SİNEK KUŞLARI (TROCHİLİDAE)-(KOLİBRİLER)

sinekkusu8

Batı Yarımküresi’nin kuş dünyasına en büyük armağanı bu acayip sinek kuşları familyasıdır.Bu familyaya giren 319 cins pek küçüktür ama renkleri çok parlaktır.Göz kamaştırıcı yanar dönerli renkleri, cennet kuşlarınınkinden daha da güzeldir.Bunlara yalnız çeşitlilik değilse bile parlaklık bakımından sadece Eski Dünya’nın güneş kuşları eşit olabilir.

Elimizde bu küçük, zarif kuşların atalarını gösteren fosilleşmiş ipuçları yoktur.Ama kuşların anatomileri ve şimdiki yayılma alanları onların Amerika’nın tropik kesimlerinde ilkel, sağana benzeyen bir atadan türemiş olabileceklerini göstermektedir.Familyanın anatomi çerçevesi içinde görülen çeşitlilik bu kuşların çok uzun bir merkezden etrafa doğru yayılan bir gelişme evresi geçirdiklerine işaret etmektedir.Belki de bu Üçüncü zamanın ilk devirlerinde başlamıştır.Sinek Kuşları Güney Amerika’nın kuzeyindeki ata topraklarından Güneyde Tierra del Fuego’ya, Kuzeyde de Alaska, Quebec ve Nova Scotia’ya kadar yayılmışlardır.Okyanus engelini aşarak hiçbir zaman Eski Dünya’ya geçmemişlerdir.Burada hiçbir kuş onların yaşayış tarzının tam bir paralelini oluşturamamıştır.Sinek Kuşlarının Yeni Dünya’da yerleştikleri belirli ekolojik yerin Eski Dünya’daki karşıtı da boş kalmıştır.

Sinek cinsler başka kuşların fethedemediği ve ancak birkaç böceğin paylaştıkları biyolojik bir tabakaya yani çeçekler alemine yayılmak için küçük boylarından ve olağanüstü uçuş yeteneklerinden yararlanmışlardır.Bu kuşlar o müthiş enerjilerini çiçeklerin balözündeki canlı şekerden, gelişmek için gereken proteinleri de aynı goncaların içinde yakaladıkları böceklerden elde ederler.Her iki yarımkürede de balcılar, bal tırmaşıkları, güneş kuşları, çiçekçiller, bazı papağanlar, ötücüler ve kiraz kuşları gibi başka kuşlar da yaşayabilmek için balözü yiyecek şekilde gelişmişlerdir.Ama bunlardan ancak birkaçı sadece balözüyle beslenir ve bu kuşların hiçbiri balözünü sinek kuşları gibi tamamiyla uçarken toplamaz.

sinekkusu

 

KAYNAK

http://www.discoveranimal.com/

İŞ GÖRÜŞMESİ KURALLARI

Görüşme Kuralları

  1. Cevaplarınız kısa ve öz olsun. Detay istemedikleri sürece, soru başına iki ya da üç dakika konuşun. Tüm soruları ne kadar sürede cevapladığınızı test edin.
  2. Cevaplarınız somut ve nicelikli bilgiler içersin.
  3. Anahtar kelimeleri bir kaç defa vurgulayın. Gücünüzü rahat ve kendinize güvenir bir şekilde vurgulamanız önemlidir. Gücün şirketle ya da bölümün amaçlarıyla nasıl bağlantılı olduğunu ya da güçlü bir patrona nasıl faydalı olabileceğinizi açıklayın. Gücünüzü tekrarlarsanız akıllarında kalabilirsiniz – önemli başarılarla desteklenirse- size inanmaları daha kolay olabilir
  4. Dört ya da daha fazla başardığınız hikaye hazırlayın. Yeteneklerinizin ve önemli başarılarınızın listesini yapın. Ve eski işlerinizde bu yeteneklerinizi başarılı bir şekilde kullandığınız işler üzerinde durun.
  5. Takımlarının içine girin. Takımın bir elemanı gibi olduğunuzu gösterin. Olumsuz olarak algılanacak bir şey söylememeye dikkat edin.
  6. İmaj,bağlantı kurmak kadar önemlidir. Nasıl göründüğünüz, bir şeyi nasıl söylediğiniz, ne söylemek istediğiniz kadar önemlidir. Araştırmaların yüzde altmış beşi; el hareketlerinin, fiziksel görünüşün ve giysilerin verdiği mesajın çok önemli olduğunu gösteriyor.
  7. Sorular sorun. Sorduğunuz soruların çeşidi ve soruş şekliniz görüşmeyi yapan kişin üstünde muazzam bir etki yaratabilir. İyi bir soru güzel bir ilerleme olabilir. Görüşmeyi yapan kişinin sorularına nasıl cevap vereceğinizi planlayın ve isteklerinize uygun bir görüşme metni hazırlayın. Daha sonra görüşme için olasılıklara bakın. Maaş ve gelir hakkında soru sormayın. Görüşme süreci iki önemli şeye bağlıdır.Birincisi sizinle görüşmeyi yapan kişi arasındaki anlaşmadır. İkincisi ise onun sizin hakkınızdaki yargısıdır.
  8. Vücut dilinizi ve ses tonunuzu,sizinle görüşme yapan kişi arasında  etkileşim sağlamak için kullanın.
  9. Şirketin üretim sınırını ve müşterilerini araştırın. Bu araştırma sizin şirketle ve görüşme tarihi ile ilgilenip ilgilenmediğinizi anlamalarına yardımcı olur.
  10. Görüşme günlüğü tutun. En kısa sürede neler olduğunu özetleyin. Olağandışı bir şey olduğunda not edin ve takviminize yazın. Prezantasyonunuzu gözden geçirin. Tutumunuzun ve sorulara cevap veriş şeklinizi günlüğe yazın.” Gerek duyduğunuz şeyleri sordunuz mu? ,Bir sonraki görüşmede farklı olarak ne yapacaksınız? “  gibi sorularla kendiniz değerlendirin   Kısa, öz bir teşekkür mektubu yazıp yollayın.
  11. Şirket için işine yarayabilecek yeteneklerinizi ve size zor gelecek şeylerin listesini yapın. İşinizde faydalı olabilmek için ne tarz bir iş istediğinizden emin olun.Neden o işi istediğinizi anlatın.

