Halkla İlişkilerin Gücü

Uygulamalı bir sosyal bilim olan halkla ilişkiler, genel olarak anlaşılamama sorunu yaşamaktadır. Halkla İlişkiler disiplini yüz yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen hala mesleğin tanımlanması ile ilgili tartışmalar devam etmektedir. Edward Bernays’da bu konuya dikkat çekerek, halkla ilişkilerin ne olduğunu ve ne yaptığının tam olarak anlatılamadığını belirtmektedir. Yine halkla ilişkilerin ne olduğunu ve nasıl bir etkinliği temsil ettiğini Bernays’ın fikirlerinden yola çıkarak daha iyi anlayabiliriz. Bernays’ı önemli ve üzerinde durulmasını gerektiren en önemli husus, onu bir efsane haline getiren yaratıcılığı ve teori ile praksis arasında kurduğu yaratıcı ilişkidir.

fond-pro-300x164

Bernays halkla ilişkiler faaliyetlerini bir sosyal bilimler uygulaması olarak görmektedir. Psikoloji ile halkla ilişkiler bağıntısını sürekli vurgulayarak iki yönlü asimetrik modelini bilimsel ikna üzerine kurar. Kitle psikolojisi ve kitle iletişimine büyük önem vererek, insanlar üzerinde etkin olabilecek hassas noktaları başarıyla tespit ederek psikolojinin etkinliğinden yararlanmıştır. Bilimsel verileri hedef kitle ile kurulacak iletişimde yaratıcı bir mesaja dönüştürerek ikna temelli faaliyetlerle öne çıkmaktadır.

Bernays’ın temsilciliğini yaptığı iki yönlü asimetrik model, hedef kitleyi kurum ya da firmanın lehine olacak şekilde ikna etme amacını gütmektedir. Bu modelde feedback olmasına rağmen alınan feedback hedef kitleyi kontrol etmek amacını taşımaktadır. Bu modeldeki ikna süreci freudçu psikolojinin ikna teorisine dayanmaktaydı.

Bernays’ı ilginç kılan en önemli husus, halkla ilişkiler faaliyetleri ile sağladığı yapısal dönüşümlerdir. Örneğin, The Amerikan Tobacco Company için yaptığı kampanya yapısal dönüştürme faaliyeti olarak öne çıkmaktadır. Bernays, kamuya açık yerlerde sigara içilmesini engelleyen yasakların kaldırılması için New York 5. Cadde’de ‘Özgürlük Yürüyüşü’ adı altında kadınları sigara içerek yürütmüş ve sigarayı özgürlükle özdeşleştirmiştir. Sonuçta kadınlar kamuya açık yerlerde sigara içebilmiştir. Kadınların sigara içme nedenlerini araştıran Bernays, bunun erkeklerle eşit statüye sahip olma isteği biçiminde algılandığını tespit ederek sigara içen kadınları New York sokaklarında yürütmüştür. Kadınların yeşil sigara paketlerini elbiseleri ile uyumlu bulmamalarını yeşil rengi moda yaparak çözmeye çalışan Bernays, bunun için bir balo düzenleyerek, kanaat önderlerini etkilemeyi başarmıştır.

halk

İki yönlü asimetrik modelle Bernays, ikna olgusunu derinlemesine kullanmıştır. Kitlesel ikna bu anlamda halkla ilişkilerin toplumu dönüştürme ya da hedef kitlede davranışa yönelik istek oluşturmada önemli bir rol oynamaktadır. Bernays, bunu yaparken kitle psikolojisinin “Freud’un lider ile kitle arasındaki ilişkiyi hipnotize eden ile hipnotize olan arasındaki ilişkiye benzeten kitle psikolojisi ve ben analizi geleneğine dayanmaktadır.

Günümüzde halkla ilişkilerin basın bülteni yazmak, ya da basınla ilişkiler olarak zannedilmesi konunun ne kadar yüzeysel olarak ele alındığının ve anlaşılmadığının bir göstergesidir. Bernays, halkla ilişkileri sosyal bilimlere dayalı geniş bir uygulama alanı olarak görmektedir. Nitekim Bernays çok çeşitli alanlarda halkla ilişkiler uygulamaları gerçekleştirmiştir: kriz yönetimi, pazarlama amaçlı halkla ilişkiler, propaganda, sanat faaliyetlerinin tanıtım ve organizasyonları gibi pek çok konuda kampanyalar gerçekleştirmiştir.

Bernays, psikolojiden özellikle yararlanmıştır. Kampanyalarını planlarken psikologlara danışarak planlamıştır. Bernays, halkla ilişkilerin hem teorisini hem de uygulama alanlarını geliştirmiş ve sonuçta kamuoyunun ikna edilerek davranışlarının değiştirilebileceğini ispat etmiştir. Bu gelişmeler sosyal bilimlerin gündelik hayatta neleri ikame edip neleri değiştirebileceği konusunda çok önemli gelişmeler kaydetmiştir.

Bernays’ın halkla ilişkiler faaliyetine konu olacak meselelere derinlemesine yaklaşmıştır. Sorunu bilimsel araştırmalarla ve stratejik enformasyonlarla anlayarak yenilikçi ve yaratıcı çözümler sunmuştur.

İki yönlü asimetrik model her ne kadar teorisyenler tarafından eleştirilse de bu modelin bilimsel ikna temelli motivasyonel iletişim yöntemi toplumsal dönüşüm konusunda ve siyasette oldukça etkili bir modeldir. Bernays iki yönlü asimetrik modelde halkla ilişkiler programlarını belirlerken ‘sosyal bedendeki sinirleri doğru yerden bulmaktaydı. Böylelikle doğru tepkiler alıyordu.’

Bernays iki yönlü asimetrik modelin yanı sıra iki yönlü simetrik modeli de uygulamıştır. En dikkat çekici halkla ilişkiler faaliyetlerini de iki yönlü asimetrik modele göre planlamıştır. Yaşadığı dönem itibarı ile ikna dolayısıyla propaganda çok popüler ve önemli bir araç olarak kabul ediliyordu. Şimdi her ne kadar hedef kitleye uyarlanmayı ve feedback’e göre konumlanmayı tercih eden yaklaşımlar revaçta olsa da özellikle siyasetin ve küresel firmaların bunu önemsediğini düşünmemiz biraz güç. Sosyal ikna artık daha sofistike manipülasyon araçları ile uygulanmaktadır.
İletişim mesajlarının çok dağınık ve yoğun olması hedef kitle olarak bizlerin nasıl dönüştüğünü karmaşıklaştırmaktadır. Bunda medyatik dilin ve özellikle televizyonun algılarımızı kontrol altına alma çabası büyük rol oynamaktadır.

Sosyal bilimler ve özellikle sosyal psikoloji önümüze kamuoyunu şekillendirmek için çok önemli veriler sunmaktadır. Toplumsal mekanizasyonun işlevi ve motifleri anlaşıldığında bu sistemin kodlarının yeniden programlanabileceği açıktır. Halkla ilişkiler bu anlamda sosyal problemlerin aşılmasında, ekonomik atılımların sağlanmasında toplumsal sinerjiyi oluşturma ve harekete geçirmede önemli roller üstlenebilir. Örneğin halkla ilişkiler mensupları, marka kültürünün zenginleştirilmesi ve yaygınlaştırılması, sanayileşme kültürünün gelişmesi, şehir, ülke lobiciliğinin geliştirilmesi ve sosyal problemlerin aşılması konularında kritik çalışmalar yapabilirler. Halkla ilişkiler bir kültür oluşturabilir, toplumsal sinerjiyi harekete geçirebilir, kamuoyu diplomasisini kullanarak iç ve dış politikaya katkılar sağlayabilir Halkla İlişkileri bu anlamda yeniden düşünüp gerçekte neleri başarabileceği gösterilmelidir. Bernays bu bağlamda çok önemli bir model olarak karşımızda durmaktadır.

Kaynak:www.halklailişkiler.com

İletişim! İletişim! İç İletişim!

2000’lerin başında çok tanınmış Halkla İlişkiler ajanslarının stratejik planlarını dinlediğim zamanları hiç unutmadım. “Çalışanlarla iletişim” konusunu sunumlarına hiç dahil etmezler, ben sorduğumda ise, “elbette, dışarıya yaptığımız duyuruları, basın bültenlerini, personeliniz gazetelerden değil, sizden öğrenecekler, önceden duyuracağız” derlerdi.

idil-turkmenoglu-big_1309184622

O kadar.

Başka zamanlarda, çalışanlara yönelik yeni uygulamalarımızı, gönüllülük programlarımızı duyurma planı yaparken ajanslarımıza da fikir sorduğumda ya anlamlandıramazlar, ya da çok genel geçer cevaplar verirlerdi.

Ardından intranet furyası başladı, hatırlarsınız… Hiç yoktan iyiydi, ama çoğunlukla bilgi ve doküman paylaşımı ortamı olarak kaldı. O sıralarda iç iletişim, şirketler için enteresan kartlarla çalışanların doğum gününü kutlamaktan, kaynaşma partileri düzenlemekten, paintball veya bowling turnuvaları, trekking turları organize etmekten ileri gidemedi. “Bu etkinliklerin neresi kötü?” diye sorabilirsiniz. “Bunları bile hâlâ yapmayanlar var” diyebilirsiniz.

Haklısınız.

Her biri iyi niyetli faaliyetler. Mutlaka tek tek etkileri de vardır. Ama iç iletişim onlarla da bitmez.

Aslına bakarsanız, başarılı halkla ilişkiler çalışmalarını ödüllendirmek ve teşvik etmek amacıyla, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği tarafından verilen “Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri”nde 2001 yılında Kurum İçi İlişkiler kategorisi vardı. Kalite Günü projesi ile Eczacıbaşı Holding kazandı. Artık bu kategorinin adı Kurum İçi İletişim, onlarca proje aday oluyor.

