AFYONKARAHİSAR
ANADOLU’NUN KİLİDİ AFYONKARAHİSAR
Afyonkarahisar, (eski ve halk arasındaki ismiyle Afyon) aynı isimli ilin merkezidir. Mermercilik ve gıda sektöründe Türkiye içinde ve dışında isim yapmıştır. 2005 yılında eski ismi Afyon olan şehrin ismi Afyonkarahisar olarak değiştirilmiştir.
TARİHÇE
Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu bölümünde yer alan Afyon ili, coğrafi konum itibariyle Marmara ve İç Anadolu bölgelerini Ege ve Akdeniz bölgelerine bağlayan bir geçit, bir eşik durumunda olması nedeniyle tarih boyunca doğu ile batı, kuzey ile güney arasında bir köprü, bir intikal bölgesi olmuştur. M.Ö. Üçbinden başlayarak bilinen beşbin yıllık bir tarihe sahip olan ve sırasıyla Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Hellenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar’ın hüküm sürdükleri Afyon İli, ülkemizin üç coğrafi bölgesinde yer alması ve geçit olma özelliği nedeniyle “ Anadolu’nun Kilidi ” haline gelmiş. Anadolu’nun üstünlüğünü ele geçirmek ya da korumak için yapılan büyük savaşlardan olan İpsos (M.Ö.301), Miryakefalon (1176) ve Büyük Taarruz (1922) savaşları Afyon topraklarında cereyan etmiştir. Geçiş ve kavşak bölgesi olması nedeniyle Hititler Arzava seferine giderken Afyon’dan geçmişler; Frigler sonunda gelip Afyon’a yerleşmişlerdir. Persler Apameia’yı (Dinar) merkez edinmiş. Roma ticaret yolları Afyon’da düğümlenmiştir. Bizanslılar Amorium’u (Emirdağ) askeri üs yapmış, Araplar ve Türkler Anadolu’nun kilidinin Afyon’un alınmasıyla açılacağını düşünerek Afyon’a saldırmış, Haçlı Seferleri buradan geçirilmek istenmiştir. Selçuklular Afyon’u üs olarak kullanmış, Osmanlılar, Anadolu’nun Osmanlılaşması için Karamanoğulları üzerine buradan sefer düzenlemiş, Anadolu’da egemen olmak isteyen Yunanlılar da yine stratejik öncelik verdikleri Afyon’da üstlenmişlerdir. Son olarak Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularının en büyük zaferine ev sahipliği yapmıştır.
EKONOMİ
Afyonkarahisar mermer tesisleri ile, 2005 yılı itibariyle büyüklü küçüklü 356 mermer işletmesinin faaliyet gösterdiği Afyonkarahisar’da, zengin ve kaliteli mermer yataklarının işletilmesi ve işlenmesi, sektörün hızla gelişmesini sağlamıştır. Gıda sektörüde gelişmiş durumdadır. Özellikle kaymaklı kadayıfı ve Afyon lokumu meşhurdur. Bunun yanında sucuk da diğer önemli gıda maddesidir. Ayrıca patates ve yumurta üretiminde de adını duyurmuştur. Afyonkarahisar konumuna ve nüfusuna oranla çevresindeki illere göre daha az sanayileşmiş durumdadır. Kalkınmada öncelikli yöre kapsamına girmesine rağmen ciddi bir yatırım almamıştır.
Ömer-Gecek, Hüdai, Heybeli ve Gazlıgöl termal alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca Termal Turizm Alanı olarak ilan edilmiştir. Bu kapsamda son yıllarda termal turizme yönelik olarak özel sektör tarafından birçok otel ve konaklama yerleri yapılarak hizmete girmiştir
EĞİTİM
Afyon Kocatepe Üniversitesi, Afyonkarahisar’da toplam üç yerleşkede eğitim ve öğretim faaliyetlerini
sürdürmektedir. 2014-2015 akademik yılında üniversite fakültelerinde 40.371 öğrenci öğrenim görmektedir
ULAŞIM
NATO’nun 2. ve Türkiye’nin en büyük askeri havaalanına sahiptir. Ancak sivil amaçlı kullanılmamaktadır. Sivil amaçlı olarak Kasım 2012’de hizmete açılan Zafer Havalimanı’ndan yararlanılması düşünülmektedir. Bu havaalanı Türkiye’nin 4. büyük havalimanıdır. 29 Ekim 2012 tarihinde hizmete açılmıştır. Kütahya’ya 39 km, Afyonkarahisar’a 60 km, Uşak’a 103 km ve Eskişehir’e 113 km uzaklıktadır.
KÜLTÜRÜ
Afyon yöresi Ege Bölgesi’nden İç Anadolu Bölgesi’ne geçiş noktasında bulunmaktadır. Bu yüzden bu bölge halkında oldukça çeşitlilik mevcuttur. Bu çeşitlilik yörenin kültürüne de yansımış ve oldukça zengin bir kültür oluşturmuştur.
YİYECEK VE İÇECEKLER
Ege Bölgesinde bulunan yöre mutfak açısından daha çok İç Anadolu Bölgesine benzemektedir. Et yemekleri, sebze yemekleri ve hamur işi Afyon mutfağında önemli yer tutmaktadır. Afyon kaymağı ve sucuğu ilede oldukça meşhur bir yöredir. Afyon kaymağı yöre ekonomisine oldukça önemli katkı sağlamaktadır. Afyon yöresi yemekleri aşağıdaki gibidir;
- Afyon Sucuğu