 

KAYNAK

http://search.portalsepeti.com

BEYZBOL

Beyzbol, Amerikan kökenli, Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde (özellikle Kore ve Japonya‘da) çok popüler bir spor türü.beyzbol-calismalari-yapan-beyzbolcular_3

Genel kurallar

Beyzbol genellikle 9 devreli oynanır.Her iki takımda her devrede bir savunma ve bir hücum oyuncusu bulunur.

Hücumdaki takımın her oyuncusu sırayla sayı kalesine gelir ve fırlatıcı tümseğinden fırlatıcının sayı kalesinin arkasında duran yakalayıcıya attığı topa sopayla vurmaya çalışırlar. Fırlatıcının atışının, vuruş alanı içinden geçen, geçerli bir atış olup olmadığına sayı kalesinin arkasındaki hakem karar verir. Fırlatıcı dört geçersiz atış yaparsa, vurucuya birinci kaleye yürüme hakkı vermiş olur. Eğer bir vurucu, üç kez geçerli atışa vuramazsa, vurduğu topu karşı takımın yakalayıcısı havada yakalarsa ya da vurduğu topu ceza alanına düşürürse oyun dışı kalır. Üç oyuncusu oyun dışı kalan takım hücum hakkını kaybeder ve savunma konumuna geçer. İki takım da vuruş hakkını tamamlayınca devre tamamlanır.

Vurucu, topa isabetli bir vuruş yaptığında birinci kaleye koşar. Savunma konumundaki karşı takımın oyuncularının topu alıp kale bekçilerine ulaştırmasına kadar geçen sürede öbür kaleleri de dolaşarak sayı kalesine dönebilir. Vurucu bu durumda sayı turunu tamamlamış olur. İsabetli bir vuruştan sonra bir kaleye ulaşabilen vurucu o kalede durabilir ve bir sonraki vurucunun koşusu esnasında o da ilerideki kaleye koşabilir.

Sayı turu

Eğer vurucu iyi bir vuruşla topu çitlerin dışına gönderirse, buna sayı turu vurmak denir. Sayı turu vuran oyuncu, yakalanması söz konusu olmadan, kalelerden geçerek sayı turunu tamamlar. Sayı turu vurulduğu zaman eğer kalelerde koşucular varsa, onlar da sayı turunu tamamlarlar. Bir vurucunun takımına sağlayabileceği en büyük yarar sayı turudur. Çünkü normal bir koşuda bir vurucu ancak bir sayı kazandırabilirken, sayı turunda sahada ne kadar koşucu varsa bir o kadar daha sayı kazandırmış olur.

KAYNAKÇA: http://tr.wikipedia.org/wiki/Beyzbol

AT SEVGİSİ

At, Atgiller (Equidae) familyasına dâhil otçul bir memeli hayvandır. Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang” ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. En meşhur at türleri Arap, İngiliz, Çin, Ahal Teke ve Midillidir.

Özellikleri
Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memelidir. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Ömrü 20 ila 30 sene civarındadır. Arapça da binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, Farsçada semend, tusen denir. Firdevsinin Şehname efsanelerinde adı geçen çil ata da rahş (رخش) denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. Ayrıca atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.