İç iletişimi planlı programlı yapan, çalışanlara yönelik kampanyalar markalar geliştiren, iç iletişime yönelik araçlar bulup uygulayanlar bugün gerçekten fark yaratıyorlar. Yine de büyük resim içinde sayılı İnsan Kaynaklarcı ve Halkla İlişkilerci bu açığı “fark etmiş” durumda. Ve birçoğu da işin en başında…

Hatta bazıları “Şirket markası” ve “Çalışanların bağlılığı” kavramlarını yeni duymuşlar, heyecanlanıyorlar.

Kaynak: www.halklailişkiler.com

Sinema ve Tiyatroya Makyöz Yetiştiriyorlar

Çanakkale’deki Nedime Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri Bölümünde eğitim gören öğrenciler, geniş alternatifler sayesinde mezun olduktan sonra işsiz kalmıyor.VCNGHFGJGH

Bölüm öğretmeni Ayşegül Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okullarında Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Giyim ve Üretim Teknolojileri, Halkla İlişkiler ve Organizasyon, Seramik ve Cam Teknolojileri, Yiyecek ve İçecek Hizmetleri bölümleri de bulunduğunu söyledi. Kendi bölümlerinde 11. sınıfta cilt bakım, artistik ve plastik makyaj uygulamaları dersleri verildiğini anlatan Deniz, bu yıl 13 öğrencinin eğitim gördüğünü belirtti. Deniz, “Öğrencilerimiz tiyatro, sinema, sahne ve objektif makyajları yapıyorlar. Tarihten günümüze gelen makyajlardan bazı örnekler çalışıyoruz. Dünyada var olan kültürlerle ilgili karakteristik özellikleri ve süslenme biçimleriyle ilgili çeşitli boyamalar ve makyajlar yapıyoruz.” dedi. Öğrencilerinin mezun olduktan sonra seçeneklerinin çok olması dolayısıyla işsiz kalmadığını vurgulayan Deniz, şöyle devam etti: “Bu derste amaç, her kültür ve tarih devrine göre çeşitli güzellik anlayışları olabileceğini öğrencilerimize kavratmaktır. Keyifli geçen bir ders. Eğitimleri sürecince anaokulları veya benzer organizasyonlarda çocuk yüz boyamaları yaparak değişik deneyimler kazanıyorlar. Ayrıca bunların yanı sıra öğrenciler güzelleştirici makyaj dersleri de alıyorlar. Cilt bakımı bölümü öğrencileri olmaları dolayısıyla cilt bakımı, makyaj, masaj, epilasyon, depilasyon gibi güzellikle ilgili diğer dersleri de daha detaylı olarak görüyorlar. Öğrencilerimiz, mezun olduktan sonra cilt bakım ve güzellik salonlarında, estetik merkezlerinde, otellerin SPA salonlarında, kuaförlerde ya da film endüstrisinde, sinema, tiyatro, opera makyajı departmanlarında rahatlıkla çalışabilmektedirler.” Öğrencilerin isterlerse yükseköğretime de devam edebildiklerini ifade eden Deniz, “Bunların yanı sıra sahne sanatları dallarında özel kurslarla kendilerini yurt içinde ve yurt dışında geliştirebilirler.” şeklinde konuştu.
Üniversite eğitiminde hedefini değiştirdi
Bölüm öğrencilerinden Miray Ada Şentürk, başlangıçta bölüme istemeyerek girdiğini, şimdi ise en çok sevdiği ders olduğunu dile getirdi. Şentürk, “Ailem şehir değişikliği yaptı ve Çanakkale’ye yerleştik. Kendi branşım bu okulda yoktu ve mecburiyetten bu bölümü seçtim. Başlarda bu mesleğe sıcak bakmıyordum. Fakat artistlik ve plastik makyaj dersi görmeye başlayınca mesleğe ilgim arttı. Bu ders sayesinde üniversite hayallerimi bu yönde gerçekleştirme kararı aldım. Dışarıdan da destek alacağım.” diye konuştu.
Artistlik ve plastik makyaj dersinde dünyadaki kültürlere göre değişen makyaj türlerini öğrendiğini ifade eden Şentürk, bu mesleğin gelecek vadettiğini belirtti.

KAYNAK : http://www.haberler.com

Akhisar’da Şehr-i Rengiz Sergisi Açıldı

Akhisar özel bir atölye işletmesinde resim kursu veren öğretici Gülsüm Kaya’nın öğrencileri tarafından resmedilen eserler “Şehr-i Rengiz” sergisiyle görücüye çıktı.

akhisar-da-sehr-i-rengiz-sergisi-acildi-8388418_x_o

Akhisar özel bir atölye işletmesinde resim kursu veren öğretici Gülsüm Kaya’nın öğrencileri tarafından resmedilen eserler “Şehr-i Rengiz” sergisiyle görücüye çıktı.