- Kaymaklı Şeker
- Ekmek Kadayıfı
- Özbek Pilavı
- Paçık
- Haşlama
- Afyon Salatası
- Patlıcan Böreği
- Sırt Dolması
- Haşhaş Helvası

- Mercimekli Bükmesi
- Ağzı açık
- Haşaşlı Yaprak sarması
- Afyon Lokumu
- Afyon Kaymak’i
EL SANATLARI
Afyon ilinde kilimcilik oldukça gelişmiştir. Kilimciliğin yanı sıra ilçe ve köylerde genç kızların çeyizleri için yaptıkları el işleri de bulunmaktadır.
- Keçecilik
- Koşumculuk
- At Arabacılığı
- Demircilik
- Yemencilik
- Kilimcilik
- Hasır Örücülüğü
- Mermercilik
- Halıcılık
- Örgücülük
- Dantel ve Oyalar
- Kaşıkçılık
- Bastonculuk
- Süpürgecilik
KAYNAK : http://www.afyonkarahisar.gov.tr/
https://tr.wikipedia.org/wiki/Afyonkarahisar






Ankara, başkent olduğunda (13 Ekim 1923), yaklaşık 20 bin nüfuslu küçük bir Orta Anadolu kentiydi. Dar ve kıvrımlı sokaklar boyunca sıralanan mütevazı evlerin ardındaki hayatlar, acılarla yüklüydü. Son yüzyılda yaşanan ekonomik çöküntünün ardından savaş yıllarının yoksulluğu gelmiş; 1917’deki büyük yangının is’leri, kasveti daha da koyulaştırmıştı. Yeşilden yoksundu bu şehir. Ve neşeden. 19.yy. gezginleri Ankara’yı “hüzünlü” ve “bakımsız” bir kent olarak nitelemişlerdi bu yüzden.











Müslüman Araplar birçok kez yağmaladıkları kente Belde-i Beyza (Beyaz Şehir) adını verdiler. Malazgirt Savaşı’ nın ardından başlayan Anadolu’ nun türkleşmesi sonucunda Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından alınan kentin bundan sonra adı ve kaderi değişir. Nehçet-ül menazil’de buraya gelen hükümdarlardan birinin çiçek açmış ağaçlardan esinlenerek”Akşehir” dediği rivayet edilmektedir. Akşehir’in günümüzde sahip olduğu eserlerin pek çoğu Selçuklular zamanında yapılmıştır. Bu dönemde kent zenginleşir ve gelişir. Horasan illerinden Seyyid Mahmud Hayrani, Nimetullah Nahçevani gibi din bilginleri Akşehir’e göç ederek bu toprakların manevi dokusunun değişmesine katkıda bulunurlar.
Selçuklu devleti’nin çökmesiyle önce Eşrefoğulları,sonra da yüz yıl Hamitoğulları yönetir. Kenti beyliklerden günümüze sadece Marif köyündeki Şeyh Hasan Türbesi ile mezar taşları ulaşır. Akşehir 1381 yılında Murat Hüdavendigar’a satılır. Yıldırım Beyazıt 1402 yılında Timur’a yenilince, Ferruhşah Mescidi’nin cenazelik bölümüne hapsedilir ve burada intihar eder. Timur’un zulmünden bunalan halk, Nasreddin Hoca’yı dirilterek doymak bilmeyen fillerden kurtulmanın çaresini arar. Fetret döneminde kısa bir süre Karamanoğulları eline geçen Akşehir, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1467 yılında fethedilir ve cumhuriyete kadar sürecek olan kesintisiz Osmanlı Hâkimiyeti başlar. 15. Yüzyılın sonlarına doğru çeşitli etnik ve dinsel kökenden gelen kavimlerin barış ve kardeşlik içerisinde bir arada yaşadığı günler başlar.
Nihayet ağustos sonunda taarruza karar verilir. 24 Ağustos 1922 günü sabahı ordu harekete hazırdır. Namaz kılınır, Nasreddin Hoca’nın Türbesi ziyaret edilir. Mustafa Kemal’ in askerleri Akşehirlilerin alkış ve dualarıyla cepheye uğurlanır.
Batı Toros Dağları’nın eteklerinde ve 52 kilometre kıyı şeridi boyunca uzanan Kemer ilçesi, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Bugün Kemer’in bulunduğu yerde, 1910’lu yıllarda Eski Köy adı ile bilinen ve dağlardan gelen seller sonucu göl ve bataklıklardan oluşan bir yerleşim yeri vardı. Eski Köy halkı, kendilerini bu sellerden korumak için, dağların eteklerinde 23 kilometre uzunluğunda bir taş duvar ördüler. Sonraları, bu duvar nedeniyle köylerine Kemer diyeceklerdir.

Likya’nın bir şehri olan Idryos, Kemer’in antik ismidir. Tam olarak Phaselis’in kuzeyinde Kemer yerleşim yerinin güneybatı bölümünde yer almaktadır. Buralarda yer alan dönemsel antik eserlerden bazıları şöyledir:




