Samsun

12472813_465913080270739_6567431400026236111_n

Samsun, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık on altıncı şehri. Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz Bölümü’nde yer alır ve bölgenin en kalabalık şehridir. On yedi ilçenin bulunduğu Samsun’un genel yönetimi Samsun Büyükşehir Belediyesi ve valilik tarafından sağlanmaktadır.Kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Ordu, güneyinde Tokat ve Amasya, batısında ise Çorum ve Sinop illeri ile çevrilidir.

samsun_605793 13177597_495699807292066_5990469959106738953_n

Karadeniz Bölgesi’nin eğitim, sağlık, sanayi, ticaret, ulaşım ve ekonomi açılarından en gelişmiş şehri olan Samsun kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerden olup “Karadeniz’in Başkenti” ve “Atatürk’ün Şehri” olarak tanıtılmaktadır. Karayollarıyla Karadeniz Bölgesi’ni İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’ne bağlayan Samsun aynı zamanda bir liman şehridir ve geniş hinterlandı ile bir lojistik merkezidir.

iYerleşim geçmişi MÖ 60000 yılına dek uzanan Samsun’a yerleşen ilk topluluk MÖ 5000-3500 arasında buraya gelenKaşkalardır. Kaşkaların ardından Hitit ve Amazon dönemlerini yaşayan şehir MÖ 1182 ile MÖ 546 yılları arasında sürekli el değiştirmiş ve bu yıldan itibaren Pers hakimiyetine girmiştir. Perslerin ardından Pontus, Roma, Bizans egemenliği gören Samsun bunların ardından bir Ceneviz kolonisi haline gelmiştir. Bu dönemde Danişmendliler Beyliği tarafından kuşatılan Samsun alınamamış ve şehrin hemen yanına “Müslüman Samsun” adıyla yeni bir şehir kurulmuştur.I. Mehmed dönemine dek iki Samsu943892_443768569151857_6584112681994856991_nn şehri de varlığını sürdürmüş, bu dönemde her iki şehir de Osmanlı Devleti topraklarına katılarak birleştirilmiştir.1422-1428 yılları arasında Osmanlı hakimiyetinden çıkan Samsun tekrar Osmanlı toprağı olmuş ve 1923 yılında Türkiye Cumhuriyetinin ilanına dek bu durumunu sürdürmüştür.

Türkiye’nin kurulmasına dek uzanan ve 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla başlayan sürecin başlangıç durağı olması nedeniyle özel bir konumu bulunan Samsun “19 Mayıs Kenti” olarak anılmakta ve 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca 1938 yılında resmî bayram ilan edilen 19 Mayıs günü 1926 yılından beri Samsun’da “Gazi Günü” adıyla kutlanmaktaydı. Mustafa Kemal Atatürk de 19 Mayıs’a verdiği önemi o günü doğum günü olarak kabul ederek göstermiştir.

Samsun Gezilecek Yerler – Tarihi Yerler

Yakakent

Yakakent-300x129

Samsun Yakakent ilçesinin eşsiz sahili ve doğası sebebiyle Yakakent Samsun’un incilerinden biridir. Şehirde yaşayan halk Yakakent’e gümenez demektedirler.

Yakakent (Gümenez) sahili: Bir tarafı orman bir tarafı sahil olan Yakakent plajları, lokantaları, otelleri, kafeteryaları ve hediyelik eşya satan yerleriyle daha bir güzel. Sahilde katmerlerin, gözlemelerin yapıldığı küçük büfeler ve semaver çay yapan yerler bulabilirsiniz. Yakakent Limanı ise ayrı bir güzellikte. Sinop sınırında olan Yakakent’ten Sinop merkez sanki denizin ortasında bir ada gibi gözüküyor.

Yakakent’e gittiğinizde Limanda Sinop tarafına doğru ilerledikçe doğanın eşsiz güzelliklerini göreceksiniz. Samsun gezinize sinop tarafından başlarsanız Yakakent’te gezmeden gitmeyin.

Akalan Şelaleleri

Akalan-Şelaleleri

Samsun-Bafra’da bulunan Akalan Şelaleleri, aynı ismi taşıdığı Akalan Köyü sınırları içerisindedir.

Büyüklü küçüklü tam 18 şelaleden oluşmaktadır ve çevresinin güzelliğiyle farklı bir dünyanın kapılarını aralar misafirlerine.

Şelaleler 15 metre yükseklikten düşmektedir. Çevresindeki bitki örtüsünün zenginliği arasında hem piknik yapılabilir hem de doğa sporları…

 

Kabaceviz Şelaleleri

Kabaceviz-Şelaleleri-300x199

Samsun’un tabiat harikalarından biri olan Kabaceviz Şelaleleri, il merkezine yaklaşık 32 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Tekkeköy ilçesine ise sadece 22 kilometre mesafede yer alır.

Kabaceviz Şelaleleri, üç aşamadan oluşuyor. Şelalelerin olduğu bölge turizm açısından önemli bir yere sahip. Çünkü burada dağcılık, trekking, foto safari yapılabiliyor. Bunların yanı sıra piknik yapma imkanı da bulunuyor.

Kabaceviz Şelaleleri’ne en güzel yolculuklar Mayıs ve Ekim ayları arasında oluyor. O dönemlerde yolunuz Samsun’da geçecekse Kabaceviz Şelaleleri’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Kabaceviz Şelaleleri’ne dostlarınızla gidecekseniz trekking yapabilir yada ailenizle birlikteyseniz güzel bir piknikle gününüzü taçlandırabilirsiniz.

İlk Adım Anıtı – Samsun Atatürk Anıtı

İlk-Adım-Anıtı

Samsun-Atatürk Bulvarı üzerindeki iskelede bulunan Atatürk’ün heykeli, şehrin simgelerinden biridir.

19 Mayıs 1919 yılında Atatürk’ün Bandırma Vapuru’ndan indiği iskelenin önünde bulunan İlk Adım Heykeli, Atatürk’ün doğumunun 100. yılında yapılmıştır.

Milli Mücadele’nin ilk yıllarında Samsun’a giden Atatürk’ün ilk adım attığı yer olan anıt, Mimar Seçkin Viter tarafından tasarlanıp yapılmıştır.

Şehir merkezinde dolaştığınız günlerde İlk Adım Anıtı’nı ziyaret edebilir ve anıtı ölümsüzleştirmek için fotoğraflayabilirsiniz.

Amisos Tepesi

Amisos-Tepesi

Samsun şehir merkezine 4 kilometre uzaklıkta olan Amisos Tepesi, Baruthane olarak adlandırılan bir noktada bulunmaktadır.

Amisos Tepesi yerli ve yabancı turistlerin en çok merak ettiği yerlerden biridir. Tepeye teleferikle çıkılması bu yolculuğu daha cazip kılar. Daha sonra bir tırmanışla ulaşacağınız Amisos, büyük ve bir o kadar büyüleyici manzarasını gözler önüne serer. Deniz ayaklarınızın altında, yeşillikler çevrenizdeyken keyifli anlar yaşamak kaçınılmaz… Amisos Tepesi’nde bol bol fotoğraf çekip renkli kareler yakalamak zamanınızı daha keyifli hale getirecek. Tepede aynı zamanda bir cafe de bulunmaktadır. Tepenin denize bakan kısmındaki ahşap yolda yürümek, şehrin kalabalığını çok uzaklarda bırakmak… Unutamayacağınız bir gün yaşamak için Amisos Tepesi sizleri bekliyor olacak. Samsun’un diğer turistik alanlarını ziyaret etmeyi de unutmayın.

Bandırma Vapuru Müzesi

Bandırma-Vapuru-Müzesi

2003 yılında ziyarete açılan Bandırma Vapuru müze gemisinin aslına uygun inşasına 2000 yılında başlanmıştır. Gemi 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarınıSamsun’a getirmesi ile önemlidir.

 

 

 

 

Samsun Ladik Akdağ Kayak Merkezi

Samsun-Ladik-Akdağ-Kayak-Merkezi

Samsun Ladik Akdağ Kayak Merkezi’nin zemini, eşine rastlanmayan bir yüzeye sahiptir. Bu durum gerek kayakçının çok daha rahat ve risksiz kaymasını gerekse karın yüzeyde çok daha fazla kalmasını sağlar.

Samsun Ladik Akdağ Kayak merkezinde 6 adet pist alanı bulunmakla birlikte pist uzunluğu 1600-3500 metre arasında değişmekte olup, telesiyej uzunluğu 1365 metredir. Son yıllarda kayak için çok fazla tercih edilen kayak merkezi özellikle Çorum, Amasya, Tokat gibi yakın illerden yoğun ilgi görmekte.