Gülsüm Kaya Resim Atölyesi yeni sezon resim sergisi “Şehr-i Rengiz” imiyle  Akhisar Belediyesi Sanat Galerisinde açtı. Yağlı boyadan kara kalem çalışmasına kadar bir çok eserin sergilendiği galerinin açılışına  Akhisar Belediye Başkanı’nın eşi Nergiz Hızlı, İlçe Emniyet Müdürü’nün eşi Deniz Pınar,  Akhisar Belediyesi Basın Yayın ve  Halkla İlişkiler Müdürü İbrahim Topaloğlu,  AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı Arzu Kokaz ve yönetim kurulu üyeleri, CHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Sevil Büyükyazgan ve yönetim kurulu üyeleri ve kursiyerler, yakınları ve sanatseverler katıldı.  Akhisar Belediyesi Sanat Galerisi’nde kursiyer Esra Füzün, Necla Kurşun, Kamuran Çandar, Gülsüm Afacan Akgün ve Hatice Şakrak’a ait eserler yer alırken galeriyi ziyaret eden sanatseverler tek tek kursiyerleri tebrik etti. Serginin açılış konuşmasını yapan öğretici Gülsüm Kaya, “Bir süredir arkadaşlarımızla birlikte sanata gönül veren dostlarımızla birlikte küçücük bir atölyede kocaman dünyalara pencereler açtık. O açtığımız pencereden sizi de biraz sizleri seyretmeye davet ediyoruz. Sanatın birleştirici yönü burada hepimiz birlikte paylaşmak istedik ve çok da güzel oldu” dedi. – MANİSA

Kaynak: http://www.sondakika.com

halkla ilişkilerüzerine

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sakarya Meslek Yüksekokulu’nun (SMYO) sigarasız bir yaşama dikkat çekmek amacıyla sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirildi.

22 saat önce

Sakarya Üniversitesi (SAÜ)  Sakarya Meslek Yüksekokulu’nun (SMYO) sigarasız bir yaşama dikkat çekmek amacıyla sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirildi. Bugün Meslek Yüksekokulu’nun bahçesinde ve kantininde öğrenci ve akademik personel sigara içmedi.

Sakarya MYO  Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü tarafından düzenlenen proje kapsamında okul bahçesi içerisinde sigara içilmemesine ve  Yeşilay’ın önemine dikkat çekildi. Önceliği akademik personelin öğrencilere örnek olunması olduğunu belirten  Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanı  Ezgi Tanrıverdi, “Bugün sigaranın zararlarına dikkat çekmek ve sigarasız hayata başlangıç olması temennisiyle bir gün boyunca sigara içilmemesini hedefliyoruz. Bu kapsamda hocalarımızdan, yeşil kurdele takmalarını talep ediyoruz. Başta Müdürümüz  İsmail Gümüş’e ve bize tam anlamıyla destek veren Akademik kadromuza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

“HERKESE ÖRNEK OLMAK İSTİYORUZ”

Okul Müdürü  İsmail Gümüş yaptığı açıklamada, “Okulumuzda sosyal sorumluluk kapsamında bir günlük sigara içmeme projesi gerçekleştiriliyor. Bu projeyi öğrenci arkadaşlarımız düzenledi. Hocalarımıza ve öğrencilerimize destek verdikleri için teşekkür ediyorum. Bu konuda insanların birbirine örnek olduğunu belirtmemiz gerekmiyor. Gerektiği zaman her yerde bu konuda bilgi paylaşımı yapıyoruz. Örnek olma amacıyla birçok insanın sigara bırakmasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Projenin mimarı olan öğrenciler Akademik kadroda bulunan öğretim görevlilerine ve hocalarına yeşil kurdele ve lokum dağıtarak bugünü sigarasız bitirmeyi hedefliyor. – SAKARYA

Türk Yıldızları Nefes Kesti

Türk Hava Kuvvetlerinin akrobasi timi “Türk Yıldızları” Antalya‘da gösteri uçuşu yaptı.turk-yildizlariAntalya semalarında yaklaşık 35 dakika uçan NF-5 tipi süpersonik 7 savaş uçağının gösterisi, Konyaaltı sahili, varyant ve Atatürk Parkını dolduran binlerce kişi tarafından ilgiyle izlendi. 10. Yıl Marşı eşliğinde uçakların gösterisi uzun süre alkışlandı.
Polis ekipleri gösteri sırasında geniş güvenlik önlemleri alırken, bazı vatandaşlar 30-40 metre yükseklikteki falezlerden gösteriyi izledi.
Gösteri hakkında bilgi veren Türk Yıldızları Basın Halkla İlişkiler Sorumlusu ve anlatıcı Üsteğmen Selim Şensoy, 3 gündür Antalya‘da gösteri yaptıklarını ve ilgiden çok memnun olduklarını söyledi.
Havanın kapalı olması nedeniyle bugün yüksek hareketler yapamadıklarını belirten Şensoy, “Bunlar da oldukça güzel hareketler. 30 metre ile 3 kilometre arasında mesafede uçuyoruz. Saatte yaklaşık 300 kilometre ile bin kilometre arasında hız yapıyoruz. Yüksek performanslı bir gösteri.” diye konuştu.