Atlar ayakta uyuyabilirler, ama bazen yatarak da uyumaya ihtiyaç duyarlar. Yumuşak zemini tercih ederler.
İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlilerindendir. İnsanların, harp meydanlarında, izinsiz gösteri kontrolünde, yük taşımada, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında yardımcısıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır. Atlar aynı zamanda dizlerini kilitleyebilir.

At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.

Atlar ayakta uyurlar ve uyurken yere hiç düşmezler; zîra bacak kemiklerinin kilitlenebilme özelliği vardır. Fakat eğer kendilerini güvende hissederlerse yatabilirler ve yatmaları daha sağlıklıdır. Bir at yatarak uyuduğunda sürüdeki diğer atlardan biri yanında ayakta durur veya derin olmayan biçimde ayakta uyur. Tamamen yalnız olan bir at içgüdülerinin tehlike uyarısı nedeniyle hiç derin uyuyamaz ve bu nedenle uyku kalitesi düşer.[1]

Bask Bölgesi’ndeki Bianditz Dağı atları.beyaz-at
Irklar

Türkiye’de yetiştirilen bir İngiliz yarış atı.
Evcil atlar: Bazı bilim adamlarına göre atı ilk evcilleştiren topluluğun İskitler olduğu söylenmektedir. Tahminen 5500 seneden beri insanlara hizmet etmektedir. Bugünkü modern atların Asya yaban atından türediği şüphelidir. Bazı zoologlar Avrupa yaban atından türediğini ileri sürmektedirler. evcilleştirilmiş atların birçok soyları vardır. Bugün küçük Midilli atları ile Safkan Arap atlarının soy kütüğü kesin olarak bilinmemektedir.

Atlar 20-30 sene yaşar, bazı kısraklar 15 yaşına kadar doğurur. On bir ay gebe kalır ve bir yavru doğururlar. Yavrunun gözleri açık olarak doğar ve birkaç dakika sonra ayağa kalkarak annesini takibe başlar. Yük çekme ve taşıma atları, kalın bacaklı, iri cüsselidir. Binek ve yarış atları ince uzun bacaklıdır. Atlar arasında haset yok ise de, birbirlerine gıpta etmek huyları vardır. Bu da yarışta, hendek ve çit atlamada kendini gösterir. Birbirlerine imrenerek daha hızlı koşup öne geçmek isterler. Saatte 60-70 km hızla koşanları vardır.

Erkek eşek ile kısrak (dişi at) çiftleştirilirse katır elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin (kancık) çiftleşmesinden de bardo ya da ester denen katır çeşidi elde edilir. Her iki melez de üremezler. Katır, bardodan daha dayanıklıdır. Ayakları kırılırsa bir daha iyileşmez.

Farklı at cinslerinin boyutları arasında büyük farklar vardır.
Arap atı: Çok dayanıklı mükemmel bir binek ve yarış atıdır. İngiliz atlarından daha dayanıklı olup, 24-28 saat hiç su içmeden yol alabilir.

İngiliz atı: İyi bir binek ve yarış atıdır. Özellikle yarış için yetiştirilir. Arap aygırı ile İngiliz yerli kısraklarının çiftleştirilmesinden türetilmiş bir soydur. Arap atından daha uzun bacaklıdır.

Midilli atı: Küçük, sâkin ve dayanıklı bir at çeşididir. Keçi veya koç iriliğindedir. Çocuklar için iyi bir binek hayvanıdır. Hafif gezinti arabalarına koşulduğu gibi maden ocaklarında da istifade edilir. Shetland, İzlanda ve Norveç midillileri meşhurdur.

Çin atı: Bacakları İngiliz atından daha kısa ve Arap atından daha uzundur. Bu sebeple yarışlar için uygun değildir, çünkü kısa mesafelerde çok yüksek hızlara çıkamamaktadır. Fakat bacaklarının uzunluğu sayesinde çok uzun mesafelerde ortalama bir attan daha fazla yol kat eder, daha dayanıklıdır. Bu da Çin atlarını tarih boyunca Orta Asya kavimleri tarafından tercih edilen bir tür haline getirmiştir. Yarışlar için uygun atlar olmadıkları için türleri tükenme tehlikesi altındadır.

Bugün Amerikan bozkırlarında yaşayan Mustang adı ile anılan vahşi atlar, İspanyolların Amerika’ya götürdükleri ehli atlardan kaçanlardan yabanileşenlerdir. Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.

Tarpan adıyla anılan Avrupa yaban atının (E. caballus gmelini) 1876’dan beri nesli tükendi. Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yalnız bir yaban atı türü vardır. Bu at Orta Asya Moğolistan’ının soğuk ve ıssız ovalarında yaşar. Asya yaban atı veya Prezevalski dendiği gibi Moğolistan yaban atı da denir. Altay dağlarının her iki yanında yaşar. Siyah kısa ve dik yeleleri ile, ağır ve iri başları, küçük kulakları, uzun kıllı kuyrukları ile evcil atlardan farklılık gösterirler. Renkleri kırmızımtrak kahverengi olup çekici bir görünüşleri vardır. Burun kısımları beyazdır. Kışın kılları uzar ve böylece soğuktan korunurlar.

