yakalamışsanız mutlaka Saraçhane Çarşısına uğramalısınız. Yaylalarından gelen mevsimlik taze meyve sebzesi ve yayla balı ile keçi sütünden üretilen kar beyazı tereyağıyla peyniri ise bir anda vazgeçilmeziniz oluverirler. Meşhur tarhanasını içmeden, bazlaması, çiğ köftesi, içli köftesi en önemlisi de dolmalarından tatmadan kalkamayacağınız sofralar kurulur size burada. En başta dondurması olmak üzere fıstıklı ezmesi ve baklavasıyla da tatlı yenip tatlı konuşulur bu sofralarda.23

VE “ŞAİRLER ŞEHRİ”DİR KAHRAMANMARAŞ!

  “Şairler Şehri” denir Kahramanmaraş’a… Halk şiirinin büyük ustaları Abdurrahim Karakoç, Karacaoğlan’dan modern şiirin  temsilcisi Necip Fazıl’a, Erdem Bayazıt’tan Cahit Zarifoğlu’na, Nuri Pakdil’den Aşık Mahzuni’ye kadar pek çok şairi ve yazarı yetiştirmiş olan Kahramanmaraş sonuna kadar hak eder bu unvanı. Birçok edebiyatçının yolunun kesiştiği bu güzel kent, 1950’li yıllarda edebiyatta “Maraş Ekolü” diye anılan ekole de ev sahipliği yapmıştır

Kahramanmaraş, eski ve halk arasındaki adıyla MaraşTürkiye‘nin bir ili ve en kalabalık on sekizinci şehri. 2015 itibarıyla 1.096.610 nüfusa sahiptir. Kurtuluş Savaşı‘nda işgale direnişi nedeniyle TBMM tarafından 5 Nisan 1925’te şehre İstiklal Madalyası verildi. 7 Şubat 1973’te Maraş olan adı, Kahramanmaraş olarak değiştirildi.

Şair Gülten Akın, Maraş halkı için “Adamın su gibi akanıdır Maraşlı” demiştir. Ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, iseSeyahatnamesinde Maraş halkı için, “Kelimatları lisan-ı Türkidir ve ekseriya halkı Türkmendir” der. Maraş ve çevresi başta Oğuzların Avşar, Bayat ve Beydili boyları çoğunlukta olmakla birlikte hemen hemen 24 Oğuz boyunun tamamı mevcuttur.

Dövme dondurmasıyla meşhurdur. Kahramanmaraş’ın dövme dondurması yerel şirketlerin azmi ve katkısıyla ünü tüm dünyaya yayılmış ve birçok dünya şehirlerinde dondurma şubeleri açılmıştır. Japonya‘dan ABD‘ye, Avustralya‘dan Dubai‘ye kadar birçok ülkede şehrin ve dondurmanın yerel firmalarca tanıtımı yapılmaktadır.

2012’de çıkarılan 6360 sayılı kanun ile büyükşehir oldu. Aynı zamanda Kahramanmaraş Türkiye’nin elektrik ihtiyacının %14’ünü karşılamaktadır.

Etimoloji

  Şehrin adı Hititler döneminde Markasi olarak geçmektedir.Kahramanmaraş’ın Kurtuluş Savaşı‘ndan önceki adı Maraş’tır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiş, daha sonra ise TBMM’nin kararıyla 7 Şubat 1973’te ‘Kahraman’ ünvanı verilmiştir. Aynı zamanda Maraşspor’un ismi de Kahramanmaraşspor olarak değiştirilmiştir.

Tarihçe

  Tekir Vadisi, Döngel Köyündeki mağaralarda yapılan araştırmalarda ele geçen buluntular yörede insan yerleşiminin Üst Paleolitik Çağda başladığını; Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağlarında da sürdüğünü göstermektedir.2009 yılında Kahramanmaraş merkezde yapılan kazılar esnasında da M.S. 300-400 yıllarına ait olan Germenicia Antik Kentine dair birtakım mozaikler bulunmuş ve üzerlerinde çalışmalara başlanmıştır.

Şehri Hititler kurmuşlardır. Daha sonra Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Memluklular, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar şehre hakim olmuşlardır.

Maraş’a Kurtuluş Savaşı sırasında halkın gösterdiği direnişten dolayı 7 Şubat 1973’den itibaren TBMM tarafından Kahramanlık unvanı verilerek adı Kahramanmaraş olarak değiştirildi.