KAYNAK http://www.haberler.com

Halkla İlişkiler ve Propaganda

Propaganda ve Halkla İlişkiler Arasındaki Farklar

Propaganda, halkla ilişkilere benzeyen ve karıştırılan alanların başında gelmektedir. Halkla ilişkiler
uygulamalarının başlangıç dönemlerinde, propaganda amaçlı bazı çalışmalar yürütülmüştür. Grunig ve Hunt (1984: 21) 1850-1900 yılları arasında, halkla ilişkilerin bir propaganda işlevi olarak hizmet ettiğini belirtmektedir. Yine aynı yazarlar, halkla ilişkiler uygulayıcıların bu dönemde örgütlerle ilgili eksik, çarpıtılmış ve yarı doğru bilgileri yaydıklarını ifade etmektedir. Ancak daha sonraları halkla ilişkilerin temelinde kesinlikle iki yönlü iletişim, dürüstlük, karşılıklı kabul ve anlayış, sosyal sorumluluk gibi unsurların bulunduğuna yönelik vurgular artmıştır. Günümüzde de, halkla ilişkiler adıyla yapılan bazı çalışmalarda halkla ilişkilerin özünden sapıldığını ve propaganda amacına yönelindiğini görmek mümkündür. Ancak, bu çalışmaları halkla ilişkiler olarak görmek doğru değildir. Bu tür çalışmalara bakarak halkla ilişkileri açık veya örtülü propaganda olarak nitelendirmek, halkla ilişkilerin özünü gözardı etmek olacaktır.

Halkla ilişkilerle propaganda arasındaki önemli farklılıkları belirtmeden önce, propagandanın tanımı üzerinde durmamız yararlı olacaktır. Propagandayla ilgili olarak da çok sayıda tanım yapılmıştır. Propagandayla ilgili önemli yazarlar kabul edilen, Jowett ve O’Donnell’in tanımı, son dönemlerde yaygın olarak ele alınmaktadır. Bu tanım propagandanın özünü iyi bir şekilde yansıtmaktadır. Bu yazarlara göre propaganda; bilinçli ve sistematik olarak algıları biçimlendirme, kavrayışları yönlendirme ve propagandacının istediği amaca ulaşmasına yardımcı olacak bir tepkinin elde edilmesi için davranışları yönetme çabasıdır (Jowett ve O’Donnell, 1999: 6). Bu tanımda propagandanın daha çok insanların düşünce ve davranışlarını yönetme çabası olduğu görülmektedir. Propagandayı yapan kişi veya kurumlar kendi istekleri doğrultusunda insanlarda bir görüş ve tepki oluşturmayı amaçlamaktadır.
Propaganda ile halkla ilişkiler arasındaki önemli farkları şu şekilde açıklanabilir.

• Öncelikle her iki alanın amaçlarına bakmak farklılığı açıkça ortaya çıkaracaktır. Halkla
ilişkilerin temel amacı, kurumlarla kamuları arasındaki karşılıklı anlayış ve iyi niyeti
geliştirmektir. Propagandanın temel amacı ise, istenilen sonucun başarılması için insanların
düşüncelerini biçimlendirmek ve bilincini yönetmektir.

• Propaganda ile halkla ilişkiler arasındaki ikinci farklılık, iletişimin yönü açısındandır. Bir çok
yazar propagandanın tek yönlü, halkla ilişkilerin ise, iki yönlü iletişim sürecine dayandığına
vurgu yapmaktadırlar (Asna, 1998: 226; Tortop, 1986: 8; Okay ve Okay, 2002: 44). Buna göre
propaganda, hedef kitleden gelen tepkilere kapalı olmakta ve onların görüşlerine önem
vermemektedir. Propaganda, ısrarla savunulan fikrin doğruluğunu aşılamaya çalışmaktadır. Bazı
propaganda çeşitlerinde iki yönlü iletişime yatkınlık görülmektedir. Örneğin, sosyolojik
propaganda veya siyasal propaganda da hedef kitleden gelen tepkilere ve görüşlere önem
verilmektedir. Ama asıl amaç, insanların bu görüş ve tepkilerine uygun davranmak veya
politikalar geliştirmek değildir. Tersine, bu tepkilere dayanılarak insanları daha iyi
yönlendirmenin yol ve tekniklerini bulmaktır.