Atın rengi (don)
Atın rengine don adı verilir. Başlıca at donları yağız (kara), al (kızıl-kahve, kırmızıya çalan at kestanesi rengi), beyaz, doru (gövde kahverengi, yele, kuyruk ve ayakların uçları kara), kula (gövde koyu sarı, yele, kuyruk ve ayakların uçları kara), kır (koyu kıllarla karışık ak), boz (al don üzerine ak kıllar) ve ahreçtir (kıllar beyaz ve kırmızı, yele ile kuyruk siyah). Bu renkler de kendi aralarında çeşitli gruplara ayrılır (kuzguni yağız, donuk yağız, kirli yağız vb.). [3]

Atın tarihçesi
Avrupa, Asya, Avustralya ve Amerika’daki geniş bozkırlarda hâlâ vahşi at sürüleri (mustang) yaşamaktadır. Evcil atlar haralarda yetiştirilir. İstanbul’un ilk Arap Atı harası 1865’te Malatya Sultansuyu yanındaki Aziziye’de kuruldu. Türkiye’de ilk modern harası ise 1923’te açılan Karacabey harasıdır.

KAYNAK: http://tr.wikipedia.org/wiki/At

NEŞET ERTAŞ

Neset-ertas

Neşet Ertaş, 1938  25 Eylül 2012, İzmir, Türk halk ozanı ve halk müziği şarkıcısı. Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisi. Yaşar Kemal, Ertaş’ı “bozkırın tezenesi” olarak adlandırmıştır.

Çocukluk dönemi

Babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş’tır. Annesinin ölümünden sonra babası ve kardeşleriyle birlikte köye yerleşmişlerdir ve çocukluğu bu köyde geçmiştir.Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı.Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Kendi ifadesi ile bunu şu şekilde ifade eder; “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.

Sanat hayatı

Neşet Ertaş, 1957 yılının sonunda İstanbul’a gelerek Şen Çalar Plak’ta ilk plağını “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adı ile babası Muharrem Ertaş’a ait bir türküyle çıkardı. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı ardından diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder. Daha sonra Neşet Ertaş Ankara’ya yerleşir. Burada yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gider. Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun bir süre Almanya’da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına geri dönmüştür.

Demirel zamanında kendisine sunulan ‘devlet sanatçılığı’ ünvanını; “O dönem Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.” diyerek geri çevirmiştir. Halk bu tavra destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuarlarda ders olarak okutulmuştur. Hayatı ve eserleri Doç. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayımlanmıştır.

25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de tedavi gördüğü hastanede ileri evrede prostat kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

Albümler

  • 1957 – Neden garip garip ötersin bülbül
  • Çoban
  • 1957-1979 Yılları arasında Kendisinin bile bilmediği birçok plak albüm yapmıştır.
  • Hareli Gelin
  • Varıp Bir Kız On Yaşına Değince
  • Şeytanın Atına Binip Yeldirme
  • Bir Leyla Misali
  • Yardan Tatlısı Bulunmaz
  • Engeller Koymuyor Yar Sana Varsam
  • Ceylan
  • Vefasız Yar Aşkına (vay bana vah bana)
  • Kıbrıs Destanı (Kıbrıs Barış Harekatından Sonra Yazmış Olduğu Türküsü)
  • Giyindim Kuşandım Gittim Düğüne
  • Aşk Elinden Ağlayan
  • Sar Leyla Leyla(ayrıldığı karısına yazmıştır)
  • Hasta Düştüm
  • Tor Şahin Misali
  • Uyma Sakın

Albümleri;

  • 1957 – Neden garip garip ötersin bülbül
  • 1960 – Gitme Leylam
  • 1979 – Türküler Yolcu
  • 1985 – Sazlı Oyun Havaları
  • 1987 – Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
  • 1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
  • 1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
  • 1988 – Kibar Kız
  • 1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
  • 1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
  • 1990 – Gel Gayri Gel
  • 1992 – Şirin Kırşehir
  • 1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
  • 1995 – Seçmeler 2
  • 1995 – Seçmeler 3
  • 1995 – Seher Vakti
  • 1995 – Altın Ezgiler 3
  • 1995 – Benim Yurdum
  • 1997 – Nostalji 1
  • 1998 – Ölmeyen Türküler 2
  • 1999 – Ölmeyen Türküler 3
  • 1998 – Gönül Yarası

Neşet Ertaş Külliyatı 15 Seriden oluşmaktadır.

