41 KOCAELİ/KARTAPE

ZMITTE~1Dünyanın önemli yollarının kavşak noktası durumunda olan Kocaeli ve civarında tarih öncesi çağlardan, yaklaşık olarak M.Ö. 3000’den itibaren insanların yaşamakta olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Günümüze kadar devamlı iskân edilmiş olan Kocaeli’ne ait ilk deliller M.Û. 12. yy.a kadar dayanmaktadır. Bu tarihlerde Frigler bölgeyi ellerinde tutmuş, ardından Yunanistan’ın Megara şehrinden kendilerine yeni bir yer aramak için yola çıkan göçmen bir grup, şimdiki Başiskele mevkiinde ASTAKOZ adını verdikleri şehri kurmuşlardır. Trakia kralı Lysimakhos’un ASTAKOZ’u tahrip etmesiyle bugünkü Kocaeli’nin de üzerinde bulunduğu yamaçlara NlKOMEDİA adında yeni bir şehir kurulur.M.Ö. 262 yılında şehri inşa ettiren Büyük İskender’in Anadolu’yu zaptetmekle görevli kralı Nikomedes, şehre eşinin ismini vermiştir. Giderek yükselen Bıtinya Krallığı’nın merkezi Nikomedia, büyük Helenistik şehir olur. MÖ. 91–94 yıllarında Romalılara bağışlanır. M.S. 284 yılında imparator Dıokletıonus, Nıkomedıa’yı yeniden başkent yapar. Onun zamanında Nikomedia; Roma, Antakya, İskenderiye’den sonra dünyanın dördüncü büyük şehridir. 11. yy.’ın son çeyreğinde Nikomedia, Selçuklular tarafından fethedilir. I. Haçlı Seferinde geri alınan Nikomedia, bir süre Latinlerin işgalinde kaldıktan sonra tekrar Selçuklulara geçer.Orhan Gazi zamanında, Adapazarı ve Hendek yörelerinin valisi Akçakoca, kenti alınca şehir Osmanlı Devletinin egemenliğine girer. Başlangıçta İznik’in yan komşusu anlamında İznikmid olan bu şehrin adı zamanla Kocaeli’ne dönüşmüştür. 1888 yılına kadar İstanbul’a bağlı kalan Kocaeli bu tarihten sonra ayrı bir kent olur. İstiklal harbi öncesi İngiliz ve Yunanlı kuvvetlerin işgalinde kalan şehir 28 Haziran 1921’de kurtarılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra da Kocaeli vilayetinin merkezi olmuştur. Cumhuriyet döneminde bölgeye yapılan sanayi yatırımları ile sanayi alt yapısı tamamen şekillenir, hem devlet hem de özel girişimler artarBugün ileri düzeyde sanayi ve endüstri kenti olan Kocaeli; çevresi ile demiryolu ve en gelişmiş karayolu ağına sahiptir. Bunun yanı sıra Derince ve Kocaeli limanlarıyla da dünyanın dört bir yanına deniz yolu bağlantısını kurmuştur. Yüzölçümü açısından küçük bir il olan Kocaeli, gerek sanayi sektöründeki üretim, katma değer, gerekse bu sektörde çalışan insan sektöründeki üretim, gerekse bu sektörde çalışan insan açsından sadece Türkiye için değil, dünya için de ilginç bir örnektir. Doğal güzellikleri, plajları, yaylaları, kayak merkezi ve tarihi eserlerinin yanında Karadeniz ve Marmara Denizine olan kıyıları ile Kocaeli ili ticaret ve turizm açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. imagesCAWJA2HU Pişmaniye kente özgü bir tatlı türü olarak ün kazanmıştır. Yolculuklarda İzmit’ten geçenleri önce pişmaniye satıcıları karşılar. Kutular içinde ak  pamuk görünümü veren bu tatlı ilin simgesi gibidir. Tüm yöresel şenliklerin, şölenlerin de vazgeçilmez yiyeceklerindendir. Özgün bir tatlı çeşidi olması,  hafifliği, pişmaniyenin il dışında da aranmasını, ilgi görmesini sağlamıştır. 2009 yılında İzmit Pişmaniye Üreticileri, 1040 metre pişmaniye çekerek pişmaniyeyi “Dünyanın En Uzun Tatlısı” ünvanı ile Guinness Rekorlar  kitabına sokmuştur. 2010 yılında ise “İzmit Pişmaniyesi” olarak “Coğrafi Tescil Belgesi” alan pişmaniyemizin bugün adına düzenlenen bir festivali, ses sanatçısı Sayın Erol Büyükburç tarafından bestelenen bir şarkısı, “Pişman” adında bir karakteri ve İzmit içerisinde bir heykeli bulunmaktadır. Pişmaniyemiz ününü yurtdışına da taşımış ve uzun yıllardır bir çok ülkeye ihracatı yapılarak dünya vatandaşlarının da ağızlarını tatlandırmıştır. Pişmaniyenin tarihçesine gelirsek bu tatlının neden pişmaniye olarak anıldığına dair rivayetler muhtelif. Ana Britannica’ya bakılırsa, ilk yapıldığı yerin İran olma ihtimali var. Bu ülkede “peşmek” diye adlandırıldığı için de sözcüğün zamanla Türkçe’de “pişmaniye” biçimini almış olması muhtemeldir. Bir diğer rivayet adının Osmanlıca’da yün yapağı anlamına gelen “Peşmin” kelimesinden türemiş olduğudur. İzmit pişmaniyesine ün kazandıranlar, 1601-1611 yılları arasında İran ve Ermenistan’dan gelerek İzmit ve çevresine yerleşen Ermeni ustalar  olmuş. İzmit pişmaniyesine ününü kazandıran ise bu ustalardan Şekerci Hacı Agop Dolmacıyan. Ne var ki 1.Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda diğerleri  gibi Dolmacıyan da şekerci dükkânını kapatarak başka ülkeye göçmüş. Onun maharetinin de kendisiyle birlikte göç etmesini önleyen ise, Dolmacıyan’ın çocuklarına Türkçe ve Fransızca öğretmek üzere dükkânında çalışmış bulunan İzmit Muhasebe Başkâtipliği’nde görevli İbrahim Ethem Efendi olmuş.  Kendisine pişmaniye yapımının bütün inceliklerini öğreten Hacı Agop Dolmacıyan’ın Amerika’ya göç etmesi üzerine, Kapanönü semtinde bir şekerci  dükkânı açmış. Botanik kültürü, müzik yeteneği ile de tanınan ve soyadı kanunu çıktıktan sonra Çınar soyadını alan, 1892-1953 yılları arasında yaşamış bu renkli kişiliğin imalathanesi adeta pişmaniye ustası yetiştiren bir okul olmuş ilerleyen yıllarla.