Dündartepe Höyüğü

Dündartepe-Höyüğü

1940-1941 yıllarında ilk arkeolojik kazıların yapıldığı Dündartepe Höyüğü, Samsun’un şehir merkezine sadece 3 kilometre uzaklıktadır.

Karadeniz’in bu yeşil şehrinde güzel bir gezi planlıyorsanız eğer Dündartepe Höyüğü gezi rotanızda mutlaka yerini almalı. Höyük, Öksürük Tepe olarak da adlandırılmaktadır. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda mühürler, heykelcikler, kemik ağırşaklar, silahlar ve maden buluntuları gün yüzüne çıkarılmıştır.

Samsun’un tarihi arasında yolculuk yaparken doğal güzellikler arasında kalan bu eski yerleşim alanını mutlaka ziyaret etmelisiniz.

KAYNAK:

https://www.facebook.com

https://tr.wikipedia.org

http://www.gezilebilecekyerler.com

Rize/Ayder Yaylası

Ayder Yaylası;Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı, dağlar ve yeşillikler arasında muhteşem bir güzelliğe sahip bir yayladır. Yayla; yüksek dağlar arasından uzayıp giden yol, tepelere yuvalanmış ahşap evler, yeşilin her tonunu bir arada barındıran ağaçlar ve içi içine sığmayan bir çocuk misali, dağların arasından durmadan akan bir dere ile tarifi imkansız doğal bir görsellik sunmaktadır.

_DSC0923

                                                                                                                         Ayder Yaylası Tarihi 

Ayder Yaylasının genelinde,  birbirinden ayrı evler, oteller, pansiyonlar görülmektedir. Derenin başlangıcı, Kaçkar Dağları’na kadar uzanmaktadır. Yaylada yeşilliği bozan bu yapıları protesto edercesine; Ayder Yaylası’nın göz bebeği Fırtına Deresinin adeta öfkesini haykırdığına şahit olunmaktadır.

                                                                                                                               

Ayder Yaylasında Gezilecek Yerler                                                                                                                                     

çamlıhemşinFırtına Deresi’nin hırçın sesi, Rize’nin vahşi doğası eşliğinde, bir labirentteymiş gibi adeta, kaybolmak mümkündür. Yetenekli bir ressamın elinden çıkmış bir tablo gibi karşınızda duran bu manzara ve doğal güzellikler; artık sadece yerel halk için değil birçok bölgeden turistler için de hizmete hazır, Türk turizminin önemli bir parçası olmaya başlamıştır. Ayder Yaylası’na yabancı turistler ağırlıklı olarak son beş yıldır gelmektedirler. Bu durumun sebebi, yabancıların “Kaçkar Şekeri” olarak adlandırdıkları Kaçkar Dağları’dır. Her ne kadar bölge yaz aylarında daha hareketli olsa da, kayak sporunu da icra etmek üzere Ayder Yaylası’na kış aylarında da çıkılması gerekmektedir.

11939641_768320319943561_383096850_n

                                                                                                                                      Ayder Yaylasında Ne Yenir?                                                                  Ayder Yaylasında konaklama, yeme içme, dinlenme ihtiyaçlarınızı karşılamak için otel, pansiyon, restoran ve kaplıcalar mevcuttur. (Buradaki kaplıcaların şifalı suya sahip olduğu söylenmektedir.)

Ayder Yaylasına Nasıl gidilir?                                                                         Ayder Yaylası Rize- Çamlıhemşin’e 19 km uzaklıkta bulunmaktadır. Bölgeye karayolu ile ulaşım oldukça rahat bir şekilde temin edilebilmektedir.

KAYNAK: http://www.gezilecekyer.org/

Sivas

YÜZÖLÇÜMÜ

Sivas İç Anadolu’nun doğusunda yer alan, Anadolu’daki tarihi İpek Yolu güzergahlarının kesiştiği bir yerde konumlanmış ve ünlü Kral Yolunun da geçtiği büyük bir ilimizdir. Sivas tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri, kaplıcaları ile turistlere ilginç tatil olanakları sunmaktadır.Genel_Bilgiler_001

İç Anadolu’nun yüksek platoları üzerinde başlayan ve doğuya doğru yükselen il alanı; kuzey, doğu ve güneydoğuda dağlık ve sarp bir kesimle son bulmaktadır. Ortalama yükselti 1000 metrenin üzerindedir. İlde Kuzey Anadolu sıradağlarının uzantısı olan Köse Dağları, Torosların kuzey kollarından Tecer Dağları ve İncebel Dağları, Akdağlar, Yama Dağı yer almaktadır. Uzunyayla ve Meraküm platoları, ayrıca
Kızılırmak, Kelkit, Çaltı vadileri önemli coğrafi oluşumlardır. Önemli akarsuları Kızılırmak, Kelkit Çayı, Tozanlı Çayı, Çaltı Çayı ve Tohma Çayıdır.

Sivas ilinin büyük bir kesimi yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve karlı geçen karasal İç Anadolu ikliminin etkisinde kalmaktadır. Fakat kuzeyde Karadeniz, doğuda Doğu Anadolu yüksek bölge ikliminin etkileri bulunmaktadır.

 

İKLİMİ

Sivas Çevre illere göre kendine has bir iklim karakterine sahiptir.

Çevresine göre bir mikroklima iklim bölgesindedir. Bu özelliği sağlayan temel faktörler şunlardır.

a) Çevre illere göre daha yüksek oluşu.

Genel_Bilgiler_002b) Kuzey rüzgarlarına açık oluşu.

c) Engebeli bir yapıya sahip oluşu.

ç) Yıl içinde değişen basınç farkı.

d) İl topraklarının farklı coğrafi bölgelerde yer alması.

Sivas’ta aralarında küçük farklar olmakla birlikte ana hatlarıyla karasal iklim görülür. Yazları çok sıcak ve kurak olup, yaz mevsimi oldukça kısadır. Kış ayları ise soğuk, uzun ve kar yağışlıdır.

Sıcaklık: Sivas İç Anadolu Bölgesi’nin en soğuk ilidir. Kış ayları dondurucu soğuk olup, kış ortalama sıcaklığı 0 C civarındadır. En soğuk ay ortalaması -4C olup, zaman zaman -36.4 C ‘ye düştüğü görülmüştür. Yaz aylarında sıcaklık genellikle 19 C üzerindedir. Ancak sıcaklığın 38C’yi aştığı görülür. Buradan da anlaşılabileceği gibi yıllık sıcaklık farkı 74 C gibi büyük bir fark gösterir.

Sıcaklık değerlerinin 0 C altında düştüğü gün sayısı ortalama 132 gündür.

Yağışlar: Karasal iklim özelliğine sahip olan Sivas’ta; yağışlar kış, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. Yazları genellikle kuraktır. Yıllık ortalama yağış miktarı 420 mm.dir.

Yağışların %22’si sonbahar, %36’sı ilkbahar, %32’si kış ve %10’luk bölümü yaz aylarında düşer. Kış aylarında sıcaklığın düşük olması nedeniyle yağışlar genellikle kar şeklinde diğer mevsimlerde yağmur şeklindedir. Yağışlı gün sayısı(Kar yağışları dahil) 105’tir. İlkbahar sonu yaz başlarında dolu yağışları da görülür. Dolu yağışlı gün sayısı ortalama 4 gündür. Kar yağışlı gün sayısı ortalama 30 gün olup, kar kalınlığı 20 cm civarındadır.

Basınç ve Rüzgarlar: Sivas çevresinde ortalama basınç 653.2 milibardır. En düşük basınç 634 milibardır. Sivas yaz aylarında bir alçak basınç merkezi olduğu için özellikle kuzey sektörlü rüzgarlara açıktır.

Yıl içinde Sivas yöresinde esen rüzgarların % 19.3’ünü kuzeybatıdan esen karayel, % 16.8’ini Kuzeydoğudan esen poyraz, %18.1’ini kuzeyden esen yıldız, kalan bölümünü ise muhtelif rüzgarlar oluşturur.

 

BİTKİ ÖRTÜSÜ VE DOĞAL HAYAT

Genel_Bilgiler_003
İklim ve yer şekilleri özellikleri bakımından Sivas doğal bir orman alanı olması gerekirken; yüzyıllar boyunca devam eden ormanların tahribatı yüzünden bugün Sivas çevresinde orman alanları fazla geniş bir yer tutmaz. İlin Koyulhisar bölgesi zengin çam ormanı ile kaplıdır. Şerefiye yöresi Koyulhisar çevresi kadar olmamakla birlikte önemli bir orman bölgesidir. Şarkışla-Yıldızeli sınırları içerisinde bulunan Ak Dağlar İç Anadolu Bölgesi’nin en önemli orman bölgesidir.

İlin geniş toprakları arasında fazla geniş bir yer tutmayan bu orman alanları dışında Sivas’ın asıl önemli bitki örtüsü (step) bozkırlardır.

