Halkla İlişkilerin Uygulama Alanları

Halkla ilişkilerin kapsamına giren bazı kavramlar, halkla ilişkilerin bütünü ile özdeşleştirilmektedir. Dolayısıyla halkla ilişkiler tek bir faaliyete indirgenmektedir. Şüphesiz bu durum doğru bir yaklaşım değildir. Aslında kendi içlerinde de alt başlıklara ayrılabilen aşağıdaki uzmanlık alanlarını kısaca incelemekte yarar vardır.

Danışmanlık; Halkla ilişkiler uygulama alanları içerisinde yer alan bu kavram, kuruluşların üst yöneticilerine stratejik konularda danışmanlık hizmeti verilmesini içerir. Halkla ilişkiler uzmanları kimi zaman kurumlara danışmanlık hizmeti sunarlar.

Araştırma; Halkla ilişkiler stratejilerini planlamak için konu ile ilgili tutum ve davranışların belirlemek gerekir. Böyle bir araştırma, ilk olarak karşılıklı anlamayı, ikinci olarak hedef kitleyi etkileme ve ikna etme amacıyla kullanılabilir. Diğer bir deyişle; düzenlenecek kampanyada halkla ilişkiler uzmanı, amaçlarını doğru belirlemek ve hedef kitlesini seçebilmek için bulunulan durumu bütünüyle ve objektif olarak değerlendirmelidir. Böyle araştırma ile oluşturulan halkla ilişkiler kampanyası çok daha iyi planlanacak ve sonuçları etkili olacaktır.halkla_iliskiler_ozanilginoglu_com-1-300x244

Medya İlişkileri; Halkla ilişkiler uzmanları mesajlarını hedef kitlelerine aktarabilmek için iletişim araçlarına ihtiyaç duyarlar. Öte yandan iletişim araçları da varlıklarını sürdürebilmek için bilgi ve haber gereksinimi içindedirler. İşte bu karşılıklı gereksinim, iyi ilişkilerin geliştirilmesini özellikle halkla ilişkiler adına zorunlu hale getirmektedir. Halkla ilişkiler uzmanları kurumlarını ilgilendiren olaylarla ilgili olarak medya kuruluşlarındaki kişi ve gruplarla mesaj alışverişi ve etkileşim içerisinde bulunurlar..

Duyurum; Duyurum, kuruluşla ilgili haberlerin, haber olma değerine bağlı olarak medyada ücretsiz olarak yayınlanmasıdır. İnsanlar yazılı ya da görsel basında çıkan haberlere değer verirler. Halkla ilişkiler mesajları reklam ve benzeri etkinliklerdeki gibi ticari içerikli olarak algılanmamakta, haber olarak görülmektedir. Şüphesiz bu durum inanılırlık ve güvenilirlik açısından duyurumu çekici kılmaktadır. Halkla ilişkiler uzmanları, planlanmış mesajları sistemli bir şekilde medyaya gönderirler. Gönderilen bu mesajların medyada yayınlanma olasılığı haber değeri taşımasıyla ilgilidir

Çalışanlarla/Üyelerle İletişim; Bir kuruluş ve çalışanları arasında ilişki kurmaya yönelik çalışmalardır. Çalışanlarla iletişim, çalışanları kurumun çalışmalarından, hedeflerinden varsa problemlerinden haberdar ederek, takım ruhunu oluşturmayı, kurum bilincini yerleştirmeyi amaçlar. Bu amaçla yapılan girişimler, çalışanlar arasındaki sorunları azaltmak, memnuniyeti sağlamak, takım ruhunu oluşturmak, motivasyonu arttırmak gibi çalışmaları içerir. Diğer bir deyişle, çalışanlar kendilerine değer verildiğini, ihtiyaçlarının göz önüne alındığını hisseder ve işlerinde gerekli olan her türlü bilgiye ulaşabilirlerse üretkenlikleri ve motivasyonları artar.

Yakın Çevre İlişkileri; Bir kuruluşun bulunduğu bölge içinde yaşayan çevre halkla iletişimi ve onlara yönelik yaptığı halkla ilişkiler etkinlikleridir. Burada halkla ilişkilerin hedefi kurumun bir parçası olduğu, içinde yaşadığı çevreyle, komşularıyla, sivil toplum örgütleriyle olumlu iletişiminin sağlanmasıdır. Bu amaçla kurumu toplumsal sorumluluğu konusunda bilinçlendirir. Toplum için önemli olan eğitim, çevre, işsizlik, sağlık gibi konularda aktif rol almasını sağlar.

ytnlpqkhKamu Yararına Faaliyetler; Çoğunlukla halkla ilişkilerin yerine kullanılan bu kavram kamu yararının gözetildiği etkinlikleri içerir. Kamu yararına faaliyetler kurumun içinde yaşadığı toplumun menfaatlerine, refahının yükseltilmesine yönelik yapılan çalışmalardır. Şüphesiz bu faaliyetlerle kurum sadece kendini düşünmediğini, içinde yaşadığı toplumu da düşündüğünü ifade etmeye çalışır. Dolayısıyla toplumun gözünde kurumun imajının arttırılması amaçlanır.

Hükümet İlişkileri; Hükümete yönelik olarak planlanan halkla ilişkilerin hedefi, kurumun hükümetle, parlamenterle, bakanlıklarla, çeşitli kamu kuruluşlarıyla iletişiminin güçlendirilmesine çalışılır. Aynı zamanda kurumu ilgilendiren hükümet kararlarında, kurumun görüşünün de alınması sağlanır. Şüphesiz bu konuda halkla ilişkilerin kullanacağı yöntem, kamuoyu etkisini kullanarak, hükümeti belirli konularda karar almaya yönlendirmektir.

Konu Yönetimi; Sorun yönetimi ya da olay yönetimi olarak da kullanılan bu kavram halkla ilişkiler fonksiyonunun bir parçasıdır. Konu yönetimi, kuruluşu ve o kuruluşun hedef kitlesini etkileyen kamu politikasını tanımlayan, değerlendiren ve aynı zamanda da cevap veren proaktif bir süreçtir. Bu süreçte, kurumlara problem yaratabilecek sorunlar önceden belirlenir ve bunları aşmak için kuruluşlar adına çözümler üretilerek programlar hazırlanır ve yönetilir.

kaynak: http://notoku.com

Üniversite Öğrencilerinden Sosyal Sorumluluk Projisi

Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3. sınıf öğrencileri “Yaşamı Meşgul Etme” adı altında sosyal sorumluluk projesine imza attılar.universite-ogrencilerinden-sosyal-sorumluluk--8378756_x_o

Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3. sınıf öğrencileri “Yaşamı Meşgul Etme” adı altında sosyal sorumluluk projesine imza attılar.

