KAHRAMANMARAŞ/ ELBİSTAN

 

KAHRAMANMARAŞ’IN TARİHİ

Kahramanmaraş, eski ve halk arasındaki adıyla Maraş, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık on sekizinci şehri. 2014 itibarıyla 1.089.038 nüfusa sahiptir. Kurtuluş Savaşı’nda işgale direnişi nedeniyle TBMM tarafından 5 Nisan 1925’te şehre İstiklal Madalyası verildi. 7 Şubat 1973’te Maraş olan adı, Kahramanmaraş olarak değiştirildi. Şair Gülten Akın, Maraş halkı için “Adamın su gibi akanıdır Maraşlı” demiştir.[1] Ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, ise Seyahatnamesinde Maraş halkı için, “Kelimatları lisan-ı Türkidir ve ekseriya halkı Türkmendir” der.[2] Maraş ve çevresi başta Oğuzların Avşar, Bayat ve Beydili boyları çoğunlukta olmakla birlikte hemen hemen 24 Oğuz boyunun tamamı mevcuttur. Dövme dondurmasıyla meşhurdur. Kahramanmaraş’ın dövme dondurması yerel şirketlerin azmi ve katkısıyla ünü tüm dünyaya yayılmış ve birçok dünya şehirlerinde dondurma şubeleri açılmıştır. Japonya’dan ABD’ye, Avustralya’dan Dubai’ye kadar birçok ülkede şehrin ve dondurmanın yerel firmalarca tanıtımı yapılmaktadır.

 

74468image1

KAHRAMANMARAŞ DONDURMASSININ TARİHİ Kahramanmaraş ve çevresi yaylalık, ormanlık ve su kaynakları ile dopdolu olduğundan, Osmanlılar Dönemine kadar en güzel sahleplerin bu bölgelerde yetiştiği malumdur. Yaylalık alanlar sayesinde en kaliteli davar (keçi) sütünün de bu bölgede olduğu tespit edilmiştir. Sütle sahlep karıştırılarak sıcak olarak keyif verici ideal bir içecek olarak da kullanılır. Cumhuriyet döneminden sonra Ahir Dağı’ndan katır sırtında getirilen karlarla süt ve sahlepin dondurularak yenmesi Kahramanmaraş Dondurmacılığının gelişmesinin esasını teşkil eder. Konum itibari ile Kahramanmaraş sıcak bir iklim kuşağındadır. Bertiz köylüleri kışın yağan karların bir kısmını Ahir Dağı tepesindeki çukurluk alanlara doldurarak üzerlerini kapamışlar. Yaz aylarında kar üzerine pekmez dökülerek, ya da yoğurt karıştırılarak “Şıralı Karsambaç”, “Yoğurtlu Karsambaç” olarak yenmiştir. Bu durum Osmanlılar döneminde de önemini korumuştur. Eskiden insan sayısının az olması, fabrikaların azlığı ve havaya yayılan dumanların düşük olması, soba sayısının ve her türlü ısınma araç ve gereçlerinin azlığından dolayı tabiattaki hava soğukluğunu daha da fazla koruduğundan 25-30 yıl önceleri daha çok kar yağıyor ve geç eriyordu. Şimdi ise ısınma daha fazla olduğundan karlar daha çabuk erimektedirler. Bundan dolayı kar biriktirme ve depolama zor olmaktadır. Zaten teknik imkanlar da geliştiğinden karların yerini soğutma sistemleri alarak dondurmacılığa geçilmiştir. Kahramanmaraş Dondurması’nın Özellikleri Maraş’ı kuşatan Ahir Dağı’nın Yüksek yamaçlarında bu coğrafyaya özgü kekik, keven, sümbül ve çiğdem gibi çiçeklerle beslenen keçilerin eşsiz kıvam ve aromaya sahip sütleri ve olağanüstü bir cömertlikle topraktan fışkıran yabani orkide çiçeklerinin yumru köklerinden elde edilen mucizevi salep Maraş Dondurması’nı taklit edilmesi imkansız olan bir lezzet, aroma ve kıvam sağlar. Bu dondurma, Ahir Dağı’nın, Ahir Dağı insanlarının bir mucizesidir Mado’nun 4. kuşak temsilcilerinden Mehmet Sait Kanbur; meşhur Maraş dövme dondurmasının sırrını; iyi bir süt (keçi sütü), orkide köklerinden toplanan salep yumruları ve ustalık olarak özetliyor. Orkide köklerinden toplanan salep yumruları önce ipe dizilerek kurutuluyor. Sütle kaynatılan yumrular bir kez daha kurutuluyor. Bu işlem bir kere daha tekrarlanıp kurutulan salep öğütülmeye hazır hale geldiğinde sert ve badem büyüklüğünde oluyor. Süt şekerle karıştırılıp belirli bir ısıda kaynatılıyor. Karışımın hangi kıvamda olmasına karar vermek, mayalanması için ne kadar beklemek gerektiği, belli bir kıvama gelinceye kadar kazanlarda dövülmesi gibi ustalık gerektiren çok önemli ayrıntılar…K.Maraş’ta dondurma, çatal bıçak kullanılarak ve yanında antepfıstıklı tatlılarla yenir. Maraş dondurması öyle sert yapılabiliyor ki, et satırıyla bile zor kesiliyor.