İlkbahar ayında yağışlarla canlanan çoğunlukla boyları 20-25 cm’yi geçmeyen yaz aylarında yağış yetersizliği nedeniyle çoğunlukla kuruyup kaybolan bozkır bitkileri içinde kısa ömürlü olan çiğdem, navruz (kar çiçeği), gelincik, üvez türünden bitkiler yanında kuraklığa dayanıklı kökleri derine kadar inen keven, sığır kuyruğu, çoban döşeği, sütleğen, dağ yoncası, kekik, yavuşan gibi bitkiler geniş yer tutar. Ancak yakacak sıkıntısı çekilen kimi bölgelerde bu bitkiler yakacak olarak kullanıldığı için hızla azalmaktadır.

İlde ormanların azalmasından doğan yakacak odun ve kereste ihtiyacının karşılanması için kavakçılığa büyük önem verilmiştir. Özellikle Şarkışla, Zara, Divriği, Gemerek ve Yıldızeli’nde akarsu boyları söğüt ve kavak ormanı haline getirilmiştir.

Sivas İli, Coğrafi konumu itibariyle yabanil hayvan bakamından çok zengindir. İlin Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçit yeri oluşu, il topraklarının engebeli ve sarp olması yabanil yaşamı çeşitlendirir.

Divriği İlçesi ile bu ilçeye bağlı Danişment ve Sincan Bucaklarında; Zara ilçesi ile bu ilçeye bağlı Beypınar ve Bolucan bucaklarında , Yıldızeli ilçesinde, Suşehri ilçesi ile bu ilçeye bağlı Gökçekent bucağı’nda bol miktarda keklik ve tavşan bulunmaktadır.

Merkez ilçe, Ulaş, Kangal, Hafik ilçeleri ile Çukurbelen köyü çevresinde bol miktarda kanatlı av hayvanlarından; şahin, bıldırcın bulunmaktadır.

Hafik, Çukurbelen, Merkez ilçe, Seyfebeli yörelerinde sazlık ve bataklıklarda yaban ördeği, ildeki tüm göllerin çevresinde yaban kazları yaşamaktadır. Tödürge Gölü’ndeki iki küçük adacıkta turnalar yaşamaktadır.

Sivas’taki bütün akarsular ile Tödürge, Hafik, Lota ve Gürün Gökpınar Gölleri de bolca balık avlanan tatlı sulardır.

İlin iğne yapraklı ormanlarının yayıldığı Koyulhisar, Yıldızeli, Akdağlar, Zara ve Şerefiye yörelerinde bol miktarda yaban domuzu, tilki ve ayıya rastlanır.

DAĞLAR

Genel_Bilgiler_004

İldeki dağlar, III. Zamanda başlayan Alp Kıvrımlaşması sırasında Kuzey ve Güney Anadolu dağ sistemleri de belirginleşmiştir. Kuzey Anadolu Dağlarının güneye, Güney Anadolu Dağları’ nın kuzeye açılan uzantıları il alanının büyük bölümünü kaplamaktadır. 

Kuzey Anadolu sistemine bağlı dağlar; Kelkit Vadisi ile Kızılırmak Vadisi arasını doldurarak batı-doğu doğrultusunda uzanır. Tüm Güney Anadolu’yu batıdan doğuya doğru geçen Toroslara bağlı dağlar ise Şarkışla’dan başlayıp ilin ortalarına doğru sokulur. Bu iki sıranın dışında kalan ve genellikle tek tek yükselen dağlar, ilin ikinci derecede kabartıları durumundadır.

Köse Dağları: Kuzey Anadolu sıradağları’nın güneye açılan en önemli kollarından biri olan Köse Dağları, gerek yükselti, gerek uzunluk, gerek kapladıkları alan açısından Sivas’ın en önemli dağlarıdır. Yıldızeli’nde 2.537 m yükseltili Yıldız Dağı ile başlamaktadır. Doğuya doğru Asmalı Dağı (2.406), Tekeli Dağı (2.621 m), Köse Dağı (3.050 m) ve Kızıldağ (3.015 m) ile süren bu dağlara kimi kaynaklarda Kızılırmak Yayı Dağları, kimilerinde de Yeşilırmak Yayı Dağları denir. Bu yüksek sıra Doğu Anadolu Dağlarıyla birleşmektedir. Kuzeyde Kelkit Vadisine doğru yükseltisi hızla azalan Köse Dağları’nın büyük bölümü Karadeniz Bölgesi’nde kalmaktadır. Bu nedenle, Karadeniz ikliminin etkileri güçlüdür. Köse Dağları’nın kuzey yamaçları yer yer iğne yapraklı ağaçlarla, geniş yapraklılardan meşe ve menengiç ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır.

Tecer Dağları: Torosların kuzeye açılan bir kolu durumunda bulunan Tecer Daları, Gemerek-Şarkışla arasından başlar, kuzeydoğuya doğru geniş bir yay çizer ve Sivas-Kangal arasında Kulmaç Dağları adını alır. Huma Çayı Vadisi, Tecer Dağlarını ikiye ayırır. Kuzeydeki sıra çengelli, güneydeki sıra Deli Dağı adını alır. Bu iki sıra doğuya doğru uzanarak Doğu Anadolu dağlarıyla birleşir. Eskiden meşe ve ardıç ormanlarıyla kaplı olan bu dağ günümüzde seyrek ağaç kümeleri dışında çıplaktır.

Akdağlar: Kızılırmak Vadisi’nin batısından başlar. Kuzeydoğu yönünde uzanır. Sivas-Tokat ve Sivas-Yozgat sınırını oluşturur. Kalın Çayı ile Kızılırmak Vadisi arasındaki üçgen alanı bütünüyle kaplayan Akdağlar, fazla yüksek değildir. Kolay geçit veren; yavaş yavaş yükselen bir kütledir. Kuzeyden az da olsa Karadeniz iklimine açık olduğu için dağların yüksek kesimleri geniş ve iğne yapraklı ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar İç Anadolu Bölgesi’nin en önemli orman serisini oluşturur.

İncebel Dağları: Toros sistemine bağlı olan İncebel Dağları, Gemerek yöresinde Tecer Dağları’ndan ayrılır. Kızılırmak Vadisi’yle Gemerek-Şarkışla çöküntü oluğu arasını doldurarak kuzeydoğu yönünde uzanmaktadır. Fazla yüksek olmayan, aşınarak kütleşmiş bu sıra Kızılırmak’ın kollarınca parçalanmıştır. En yüksek dorukları, 1.712 m. Yükseltili Karayüce Tepe ile 1.789 m. Yükseltili Yücepınar Tepe’dir. Deniz etkilerine kapalı olan İncebel Dağları’nda iklim çok serttir. Bu nedenle genellikle bitki örtüsünden yoksundur.

Yama Dağı: Volkanik yapılı bir dağdır. Çatlı Suyu’nun kollarıyla sıkça parçalanmıştır. Divriği-Çetinkaya yöresinde çok sayıda yüksek plato tarafından kuşatılmıştır. Genellikle Çıplak; bitki örtüsü açısından fakirdir. Otsu bitki örtüsü bakımından zengin sahalara Malatya yöresinde rastlanır.

Sivas İlinde, bu dağların dışında tek tek yükselen çok sayıda dağ ve tepe vardır.

GÖLLER

Genel_Bilgiler_005

Sivas İlinde çok sayıda göl vardır. Ancak bunların bir bölümü alan, derinlik ve süreklilik açılarından pek önemli sayılmaz. Kuzey Anadolu Dağları ile Güney Anadolu Dağlarının birbirine yaklaştığı bir yöre olan Sivas il alanında kıvrılma ve yükselmeler sırasında bazı kesimler çöküntüye uğramıştır. Ayrıca, il alanında egemen durumda olan suya direnci az oluşumların erimesi ile çöküntü alanları ortaya çıkmıştır. Bu çöküntü alanlarında bazen sürekli, bazen geçici nitelikte göller oluşmuştur. İldeki göllerin başlıcaları şunlardır.

Tödürge Gölü: İl Merkezine 50 km uzaklıktaki Tödürge Gölü, Sivas-Erzurum karayolu yakınlarında Cencin Ovası’nın doğusundadır. Yüzölçümü 5 km2 olan Tödürge Gölü’nün derinliği ortalama 20 m, en çok 45 m’dir. Dipten ve çevreden kaynaklanan sularla beslenen gölde bol balık yaşamaktadır. 1980’lerin başında uygulanmaya başlanan projeyle gölün fazla suları Kızılırmak’a akıtılmaya başlanmıştır. Gölün doğusunda iki adacık vardır. Yabani yaşam açısından önemi büyük olan bu adacıklarda, kanatlı av hayvanlarından turna yaşar. Soyları tükenmek üzere olduğundan, turnalar koruma altına alınmış, avları yasaklanmıştır. Bu gölde su sporları yapılmaktadır.