  1. yüzyılın sonlarında Anadolu’ya kesin olarak yerleşen Türklerin egemenliğinde kaldı. 1243’te Moğol İşgaline uğrayan Maraş, II.Anadolu Beylikleri devrinde Dulkadiroğulları‘nın oldu.12 Haziran 1515 tarihinde Turnadağ Muharebesi ile Osmanlı egemenliğine geçen Maraş, 1515-1919 yılları arasında Osmanlı egemenliğinde kaldı.Mütareke Döneminde önce İngilizler, sonra Fransızlar tarafından işgal edildi.tumblr_njo98fHzwu1t63n1fo1_1280Coğrafyası

Kahramanmaraş’ın merkezi Ahir Dağı’nın eteklerine kurulmuştur. Bu yüzden şehir merkezi engebelidir. Şehrin merkezi dışında kalan bazı bölgeler düzlük olsa da geneli engebeli bir yapıya sahiptir. Kahramanmaraş iklim yapısında diğer illerden farklıdır. Çünkü Kahramanmaraş’ın il haritası onu 3 bölgeye birden sokmaktadır. Bu sebeple değişken bir iklime sahiptir ancak genelde Akdeniz iklimi hakimdir. Kahramanmaraş’ın bulunduğu bölge şehir merkezi o bölgede olduğundan Akdenizdir.

Kahramanmaraş sınırları içerisindeki Uludaz Tepesi Türkiye’de en çok uğurböceği kolonisini barındırmaktadır. Bu bölgede 2007 yılından beri amatör dağcılar ve profesyonel dağcılık kulüpleri tarafından ve belediyenin desteği ile Uludaz Uğur Böcekleri Festivali düzenlenmektedir.uludagzirve002

                                                                KAHRAMANMARAŞ’IN İLÇELERİ

İlçeler

·         Afşin

·         Andırın

·         Çağlayancerit

·         Dulkadiroğlu

·         Ekinözü

·         Elbistan

·         Göksun

·         Nurhak

·         On iki şubat

·         Pazarcık

·         Türkoğlu

 ELBİSTAN
  • 17823955  Kahramanmaraş  iline bağlı en büyük ilçedir. Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesinin kesiştiği noktada yer alır.

    Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat Bölümü

      Yukarı Fırat Bölümü genel olarak dağlık olmakla beraber, geniş çöküntü ovalarına ( Afşin-Elbistan, Malatya, Elazığ ve Bingöl) sahiptir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkili olan sert karasal iklim şartları bu bölümde daha az etkilidir. Kış mevsimi bölgenin diğer bölümlerine nazaran daha ılımandır. Sebebi yükseltinin azalması ve baraj göllerinin ılımanlaştırıcı etkisidir.

    Yaklaşık 37 doğu meridyeni – 38 kuzey paraleli arasında bulunan Elbistan’ın kuzeyinde; DARENDE- GÜRÜN, İlçeleri, güneyinde; NURHAK- EKİNÖZÜ, doğusunda; MALATYA İLİ , DOGANŞEHİR, ve AKÇADAĞ ilçeleri, batısında ise AFŞİN ve GÖKSUN İlçeleri bulunur.

    İlçe, kendi adıyla anılan ve alanı 2.547 km2 lik Ülkenin dördüncü büyük ovasında kurulmuştur. Elbistan’ın eteğine kurulduğu ŞARDAĞI (2200 m), dış Toroslar’a dahil olan bir uzantıdır. Deniz seviyesinden ortalama 1150 m yükseklikte bulunan Elbistan ovasını; BİNBOĞA (2935 m), BERİT (3054m), NURHAK(3090m) ve HİZANLI(2256m) dağları ile çevrelemiştir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin güney batı ucundaki Elbistan ovası, tektonik bir deprem sonucunda, üstünde bulunan gölü boşaltarak, bu günkü ovayı meydana getirmiştir. Ova tabanı kalın bir alüvyon tabakası altında Neojen (3.zaman) katmanlarını taşır. Yer altı suları bakımından zengin olan gevşek bir zemine sahiptir. Yapılan sondajlar ve kömür madenleri aranması sırasında, büyük bir yer altı suyunun Nur hak Dağından Elbistan istikametine doğru 160 metre derinlikte aktığı tespit edilmiştir. Ayrıca bölgenin kuzeyinden ikinci bir yer altı suyunun Ceyhan yatağı istikametine doğru akmakta olduğu yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır. 2119773-elbistan-pinarbasi-ritim-2

    Elbistan havzası ise, Ceyhan vadisi içinde uzanan Doğu Anadolu çöküntü havzalarından biridir. Doğu-Batı yönünde uzanan ekseni 60-65 Km. eni ise 40-45 Km. arasında değişir. Havzanın batısı yüksekliği yer yer 2500 m. geçen ve kütlevi bir görünüşe sahip Binboğa dağları ile çevrilmiş olup, güney kısmı poleozoik kalkerlerin kristalen şistler ve bazik volkanik kayalardan oluşan ve yüksekliği 3054 m. olan Berit dağı ile sınırlanır. Ayrıca güneydeki berit dağının yamaçlarında 1200 ila 1300 metre yükseltide, uzunluğu 6-8 km. ye varan neojen yapıları mevcuttur. Havzanın doğusunda termo-karbonifer kalkerlerinin oluşturduğu ve kuzeybatı-güneydoğu istikametinde çok kıvrılmış dağlık saha göze çarpar. Bu dağların içinde en yüksek nokta Şardağı (2300m.) dir. Havzayı çevreleyen Şardağı, Binboğa ve Berit dağları 200-300 m. ye yaklaşan ve çok dik eğimlerin mevcut olduğu kütlelerdir.