Proje, Wom Ajans Grubu koordinatörlüğünde Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü sponsorluğu ve Erzurum Att Der paydaşlığında gerçekleşti.

“Yaşamı Meşgul Etme” adlı projesinin içeriğinde 112 Komuta Kontrol Merkezine gelen asılsız aramaların azaltılmasını ele alınarak okul öncesi ve ilköğretim okulu öğrencilerine, 112’nin hangi durumlarda aranması gerektiğinin önemi vurgulandı.

Asılsız ihbarların yaşamı meşgul etme ihlali olduğunun belirtildiği projede öğrenciler amaçlarının farkındalık oluşturarak olduğunu söylediler.

Düzenlenen sosyal sorumluluk projesi kapsamında ŞEHİRDER 4-6 Yaş Çocuk Akademisi’de ki çocuklara eğitim verildi. Ayrıca çocuklar proje kapsamında oynanan oyunlar ile keyifli vakit geçirdi. – ERZURUM

Kaynak:  http://www.haberler.com/universite-ogrencilerinden-sosyal-sorumluluk-proji-8378756-haberi/

Erzurum’da “Kadına Şiddet Hayır” Semineri

Erzurum’da ‘’Kadına şiddete hayır’’ semineri düzenlendi.

Erzurum'da 'Kadına Şiddet Hayır' Semineri

Erzurum‘da “Kadına şiddete hayır” semineri düzenlendi. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü Kerim Kunt, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla ilişkiler ve Tanıtım öğrencileri tarafından Recep Tayyip Erdoğan Kültür Merkezi’nde eğitim alan kadın kursiyerlere yönelik düzenlenen “Kadına Şiddete Hayır” konulu seminere konuşmacı olarak katıldı.

Kunt, burada yaptığı konuşmada, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gereği açılan ŞÖNİM’in, şiddet olgusunun nedenleri, varlığı ve sonuçlarıyla tek elden ve çok yönlü mücadele edilebilmek amacıyla kurulduğunu söyledi.

ERZURUM’DA YILDA BİN 800 KADIN FİZİKSEL ŞİDDETTEN DOLAYI BAŞVURU YAPIYOR

Erzurum’da bir yıllık süre zarfında yaklaşık bin 800 kadına şiddet vakasıyla karşılaştıklarını belirten Kunt, şiddet gören kadınların sadece yüzde 15’lik kesiminin ilgili kurumlara başvurduğunu anımsattı.

Yılda bin 800 kadının ağır şiddetle adli mercilere başvurduğunu hatırlan Kunt”Öncelikle kadınlara şiddetin ne olduğunu anlatmamız gerekiyor. Şiddet, fiziksel, psikolojik, ekonomik boyutlarda karşımıza çıkabiliyor. Şiddetin ortaya çıkmasını önleyici hizmetlerimizin yanı sıra şiddet gören kadınlarımıza yönelik çalışmalarımız devam ediyor. 183 numaralı hattımızdan bu konudaki şikayetleri alıyoruz. Erzurum‘da bir yıl içerisinde ağır darptan dolayı bin 800 kadın başvuru yapıyor. Şiddet gören kadınların sadece yüzde 15’i ilgili mercilere başvuruyor. Bu realite, bin 800 olan kayıtlı şiddet rakamının başvurmayanlar göz önüne alındığında daha da artacağını gözler önüne seriyor. Kadınlar şiddetle ilgili konularda kurumumuzdan 24 saat ücretsiz hizmet alabilirler” dedi.

YEDİ GÜN 24 SAAT ESASINA GÖRE HİZMET YÜRÜTÜYORUZ

Kunt, çalışmalarını “tek kapı” sistemi ile yedi gün yirmi dört saat esasına göre yürüten merkezde, kadının ekonomik, psikolojik, hukuki ve sosyal olarak güçlendirilmesine odaklı faaliyetler yürütüldüğünü ifade etti.

Kunt şunları söyledi:

“Şönim’lerin şiddetin önlenmesi bakımından bilinçlendirme ve yönlendirme, korunan kişilere destek sağlanması bakımından mağdur desteği ve danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra şiddet uygulayana yönelik rehabilitasyon ile mağdurların topluma entegrasyonunu sağlayıcı tedbirleri geliştirme görevleri de bulunuyor.”

Seminerde ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nde görevli sosyolog Yunus Emre Akgül tarafından Aile İçi İletişim konulu sunum gerçekleştirdi.

Seminer soru cevap kısmıyla soma erdi.

İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri, seminer sonunda kadına yönelik şiddet fotoğraflarının yer aldığı sergi ve kokteyl düzenledi. – ERZURUM

Kaynakhttp://www.haberler.com/erzurum-da-kadina-siddet-hayir-semineri-8385114-haberi/

15. Altın Pusula’da Büyük Gün 30 Mayıs

TUHID-LOGO_1442989928Bu yıl “Birlikte Daha Güzel” temasıyla; Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone iletişim sponsorluğunda 15.’si düzenlenecek Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri için 135 tane kurum, 72 tane Genç İletişimci Projesi olmak üzere 16 ana kategori ve 10 alt kategoride 207 proje başvurdu.

Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’ın Seçici Kurul Başkanı olduğu jüride iş dünyasından üst düzey yöneticiler, akademisyenler, STK temsilcileri, medya, iletişim, kamu ve dijital iletişim dünyasından uzmanlar bulunuyor.

Altın Pusula’nın bu yılki temasını; “Birlikte Daha Güzel” olarak belirlediklerini söyleyen TÜHİD Yönetim Kurulu Başkanı Gonca Karakaş, “Başvuran projelerin ağırlıklı olarak sürdürülebilirlik üzerine olması bizleri umutlandırıyor. Hiç durmadan çalışan birbirinden farklı sektörler, daha güzel bir dünya hedefiyle ürün ve hizmet üretiyorlar. Bizler de iletişim profesyonelleri olarak, üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle Altın Pusula Ödülleri’ni sahipleriyle buluşturmak için titiz bir çalışma yürütüyoruz” dedi.

Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri 30 Mayıs 2016 Pazartesi gecesi Raffles İstanbul’da düzenlenecek törende; Kategori Ödüllerinin yanı sıra Jüri Özel Ödülü ve Büyük Ödül sahiplerini bulacak. TÜHİD ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı-UNDP işbirliğiyle verilen “UNDP Özel Ödülü” de bu yıl beşinci kez “sürdürülebilir kalkınmayı” içeren projelerden birine verilecek. Ayrıca, “Betûl Mardin ve Prof. Dr. Alâeddin Asna adına da iki ayrı ödül takdim edilecek.

15. Altın Pusula Seçici Kurul Üyeleri Şöyle;
Hamdi Akın – 15. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri Seçici Kurul Başkanı ve Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı,
Aybala Şimşek – Şekerbank Strateji Ve Kurumsal İletişim Grup Başkanı
Bengi Vargül Şen – Kurumsal İletişimciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve TAV Hava Limanları Holding Kurumsal İletişim Direktörü,
Candan Fetvacı – Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı,
Dr. Abdurrahman Çelik – Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakanlık Müşaviri,
Dr. Hasan Süel – İcra Kurulu Başkan Yardımcısı-Dış İlişkiler/ Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı,
Ebru Şenel Erim – Unilever Dış İlişkiler Direktörü NAMETRUB,
Elif Dağdeviren – EDGE Yapım ve Yaratıcı İletişim Danışmanlığı Kurucu CEO,
Engin Gedik – Turkcell Kurumsal İletişim Direktörü,
Faik Uyanık – UNDP-Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye İletişim Koordinatörü,
Fügen Toksü- Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Geçmiş Dönem Başkanı ve Toksü & Chase Ajans Başkanı,
Gonca Karakaş – Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Effect Halkla İlişkiler Kurucusu ve CEO’su
Hakan Güldağ – TOBB Türkiye Medya ve İletişim Meclisi Başkanı ve Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni,
Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu – İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı,
Hansın Doğan – UNDP-Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Özel Sektör Yöneticisi,
Özlem Öz – Google Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü,
Işıl Arıdağ – İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ünite İletişim Ajans Başkanı,
İlker Baydar – Markafoni Grup CEO,
Kemal Kaptaner – Kurumsal İletişim Ve Marka Yönetimi Kıdemli Direktörü,
Levent Erden – Bilgi Üniversitesi Next Academy Başkanı,
Murat Oray – TOBB-Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Basın Danışmanı,
Oya Ünlü Kızıl – Koç Holding Kurumsal İletişim Ve Dış İlişkiler Direktörü,
Pınar Dülgerler Dinç – INTEL Türkiye Pazarlama Müdürü,
Prof. Dr. Sevda Alankuş – Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı,
Serhat Akkılıç – Project House HAVAS Yönetici Ortak,
Şerif Kaynar – Korn Ferry Onursal Başkanı,
Vahap Munyar – TOBB Türkiye Medya ve İletişim Meclisi Başkan Yardımcısı ve Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı

15. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri Genç İletişimciler Kategorisi Seçici Kurul Üyeleri:
Armağan Engel – Finansbank İletişim Bölüm Müdürü,
Atıf Ünaldı – IPTV Derneği Başkanı,
Başak Solmaz – TÜSİAD Kurumsal İletişim Sorumlusu,
Cem Tanır – Boyner Kurumsal İletişim Direktörü,
Doç. Dr. Tuğçe Gürel Boran – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Fadile Paksoy – Benchmark Ajans Başkanı,
Sarp Eser – Proximity İstanbul Genel Müdürü,
Sevil Wittmann – Vodafone Kurumsal İletişim Kıdemli Müdürü

 Kaynak: http://www.tuhid.org/

Sakarya’da Ağaçlar Kitap Açtı

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sapanca MYO Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı öğrencileri sosyal sorumluluk proje kapsamında kitap okuma farkındalığını oluşturmak için bir etkinlik düzenledi.

 

sakarya-da-agaclar-kitap-acti-8380606_x_o

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sapanca MYO Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı öğrencileri sosyal sorumluluk proje kapsamında kitap okuma farkındalığını oluşturmak için bir etkinlik düzenledi. Öğrenciler, ağaçlara astıkları kitapları ücretsiz dağıttı.

SAÜ Sapanca MYO Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı öğrencileri vatandaşları okumaya teşvik etmek amacıyla Adapazarı Kültür Merkezi (AKM) önünde ağaçlara astıkları kitaplarla okuma farkındalığını oluşturmak için bir etkinlik düzenledi. Katılımın yüksek olduğu etkinlikte projeyi tanıtan SAÜ Sapanca MYO Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı Bölüm Başkanı Yakup Köseoğlu, “Bu bir ders kapsamında yapılan sosyal sorumluluk projesi. Yaklaşık 3 ay önce başlayan bir süreç arkadaşlarımızın üniversite ile halkın teması için bir sosyal sorumluluk projesi yapmasını istemiştik. Uzun süre çalışmalar yaptık konuyla ilgili daha sonra hem topluma okuma bilincini kazandırmak, hem de çocukların bu 23 Nisan bayramında bir hediye almasını sağlamak amacıyla böyle bir projeye karar verdik. Temel amacımız, geleceğimizin okuyan nesillerin elinde olması. En azından bu anlamda okuma alışkanlığını kazandırmak için bir nebzede olsa çorbada bizimde tuzumuz olsun istedik. Katılımcıların hepsine teşekkür ediyorum, birçok destekçimiz ve yardımcımız oldu. Onlar olmasaydı zaten bu projeyi gerçekleştirmemiz mümkün olmayacaktı. Öğrencilerimize özellikle çok teşekkür etmek istiyoruz çünkü emeğin tamamı onların eseri” dedi.

2 BİN KİTABI DESTEK ALARAK TOPLADIK

Proje kapsamında topladıkları 2 bin kitabı destek alarak topladıklarını söyleyen Sapanca MYO Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı 2. Sınıfı öğrencisi Gülşah Silo, “Sakarya Üniversitesi Sapanca Meslek Yüksekokulu ikinci sınıf öğrencisiyim. Ders kapsamında sosyal sorumluluk projesi yapmamız istendi. Bizde grup arkadaşlarım ve hocalarımla beraber düşünerek insanlara daha ne kadar faydalı olabiliriz diye düşünüp böyle bir proje yapmak istedik. Birazda kitap okumanın farkındalığını oluşturmak istedik insanlar üzerinde. Çocuk kitaplarını topladıkça 23 Nisan’da yapalım dedik etkinliği, çocuklara biraz faydamız olsun ve daha çok dikkat çekebilelim çocuklar açısından. Burada 2 bini aşkın tane kitap var, bunların çoğunu sosyal medyadan, Büyükşehir Belediyesi’nden ve farklı yerlerden destek alarak topladık” diye konuştu.