Gürün Gökpınar Gölü: Suyu çok temiz ve duru olan Gökpınar Gölü, Gürün’e 10 km. uzaklıktadır. Doğal güzellikleri ve alabalıklarıyla ünlü olan göl; dipten gelen kaynaklarla beslenmektedir. Derinliği 15 m’yi bulan Gökpınar Gölü’nün fazla suları Tohma Çayı’na dökülür. Göl kıyısında motel ve gazino vardır. Gölde kayıkla gezilebilmektedir. Önemli mesire yerlerindendir.

İlde bu göller dışında, yağışlı mevsimlerde oluşup yazın kuruyan çok sayıda göller de vardır. Bunların başlıcaları, Merkez İlçe’deki Bostankaya, Suşehri’ndeki Gölova, Gürün’deki Aygı ve Merkez ilçenin Kozpınar Köyü’ndeki Acıgöl’dür.

Hafik Gölleri: Hafik yöresinde serpilmiş büyüklü küçüklü bir çok göl vardır. Bunların tümüne birden Hafik Gölleri denir. Bunlardan yalnızca biri önemlidir ve Büyük Hafik Gölü adıyla anılmaktadır. Hafik ilçe merkezinin kuzeybatısındaki bu gölün alanı 1 km2 dir. Derinliği ortalama 6 m olan göl, dipten kaynayan sularla beslenmektedir. Ortasında bir adacık olan gölde bol balık yaşamaktadır. Fazla suları Kızılırmak’a akan Büyük Hafik Gölü yörenin önemli mesire yerlerinden biridir.

Lota Gölleri: Hafik’in 3 km doğusunda, Sivas Erzurum karayolunun kuzeyindeki göller topluluğuna Lota Gölleri denir. İlkbahar yağışlarının başlamasıyla bu göller kabararak birleşir. Dipten gelen kaynaklarla beslenen ve derin olan lota göllerinde bol balık yaşar. Göllerin çevresi özellikle balık avcılarının sıkça geldiği yerler arasındadır.

İLÇELERİMİZ

Sivas ilinin ilçeleri; Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Doğanşar, Gemerek, Gölova, Gürün, Hafik, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışlı, Ulaş, Yıldızeli ve Zara’dır. 

Akıncılar: Sivas’a 210 km uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Hatipoğlu Camii, Bahattin Şeyh Türbesi, Yusuf Şeyh Türbesi, Doğantepe ve Erence köylerinde Bizans dönemine ait olduğu sanılan iki kaledir.

Altınyayla: Sivas’a 80 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Altınyayla Camiidir.

Divriği: Sivas’a karayolu ile 184 km, demiryoluyla 179 km uzaklıktadır. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (ilçe merkezindedir ve UNESCO’nun ‘Dünya Mirası’ listesinde yer almaktadır), Divriği Kalesi ve Kale Camisi, Kesdoğan Kalesi, edit Paşa Camii, Sitte Melik Kümbeti, Nurettin Salih Kümbeti, Naip (Gazezler) Kümbeti, Sinaniye Hatun Türbesi, Ahi Yusuf Türbesi, Pamuk Han, Burma Han, Mirçinge Hanı, Dipli Han, Aşağı Kilise, Yukarı Kilise, Erşün Kilisesi, Odur Kilisesi, Handere Köprüsü, Hüseyin Gazi Türbesi, Seyit Baba Türbesi ve ahşap işçiliğinin çok güzel örnekleriyle süslenmiş çok sayıda konak görülmeye değer tarihi eserlerdir.

Doğanşar: Sivas’a 95 km. uzaklıktadır. Ulu Camii, Kale Camii, Uzunbelen Hubyar Türbesi bu ilçededir.

Gemerek: Sivas’ın batısında yer almaktadır. Sızır Kasabasında Göksu Çayı üzerinde bulunan Sızır Şelalesi doğal güzelliğe sahiptir. Önemli tarihi eserleri; Merkez Camii, İnkışla Cami, İnkışla Hamzalı Cami, Çepni Cami, Şahruh Köprüsü, Sızır Kasabasında Eskiköy ören yeri, Karacaören ve Dendeliz Ören yeri kalıntılarıdır.

Gölova: Sivas’a 198 km uzaklıktadır. Gölova baraj gölü çevresi ve yaylalarıyla doğal güzelliğe sahiptir. Çobanbaba Türbesi bulunmaktadır.

Gürün: Sivas’ın güneyinde yer alamaktadır.İlçe merkezinde Ulu Camii, Kilise, 50’ye yakın suni mağara, Şuğul Vadisinde de 3 mağara vardır. Kaletepe, Yılanlı, Taşlı, Höyüklüyurt, Davul, İncesu, Böğrüdelik höyükleri tarihi eser tescillidir.

Hafik: Sivas’a 37 km. uzaklıktadır. Hafik Gölü, Lota Gölü, yaylaları ve doğal güzelliği olan yerdir. Önemli tarihi eserleri; Hükümet Konağı, Tuzhisar Kilisesi’dir.

İmranlı: Sivas’a 106 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eseri; Gogi Baba Türbesi’dir.

Kangal: Sivas’ın 86 km. güney-doğusundadır. İlçeye 13 km. uzaklıkta, Kavak Köyü mevkiinde bulunan Balıklı Kaplıca sedef hastalığını tedavi edici özelliği ile sağlık turizmi açısından çok önemli bir yerdir.

Koyulhisar: Sivas’a 180 km. uzaklıktadır. Eğriçimen, Kengercik,Arpacık, Sarıçiçek yaylaları doğal güzelliği olan yerlerdir. Önemli tarihi eserleri; Aşağı Kale (Kale-i Zir), Yukarı Kale (Kale-i Bala), Fatih Camii, Hacı Murat Hanı’dır.

Suşehri: Sivas’a 144 km. uzaklıktadır.Önemli tarihi eserleri; Balhatun Camii (Balkıs Hatun), Köse Süleyman Türbesi’dir.

Şarkışla: Sivas’a 81 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Aşık Veyse Müzesi, Ulu Camii, Hardal Köyü Camii, Kale’dir.

Ulaş: Sivas’a 37 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Acıyurt Köyü Camii, Şeyhderdiyar (Şeyh Mehmet Dede) Türbesi’dir.

Yıldızeli: Sivas’a 45 km. uzaklıktadır. Önemli tarihi eserleri; Şeyh Halil Türbesi, Akcakoca Köyü Türbesi, Banaz Köyü Türbesi, Kümbet Köyü Kalesi, Akçakale Kalesi’dir.

Zara: Sivas’a 72 km. uzaklıktadır. Tödürge Gölü doğal güzelliği olan yöredir. Önemli tarihi eserleri; Halil Rıfat Paşa Köprüsü, Tekke Köyündeki Samut Baba Kümbeti görülmeye değer tarihi eserlerdir. İlçede ayrıca Meydan Cami, Kuşçu Köyü Cami, Şeyh İbrahim El Aziz Cami, Demiryurt Cami, Acısu Köprüsü, Şeyh Merzuban Türbesi, Pir Gökçe (Pir Göcek) Türbesi, Demiryurt Mağaraları görülmeye değer yerlerdir. İlçe sınırları içinde Oyuklu Höyüğü, Lafçılar Ağılı Höyüğü, Kültepe ve Tepecik Höyükleri vardır.

Genel_Bilgiler_006

Sivasspor

Sivasspor, 9 Mayıs 1967 tarihinde Sivas’ta kuruldu. 2004-05 sezonunda 1. Lig’de şampiyon olarak Süper Lig’e yükseldi. O sezondan beri Süper Lig’de mücadele etmektedir. Takımın teknik direktörlüğünü Mesut Bakkal yürütmektedir. Kulüp futbol dışında Bilardo, Atlı Cirit ve Briç branşlarında hizmet vermektedir.

Sivasspor Tarihçe:
1967 Öncesi Tarihi
Resmi kayıtlara göre Sivasspor’un kuruluş yılı 9 Mayıs 1967’dir. Oysa spor (Futbolun yanı sıra Atletizm, Binicilik, Atıcılık ve Voleybol) kulübü olarak Sivasspor, “Sivas’in Bağdat Caddesi’nde, gençliğin bedeni gelişimine katkıda bulunmak…” amacıyla olmak üzere 14 Nisan 1932 tarihinde kurulmuştur.