  • 1999 – Zülüf Dökülmüş Yüze 1 Kayıt tarihi:1969-1974
  • 1999 – Gönül Dağı 2 Kayıt tarihi:1969-1974
  • 1999 – Muhur Gözlüm 3 Kayıt tarihi:1969-1974
  • 1999 – Zahidem 4
  • 1999 – Neredesin Sen
  • 2000 – Garibin Dünyada Yüzü Gülemez 5 Kayıt tarihi:1969-1974
  • 2000 – Niye Çattın Kaşlarını 6 Kayıt tarihi:1969-1974
  • 2000 – Çiçekdağı 7 Kayıt tarihi:1969-1974
  • 2000 – Ayaş Yolları 8
  • 2000 – Sevsem ÖLdürürler 9 Kayıt tarihi:1974-1986
  • 2000 – Ağla Sazım 10 Kayıt tarihi:1974-1986
  • 2000 – Hata Benim 11
  • 2001 – Dostlara Selam 12
  • 2001 – Sabreyle Gönül 13
  • 2002 – Yar Gönlünü Bilenlere 14
  • 2002 – Vay Vay Dünya 15
  • 2003 – Gurban Olduğum
  • 2008 – Neşet Ertaş 2008

KAYNAK:http://tr.wikipedia.org/wiki/Ne%C5%9Fet_Erta%C5%9F

BİSİKLET YARIŞININ AŞAMALARI


Bisiklet krosu

Bisiklet krosu, ilk olarak yol yarışçıları tarafından boş olarak geçirdikleri soğuk aylarda, antrenman stillerini çeşitlendirmek amacıyla yapılmış spordur. Yarışlar tipik olarak sonbahar ile kış mevsimlerinde ve patikalar, ormanlık yollar, çim, dik tepeler, engeller barındıran bu nedenle zaman zaman bisikletçinin bisiketini taşımasını gerektiren, 2-3 km’lik parkurlardan oluşmaktadır. Büyükler kategorisindeki yarışlar 30 dakika ve 1 saat arasında parkur şartlarına göre değişmektedir. Bu spor geleneksel yol yarışı kültürüne sahip Belçika (özellikle Flanders) ve Fransa da yaygındır.

                                               TOUR DE FRANCE - STAGE SIXTEEN

Dağ bisikleti

Ana madde:Dağ bisikleti yarışı

Dağ bisikleti yarışları, yol harici olarak düzenlenen ve orta kademeden yüksek kademeye kadar teknik gerektiren yarışlardır. Birçok çeşidi vardır; ana kategorileri; kros ve tepe inişidir, fakat aynı zamanda 4X veya dört kros yarışı da vardır.

 

BMX

BMX, yol harici düzenlenir. BMX yarışları sprint yarışlarıdır ve bilerek yol harici düzenlenmektedir. Tek vitesli bisikletlerle, tek veya turlu parkurlarda yol harici düzenlenir. Bisikletçiler, toprak zeminde bisikletlerini yönlendirirler.

 

Bisiklet denemeleri

Bisiklet denemeleri, bisikletçilerin bisikletlerini doğal ve yapay engeller karşısında ayaklarını yere basmadan yönlendirmesi şeklindeki bir spordur. Motosiklet denemeleri ile birbirilerine benzemektedirler. Puanlar, bisikleti idare yeteneklerine göre verilmektedir.

                                                                      bisiklet

Bisiklet pisti

Bisiklet pisti, 70-90m uzunluğundaki açık havada, toprak zeminde düzenlenen, bisiklet yarışlarıdır.

 

Motor-destekli yarış

Motor-destekli bisiklet yarışları, bisikletlere motorlar takılarak, bisiklet hızlarının yükseltildiği yarışlardır.

 

Ortalama hız

Kapalı ortamdaki hızlar, yollardaki hızlardan daha iyi sonuçlar vermektedir. Hızı etkileyen diğer faktörler;yol profili, rüzgar şartları, sıcaklıklar ve yüksekliktir. 2009 Rusya’daki bir yarışta, Kevin Sireau başlangıçtan 200metre mesafeye kadar, 76.4 km/s’lik hıza ulaşmayı başardı. Ortalama hızlar açık bir şekilde mesafenin artmasıyla düşüş göstermektedir.

AMERİKAN FUTBOLU

2010-2~1

 

Amerikan futbolu, ABD’de doğmuş, elle, ayakla ve eliptik bir topla oynanan takım oyunu. ABD ve Kanada’da sadece futbol olarak adlandırılır.[1] Avustralya ve Yeni Zelanda da ise gridiron olarak adlandırılır.

Amerikan futbolunun ilk doğuşu, bir ilkokul öğretmeninin ilkokul çocuklarına ragbi oynatmak istemesiyle başlar. Kuralları ragbiye göre değiştirip , çocukların anlamasını kolaylaştırır ve ayrıca çocuklarını sert temaslardan korumak için koruyucu göğüs zırhı, kask ve koruyucu pedler içeren pantolon ekler. Daha sonra yaygınlaşarak gelişen spor önce lisede, daha sonra üniversitelerde oynanmaya başlar. Bunun akabinde profesyonel lig kurulur.