    Sultan Korusu önemli platosudur. Ayrıca Elbistan çevresinde, dünyanın en uzun çöküntü hendeği olan KOR çukurunun atım damarı ve Elbistan diri fay hattı(Elbistan’da adını taşıyan kısa aktif bir fay hattı mevcuttur.) bulunur. İkinci derecede deprem kuşağında yer alır.

    Bölgenin ve Türkiye’nin en önemli akarsularından olan CEYHAN (Cahan) nehri, kaynağını Elbistan ‘ın 3 km güneydoğusundaki Pınarbaşı mevkiinden alır, Elbistan ovasını sulayan SÖĞÜTLÜ, HURMAN, SARSAP ve GÖKSUN çayları ile birleşerek, ilçe sınırlarını batıda terk eder. Doğudan batıya doğru Y şeklindeki fay, Dünya üzerindeki en büyük fayı teşkil eden kor çukurunun bir koludur.

    Elbistan’ın bitki örtüsü bozkırlardır. Su kenarlarında kavak ve söğüt ağaçları yaygındır. Yükseklerde azda olsa meşe ve ardıç ağaçlarının bulunması yıllar önce dağlarımızın ormanlarla kaplı olduğunu göstermektedir.

    Tarihçe

    Yaşadığımız bu beldenin adının nereden geldiği tarihçi uzmanlar tarafından oldukça çok tartışılmıştır.Günümüzde de Elbistan sözcüğünün, sözlük anlamının ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Niçin bu bölgeye Elbistan denilmiştir? Bunun üzerinde bir çok araştırma yazıları ortaya çıkmış olmasına rağmen bu sözcüğün anlamı kesin olarak şudur demek mümkün olmamaktadır.

    Bu sözcüğü tarihsel bir süzgeçten geçirerek günümüze kadar geçirmiş olduğu evreler, şu şekilde görülmektedir.

    Urfa’lı tarih yazarı Mathieu (Matiya) ve aynı görüşte birleşen diğer Ermeni tarih yazarları ABLASTA, Suryani olan tarih yazarı Mihal ABLASTAYN, başka bir tarih yazarı olan Yakut Hamavi ise ABULUSTAYN olarak yazdıkları eserlerde belirtmişlerdir.

    Selçuklu tarihi üzerine eserler veren yazarlar ile İranlı tarihçilerden Reşit Al-din ve Şeref Al-din, bölgeyi ABLİSTAN şeklinde eserlerinde belirtmişlerdir. 16.Yüzyılda eser veren tarih yazarları ALBİSTAN veya ELBİSTAN yazmışlardır. Ayrıca (1465-1466) yıllarında Kudüs’e haccı olmaya giden Rus yazar BAZİL, yazdığı seyahatnamesinde ELBİSTAN olarak kaydetmiştir.1831 yılında yazılmış olan ORUÇ BEĞ tarihinin sayfa 20, satır 25 ve sayfa 27, satır 16’da bölgenin adı ABİLİSTAN şeklinde geçmektedir.

    Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlarından Anadolu Beylikleri adlı eserin Elbistan Beyliği (Dulkadir Beyliği) yazısı incelendiğinde şunları okuyoruz : 13.yüzyılın sonlarında 14.yüzyılın başlarında Muğla Vilayeti tarafında Menteşeoğulları bir beylik kurduklarını Selçuklu Devleti kayıtlarında öğreniyoruz .İşte Türkmenler tarafından kurulan Menteşe Beyliğin ilk beyi bilinmediği fakat yazılara göre Menteşe beyinin babasının adının ELBİSTAN Bey olduğu, bunun babasının adınınsa Kuru Bey şeklinde yazıldığı okunmuştur.Elbistan ismi aynı zamanda kişi ismi denilebilir. Tarihte bunun örneklerine bolca rastlanmaktadır.(Mısır, Bağdat, Mardin , Isfahan vs.)Elbistan adı da bir kişi ismi olabilir.

    Birinci Haçlı seferi sırasında vakanüvislerinden (tarihi yazan kişi ) Beaudri De Dol(1097) bu bölgeye PLASTANTİA demiştir. Or.Prof.Mükrimin Halil Yinanç eserlerinde teyit etmiştir.

 

KAYNAKÇA:

http://www.turkcebilgi.com/elbistan,

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kahramanmaraş,

http://haber.gumushane.edu.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.