 

 

KAYNAK: http://www.sivas.gov.tr

 

Siirt/Kayhan

İlçe topraklarında eski medeniyetlere ait yerleşim kalıntıları (Erzen, Zokarno ve Bemheri gibi) olmasına rağmen, ilçenin tarihi hakkında net bilgiler mevcut değildir. Tarihi kayıtlara göre 16. yüzyıl başlarında Şerefhan Beyliği toprakları içinde kalan yöre, 1514 Çaldıran Savaşı’ndan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bugün ilçe merkezi olan Kurtalan şehrinin tarihi idari yönetim olarak pek eskiye dayanmamaktadır, ancak bölge yerleşim olarak çok eski tarihlerden bu yana varlığını korumuştur. Günümüzden yaklaşık olarak 100-150 yıl önce, Oyacık (Telan) köyünün Gedikbaşı (Bataş) Mahallesinde ikamet eden Farooğulları Aşireti’nin üyeleri tarafından kurulduğu sanılmaktadır.

20080610104542_ehir_merkezi3

Bilinmeyen bir nedenle köylerinden göç eden 3-5 aile Zengan Tepesinin eteğindeki derenin her iki yakasına yerleşerek, bugünkü Kurtalan şehrinin temeli olan Misriç Köyünü kurmuşlar. Osmanlı Devleti zamanında Misriç Köyünün de içinde bulunduğu yöre “Garzan” olarak bilinmekteydi. Garzan, Siirt vilayetinin bir ilçesi durumundaydı. İlçe merkezinin yeri çeşitli nedenlerle birkaç defa değiştirilmiştir. 1904 yılında Beşpınar (Alenz) köyüne taşınan ilçe merkezi, bir yıl sonra bilinmeyen bir nedenle Beykent Köyüne, daha sonra Kayabağlar (Zokayt) köyüne, oradan da Saipbeyli (Beybo) köyüne ve daha sonra da Garzan Beylerinin etkisiyle Yanarsu (Zok) köyüne taşınmıştır. 1938 yılına kadar Zok köyünde bulunan ilçe merkezi, Zok köyünün diğer köylere uzaklığı, merkezi konumda olmayışı ve demiryolu yapımı neticesiyle, bu yolun son durağı haline gelen Misriç köyüne taşınma isteği gibi nedenlerden dolayı, 1 Haziran 1938 tarihinde çıkarılan bir kanunla ilçe merkezinin Misriç köyüne taşınması ve ilçe merkezi ile idari yapının adının “Kurtalan” olarak değiştirilmesi kabul edilmiştir. Aynı kanunda eski ilçe merkezi olan Zok köyünün adının Yanarsu olarak değiştirilmesi ve buranın Kurtalan ilçesine bağlı bir bucak merkezi haline getirilmesi de kararlaştırılmıştır. İlçe merkezi fiilen 1944 yılında Kurtalan’a taşındı.[3]

Bozhöyük (Siirt/Kurtalan): Çağdas Bozhöyük Köyü, Kalkolitik çağdan kalma bir yerleşiminin üzerine kurularak, altında kalan yaklaşık 7000 yıllık kültür katmanları tahrip edilmiştir.

Çayırlı (Siirt/Kurtalan) : İlk olarak Kalkolitik çağda yerleşilen höyük, günümüzde de iskan edilmektedir. Çayırlı köyünün evleri, yerleşimin neredeyse tüm yamaçlarını kaplamıştır. Batısı ise oldukça dik bir yamaç olduğu için, imar faaliyetleri bu alanda sürdürülememiştir. Höyük üzerinde, evlerin su ihtiyacını karşılamak için, köy hizmetlerinin yaptırdığı bir su deposu, yol ve iki adet telefon direği mevcuttur.

1434

Kültürü

Tarihsel ve kültürel olarak medeniyetin beşiği olarak bilinir. Kurtalan halkı misafirperverliğiyle övünür. İlçenin gelenek ve görenekleri yörede yaygın olan kültürden esinlenmiştir.

Coğrafi Konumu

Kurtalan ilçesi, yurdumuzun yedi coğrafi bölgesinden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinin, Dicle Bölümünde yer alır. İdari bakımdan Siirt İlinin bir ilçesi statüsünde olan Kurtalan’ın doğusunda Siirt Merkez İlçe, batısında Beşiri İlçesi, güneybatısında Hasan keyfİlçesi, kuzeyinde ise Baykan İlçesi bulunmaktadır. Haydarpaşa-Kurtalan demiryolu hattının son istasyonu durumundaki ilçe merkezi, Siirt’i Batman’a ve dolayısıyla Diyarbakır’a bağlayan kara yolunun da üzerinde bulunur.

Coğrafi Yapısı

669.25 kilometrekare yüz ölçüme sahip olan ilçede, 2012 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 56.740 kişi sayılmıştır. Kilometrekareye 84 kişi düşmektedir.(Bu sayı Türkiye ortalamasının altındadır.) Toplam nüfusun 30.087’si ilçe merkezinde, geri kalan 26.653’ü ise köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Köy ve kasaba nüfusu önceki iki yıla göre düşmüştür.

İlçe arazisi, umumiyetle dalgalı, arızalı, çıplak sırtlarla vadilerden; yer yer genişçe düzlüklerden ibarettir. Kaynağını Sason Dağlarından alan Garzan Çayı ve kolları, geniş vadileri sulu tarıma uygun alanları teşkil ederler. Güneyde Beşiri ilçesi ile doğal sınırı teşkil eden iki önemli yükselti vardır: Biri 1530 m. yüksekliğindeki Dilek Tepesi(Kozdağ), öbürü ise 1050 m. yükseltili Garzan Dağıdır. Garzan Çayı, Başur ve Reşan Çayları Kurtalan’ın önemli akarsularıdır. Reşan Çayı ve Garzan Çayı, Çattepe Köyü yakınlarında birleşmektedir. Ekinli ve Yayıklı Köylerinde birer sulama göleti bulunmaktadır.

Yazların sıcak ve kurak kışların nispeten ılık geçtiği ilçede en fazla yağış ilkbahar mevsiminde düşmektedir. Yağışların genellikle yağmur şeklinde olduğu ilçede kışın kar yağışları da görülmektedir. Karın yerde kalma süresi 20 günü aşmamaktadır. Bugüne kadarki en düşük kış sıcaklığı -18.5 derece, en yüksek kış sıcaklığı 19,5 derece, en düşük yaz sıcaklığı 5,5 derece ve en yüksek yaz sıcaklığı 43,5 derece olarak ölçülmüştür. Sıcaklığın çok yüksek değerlerde seyrettiği yaz aylarında, buharlaşmanın da şiddetine bağlı olarak kuraklık görülmektedir. İnsanlar temel ihtiyaçları için gerekli olan suyu bile çok zor temin etmektedir. Kurtalan’ın içinde bulunduğu alanın 400-500 metre derinliğe kadar dolgu olması yüzünden yağışla gelen suyun dibe sızması ve suyu tutacak ormanların olmayışı kuraklığı arttıran diğer nedenlerdendir.

Eğitim ve Kültür

Kurtalan’da 69 İlkokul, 24 Ortaokul, 8 Lise, 4 Anaokulu, 1 Öğretmen Evi ve Akşam Sanat Okulu, 1 Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu olmak üzere toplam 107 okul bulunmaktadır.

Nüfus

Yıl Toplam Şehir Kır
1965[5] 29.206 3.422 25.784
1970[6] 32.456 6.097 26.359
1975[7] 36.413 7.001 29.412
1980[8] 44.193 10.442 33.751
1985[9] 47.756 12.352 35.404
1990[10] 47.035 17.295 29.740
2000[11] 53.521 24.865 28.656
2007[12] 55.076 27.561 27.515
2008[13] 56.282 28.004 28.278
2009[14] 56.277 28.332 27.945
2010[15] 56.112 28.679 27.433
2011[16] 56.896 29.622 27.274
2012[17] 56.740 30.087 26.653
2013[18] 57.419 30.768 26.651
2014[19] 58.033 31.652 26.381
2015[20] 58.343 32.108 26.235

Kaynak:www.memleketim.com

Gençlik, Aydın’dan Ata’ya Cevap Verdi

Efeler Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı öncesi hazırladığı videoyu paylaştı.

genclik-aydin-dan-ata-ya-cevap-verdi-8448417_x_o

Efeler Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı öncesi hazırladığı videoyu paylaştı.

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından hazırlanan klipte 27 genç, “Gençliğin Ata’ya Cevabı” konulu şiiri okudu. Önemli gün ve bayramların hafızalarda canlı kalması için çalıştıklarını söyleyen Efeler Belediye Başkanı M. Mesut Özakcan, “Belediye olarak daha önce de buna benzer sosyal projelere imza attık. Özellikle milli bayramlarımızın hafızalarda canlı kalmasını istiyoruz. Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu unutmamak adına böyle çalışmalar yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

 

KAYNAK:http://www.haberler.com

Antalya/Alanya

Alanya, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’deki Antalya iline bağlı bir turizm ilçesidir. Şehir merkezine uzaklığı 132 kilometredir. Türkiye’nin güney sahillerinde bulunan Alanya, 1.598,51 km2‘lik bir alana sahiptir ve nüfusu (2014 nüfus sayımına göre) 285.407’dir.

Alanya ilçesi idari olarak Antalya iline bağlıdır, Alanya Belediyesi ve ilçesi de Antalya Büyükşehir Belediyesi sorumluluk alanına girmiştir. Alanya’ya 45 kilometre mesafede bulunan Alanya Gazipaşa Havalimanı 2012 yılında faaliyete geçmiştir.

Stratejik konumu bakımından Akdeniz’in kıyı kesimlerinde küçük bir yarımada şeklindedir. Kuzeyinde Toros Dağları uzanır. Alanya tarih boyunca, , Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi imparatorluklar için Akdeniz’de önemli bir kale vazifesi görmüştür.Selçuklu zamanında, I. Alaeddin Keykubad yönetimi altındaki bölge, jeopolitik bir önem kazanmıştır. Şehrin bugünkü sembollerinden Kızıl Kule, tersane ve Alanya Kalesi bu dönemde yapılmıştır. 

                                                  250px-Alanyafromcastle

Tarım

Seracılık ve narenciye üretimi bölgenin sıcak ikliminden dolayı son derece gelişmiş tekniklerle yapılmaktadır. Üretilen ürünlerin bir kısmı sadece Alanya’ya hastır. Bunların başında avokado ve muz gelir. Alanya muzunun boyutları yaklaşık ithal muzunkiyle aynıdır ve ithal muzdan daha tatlıdır.

200px-DSC04706

Turizm

Alanya, ülke turizminde önemli paya sahiptir. 1980’li yıllarda başlayan turizm atılımı sayesinde şehir, bugünkü halini almıştır. İlk başlarda apart otellerin yoğun olduğu ilçede, günümüzde 1.000 kişi kapasiteli tesislerden 3.500 kişi kapasiteli devasa tesislere kadar pek çok çeşit ve türde turistik tesis mevcuttur

imgres

Slogan

  • “Türk Rivierasının İncisi”
  • “Tatil Metropolü Alanya”
  • “Güneşin Gülümsediği Yer”
  • “Dünya turizm cenneti Alanya”
  • “Bir Alanyamız var.

images

 Kaynak : https://tr.wikipedia.org/wiki/Alanya

 

 

 

Nazilli/Aydın

Nazilli, Ege Bölgesi’nde Aydın ilinin en büyük nüfusa sahip olan ilçesidir. Aydın-Denizli Karayolu (E-87 Karayolu), İzmir-Denizli demiryolu üzerinde, Efeler ilçesine 45 km, Denizli’ye 81 km uzaklıkta bulunmaktadır.

Tarihçe 

Nazilli, Ege Bölgesinin en eski yerleşim merkezlerin­den birisidir. İlçe merkezinin ilk yerleşim yeri hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Ancak Karya bölgesinde kalan Menderes Vadisine Luviler’in yerleştiği bilinmektedir.

Bu bölgede ilk yerleşim merkezi Lidyalıların kurduğu antik Mas tavra kentidir. O dönemlerde bölgenin batısındaki İyonya kentlerinin ekonomik alanda gelişmesi ve kentin Ege ve Önasya ülkeleri arasındaki ticaret yolu (Hierapolis-Tripolis-Mas Tavra-Nysa-Tralleis-Magnesia-Efes) üzerinde bulun­ması Nazilli yöresinin önem kazanmasına ve gelişmesini sağladı. İlçedeki tren istasyonunun Türkiye’nin ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın hattının üzerinde olması da ilçenin hızla nüfuslanmasını sağlamıştır. Ayrıca 1937 yılında Atatürk’ün açılışını yaptığı Nazilli Sümerbank Fabrikası Türkiye’nin ilk basma fabrikasıdır. Ancak bu fabrika 2002 yılında kapatılmış ve yerleşkesi Adnan Menderes Üniversitesi’ne devredilmiştir.nazilligentrr

Tarım

Arazi varlığı, coğrafi konumu, iklim koşulları, su kay­nakları ve toprak yapısının uygunluğu Nazilli’de tarım ürün­leri ve bitkiler açısından büyük bir çeşitlilik ve zenginlik gös­terir. Öyle ki özel iklim koşulları gerektiren çay ve bir­kaç tarım bitkisinin dışında Türkiye’de yetişen diğer bitkiler Na­zilli’de de üretilir. Nazillinin güneyinde bulunan ve Menderes Irmağı ile beslenen Nazilli Ovasında ağırlıklı olarak pamuk, yonca ve mısır üretilir. Aynı zamanda Nazilli dağ köyleri, kestane, incir ve zeytinin en iyisini yetiştirmekle meşhurdur.

Kültür

Kar Helvası olarak adlandırılan ilçeye bağlı Bozdoğan yerleşkesinin Madran Dağı’ndan getirilen kar ve şerbet ile yapılan özgün yaz içeceği diğer güney yörelerinin benzer içeceklerini andırır. Ayrıca, Nazilli Pidesi olarak adlandırılan kıymalı, kaşarlı, peynirli, yumurtalı, otlu, kuşbaşılı, karışık ve tahinli çeşitleri bulunan pide çeşitleri de yöreye özgüdür.

KAYNAK:

https://tr.wikipedia.org

 

Antalya Geyikbayırı Bir Tırmanış Cenneti

Güven duygusu kaya tırmanışının belirleyenidir. Sporcu göğe uzanıp giden dik duvar boyunca adım adım yükselirken hayatını aşağıda emniyetini alan takım arkadaşına emanet eder. Ellerinde sıkıca tuttukları ip onları hem birbirlerine, hem yaşama bağlar. Çok az spor dalında ortaklık duygusu ve dayanışma bu derecede önem taşır. Tırmanışı bu kadar özel yapan şey belki de budur.

Dışarıdan bakınca ilk olarak öndeki tırmanıcıyı görürüz ama onun bu baş döndürücü hamleleri yapmasını sağlayan, o sırada göz önünde olmayan emniyetçidir. Karışık ve zor solo tırmanış teknikleri olsa da kaya tırmanışı aslında bir takım işidir ve genellikle iki kişiyle yapılır. Önce biri tırmanır, diğeri emniyet alır; ardından roller değişir.

geyikbayirinda-tirmanis-senligi

Antalya il sınırlarındaki Geyikbayırı mevkiinde, bu kaya tırmanışı cennetinin rotalarından birinde dikkatle yukarı yükseliyorum. Bu heyecanı, aşağıda benim güvenliğimi sağlayan Öztürk Kayıkçı ile birlikte paylaşıyoruz. Düğümler, emniyet alma malzemeleri ve o güven duygusu bizi birbirimize bağlıyor. Kayalıktaki en küçük girinti ve çıkıntıyı bile hissetmeye, parmaklarım ve ayaklarımın ucuyla onlara tutunmaya çalışıyorum. Tırmanış konusundaki gerçek ustalar, inanılmaz bir süratle etrafımda gezinen sincaplar aslında. Ama onların tek derdi boz pırnalların ve kermes meşelerinin palamutlarını almak için toprak zemine ulaşmak ve saklamak için tekrar kayaya, yuvalarına dönmek. Gündelik hayatın her türlü ayrıntısından uzağım. Bu yükseklikte sadece rüzgârın uğultusu ve dört bir yanda uzanan ormandan yükselen kuş sesleri duyuluyor.