Kuralları futboldan tamamen farklıdır. İngiltere ve eski sömürgelerinde oynanan ragbi oyununun bir varyasyonudur. Ragbiden farklı olarak koruyucu kıyafetler ve kask ile oynanır.

Amerikan futbolu, dayanıklılık, kuvvet, esneklik, sürat, çabukluk, strateji, disiplin ve azim gerektiren oldukça kompleks bir spordur.

Takımlar ve oyuncular

2005PoinsettaBowl-Navy-LOS.jpg

 

Bir takım kendi içinde ayrı görevler üstlenen üç takıma ayrılır. Bunlar; hücum takımı, özel takımlar(kick off ve kick return) ve defans takımıdır.

Hücum takımı

Takım topa sahip olduğu zaman oyuna giren hücum takımının amacı sayı yapmaktır. Karşı takım topu kaybettikten sonra, oyun durduğunda oyuna girerler. 10 yardlık bölümü 4 hakta geçmek zorundadırlar. Hücum takımı 10 yardlık bölümü 4 hak içinde geçerse bir 10 yardlık hak daha kazanırlar. Genellikle 3. denemeden sonra yapılacak 4. denemeyi Punt&Kick takımı kullanır ve topu rakip takıma gönderir ya da Kicking Team sayı yapmaya çalışır.

Oyuncular

  • Center(Merkez)
  • Quarter Back(Oyun Kurucu)
  • Left Guard(Sol Koruma)
  • Right Guard(Sağ Koruma)
  • Left Tackle(Sol Forvet)
  • Right Tackle(Sağ Forvet)
  • Tight End (Opsiyonel)
  • Full/Half Back(Tüm Pozisyonlar)
  • Wide Receiver(Geniş Alıcı)

2.2- Savunma takımı

Takım topu kaybettikten sonra, oyun durduktan sonra oyuna giren oyunculardır. Amacı karşı takımın oyuncularının sayı yapmasını engelleyerek topu kapmaktır. Top kazanılıp oyun durduktan sonra oyundan çıkarlar.

Savunma Pozisyon isimleri: aynı anda hepsinde oyuncu olmak durumunda değildir, toplam 11 kişi olmalıdır)

  • Defensive Lineman (çizgi) : Tackle (nose ve sağ ve sol), Defensive End (sağ ve sol)
  • Line Backs: İç ve dış (hepsine sağ veya sol)
  • Corner Back (sağ ve sol)
  • Safety (sağ ve sol ve orta)

Özel takım[değiştir

İçinde farklı özellikte oyuncuların bulunduğu bu takım , özel durumlarda sahaya çıkarlar (punt, field goal vb.).

Oyuncular

  • Long/Deep Snapper
  • Kicker
  • Punter
  • Kick returner
  • Punt returner

Amerikan futbolu topu

 

19. yy.da kullanılan bir Amerikan futbolu topu.

 

Günümüzde kullanılan bir Amerikan futbolu topu

Amerikan futbolu topu, uçları sivri, yayvan bir küre şeklindedir. Ragbide kullanılan top kadar eliptik değildir. Kanada’da kullanılan çeşitleri ragbi topuna daha çok benzer.

Amerika’da bu topa kısaca “futbol”[2] ya da “domuzderisi”[3] denir. Boyuna uzunluğu 28 cm, göbek kısmının çevresi 56 cm’dir.

KAYNAK: http://tr.wikipedia.org/wiki/Amerikan_futbolu

 

 

 

SEZEN AKSU

sezenaksu

Sezen Aksu Denizli Sarayköy’de dünyaya geldi; İzmir Kız Lisesi ve babasının arzusu ile girdiği Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi de dahil olmak üzere eğitim sürecini İzmir’de sürdürdü. Rüştü Şardağ’dan aldığı sanat müziği eğitiminin yanı sıra resim ve oyunculuk gibi alanlarda da kurslara katıldı. Profesyonel yaşama ilk 45’liğini çıkardığı 1975 yılında adım attı. Yorumcu kimliğinin yanı sıra 400’den fazla beste ve sözün de sahibi oldu. 8 adet 45’lik, 3 adet single ve 27 albüme imza atan sanatçı 15’e yakın albümde de konuk sanatçı olarak yer aldı. Öte yandan 40’a yakın derleme albümde eserlerine yer verildi. Şarkıları 100’ü aşkın farklı yorumcu tarafından seslendirilirken, kendisini heyecanlandıran genç yeteneklerin yapımcılığını üstlendi.