İNSANLARA YARARLI OLMAK İÇİN BÖYLE BİR PROJE GELİŞTİRDİK

Hazırladıkları projeyi insanlara yararlı olmak için geliştirdiklerini belirten Sapanca MYO Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı 2. Sınıfı öğrencisi Sena Erman, “Sakarya Üniversitesi Sapanca Meslek Yüksekokulu öğrencisiyim, projeye başladığımız zaman kitap bulma konusunda biraz sıkıntı çekmiştik. Projenin gidişatı ilk başlarda çok yavaştı daha sonra sosyal medyadan paylaşımlar yapınca insanlardan da olumlu tepkiler alıp kitapları toplamaya başladık. 2 binden fazla kitap topladık ve insanlara yarar sağlamak için böyle bir proje gerçekleştirdik. Katılım yoğun biz bu kadar katılım olacağını düşünmüyorduk açıkçası. Ama 23 Nisan olması dolayısıyla da çok fazla katılım oldu” şeklinde konuştu.

Kaynak: http://www.haberler.com

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Hakkında Mutlaka Bilinmesi Gerekenler

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünü düşünen adayların, program hakkında mutlaka bilmesi gerekeceği, bölümün kapsamı, çalışma alanları, alanı tercih listesine yazan öğrenci sayıları, kontenjanları gibi önemli bilgileri Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünü okumakta olan üniversite öğrencilerine sorduk ve cevapları adaylar için derledik.

 

Bölümün Amacı ve Kapsamı

Halkla ilişkiler ve Reklamcılık bölümü TS-1 puan türünden alan öğrenim süresi 4 yıl olan bir bölümdür. Bölümün amacı, alanında donanımlı, sektördeki ihtiyaçları karşılayabilecek, çalışmakta oldukları firmalara reklam noktasında maksimum faydayı sağlayabilecek, iletişim ve hayal gücü yüksek bireyler yetiştirmektir.
Bölümde genel olarak; Halkla İlişkilere Giriş, İletişim Bilimine Giriş, Reklamcılık, Temel Fotoğrafçılık, Pazarlama İletişimi, Halkla İlişkiler ve Reklam Yazarlığı, Medya Planlama gibi dersler verilmektedir.

 

Bölümü Okuyan Adaylarda Olması Gereken Özellikler

Bölümü okuyacak öğrencilerin, iletişim gücünün ve hayal gücü yüksek, insan ilişkileri iyi ve ikna kabiliyeti yüksek bireyler olması sektörde daha başarılı olmalarını sağlar.

Bölüm Mezunlarının Çalışma Sahaları

Bölüm mezunları, kamu ve özel sektörde Halkla İlişkiler Uzmanı, İletişim Danışmanı, Sosyal Medya Uzmanı, Basın Danışmanı ve Reklam Yazarlığı gibi alanlarda çalışabilir.

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Programı Kaç Kez Tercih Listesine Yazıldı?

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Programı 2014 verilerine göre, TS-1 puan türünden öğrenci kabul eden, 46 programda bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıl alana ayrılan kontenjan sayısı 1061’di, ayrılan kontenjana ilk yerleştirme sonucunda 975 öğrenci yerleşmiştir. 86 öğrencilik kesim boş kalmıştır.
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Programı geçtiğimiz yıl ÖSYM’nin sunmuş olduğu verilere göre, bu alanda eğitim veren tüm üniversiteler baz alınarak hesaplandığında 3 bin 874’kez tercih listesine yazılmıştır.

En Çok Tercih Listesine Yazılan Üniversite
yatay1logo

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Programı 2014 ÖSYM verilerine göre, bu alanda Sakarya Üniversitesi İkinci Öğretim Programı ile 5 bin 863’kez ile en çok tercih listesine yazılan program olmuştur.

 

kaynak:rhttp://www.cnnturk.com/universiterehberim/halkla-iliskiler-ve-reklamcilik-bolumu-hakkinda-mutlaka-bilinmesi-gerekenler