KAHRAMANMARAŞ TARHANASI Tarhana’nın bulunuşuna dair çeşitli rivayetler vardır. En önemli iki rivayet şöyledir:

Yavuz Sultan Selim, Mısır’a sefere giderken uzun müddet soğuğa ve sıcağa dayanacak bir yiyecek bulunmasını ister. Maraş’ın meşhur tarhanası, soğukta donmayan, sıcakta kokmayan taşıması kolay, besleyici bir yiyecek olarak, ordunun en önemli besin maddesi olur.

Diğer bir rivayette şöyle: Genç bir kız sevdiğine hazırladığı pilavı ve yoğurdu, anası gelince birbirine katıp bir yere saklar. Bir gün güneşin altında kalan yoğurtlu pilav kuruyunca Kahramanmaraş’ın meşhur tarhanası ortaya çıkar.

KAHRAMANMARAŞ BİBERİ
 Kahramanmaraş’ta çok uzun yıllardır, acı kırmızı biber üretimi yapılmaktadır. İlimizde biber üretimi ve biber işlemeciliği yaygındır.    iklim yapısından dolayı en iyi kırmızı acı biber Kahramanmaraş’ta yetişir. Bunun yanında Maraş biberi zehirli madde içermez aflatoksinsizdir. İşleme esnasında zararlı katkı maddesi katılmaz. Oysa bazı yörelerde özellikle toz ve yaprak haline getirilmiş biberin içine tuğla tozu, gıda boyası, aşırı oranda tuz ve yağ konularak tüketici yanıltılmakta ve tüketicinin sağlığı ile oynanmaktadır.  Özellikle Türk Herbalit uzmanları tarafından yıllarca ağrı kesici olarak kullanılması tavsiye edilmiş,ve Batıda ise bunu yeni keşfetmiştir. Amerikalı Bilim Adamları, Kahramanmaraş Acı Kırmızı Biberin İçindeki ‘Kapsaisin’ Maddesini Kullanarak Çok Etkili Yeni Bir Ağrı Kesici Ürettiler. Doğum sancılarından diş operasyonlarına kadar birçok alanda kullanılabilecek ilaç, ağrıyı tam olarak keserken hareket ve dokunma kabiliyetini de etkilemiyor. Bugüne dek lokal anestezi işlemlerinde kullanılan “lidokain” ile kombine edilen ve “biber gazı” spreylerinin içinde de bulunan “kapsaisin”den elde edilen ilacın, kronik ağrıları bulunan hastaların günlük hayatlarını da “normal” sürdürmelerine yardımcı olacağı belirtildi. Dr. Story Landis, hastanın “uyuşturmadan” acısını kesen yeni ilaç için “Düşünme, dikkat, koordinasyon ve sinir sisteminin diğer önemli işlevlerini sekteye uğratmadan patolojik ağrıyı yok ediyor” dedi. Diğer uzmanlar da bu yöntemin genel anesteziyi gereksiz kılabileceğini ve birçok ameliyatta hastaların uyanık kalabileceğini söyledi. Şu anda enjeksiyon yöntemiyle uygulanan ilaç, yakında hap şekline de getirilebilir. İlacın şimdilik en büyük sorunu, enjeksiyon anında verdiği yanma hissi ve etki süresi de kısa vadeli olarak acı tadı verdiği için kırmızı biber kapsaisini maddesi ne başka bir maddede ekleyerek acımtırak yerine tatlandırılmış ağrı kesici hapı piyasaya yakında sürülecek. Uzmanlar Maraş biberin birçok hastalığa iyi geldiğini yapılan testlerde acı biberin diğer hastalıklara da ne gibi tepki vereceği konusunda çalışmalar yapmakta..
KAHRAMANMARAŞ EN BÜYÜK 3. ABDULHAMİTHAM CAMİİ Çamlıca’ya yapılması planlanan camiye de ilham kaynağı olan Abdülhamit Han Camisi, 46 metre yüksekliğindeki kubbesi, 81 metre yüksekliğindeki 4 adet minaresi ve 46 bin metrekare kapalı alanıyla Adana’daki Sabancı ve Ankara’daki Kocatepe’den sonra Türkiye’nin 3. büyük camisi olma özelliğini taşıyor. 18 yılda 500 ustanın alın teri döktüğü cami, dünyanın farklı ülkelerindeki sanatseverlerin de ilgisini çekiyor. Hayırseverlerin yardımlarıyla tamamlanan ve geçen yıl ibadete açılan caminin iç mekanına işlenen hat sanatı ise görenleri adeta büyülüyor. Hat işlemesi, bin 800 günde tamamlanan camideki motifler, ortamın maneviyatına adeta ahenk veriyor. Külliye şeklinde inşa edilerek farklı sosyal imkanlara sahip olan cami, kendine özgü tasarımıyla dikkat çekiyor.
KAHRAMANMARAŞ ELBİSTAN Elbistan, Kahramanmaraş iline bağlı en büyük ilçedir. Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinin kesiştiği noktada yer alır. Şehir merkezinin nüfusu yaklaşık olarak 95.000’dir. TÜİK 2014 yılı nüfus sayımına göre tüm ilçe nüfusu köyleriyle birlikte 142.168′ dir.[2] İlçe sınırları Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde olup 2547 km² yüz ölçümüne sahiptir. Yaklaşık olarak 37 doğu meridyeni – 38 kuzey paraleli arasında bulunan Elbistan’ın kuzeyinde Darende ve Gürün ilçeleri, güneyinde Nurhak ve Ekinözü, doğusunda Malatya ili, Doğanşehir ve Akçadağ ilçeleri, batısında ise Afşin ve Göksun ilçeleri bulunmaktadır. Şehrin sosyo-ekonomik yapısına bakıldığında insanların çoğunlukla işçilik ve çiftçilik yaparak geçim sağlamakta oldukları görülür. Özellikle kırsal kesimlerde tarım büyük önem arz etmektedir.Şehir çok yakınından doğan ve ortasından geçen Ceyhan Nehri ile ünlüdür. Afşin- Elbistan termik santralleri Türkiye’nin elektrik üretimine önemli bir katkı sağlamaktadır. Şu anda mevcut olan iki santral toplam 17 milyar kwh elektrik üretmektedir. Bölgenin en Büyük şeker fabrikası olan Elbistan Şeker Fabrikası çiftçinin gözbebeğidir. 1993 yılında zamanın başbakanı Süleyman Demirel, muhtar Nuri Taphasanoğlu’nun ceketini imzalayarak “Elbistan İl Oldu” yazmıştı.. Aradan geçen yıllara rağmen Elbistan il yapılmadı. Verilen sözler, atılan imzalar uçup gitti 1970’li yıllardan beri il olma hayali ile yaşayan Elbistan halkı, bu hayalini gerçekleştirmek amacıyla çeşitli defalar birlik olarak bazı çalışmalarda bulunmuştu. 12 Şubat 1993 yılında bu isteğine çok yaklaşan Elbistan, heyette bulunan muhtar Nuri Taphasanoğlu’nun girişimleri ile sevinmişti. Zamanın başbakanı Süleyman Demirel, muhtar Taphasanoğlu’nun ısrarcı davranışları üzerine ceketinin arkasını imzalayarak; “Muhtarım, Elbistan il oldu” yazıp, altını imzalamıştı. 