Aşktan günlük yaşama kadar insan doğasını konu alan her şey, özellikle de umut eserlerine konu oldu. 2006 yılında şarkı sözleri “Eksik Şiir” adlı kitapta toplandı. Türkiye de dâhil olmak üzere 20’den fazla ülkede 1500’ün üzerinde konser veren sanatçı, yerli ve yabancı birçok sanatçı ile müzikal çalışmalarda bulundu. Birlikte çalıştığı tüm müzisyenlerin birikimlerinden yararlandı ancak Onno Tunç ve Atilla Özdemiroğlu kariyerinde önemli yer tuttu. 2002 yılında “Türkiye Şarkıları” adını taşıyan Aspendos, Efes ve Brüksel konser dizisinde, Türkiye’de konuşulan farklı dillerde eserler seslendiren etnik gruplarla aynı sahneyi paylaştı. Boşnak Goran Bregoviç, Yunan Haris Alexiou ve Hollanda Metropol Senfoni Orkestrası ile ortak konserler verdi. Öte yandan eserleri İtalyan tenor Alessandro Safina ve Avustralyalı şarkıcı Holly Valance gibi popüler sanatçılarca seslendirildi. Oyunculuk alanında da çeşitli çalışmaları bulunan Sezen Aksu, “Serçe” albümünün yayınlandığı 1978 yılında ilk sinema denemesini gerçekleştirdi. Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Minik Serçe” adlı filmde Bulut Aras’la başrolü paylaştı. 1981’de Adile Naşit, Şener Şen ve Altan Erbulak ile “Sezen Aksu Aile Gazinosu”; 1986 yılında “Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra” müzikallerinde rol aldı.

Oyunculuk denemelerini, aralarda skeçlere de yer verilen “Saz mı, Caz mı”, “Sezen Aksu Söylüyor” konserleri ve “Sezen Aksu Show” televizyon programı ile sürdürdü. 1990’da, yönetmenliğini Yavuz Özkan’ın yaptığı “Büyük Yalnızlık” filminde Ferhan Şensoy ile birlikte başrolü üstlendi. İstanbul gece eğlencesi anlayışına farklılık getiren Oba Bar’da ve Uğur Yücel ile Bostancı Gösteri Merkezi’nde kabare türünde sahne gösterileri sergiledi.

ESERLERİ

Allahaısmarladık (1977)

Serçe (1978)

Sevgilerimle (1980)

Ağlamak Güzeldir (1981)

Firuze (1982)

Sen Ağlama (1984)

Git (1986)

Sezen Aksu’88 (1988)

Sezen Aksu Söylüyor (1989)

Gülümse (1991)

Deli Kızın Türküsü (1993)

Işık Doğudan Yükselir (1995)

Düş Bahçeleri (1996)

Düğün ve Cenaze (1997)

Adı Bende Saklı (1998)

Deliveren (2000)

Şarkı Söylemek Lazım (2002)

Yaz Bitmeden (2003)

Bahane (2005)

Deniz Yıldızı (2008)

Yürüyorum Düş Bahçelerinde (2009)

 

Kaynak: http://www.antoloji.com/sezen-aksu/hayati/

VAN KEDİSİ

VAN KEDİSİ

 

vankedisi

 İyi bir yüzücü olan, gözleri mavi veya kehribar rengi ya da biri mavi diğeri kehribar olabilen, nadide ve asil bir kedi ırkı. Asaletini ve beyaz rengini paylaşmakla birlikte, önemli farklılıkları da bulunan Ankara kedisi ile karıştırılmamalıdır. Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunur.

Göz Rengi

Van kedisinin göz rengi üç gruba ayrılır. Her iki gözü mavi (daima turkuaz mavisi), her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları, çok nadiren kahverengi) ve tek-göz (Heterokromik; yani bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır. Mavi renk, daima turkuvaz mavisi özelliğinde olurken, kehribar rengi farklı tonlarda görülebilir. Bununla birlikte, mavi gözlü Van kedileri de kendi arasında a)mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve b)mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ikiye ayrılır.

Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir. İki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunan Van kedisi yavrularının çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır.

Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin, evcil güvercinlerin ve insanlarında bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir. En fazla mavi sarı gözlü van kedileri vardır.

Kavram Kargaşası

Terminoloji açısından,Türkiye dışındaki kediseverler boyutunda bir diğer olası kavram kargaşası mevcuttur. Literatürde, Türkiye’de bir yabancıya “Van kedisi” olarak satılan ve sonrasında yurtdışına giden ilk kedi olarak 1955’de İngiliz bayanlar Laura Lushington ve Sonia Halliday’e 500 Sterlin’e satılan, biri “Van güzeli İskenderun” isimli iki kedi kaydedilmektedir. “Van güzeli İskenderun”un ve hemcinsinin safkan Van kedileri olmamaları, baş ve kuyruk kısımlarının renkli ve benekli olması nedeniyle bayan Lushington’ın bu kedilerden türettiği kedi türü, günümüzde “Van” ismi taşımakla birlikte, Van kedisinden farklı bir ırk oluşturmuştur. Bayan Lushington bu kedilere Turkish Van ismini vermiştir, bu isim Fransızca’ya “Turc de Van”, Almaca’ya “Türkisch Van” şeklinde geçmiştir .