Halkla İlişkiler Mesleğinde Kadının Yeri

Halkla İlişkiler Mesleğinde Kadın Birçok kadın, kadınların egemen olduğu işlerde çalışırken; birçok erkek, erkeklerin egemen olduğu işlerde çalışmaktadır. Bu cinsiyete dayalı iş dağılımı, ilk insan topluluklarında ortaya çıkmıştır ve modern işgücünde devam etmektedir. Modern toplumlarda, kadınlar ve erkekler farklı uğraşlara ayrılmıştır. Halkla ilişkiler, erkekler 127 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, ve kadınların birbirinden ayrıldığı ve kadınların sayıca daha fazla olduğu mesleklerden biri haline gelmiştir. Grunig ve diğerleri 2008 yılında yayınladıkları kitaplarında son 20 yılda halkla ilişkiler sektörüne kadınların akın ettiğinden söz etmektedir. Kadınlar, geleneksel olarak kadınlara ait olarak değerlendirilen hemşirelik ve öğretmenlik gibi alanların ötesinde kendilerine fırsatlar yaratmıştır. İlgili çalışmalarda, toplumsal cinsiyete dayalı maaş uçurumu, en açık ve kolayca ölçülebilir özelliktir. Daha sonra araştırmacılar, diğer iş koşulları ve kadın mesleklerinin çalışanlara daha az bağımsızlık, daha az kontrol, daha az fayda ve erkeklerin mesleklerinde istihdam edilenlere göre daha az ilerleme olanakları sunması arasındaki ilişkileri keşfetmeye başlamıştır . Halkla ilişkilerde toplumsal cinsiyet araştırmaları, meslekte çalışan kadınların ve erkeklerin karşılaştırılması ile başlamıştır. Horsley  1970 ve 1982 yılları arasında ABD’de halkla ilişkiler işinde çalışan kadınların oranının %25’den %50’ye çıktığını belirtir. ABD İşgücü İstatistikleri Dairesi 2013 verilerine göre, halkla ilişkiler uzmanlarının %63’ü kadındır.1_1827 2010 yılı verilerine göre Amerika Halkla İlişkiler Derneği’nin 21.000 üyesinin %73’ü kadındır. Ancak üst düzey halkla ilişkiler yöneticilerinin %80’i erkektir. Amerika Halkla İlişkiler Öğrenci Derneği üyelerinin %90’ı kadınlardan oluşmaktadır (Wright et al., 1991). Finlandiya’da 2013 yılında halka ilişkiler örgütlerinin üye yapısına yönelik yapılan araştırmada, uygulamacıların %89.2’sinin kadın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İsveç’te ise dernek üyelerinin %80’i kadındır. Ancak İsveç İletişim Profesyonelleri Derneği Direktörü Jeanette Agnrud’na göre erkekler genellikle meslek örgütlerine katılmayı veya araştırmalara katılmayı istememektedir, bundan dolayı gerçek resim daha küçüktür. Fröhlich ve Peters Almanya’da halkla ilişkilerin kadınlaşma düzeyinin ABD’ye göre daha düşük olduğunu belirtmekle birlikte, Alman halkla ilişkiler sektöründe de “toplumsal cinsiyet makası” bulunduğu gerçeğinin altını çizer. Andsager ve Hust ise halkla ilişkilerin kadın odaklı bir mesleğe dönüşmüş olabileceğini belirtmekle birlikte bir cinsiyetin diğerinden sayıca fazla olduğu bir meslek olmadığının da altını çizmektedir. Erkekler uzun yıllar tıp, hukuk, mühendislik ve finans alanlarında kadınlar ise öğretmenlik, hemşirelik, sekreterlik ve bakım mesleklerinde egemen olmaktadır. Halkla ilişkiler mesleğinin kadınlaşması ile birlikte, mesleğin olumsuz birçok durumla karşı karşıya kaldığı belirtilmektedir. Fitch ve Third son 30 yılı aşkın süredir halkla ilişkiler sektörünün, kadınların sektörde sayıca egemen olması nedeniyle, kadınlaşma süreciyle geçirildiğini belirtmektedir. Bir meslek kadınlaştığında, maaşlar azalmakta ve meslek düşüşe geçme eğilimde olmaktadır. Lesly çok sayıda kadı- nın halkla ilişkilere girmesi ile yalnızca maaşlar düşmemiş aynı zamanda bir alan olarak halkla ilişkilerin konumunu düşürmüştür. Bu görüşlerin aksini iddia eden kişiler de bulunmaktadır. Upside dergisinin genel yayın yönetmeni Richard Brandt, “Mesleğin rolünün, etkisinin ve öneminin son birkaç on yılda dramatik bir şekilde arttığını görüyorum. Aynı zamanda, birçok kadının mesleğe girdiği zamandır” demiştir. Dolayısıyla Brandt’a göre mesleğin etkisi ve önemi, kadınların mesleğe girişiyle artmıştır. Türkiye’de Halkla İlişkiler Alanında Kadının Yeri: Akademisyenler, Uygulamacılar ve Meslek Örgütü Temsilcilerinin Konuya Yaklaşımları 128 129 Toth halkla ilişkilerde toplumsal cinsiyet görüşünün eşit olmayan davranış, eşit olmayan değer ve eşit olmayan güç olmak üzere üç boyutu olduğundan söz eder. Kadın yoğunluğuna dönüşen herhangi bir alanda, örgüt içinde maaşların, statünün ve etkinin azalması gerçekleriyle yüz yüze kalınmaktadır. Bu görüşleri destekler şekilde Broom ve Dozier, halkla ilişkilerde kadınlar ve erkekler arasında maaş ve güç açısından, kadınların teknik ve yönetsel pozisyonlardaki rolünden dolayı farklılık bulunduğunu ileri sürer. Dünyanın neredeyse tamamında kadınlar, erkeklere göre daha az kazanmaktadır. Bu olgu, Andora’dan Birleşik Krallığa kadar belgelenmiştir.