Nihayet rotayı tamamlıyor ve kayalıkların üzerine çıkıyorum. O andan itibaren dünya ile bağım tekrar kuruluyor. Duyularım devreye giriyor; yeniden duymaya, görmeye, hissetmeye başlıyorum. Kekiklerin kokusu burnumu dolduruyor. Öztürk, beni gökyüzünden yeryüzüne sağ salim indirmeden önce doya doya manzarayı seyrediyorum: Altımda uzanıp giden, yeşilin her tonunun kaynaştığı ormanlar ve Geyik Sivrisi muhteşem görünüyorlar. Çok geçmeden inişe geçiyorum. Birazdan yer değiştireceğiz, sabırla göğe yükselen Öztürk olacak ve ben de aşağıda onun emniyetini sağlıyor olacağım…

Geyik Ormanı
Geyikbayırı, Antalya merkez ilçenin sınırları içinde kalan, Beydağları’nın önemli zirvelerinden Geyik Sivrisi’nin eteklerinde. Dağın Geyikbayırı’na bakan bölümü kızılçam ormanlarıyla kaplı. Yöredeki köylüler eskiden dağda çok sayıda “geyik” olduğunu ama zamanla azaldıklarını anlatıyor. Geyik dedikleri dağkeçisi (Capra aegagrus) günümüzde koruma altında ve avlanması yasak.

antalya-geyikbayırı

Antalya’da yaşayanlar ve ziyaretçiler için Geyikbayırı doğal güzellikleriyle ve çeşmeleriyle dikkat çeken, il merkezinin yanı başında bulunan cazip bir soluklanma mekânı. Ama Toros Dağları’nın bu çarpıcı köşesi aynı zamanda tırmanış sporu açısından dünya çapında önem taşıyan, ünü giderek yayılan gerçek bir hazine. Geyikbayırı, Avrupa’da kış aylarında tırmanış yapılacak en önemli üç, dünyada ise 10 merkez arasında gösteriliyor. Türkiye’nin en büyük ve en önemli kaya tırmanış bahçesi Geyikbayırı’nda rota sayısı çoktan bini geçmiş durumda, kaça kadar çıkacağını ise kimse kestiremiyor. Farklı eğim, yükseklik ve zorluk derecesindeki parkurlar her seviyedeki kaya tırmanışçısına hitap ediyor.
Beydağları’nın önemli zirvelerinden Geyik Sivrisi’nin hemen karşısındaki bu kayalık alan, adını Antalya il merkezine 26 kilometre uzaklıktaki Geyikbayırı köyünden alıyor. Köy, tırmanışa gelenler için önemli bir merkez, buraya yerleşip kalıcı olan sporcuların sayısı da giderek artıyor.

Kayalıklar, tektonik hareketler sonucu şekillenmiş. Düşey faylar sonucunda oluşan kaya duvarlarının uzunluğu yaklaşık dört kilometre; yükseklikleri ise 15 ve 50 metre arasında değişiyor. Kaya yapısı ağırlıklı olarak kireçtaşı ama yer yer konglomeraya da rastlanıyor. Kireçtaşı oldukça sağlam ama tırmanıcıların konglomerayı oluşturan çakılların yerinden çıkma ihtimaline karşı dikkatli olması gerek.

Geyikbayırı’nın kaya tırmanışı, diğer bir ifadeyle spor tırmanış için taşıdığı potansiyel, 2000 yılında Metin Yılmaz ve Öztürk Kayıkçı tarafından keşfedildi. Deneyimli tırmanışçılar hiçbir karşılık beklemeden kayalıklarda rotalar açtı, yemyeşil ormanların arasına serpiştirilmiş kaya blokları bu spora ilgi duyanların yeni gözdesi oldu. Kendilerini adeta bu spora adayan Öztürk ve Züleyha Geels Görkem, yıllar boyunca Geyikbayırı’nın bir tırmanış coğrafyası olarak gelişmesi ve tanınması için çaba gösterdi. Emekleri sonuç vermiş gibi görünüyor, Geyikbayırı her yıl Türkiye ve dünyadan çok sayıda kaya tırmanışçısını kendine çekiyor. Son yıllarda bazı firmalar da buradaki tırmanış faaliyetlerini desteklemeye başladı. Bunların başında The North Face geliyor.

Kocaeli’deki Ballıkayalar Kanyonu, Ankara’daki Hüseyingazi Kayalıkları ve diğer birkaç merkez, Geyikbayırı’nın öne çıkmasından önce Türkiye’deki başlıca tırmanış mekânlarıydı. İmkânı olan sporcular yurtdışına çıktıklarında da farklı tırmanış rotaları deneyebiliyordu. Türkiye’de tırmanış daha çok dağcılık faaliyetleri dahilinde, geleneksel tırmanış yöntemleriyle yapılıyordu. Bu stil ise birçok malzeme ve çaba gerektiriyordu, dolayısıyla tırmananların sayısı çoğalamıyordu. Spor tırmanış ise çok az malzeme, dağcılık için gerekenden daha az zaman gerektirir ve çok daha geniş bir kitleye hitap eder. Geyikbayırı’nın keşfi, Türkiye’de sportif kaya tırmanışının gelişimi açısından önemli bir aşama oldu.KHJGH

Kaya tırmanışı, dünyada 1900’lerin ortalarından itibaren kendi başına bir spor dalı olarak kabul edilmeye başladı. Bu tarihlerden önce dağcılığın bir alt kolu olarak görüldü, dağların geçit vermediği zamanlarda vücudu formda tutmak amacıyla yapılan bir faaliyet sayıldı. Günümüzde kaya tırmanışı yapanların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Birçok ülkede federasyonu bulunan spor tırmanış, yakında olimpik bir spor dalı haline de gelecek. Kapalı alanlarda yapay duvarlarda yapılan tırmanış, doğada dik kayalıklarda icra ediliyor; tecrübeli rota açıcıların çelik dübeller ya da kimyasal yapıştırıcılar kullanarak sabitlediği noktalara karabinler yardımıyla emniyet alınarak tırmanılıyor.

Yerçekimine meydan okumak, gökyüzüne doğru adeta bir merdivene tırmanır gibi yükselmek dışarıdan bakınca korkutucu olabilir ama birçok insan bu sporu bisiklet, rafting, yamaç paraşütü, mağaracılık, buz tırmanışı ve benzerlerinden daha emniyetli buluyor. Çünkü her zaman bir ip vasıtasıyla emniyete alınmış durumda ve hayata bağlısınız. Özel olarak üretilmiş malzemeler, doğru kullanıldığında tonlara varan yüklere rahatlıkla dayanıyor. Size sadece malzemelere ve emniyetinizi alan kişiye güvenerek gökyüzüne doğru yükselmek kalıyor. Artık birçok ülkenin okullarında kas gelişimini artırmak, problem çözme becerisini yükseltmek ve diğer sporlara alternatif yaratmak amacıyla yapay kaya tırmanış salonlarına yer veriliyor. Çok sayıda spor salonu da bir köşeye yapay tırmanış duvarı ekliyor.

Dünyanın birçok köşesinde uygun coğrafi yapıya sahip şehir ve kasabalar kaya tırmanışını doğa turizminin en önemli branşı olarak görüp destekliyor.

Son on yılda Türkiye’deki üniversiteler de yapay tırmanış duvarları yapıyor. Türkiye’de başlıca doğal kaya tırmanış merkezleri ise şöyle: Antalya Geyikbayırı ve Olympos; Adana Çakıt ve Anavarza; İzmir Kaynaklar; Manisa Sarıkaya; Denizli Kelkayalar; Niğde Kazıklı Ali Kanyonu ve Cimbar; Eskişehir Karakaya; Bursa Narlıdere; Kocaeli Ballıkayalar; Adapazarı Geyve; Bilecik Gölpazarı ve Pelitözü; Muğla Faralya ve Dalyan.

Geyikbayırı’nın kısa sürede bu kadar sivrilmesinin nedeni coğrafi yapısının uygunluğu, parkur zenginliği, Antalya gibi kolay ulaşılabilir bir merkeze olan yakınlığı. Bunlara, yörenin doğal güzelliklerini de eklemeli. Çünkü burada sporcular yemyeşil bir doğanın kucağında tırmanış yapıyor: Kızılçamlar, uzun palamutlarıyla rahatlıkla ayırt edebileceğiniz boz pırnallar, sapları ve yaprakları daha dikensi kermes meşeleri, çoğumuzun kahvesini bildiği ama yöre insanının taze filizlerinin şifalı olduğuna inandığı menengiçler, siyahımsı meyveleriyle akçakesmeler, yabani zeytinler, su kenarlarını tutmuş doğu çınarları, meyveleri pastaları süsleyen yabanmersinleri… Daha yükseklerde ise sedirler, karaçamlar, boylu ve kokulu ardıçlar, çalıdan boyluca tespih ağaçları, peruk çalıları ve daha niceleri bulunuyor.

Ayrıca Geyikbayırı’nda tırmanış yaparken bir kızılgerdanın meraklı gözlerle sizi izlediğini fark ediveriyorsunuz. Tepenizde uçan kaya kırlangıcı, tıpkı sizin gibi kayalara tırmanmaya çalışan ama bunu tutamakların üzerinde kolayca sekerek yapan kaya sıvacı, meşelerin arasında yiyecek arayan ispinoz, menengiçlerin ve zeytinlerin arasında daldan dala konan baştankara, sessizliği yırtarak şakıyan alakarga, karatavuk ve diğer kuşlar size eşlik ediyor.