KARTEPE GREN PARK HOTEL slide5Merkez belediye Köseköy’ün kuruluşu 1600’lüyıllara kadar gitmektedir. Ancak zaman zaman yapılan kazılarda ortaya çıkanRoma ve Bizans dönemlerine ait tarihi eser ve mezarlara bakıldığında Köseköy’ünkuruluşunun 1600’lü yıllardan çok daha önceki tarihlere dayandığı, Bitinya ilebaşladığı söylenebilir. Kurtuluş Savaşı’nda çevre köylerde ikamet eden Rumlarhem beldeye hem de belde halkına büyük zarar vermişlerdir. 1925 yılında Türkiyeile Yunanistan arasında yapılan nüfus mübadelesi sonunda Yunanistan’danTürkiye’ye gönderilen vatandaşların yerleşmeleri ile göç almaya başlayanKöseköy, daha sonraki yıllarda başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere ülkemizindeğişik yörelerinden göç almaya devam etmiştir. 1955 yılında yapılan genel nüfus sayımında400 civarında nüfusa sahip Köseköy, 1960 yılından itibaren lastik fabrikalarıve diğer sanayi tesislerinin kurulup gelişmesi ile hızlı bir nüfus artışıgerçekleşmiş ve 1970’li yılların başlarında 2000 nüfusa ulaşarak belediyekurulması için yapılan referandum sonucunda belediye statüsüne kavuşmuştur. 22.3.2008 tarih ve 26824 sayılı ResmiGazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı Büyükşehir BelediyesiSınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun ile Uzunçiftlik, Uzuntarla, Eşme, Acısu, Maşukiye, Büyükderbent,Arslanbey, Sarımeşe ve Suadiye ilk kademe belediyelerinin tüzel kişiliklerikaldırılarak mahalleleri ile birlikte Köseköy İlk Kademe Belediyesinekatılmıştır. Köseköy Belediyesi merkez olmuş; Sultaniye, Pazarçayırı, Örnekköy,Karatepe, Balaban, Nusretiye, Şirinsulhiye, Avluburun, Eşme, Ahmediye, Ketencilerköyleri merkeze bağlanmış ve Köseköy Belediyesi’nin adı Kartepe olarakdeğiştirilmiştir. Böylece Kocaeli ilinin Kartepe ilçesi oluşturulmuştur