23c12a543c906890aab223fa77326b42-520x245Amerika Halkla İlişkiler Derneği’nin 2010 yılında yaptığı “İş, Hayat ve Toplumsal Cinsiyet” başlıklı araştırmasına göre kadın ve erkekler arasında, maaş ve roller açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. IABC araştırma kurumu için 1985 yılında yapılan “The Velvet Ghetto: Halkla İlişkiler ve İşletme İletişiminde Kadının Artan Oranının Etkisi” başlıklı araştırmada kadınların kendilerinin yönetsel rollerden ziyade teknik rolleri doldurduğunu düşündüğü ve kadınların erkeklerden daha az maaş aldığı sonucuna ulaşılmıştır (Taff, 2003: 10). Aldoory ve Toth 10 yılı aşkın süredir işe alım, maaş ve terfiler gibi konularda cinsiyetlere göre farklılıklar olduğunun nitel ve nicel çalışmalarla ortaya konulduğunu belirtir. Halkla ilişkiler mesleğini icra edenlerin %70’i, kadın olmasına rağmen erkekler işe alım, yüksek maaşlar ve yönetim pozisyonlarına terfi konularında ayrıcalıklı durumdadır. Diğer bir deyişle kadınlar, cam tavanla karşı karşıya kalmaktadır. Yukarıda yer verilen araştırma sonuçlarından farklı olarak Hutton çalışmasında halkla ilişkilerde cinsiyete dayalı maaş ayrımcılığının çok az olduğunu ya da hiç olmadığını ortaya koyduğunu belirtmektedir. Ancak Dozier ve Sha Hutton’un araştırma yönteminde hatalar ve istatistiksel analizlerinde kusurlar bulunduğunu iddia eder. Diğer bir deyişle Hutton’ın cinsiyete dayalı maaş farklılığı bulunmadığına ilişkin bulgularını reddeder. Broom halkla ilişkiler uygulamacılarının uzman önerici, iletişim teknisyenliği, iletişimi kolaylaştırıcı, problem çözme sürecini kolaylaştırıcı olmak üzere dört rol modelinden kendilerini hangisi olarak gördüklerini araştırmıştır. Erkekler, kendilerini temel olarak uzman önerici olarak görürken, kadınların iletişim teknisyenliği rolünün kendilerinin baskın rolü olarak gördüğünü saptamıştır. Dolayısıyla kadınlar, kendilerini halkla ilişkiler mesleğinde erkeklere göre daha düşük konumlarda görmektedir. Toplumsal cinsiyete özgü davranışlar, ‘kızlar’ ‘erkekler’ ve kadınların ve erkeklerin farklı davranış örüntüleri gibi toplumsal cinsiyete özgü sosyalizasyonun bir sonucudur ve aynı zamanda kadınların ve erkeklerin toplumdaki farklı sosyal konumları ile ilgilidir. Kişisel interaktif ve iletişimsel davranışlar, sosyal olarak saptanmış konumları yansıtmaktadır. AlSaqer tarafından Bahreyn’de halkla ilişkiler uygulamacı- ları ile yapılan araştırmada kültür, kültürel stereotiplerden konuşulurken, meslektaşlar arasındaki ilişkilerde, kadının anne olarak kültürel rolünde ve evlerinin dışındaki rollerinin çatışmasından söz edilirken tüm görüşmeciler tarafından belirtilen temel meydan okuyucu faktör olmuştur. Kültürel değişim, meydan okuyucu bir süreçtir çünkü sade- 129 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi’ce kurum kültüründe değil, Bahreyn toplumunun kültürel perspektifinde bir değişimi gerektirmektedir. Dolayısıyla halkla ilişkilerde toplumsal cinsiyeti tartışırken, içinde bulunulan toplumun yapısını ve kültürünü de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Çeşitli çalışmalarda halkla ilişkilerde saygı, şefkat, karşılıklılık, özerklik, bağlı olma, işbirliği, besleyici olma, adalet, eşitlik, dürüstlük, duyarlılık, anlayışlılık, önsezi, diğer gamlık, etik ve bağlılık gibi değerlerden söz edilmektedir. Kadınların stereotipi daha iyi iletişimci ve hizmet veren olarak belirtilmekte ve aynı zamanda halkla ilişkilerde yönetim becerileri ve eleştirel düşünme gibi diğer becerileri gerektirmektedir. Kadınların iletişim alanındaki işlerde, açık olarak ilgisi olan sosyal yeteneklerde, daha donanımlı olduğu araştırmalarda saptanmıştır. Bu durum, bu mesleklerde daha fazla yer aldıklarını açıklamaktadır. Örneğin, sözlü etkileşimlerde kadınlar sözsüz işaretleri erkeklere göre daha iyi ve doğru okumaktadır fakat aynı zamanda sözsüz iletişimi farklı ifade etmektedir. Cinsiyete dayalı farklılıklar, sözlü olmayan davranışların kadınları daha anlayışlı, arkadaş canlısı, nazik ve aynı zamanda sosyal durumlarda genellikle erkeklere göre daha hassas olduğunu gösterir. Sha kadınlaşmasının halkla ilişkilerin daha etik bir alan olma konusunda fırsatlar yarattığını ileri sürer. Belirtilen görüşler, kadınların sahip olduğu özelliklerin halkla ilişkiler mesleğinde bulunmaları açısından önemli olduğunu ileri sürer. Halkla ilişkiler danışmanları ile profesyonel kimlik üzerine yapılan bir araştırmada katılımcıların çoğunluğu buna cinsiyet–bağımsız bir kimlik yüklemiştir. Ancak kadınsal ilişki yaklaşımlarının gerek örgüt gerekse profesyonel bir kaynak olarak müşterileri kazanma ve tutma yönünde benimsendiği tartışılmıştır. Bu durum ayrıca katılımcıların halkla ilişkiler profesyoneli kimliklerini de güçlendirmektedir. Halkla ilişkiler ilgili stereotipler ve imaj konusunda, toplumsal cinsiyet uçurumu devam etmektedir. Okullardaki genç kadınlar halkla ilişkiler disiplini ile ilgilenmektedir, buna kar- şılık halkla ilişkilerin bir meslek olarak gerçekte neyi çevrelediği konusunda farkındalık eksikliği bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar, aynı zamanda kadın ve erkek öğrenciler arasında halkla ilişkiler algıları ve beklentileri açısından farklılıklara işaret eder. Mitrook, öğrencilere yönelik yaptığı araştırmada halkla ilişkilere yönelik stereotiplerin devam ettiği sonucuna ulaşmıştır. Öğrenciler, kötü stereotipler nedeniyle halkla ilişkileri daha az çekici bulmaktadır. DeRosa ve Wilcox, tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, erkek ve kadın halkla ilişkiler öğrencileri işe başlangıçta benzer maaşları beklemektedir; ancak iş deneyimi edindikten sonra erkek öğrenciler, daha yüksek maaş beklemektedir. Çalışmada erkek ve kadın öğrencilerin bekledikleri iş pozisyonları itibariyle farklılık bulunmadığı saptanmıştır. Farmer ve Waugh  ise yaptıkları araştırmada, halkla ilişkiler alanında öğrenim gören erkek ve kadın öğrenciler arasında istedikleri yönetsel faaliyetler açısından bir fark bulunmadığı, ancak farklı konularda bir- çok farklılık olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Kadın öğrenciler, erkeklere göre daha az maaşla işe başlamayı ve daha yavaş yükselmeyi beklemektedir. Kadın öğrenciler, kariyerinde ilerlemek için aile kurmayı ertelemek gerektiğine daha fazla inanmaktadır. Görüldüğü üzere, halkla ilişkiler mesleğinde kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıklar, Türkiye’de Halkla İlişkiler Alanında Kadının Yeri: Akademisyenler, Uygulamacılar ve Meslek Örgütü Temsilcilerinin Konuya Yaklaşımları 130 131 öğrencilik döneminde başlamaktadır. Öğrencilerin cinsiyetine dayalı olarak meslekten beklentileri ve rolleri arasında ayrılıklar bulunmaktadır. 42 ülkede gerçekleştirilen European Communication Monitor 2014 araştırmasının sonuçlarına göre, demografik veriler Avrupa’da iletişim mesleğinin kadınlaştığını (kadın mesleği olduğunu) gözler önüne sermektedir. Araştırmaya katılanların üçte biri halka ilişkilerde kadınlaşmanın halkla ilişkileri daha profesyonel ve daha simetrik iletişime kaydıracağı görüşüne katılmaktadır. Kadınlaşmanın meslekteki teknolojik gelişimini azaltacağı katılımcılar tarafından yüksek oranda reddedilmiştir. Katılımcıların örgütlerdeki kadın iletişimcilerin durumlarına yönelik değerlendirmelerinde de Toth ve Cline’in çalışmasının bir özelliği kabul edilmiş, diğerleri ise reddedilmiştir. Buna göre katılımcıların %40.7’si kadın halkla ilişkiler profesyonellerinin erkeklerle karşılaştırıldığında özel isleri için (çocuklar, aile) daha fazla zamana gereksinimleri olduğu belirtilmiştir. Ayrıca katılımcıların üçte biri kadınların erkeklerle aynı basariyi yakalamak için daha fazla çalışması gerektiğinin kendi çalıştıkları örgütler için doğru olduğunu söylemiştir. Yine kadınların üstleriyle uzun süreli ilişkilerini korumak için daha fazla çalışmaları gerektiği ve kariyerlerinin en üstüne çıkmak için de görünmez engellerle mücadele ettikleridir. Araştırmada aynı zamanda kadın ve erkek ile ilgili geleneksel önyargıların Avrupa’da da geçerli olduğu ortaya çıkmıştır. Kadın ve erkekler bu konuları farklı olarak yorumlasalar da, erkeklerin genelde daha özgüvenli, politik olarak akıllı hareket eden, daha agresif (saldırıcı, sert) ve kendilerini iyi tanıtan olduğu; kadınların ise yönetim becerileri açısından daha iyi ve kişilere daha duygusal ve hassas davrandığı söylenmektedir

kaynak:http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuifd/article/viewFile/5000109008/5000101469http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuifd/article/viewFile/5000109008/5000101469