İki yönlü iletişimin temel amaçlarından birisi de şudur: Hedef kitleden gelen görüşler doğrultusunda
kurumların kendilerini yenilemeleri, politikalarını gözden geçirmeleri ve gerekirse politikalarını
değiştirmeleridir. Ama propagandada böyle bir durumdan söz etmek son derece zordur. Propagandayı yapan kişi veya kurumlar, gelen görüş ve tepkiler doğrultusunda politikalarını genellikle değiştirmezler. Kendi politika ve görüşlerinin doğru olduğunu ısrarla vurgularlar. Halkla ilişkilerde ise, hedef kitleden gelen görüş ve tepkiler temeldir. Çağdaş halkla ilişkiler anlayışında, tepkiler doğrultusunda kurumların görüş ve politikalarını değiştirmeleri gerekir.

İki yönlü iletişimle ilgili vurgulanması gereken önemli bir nokta da, bunun ne derece zorunlu
olduğudur. Propagandada iki yönlü iletişime dayalı olmak zorunlu değildir. Diğer bir deyişle propaganda tek yönlü olarak da yürütülebilir. Hedef kitlenin görüş ve tepkileri dikkate alınmayabilir. Ama halkla ilişkiler kesinlikle iki yönlü iletişime dayanmak zorundadır.

• Halkla ilişkileri propagandadan ayıran başka bir etmen doğruluk ve dürüstlüktür (Asna, 1998:
227; Okay ve Okay, 2002: 43). Propaganda çalışmalarında verilen mesajların doğru olması ve
hedef kitleye dürüst davranılması zorunlu değildir. Halkla ilişkilerde ise, verilen mesajların
kesinlikle doğru olması, hedef kitlenin asla yanıltılmaması bir zorunluluktur.

• Halkla ilişkilerle propaganda arasındaki son bir ayrım da, sosyal sorumluluk anlayışı bağlamında
yapılabilir. Propaganda çalışmalarında hedef kitlenin yararını gözetmek zorunlu değildir.
Propagandanın amacı, hedef kitleye zarar verecek olsa bile, istenilen sonuçları
gerçekleştirmektir. Halkla ilişkilerde ise, sosyal sorumluluk anlayışı temel bir ilke olarak kabul
edilmektedir. Hedef kitlenin yararı, halkla ilişkiler çalışmalarında kesinlikle göz önünde
tutulmaktadır.

Kaynek:  www.anadolu.edu.tr

Özgüven Üstüne

Özgüven her insanda gelişir mi?Doğan her çocuk muhteşem bir potansiyel olarak doğar. Evet, bu muhteşem potansiyel yapabilecek, geleceğini belirleyebilecek bir potansiyeldir. Bu potansiyelin donanım olarak ve yazılım olarak ne anlama geldiğini Keşkesiz Bir Yaşam İçin İletişim Donanımları adlı kitabımda ayrıntılı olarak irdeledim.

1445002707384

Kitapta belirtildiği gibi çocuk ya yüz baskın yaşam ya da can baskın yaşam ortamında toplumsallaşır. Yüz baskın yaşam ortamında büyüyen bir çocuk, “başkasına hesap vermek” bilinci içinde yaşamını süreçler ve kendisine söyleneni ve bekleneni yaparak yaşar. Kendinin ne düşündüğünü o kadar önemli değildir.

Can baskın yaşam ortamında büyüyen biri ise “kendine hesap vermek” bilinci içinde yaşar. Bu kişi başkalarının ne diyeceğini umursar, ama kendi doğrularını gerçekleştirmek, kendi gözüne hesap vermek daha önemlidir.

Şimdi geçen yazıda Mahmut adını verdiğim kişinin mektubundan bir cümleye bakalım:

” istemediğim bir bölümde okuyorum. (asıl istediğim İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler.) ama öyle ya da böyle bu bölüm bitecek. Buna mecburum. Bunu eskisi kadar takmamaya çalışıyorum.”

Mahmut bana göre yüz baskın bir ortamda büyümüş ve büyürken farkına varmadan “büyükleri” onun yaşam arabasının direksiyonuna oturmuş, ama o hala kendisinin oturduğunu sanıyor.

Neden istemediğin bir bölüm istemeye istemeye bitecek?

Bu soru irdelenmeye başlandığında görürsünüz ki, Mahmut aslında kendi kendine hesap vererek, kendi koyduğu hedefleri uğruna uğraş vererek, “benim yaşamım ve benim sorumluluğum” dediği bir yolculuk içinde değil.

Böyle bir kişilik oluşumu kendi yaşamının anlamını sürekli başkalarının gözünde arar; onların takdiri ve beğenisi olmadan kendisinin kendi gözünde hiçbir değeri yoktur. Böylelikle her sosyal ortamda, “Acaba beni beğenecekler mi?” kaygısı yaşar, eli ayağı dolaşır, kendisini sevdirmek için onların hoşuna gidecek şeyler söylemek ve istedikleri şeyleri yapmak ister. Onların neyi duymak istediklerini önceden kestirmeye çalışır ve yanlış yapmaktan ve karşıdakini hayal kırıklığına uğratmaktan çok korkar.