Başka bir deyişle, Van kedisi ve Batı dünyasındaki Turkish Van farklı kedilerdir. Ancak, Turkish Van isimli kedi cinsi de iyi yüzücüdür ve göz renkleri üç çeşittir. Aradaki farkın az çok anlaşılmaya başladığı günümüzde, safkan Van kedisi, Turkish Van’den ayırmak için, Batı literatüründe de Türkçe olarak “Van kedisi” şeklinde anılmaktadır. 

 

KAYNAK:http://tr.wikipedia.org/wiki/Van_kedisi

YILDIZ TİLBE

page_yildiz-tilbe-profesyonel-ordu-kurulsun_278855785  İzmir’in Konak ilçesine bağlı Gültepe semtinde gecekondu mahallesinde doğmuş olan Yıldız Tilbe ailesinin altı çocuğundan en küçüğüdür. Ailesi içinde “Yadigar” takma adıyla hitap edilmiştir. Annesinin adı Altun, babasının adı Ali’dir. Orta ikinci sınıfta okuduğu Mustafa Rahmi Balaban Okulunda eğitimini bırakmak zorunda kalmıştır. Çok küçük yaşlardan beri şarkı söylemeye başlamıştır. 18 yaşından önce evlenmişti. Sezen Burçin adında bir kız çocuğu oldu.1989 yılında boşandı. Daha sonra 5 yıl evli kaldığı Güngör Karahan’dan ayrılmıştır.

    Sonraları İzmir’de çeşitli gece kulüplerinde şarkıcılık yapmaya başlamıştır. Sahneye ilk olarak 1990 yılında Cengiz Özşeker’in patronu olduğu bir clubta başlamıştır. 1991 yılının sonlarında Sezen Aksu, Tilbe’nin ismini duyup kendisini dinlemeye gelmiş ve vokalistlik teklif etmiştir. İki sanatçı tanışmış, Tilbe vokalistlik teklifini kabul ederek İstanbul’a gelmiş, Sezen Aksu’nun evine taşınmıştır. Sezen Aksu’ya konserlerinde ve albümlerinde vokallik yapmıştır. Sezen Aksu ile yolları ayrıldıktan sonra İstanbul’un gece kulüplerinde şarkı söylemeye başlamıştır. Bu sırada Cem Özer’in “Laf Lafı Açıyor” isimli programında solistlik teklifi almış ve bir süre programın solisti olarak şarkı söylemiştir. Bu programda kazandığı ün ile albüm teklifleri alarak 1994 yılının yazında ilk klibini Cenk Torun’la birlikte oynadığı “Delikanlım” adlı parçaya çekti. Bu yıllarda birçok sanatçıya gözde olan şarkılar vermiş, vokaller yapmıştır.

   1996 yılında narkotik şube tarafından sanatçının evine yapılan baskında bir miktar esrar bulunmuş ve Tilbe üç gün gözaltında tutulmuş ardından serbest bırakılmıştır. Esrardan kurtulmak için Balıklı Rum Hastanesinde bir süre tedavi görmüştür. Yazdığı şarkılarda hüzün, aşk ve ayrılık konularını edinmiş olan Yıldız Tilbe şarkıları ve bestelerinde romantik konuları işlemiştir Tarz olarak pop ile başlamış ve repertuvarını genişleterek arabesk, halk müziği ve sanat müziği formlarını da kullanmıştır.2006 yılında yayınlanan ve sanatçının maxi-single çalışması olan Tanıdım Seni, 6 şarkı ve 2 versiyonla toplamda 8 şarkı barındırıp, sanatçının 11. albümüdür. Albümdeki tüm şarkıların söz ve müziği Yıldız Tilbe’ye aittir.

Albümleri

*1994: Delikanlım

*1995: Dillere Destan

*1996: Aşkperest

*1998: Salla Gitsin Dertlerini

*2001: Gülüm

*2002: Haberi Olsun

*2003: Yürü Anca Gidersin

*2004: Yıldız’dan Türküler

*2004: Sevdiğime Hiç Pişman Olmadım

*2005: Papatya Baharı

*2006: Tanıdım Seni

*2008: Güzel

*2009: Aşk İnsanı Değiştirir

*2010: Hastayım Sana

*2011: Oynama

*2013: Yeniden Eskiler Arabesk

*2014: Şivesi Sensin Aşkın

Kaynak :http://www.sabah.com.tr/yildiz-tilbe-kimdir

1 2 3 4 9