Köy Okuluna 1 TL’ye Tadilat

İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi son sınıf öğrencileri, okulu bitirebilmeleri için Topluma Hizmet Uygulamaları Dersi nedeniyle şart koşulan sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında çeşitli projeler gerçekleştiriyor. Bazı öğrenciler ise arkadaşlarından 1’er lira toplayarak köy okulunu tadilattan geçirip baştan sona yeniledi.

İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü son sınıfta eğitim gören 5 öğrenci, önce fakültelerinde ve yurtta birlikte kaldıkları arkadaşlarından 1’er lira toplayarak bütçe oluşturdu, ardından ise bazı firmaların da sponsorluk desteği ile Battalgazi ilçesindeki Boran İlkokulu’nu tadilattan geçirdi. Öğrenciler, okulun boyama işlerini ise kendileri üstlenerek duvarları ve demir korkulukları boyadı.
tt
İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi Yasemin Keskin Yılmaz, “Bu sene İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü son sınıf öğrencilerimize dekanımız Prof. Dr. Metin Işık’ın ricası ve talebiyle Topluma Hizmet Uygulamaları Dersini müfredatlarına ekledik. Öğrencilerimizden mezun olmaları için açıkçası sosyal sorumluluk projelerini gerçekleştirmelerini istedik. Bu bağlamda projelerimiz devam ediyor. Bugünkü projemiz köy okullarına yönelik gerçekleştirdiğimiz ‘Okul boyama, okul tadilatı projesi.’ Ekip liderimiz son sınıf öğrencisi Fatih Deveci, İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’ndeki her öğrenciden ve Kredi Yurtlar Kurumu erkek öğrenci yurdunda kalan öğrencilerden 1’er lira toplamak koşuluyla elde ettiği bütçeyle Battalgazi ilçemizdeki Boran İlkokulu’nu tadilat amaçlı yeniliyorlar. Proje kapsamında işbirliği yaptıkları Türk Kızılayı Malatya Şubesi ile birlikte öğrencilerimizin giyim ve kırtasiye ihtiyaçlarını da karşılayacaklar.” şeklinde bilgi verdi.

İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü son sınıf öğrencisi ve ekip lideri Fatih Deveci ise sosyal sorumluluk projesini 5 arkadaşı ile birlikte yürüttüğünü anlatarak, projenin bütçesini oluşturmak için arkadaşlarından 1’er lira yardım topladıklarını belirtti.

Sponsor firmaların da destek verdiği proje kapsamında öğrenciler okulun dış duvarını, bahçe korkuluk demirlerini, sınıf kapılarını boyayarak tadilattan geçirdi. Perdeleri yenileyen öğrenciler, okulun ihtiyacı olan eğitim araç ve gereçlerini de temin etti.

KAYNAK: http://www.haberler.com

Betûl Mardin; “Herkes amacını bilmeli, vazgeçilmez olmak üzere çalışmalı”

Betûl Mardin; “Türkiye’de itibar mimarlığı çok zor oluyor maalesef”

İletişim projelerinin iş dünyasına, kuruluşlara nasıl katkısı var?

BM: Kuruluşların hepsi bir üçgene oturuyor. Bir tanesi gerçekleri anlatıyor, şirketler bilgi verdikleri zaman yalan dolan olmayacak, açıklık olacak. İkincisi, ne yaparlarsa yapsınlar bütün hareketlerinde, çevreye dönük olmalılar. Yani asıl amaç kişiyi kurtarmak. Üçüncüsü ne oluyor? Bunları yapabilmek için iletişim gerekli. Kuruluş bir tek ilişkilerin önemli olduğuna karar verirlerse, o zaman çok ilerleyecekler. Ama onlar her şeyi bizden daha iyi bildikleri için bazen olmuyor.

Buradan yöneticiler için neler öneriyorsunuz? Yönetici ne yapsın da iletişimin faydasını görsün? Çünkü elle tutulur, gözle görülür bir şey yapana kadar bir süre geçiyor.

BM: Evet,tabi çok çabuk olmuyor. Önce araştırıyorsunuz, sonra bir strateji ve plan yapıyorsunuz, oluşturuyorsunuz, daha sonra değerler geliyor. Planlı ve sürekli gerçekleşiyor. Yöneticinin vakti yok, hemen satacak, hemen tanınacak. Bu araştırmalarda, zaten en çok orada sorun yaşıyoruz. Çünkü araştırırken sıkıntıya giriyorlar, istemiyorlar. O itibar mimarlığı çok zor oluyor maalesef Türkiye’de.

Yöneticilerin aslında kendi kişisel kariyerleri için de bu konuya önem vermeleri gerekiyor.

BM: Ne diyorum size, itibar mimarlığı bu, iletişim/ilişki işçisi değiliz biz; mimarız, adamları oluşturuyoruz.

Betûl Mardin; “Halkla ilişkiler mesleğine çok önem verilecek”

Bu mesleğin dününü biliyorsunuz, bugününü biliyorsunuz. Yarın için nasıl bir gelecek düşünüyorsunuz meslekte? Ne önemli olacak?

BM: Bu Meslek bugün artık son yüzyılın en önemli mesleklerinden biri oldu. Uluslar arası ilişkiler, bu an olmakta olan haritaya bakın, her şeyin altında bizle çalışmış, bizle çalışmamışlar ortaya çıkıyor. Meslek çok önemli. Bu mesleğe çok önem verilecek. Bu öneme de tabi ki bizim layık olmamız lazım. Bizim de çok çalışmamız lazım. Yani okumamız, her şeyi takip etmemiz, altını üstünü düşünmemiz, bir araya gelip bunları tartışmamız, hep beraber bir büyük gövde olarak yürütmemiz lazım, kıskanarak değil.