Niçin korkar?

indir

Çünkü onun yaşamında varoluş nedeni dış kaynaklıdır; başkalarının takdiri ve beğenisi ile var olmaktadır. Kendi gözünde kendisi yoktur.

Bu müthiş bir yalnızlıktır; çünkü kişinin arkadaşlarının, dostlarının olabilmesi için önce kendisinin var olması gerekir. İnsanın kendiyle olan ilişkisi onun en önemli, en anlamlı ilişkisidir; kendiyle ilişkisini temellendirmeden kişinin başkalarıyla anlamlı ve doyumlu bir ilişki kurması olanaksızdır.

Geçen yazıda verilmiş olan mektuptaki şu satırları bu gözle değerlendirin:

“,,,,, benim bi özgüven eksikliği var.bu derslerde ya da temel becerilerde fazla yok.asıl kişilerarası iletişimde bunun sıkıntısını oldukça çekiyorum.acaba şöyle yapsam beni kötü görür mü ya da böyle yapsam ne der?kısaca fazla empatik davranıyorum.

…….. yine kişilerarası iletişimde kendimi iyi anlatamama korkusu.kendimi basit düşürme korkusu bende baş gösteriyor.bilmiyorum buna mı bağlı ama ben konuşurken ister istemez heyecanlanıyorum ya da panik yapıyorum.bu da diksiyonumun bozuk olmasına yol açıyor diye düşünüyorum.yani hızlı konuşuyorum ve karışık cümleler kuruyorum bu da beni anlaşılmaz yapıyor.”

Kaynak:www.halklailişkiler.com

Yerel Yönetimlerde Habercilik Eğitimi Başladı

Anadolu Ajansı (AA) ve Türk Dünyası Belediyeler Birliğinin (TDBB) düzenlediği “Yerel Yönetimlerde Habercilik Eğitimi” başladı.

AA Haber Akademisi Koordinatör Yardımcısı Hayri Çetinkuş, Zeytinburnu‘ndaki TDBB genel merkezinde başlayan eğitimlerin açılış töreninde, farklı ülkelerden birçok katılımcıyı programda görmekten mutluluk duyduklarını söyledi.

Program sayesinde gönül coğrafyalarının bir araya geldiğini belirten Çetinkuş, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, özelinde de kurumlarımızın Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya başta olmak üzere dost ve akraba olan tüm coğrafyalarda kardeşlik elimizi görebilirsiniz.Anadolu Ajansı hem Türkiye‘de hem de yakın coğrafyadaki gelişmelere tanıklık etmiş, 96 yıllık bir kurumdur. Son yıllarda yapmış olduğu atakla uluslararası bir ajans olmuştur.” diye konuştu.

AA’nın haber, fotoğraf ve video haber üretim rakamları hakkında bilgiler veren Çetinkuş, AA’nın dost ve akraba ülkelerle olan ilişkilerini geliştirdiğini dile getirdi.

TDBB Genel Sekreteri Fahri Solak ise buna benzer programları her ay gerçekleştirdiklerini belirterek, üye ülke belediyelerinin ihtiyaçları doğrultusunda söz konusu eğitim programlarının konusunun belirlendiğini söyledi.

yerel-yonetimlerde-habercilik-egitimi-basladi_b27c451-670x330

Program sayesinde gönül coğrafyalarının bir araya geldiğini belirten Çetinkuş, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, özelinde de kurumlarımızın Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya başta olmak üzere dost ve akraba olan tüm coğrafyalarda kardeşlik elimizi görebilirsiniz.Anadolu Ajansı hem Türkiye‘de hem de yakın coğrafyadaki gelişmelere tanıklık etmiş, 96 yıllık bir kurumdur. Son yıllarda yapmış olduğu atakla uluslararası bir ajans olmuştur.” diye konuştu.

AA’nın haber, fotoğraf ve video haber üretim rakamları hakkında bilgiler veren Çetinkuş, AA’nın dost ve akraba ülkelerle olan ilişkilerini geliştirdiğini dile getirdi.

TDBB Genel Sekreteri Fahri Solak ise buna benzer programları her ay gerçekleştirdiklerini belirterek, üye ülke belediyelerinin ihtiyaçları doğrultusunda söz konusu eğitim programlarının konusunun belirlendiğini söyledi.

Bugün başlatılan eğitimin son dönemlerin en önemli konularından biri olan “Yerel yönetimlerde halkla ilişkiler ve basın” konusuna yönelik olduğunu aktaran Solak, yerel yönetimlerin hizmetlerini halka anlatmasında medyanın önemine işaret etti.

Solak, bu tür bir programda Türkiye‘den iş birliği yapılacak yegane kurumun AA olduğunu vurgulayarak, “Anadolu Ajansı, 100 yıllık geçmişi ve tecrübesi olan bir kurum. SadeceTürkiye‘de değil dünya klasmanında da yeri olan AA ile iş birliği yapmanın sevincini yaşıyoruz. AA yetkililerine bu konudaki destekleri için teşekkür ediyorum.” dedi.