173-1748x1166

Tüm hazırlıklarınızı yaptıktan sonra geriye bu özel coğrafyayla bir olmak, doğayla kaynaşmak, maceraya dalmak kalıyor. Rehber kitaptan rotanızı seçiyor ve ortağınızla rotanın altına ipinizi seriyorsunuz. Muhtemelen sağınızda ve solunuzda sizinle aynı heyecanı taşıyan diğer tırmanıcılar var. Sihirli anlar da o zaman başlıyor. Ağır ağır ekipmanları kuşanıyorsunuz. Önce emniyet kemerini belinize sarıyor, ardından sürtünmeyi artıracak ve terleyen ellerinizin kuru kalmasına yardımcı olacak magnezyum dolu torbayı belinize geçiriyorsunuz. Tecrübeli tırmanıcıların rotaları oluşturmak için daha önceden yerleştirdiği bolt sayısı kadar ekspresi kemerinizdeki tokalara alıyorsunuz. Bedeninizdeki gerilim yavaş yavaş yükseliyor, kalbiniz biraz daha hızlı çarpmaya başlıyor. Derin nefeslerle sakinleşmeye çalışıyorsunuz. Çünkü sakin kalabilmek ve konsantre olmak, rotayı bitirebilmenizin anahtarları. Her şey hazırsa, hiç tırmanmamış insanların anlamakta çok zorlandığı, göze çok küçük görünen ayakkabılarınızı giyip kayanın girinti ve çıkıntılarını kavrayarak yükselmeye başlıyorsunuz…

İnsan, Geyikbayırı’nın rotalarıyla ilk kez karşılaştığında bu kaya yüzlerine tırmanmanın gerçekten mümkün olup olmadığını merak ediyor. Yerkabuğunun griden kızıla çalan dümdüz duvarları şaşkınlık ve hayranlık uyandırıyor. Ama tırmanıcı olarak deneyim kazandıkça bu spor bir yaşam biçimi halini alıyor. Geyikbayırı köyünün sakinleri de artık tırmanışın yöreye ekonomik ve kültürel açıdan katkı sağladığını daha iyi görüyor. Geyikbayırı her 29 Ekim’de, Cumhuriyet Bayramı’nda düzenlenen kaya tırmanışı şenlikleriyle hareketleniyor. Noel ve paskalya tatillerinde yurtdışından gelen tırmanıcıların sayısı da artıyor. Yabancı tırmanıcılar yeni rotaların açılmasına katkıda bulunurken beraberlerinde her sezon daha fazla sporcuyu da getiriyor.

Kış koşulları birçok bölgede kaya tırmanışı yapmaya olanak vermiyor. Antalya’nın ılıman iklimi bu açıdan Geyikbayırı’na büyük avantaj sağlıyor. Özellikle Avrupalı sporcular kış aylarında burada tırmanışlarına devam edebiliyor. Geyikbayırı, 2000’li yıllardan itibaren rota ve tırmanıcı sayısını giderek arttırıyor. Rotaların özenle açılması ve güvenli olması, Geyikbayırı’nın ününün yayılmasını sağlıyor. Antalya’da görülecek birçok doğa ve kültür değerinin bulunması, çevrede başka spor etkinliklerinin de yapılabilmesi diğer olumlu noktalar.

Türkiye’nin birçok tırmanıcısı artık bütün bu özellikleri bir araya getiren Geyikbayırı ve civarında yaşamaya, deneyimlerini paylaşmaya başladı. Burası hayatlarını doğada sürdürmeleri, tutkuyla bağlı oldukları tırmanış sporunu özgürce yapabilmeleri için çok uygun bir yer. Yörenin güzellikleri, sporculara bir sorumluluk da yüklüyor. Tırmanış alanları, mutlaka korunması gereken orman sahası içinde. Aynı zamanda yakında önemli antik kalıntılar var. Sporcular doğa koruma, bitki ve hayvan varlığının sürekliliği konusunda da oldukça hassas.

Geyikbayırı’nda tırmanış dışında yapacak şeyler de var. Gezilecek yerlerin başında antik Lykia kenti Trebenna geliyor. Ünlü yürüyüş rotası Lykia Yolu da oldukça yakınında. Geyikbayırı Mağarası bir diğer keşif rotası. Çoğunlukla kuru olan mağaranın toplam uzunluğu 120 metreyi buluyor.
Geyikbayırı, tırmanış sporuna ilgi duyan herkesin görmesi gereken bir yer. Bu özel coğrafya dünyanın çeşitli yerlerinden gelen önemli tırmanıcılarla bir arada olmak, doğa ve sportif tırmanış hakkında bilgi almak için benzersiz bir adres. Başka neresi insana sincaplar ve kaya sıvacı kuşlarıyla birlikte tırmanış yapma imkânı veriyor ki?

KAYNAK: http://www.atlasdergisi.com/kesfet/doga-cografya/tirmanis-cenneti.html

İzmir/Karşıyaka

Karşıyaka, İzmir’in bir ilçesi. İzmir Körfezi’nin kuzey kıyısında yer alır. Yamanlar Dağı’nın eteği ile deniz arasında kalan kısımda şehir dokusu ile büyük ölçüde bütünleşmiş bir ilçedir. Yamanlar ve Sancaklı adlı bağlı iki mahallesi bulunmaktadır.

İlçenin güneyinde Bornova, doğusunda Bayraklı, batısında Çiğli, kuzeyinde Menemen ilçeleri yer almaktadır.

karşıyakaKarşıyaka, 1865 yılında İzmir-Menemen demiryolunun hizmete girmesiyle yerleşime açılmış ve özellikle 1874 sonrasında İzmir merkez (Konak) ile vapur seferlerinin başlatılmasıyla gelişmiş bir yerleşim yeridir.

Karşıyaka, körfezin kuzeyinde yaklaşık 84 km’lik bir alana yerleşmiştir. Rakımı 1-700 metre arasında değişir. İlçe nüfusu 2015 yılı itibariyle 333.250 kişidir. İlçe nufüs’nun 157.457 kişisi erkek , 175.793 kişisi ise kadındır.

izmir03

Karşıyaka, burada vefat eden Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın adıyla anılan ve söz konusu tarihlerde Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın ailesi Uşşakizadelere ait olan ve yakın geçmişte bir anı evi olarak restore edilmiş köşk ve bunun dışında İzmir Levanten köşkleri tanımına giren birkaç tarihi yapı ile tanınır.

 

Karşıyaka Spor Kulübü adındaki bir spor kulübü faaliyet göstermektedir. Bu kulüp; tenis, futbol, basketbol, yelken, voleybol, karate, judo, masa tenisi, kürek, golf, atlı spor, ragbi ve hokey alanlarında faaliyet gösteren bir kulüptür.

karsiyaka-eski-reklam-anlasmasini-cozdu

Karşıyaka, bugünkü adını almadan önce Cordelio olarak anılırdı. Haçlı ordularının baskınları sırasında Aslan Yürekli Richard’ın askerlerinin, komutanlarına olan sevgilerini göstermek için buraya “Cocur de Lion” adını verdikleri, Çakabey döneminde de “Karşı Sahil” anlamında “Karşı – Yaka” haliyle son şeklini aldığı söylenir.

 

KAYNAK:

http://alasayvan.net
https://tr.wikipedia.org

Konyaaltı, Antalya’nın batı ucunda yer alan bir semt ve aynı ada sahip plajın bulunduğu ilçedir. 10 köy ve 29 mahallesi vardır.Çakırlar Yolu ile Kepez’e, Dumlupınar Bulvarı ile de Muratpaşa’ya komşu’dur.

konyaalti-5

Bugün Konyaaltı olarak adlandırılan bölgenin, 20. yüzyıl sonlarına kadar, Antalya’nın falezler üzerinde yer almasından dolayı “Koyaltı” biçiminde anıldığı ve halk dilinde zamanla Konyaaltı’na dönüştüğü belirtilmektedir.

Konyaaltı, Anadolu Uygarlıkları yerleşim haritasına göre, Likya sınırları içinde yer almaktadır. Likya, Pamphilya ile sınırdır. MÖ 30 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen Likya uygarlığının, Konyaaltı bölgesinde yer alan kentinin adı ise Olbia’dır.images

Antalya’nın limanı Konyaaltı’nda bulunmaktadır. Ayrıca Konyaaltı Antalya Havalimanı’na yaklaşık 20 km uzaklıktadır. Konyaaltı’nda çok fazla doğal yerler bulunmaktadır. Antalya beydağlarının bir kısmı, çaylar (Boğaçayı ve Çandır Çayı), koylar ve çok sayıda piknik alanları da mevcuttur.

Nüfus

Yıl Toplam Şehir Kır
2008[3] 92.126 86.835 5.291
2009[4] 106.748 101.461 5.287
2010[5] 117.999 112.647 5.352
2011[6] 127.084 121.601 5.483
2012[7] 131.513 125.849 5.664
2013[8] 137.670 137.670 veri yok
2014[9] 145.648 145.648 veri yok
2015[10] 154.920 154.920 Veri yok

Kaynakça:www.memleketim.com

 

1 16 17 18 19 20 64