2014 Mart Ayında Kahramanmaraşın Büyükşehir Olması ile birlikte Elbistan Belediyesi Faal Duruma geçmiş hizmet 200 Kilometre uzaklıkta Büyükşehir Belediyesinden gelmek zorunda kalıp eksik hizmet vermekte olunca 24 Ekim 2014 Tarihinde Elbistanlılar tekrar il olma çabalarına STK “lar Siyasi Parti Temsilcileri ile birlikte “Bir Olalım İl Olalım” Platformu Kurdular , Yapılmakta olan Gölbaşı-Nurhak yolu (Kumlu Yolu) ile Elbistan güneydoğu illerinin batıya açılan kapısı olacaktır. Ayrıca Elbistan-Afşin-Sarız yolunun faaliyete geçmesi Elbistan’ın gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Elbistan 140.000’i aşan nüfusuyla ve içinde barındırdğı ticaret hacmi ve oluşan sermaye açısından Türkiye’nin 18 ilindenden daha büyük olan ancak il olamamış bir ilçedir. Büyükşehir merkez ilçeleri hariç tutulduğunda Türkiye’nin en büyük 22. ilçe merkezidir. Elbistan, tarihi çok eski dönemlere kadar uzanan bir şehir olup Osmanlı Devleti’ne son katılan beylik olan Dulkadiroğlu Beyliği’ne başkentlik yapmıştır. Beyliğin başkenti ancak 1507’de Elbistan’ın savaşta tamamen yakılmasından sonra Maraş’a taşınmıştır. Osmanlı padişahı II. Murat’ın annesi Emine Hatun Dulkadiroğlu beyi Nasreddin Mehmed Bey’in kızıdır.  Günümüzde çarşı yakınlarında bulunan eski Selçuklu hamamı civarında beylik sarayı kalıntıları bulunduğu bilinmektedir. İlçenin eski kasabası ve şimdi komşu ilçesi olan Ekinözü’nde bulunan doğal içme sularıyla çok çeşitli hastalıklara şifa dağıtılmaktadır. Yatırım potansiyeli olarak daha çok gıda üzerine yoğunlaşılmıştır. Besicilik gelişmiştir ve Türkiye çapında ünlü çoğu markaya et satışı yapılmaktadır. Elbistan Ovası, deniz seviyesinden yaklaşık olarak 1115 m. yükseklikte olup Türkiye’nin 4. büyük ovası olarak oldukça verimli bir arazi yapısına sahiptir. Bu nedenden dolayı tarım ve hayvancılık Elbistan’da çok ilerlemiştir. Türkiye’nin en kaliteli etinin Elbistan’dan çıkması da besiciliğin ne kadar ilerlediğinin bir göstergesidir. Selçuklu dönemi sonrası kurulan Anadolu Türkmen beylikleri devrinin 4 büyük beyliğinden biri olan Dulkadiroğulları beyliği , Dulkadirbey önderliğinde olup Alevi Türkmen beyliğidir.

Kaynak : http://www.bik.gov.tr/abdulhamit-han-camii-hat-sanatiyla-buyuluyor-haberi-14269/

http://www.haberkahramanmaras.com/haber-1227-Tarhana-nin-Bulunus-Hikayesi.html http://lezzetler.com/maras-dondurmasinin-sirri-vt26774 http://tr.wikipedia.org/wiki/Kahramanmara%C5%9F http://tr.wikipedia.org/wiki/Elbistan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.