Eğitime katılanlardan Kosova Prizren Belediyesi temsilcisi Sencar Karamuco daKosova‘nın bağımsızlığını yakın zamanda kazandığını hatırlatarak, “Yerel yönetimler konusunda eksikliklerimiz var. Devletleşme süreci tam anlamıyla tamamlanamadı. Buna benzer eğitim programlarıyla eksikliklerimizi gidermeye çalışıyoruz. Program aynı zamanda İstanbul‘un tanıtımına da katkı sağlıyor.” ifadelerini kullandı.

Kırgızistan Bişkek Belediyesi Uzman Yöneticisi Kalperizat Aidarbekova da böyle bir eğitime katıldığı için çok mutlu olduğunu anlatarak, “Hepimiz için faydalı bir program düzenliyorsunuz. Kırgızistan‘ın size çok selamı var.” dedi.

hhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh

“Yerel Yönetimlerde Habercilik Eğitimi”

Yerel Yönetimlerde Habercilik Eğitimi kapsamında Balkanlar ve Orta Asya ülkelerinin bazı belediyelerinde görev yapan uzman personeli kapsıyor.

Eğitime Azerbaycan, Bosna Hersek, Karadağ, Kırgızistan, KKTC, Kosova, Makedonya,Moğolistan ve Somali‘den 20 temsilci katılıyor.

Teorik, pratik ve belediye ziyaretlerinden oluşan program 35 saat olarak planlandı.

Programın dili İngilizce olarak belirlenirken, eğitim sırasında İngilizce’den Rusça’ya tercüme hizmeti de verilecek. Katılımcılar, TDBB’nin hedef coğrafyasında (Balkanlar,Kafkasya ve Orta Asya) yer alan yerel yönetimlerde görevli basın ve halkla ilişkilerçalışanları, Anadolu Ajansının sektörel tecrübe ve birikiminden faydalanarak mesleki bir eğitim alacaklar. Ayrıca adı geçen bölgelerden gelecek uzmanların, meslektaşların arasında kalıcı bir sosyal ağ oluşturulacak.

Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifika verilecek.

AA ile TDBB şubat ayında, ajansın “Türk Dünyası Haber Paketi” kapsamında, bölge amaçlı gerçekleştirilecek organizasyon ve eğitimlerde ortaklaşa adımlar atmak amacıyla iş birliği protokolü imzalamıştı.

 

Kaynak :http://www.haberler.com/yerel-yonetimlerde-habercilik-egitimi-basladi-8387051-haberi/

Yeni Çözüm Modellemesi İBB Müdürlerine Anlatıldı

Türkiye’nin en büyük metropolü İstanbul’da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı tüm çağrıları tek çatı altında koordine eden ALO 153 Çağrı Merkezi, Yeni Çözüm Modeline kavuştu. Yeni Çözüm Modeli, düzenlenen etkinlikle İBB müdürlerine tanıtıldı.

1

İstanbul’lu vatandaşlardan gelen ve yeni kurulan Yerinde Çözüm ekipleri tarafından tespit edilen sorunların en kısa sürede ve en nitelikli şekilde çözüme kavuşturulması için oluşturulan Çözüm Modeli, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mevlüt Bulut, Destek Hizmetleri Daire Başkanı Osman Savaş ve Halkla İlişkiler Müdürü Atakan Yılmaz tarafından gerçekleştirilen etkinlikte anlatıldı. İBB kadrosunda yer alan 98 müdürlük ve İETT CRM temsilcileriyle bir araya gelinen toplantıda İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mevlüt Bulut, Yeni Çözüm Modelinden ve müdürlüklerden beklenilen hassasiyetten bahsetti.  Modelin, yenilenen bu süreçte Beyazmasa’ya iletilen talep ve şikâyetlere zamanında, etkili ve kalıcı çözümler üretme konusunda daha etkili bir model olduğu vurgusunu yaptı. İBB’nin tüm personellerinin bu modele destek vermesinin önemini vurgulayan Genel Sekreter Yardımcısı Mevlüt BULUT, “Biz bir vücuduz, herkes vücudun birer uzvu, hücresi.” diye konuştu.

2

Yeni Dönemde Her Müdürlükte Alo 153 İle Beraber Çalışacak Paydaş Ekipler Kurgulandı

Yenilenen Beyazmasa süreçleriyle birlikte her müdürlükte, Alo 153 ile koordineli çalışacak yeni ekipler kurgulandı. Bu ekipler ile ortak yürütülecek faaliyetler, çözüm sürelerine olumlu yansıyacak. Böylece gelen  talep ve şikâyetlere zamanında, etkili ve kalıcı çözümler üretilecektir. Nihai sonuç ise müdürlüklerin performansına yansıtılacak.

 

Kaynak : http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Haberler/Pages/Haber.aspx?NewsID=23094

1 … 24 25 26 27 28 … 64