http://www.kocaeli.bel.tr

imagesCAGLJT1I

Sapanca Gölü Efsanesi

Bir zamanlar Sapanca gölünün yerinde, verimli topraklar, bu toprakların üzerinde de zengin, varlıklı bir kasaba varmış. Kasaba halkı zenginmiş, varlıklıymış ama , gözlerini dünya malı bürümüş, bencillik ve cimrilik ruhlarını karartmış.

Bir gün, Adapazarı’nın güneyindeki Erenler tepesinde oturan, gözünü dünyaya kapamış, gönlünü aşk ve sevgiyle doldurmuş erenlerden bir eren, bu kasabaya inmiş.

Selâm vermiş, selamını almamışlar, konuk olmak istemiş, kimse “buyurun” dememiş, hangi kapıyı çaldıysa yüzüne kapanmış, bu fakir, fakat gönlü zengin dervişe bir bardak içecek su bile vermemişler.

Derviş gönlü bu, bir kırıldı mı onarılmaz, onarılsa da faydası olmaz. Aksama değin yorgun-argın, aç-susuz kasabayı terk ederken, ötelerde küçük bir kulübeden sızan mum ışığına doğru yönelmiş, bir de bu kapıyı çalayım, belki bir gönül yoldaşı bulurum diye düşünmüş.

Bu, kasaba halkına sapan yaparak geçimini sağlayan fakir bir sapancının is yeriymiş. Kapıyı çalmış, az sonra sapancı güler yüzle konuğuna açmış kapıyı:

– Buyurun, hoş geldin, safa geldin. Ocaktan tencereyi simdi indirdim. Bir konuk göndermesi için Tanrı’ya niyaz ediyordum, demiş.

Derviş memnun, baş köşeye oturmuş. Sapancı sofrayı kurmuş, nesi var, nesi yoksa dervişin önüne getirmiş. Yemekten sonra, içi talaş dolu yatağını sermiş, konuğunu yatırmış. Sabah, erkenden kalkmışlar. Derviş, Sapancı’dan izin istemiş, Sapancı da onu karşıdaki tepelere kadar uğurlamış. Dönüsünde bir de ne görsün. Kasabanın yerinde koca bir göl var. Ne ev-bark kalmış, ne tarla-tapan. Koca göl, hepsini bir anda yutuvermiş. Kendisinden başka hayatta kimsecikler yok. Dervişin ahı tutmuş, kırılan bir gönül, bir kasabaya mal olmuş. O günden sonra, bu koca göle Sapanca adını vermişler.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.