Mesleğinizde bugüne kadar en çok hangi konuda zorlandınız?

BM: Çok büyük şirketlerin yönetim kuruluna dert anlatmak çok güç geldi.

O kadar üst görevlerde bunu anlatabilmek çok zorsa, daha alt görevlerde bu durum nasıl olacak?

BM: Onlar anlıyor da yukarıya sorulacak deniyor, o yukarısı da daha yukarı gidecek diyor, işte orada sorun başlıyor. Onlar benden biraz daha genç, çok genç değiller, tam olarak bilmiyorlar ne olduğunu, birdenbire olay önlerine geliyor, “bu nedir yani anlamadım?” diyorlar. Bu vaziyetteler. Çok güç anlatmak. Bu yüzden Altın Pusulalara devam edeceksiniz, seminerler, konferanslar yapacaksınız. Ne kadar çok yaparsanız o kadar iyi.

Bir de zamanlamanın üzerinde durmamız lazım bence. Çünkü yönetici memnun kalıyor, daha sonra konuşalım diyor, o da işi uzatıyor. Yani birisi sana bir şey söylediği zaman ve eğer o kişi halkla ilişkilerciyse, “aman kulağını aç, dikkat et, yürü” bunu daha yaptıramıyoruz.

indir

Betûl Mardin; “Genç iletişimciler çok okuyacaklar, çok çalışacaklar!”

Genç iletişimcilere önerileriniz neler?

BM: Çok çalışacaklar, çok okuyacaklar, dil bilecekler, tabiî ki İngilizce bilecekler, muhtemelen başka dil bilecekler, tabiî ki bilgisayar ve bir çok teknolojiyi bilecekler ama halkla ilişkilercinin çalışkan, düzgün, bilgili, ahlaklı, başkalarına örnek olacak insanlar olması lazım.

Siz tekrardan iletişimci olur muydunuz?

BM: Tabiî ki. Başka şeye gitmem ben, eczacı falan olamam ben, özür dilerim

Meslek hayatınızda sizi en çok üzen ne oldu?

BM: Bazı şirketlerle çalışırken bazen hakaret gibi çok ağır şeylere maruz kalıyorsunuz. Çünkü ne yaptığımız tam olarak bilinmediği için, önce sizi tenkil ederek, sizi kırarak, “ben senden daha iyiyim, ben bu işi çok iyi bilirim” diye ortalıkta dolaşmak onların çok işine geliyor, orada çok kırılıyorsunuz. Yani bir iş ayın 1’inde yapılsaydı çok iyi olurda diyorsunuz ayın 18’i oluyor iş, bütün o takvimi kaçırıyorsunuz. Bunlar güç şeyler.

Meslek hayatınız boyunca sizin için en güzel hatıra nedir?

BM: Ben en iyi rahmetli Ahmet Dallı’yla ve Nejat Eczacıbaşı ile çalıştım. En iyi ve en rahat. Beni hemen anlayan, benden daha çabuk koşmak isteyen insanlardı.

Bugün bu tarz yöneticilerle karşılaşıyor musunuz?

BM: Bugün de var. Ama onları farklı bir şeyle anıyorum, yani düşünün ki sponsorluk yoktu, bir espri ile başladı ve bu hale geldi. Hep onların görüşüdür, çok mühim insanlardır.

Kaynak:www.halkla ilişkiler.com

ANTALYA/MERKEZ

ANTALYA

kaleici
Antalya, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık beşinci şehri. 2014 itibarıyla 2.222.562 nüfusa sahiptir.Tamamı Akdeniz Bölgesi’nin batısında yer alır ve Antalya Körfezi’yle Batı Torosların arasında kurulmuştur. Yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin altıncı büyük ilidir.[1] Güneyinde Akdeniz, batısında Muğla, kuzeyinde Burdur ve Isparta, kuzeydoğusunda Konya, doğusunda ise Karaman ve Mersin illeri vardır.
Antalya şehri, 1980 yılından itibaren ve uygun iklim koşulları ve turizm etkinlikleri nedeniyle hızla gelişmiş ve buna paralel olarak il de günümüzde Türkiye’nin beşinci kalabalık ili olmuştur.[2] Antalya’da ekonomik hayat büyük oranda ticaret, tarım ve turizme dayalıdır.
Antalya ilinin kapsadığı bölge tarih öncesinden günümüze dek pek çok medeniyeti barındırmıştır ve Türkiye’de en çok antik kent bulunan ildir.[3] Sırasıyla Likyalılar, Lidyalılar, Pamfilyalılar, Bergamalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti hakimiyetinde bulunan Antalya bu medeniyetlerin hiçbirine başkentlik yapmamıştır.[4]
İlin tamamı Akdeniz Bölgesi’nin Antalya Bölümü’nde yer alır ve Akdeniz ikliminin etki sahasındadır. Yerleşim yerleri haricindeki il topraklarının büyük kısmı tahıl tarlalarıyla kaplı platolardan oluşur.[5]
Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 3. Piyade Eğitim Tugayı Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Hava Meydan Komutanlığı Antalya’da bulunmaktadır.[6][7]
TARIM
Antalya ili sahip olduğu Antalya Ovası ile tarımsal potansiyel ve ekolojik uygunluk açısından Türkiye tarımında önemli bir yere sahiptir. Antalya topraklarının beşte birinde tarım yapılan bir bölgedir.[80]
Antalya’da tarım yapılan yerleri kıyı kesimi ve kıyıdan uzak kesimler olarak ayırırsak kıyı kesminde portakal, muz, avakado gibi tropikal bitkilerin yetiştirilebilmesinin yanında sera tarımına da uygundur. Ama kıyıdan uzak kesimlerde ise elma, armut, ayva gibi soğuğa dayanıklı meyve türleri yetiştirilebilir. En çok yetiştirilen tarım ürünlerinin başında domates, hıyar ve portakal gelir.
Antalya ili yıllık 3.368.357 ton sebze üretimiyle Türkiye’deki üretimin %13,4’ünü; 1.011.917 ton meyve üretimiyle Türkiye’deki üretimin %6,06’sını karşılar. Diğer bitkisel kalemler gözönüne alındığında Antalya, Türkiye’nin yıllık tarım ihtiyacının %4,41’ini karşılar.[81]
Kentin hızlı gelişmesine paralel bir süreç yaşayan tarım sektörü kendi yapısında da derin değişimlere uğramıştır. 1970 yılında nüfusun dörtte üçü tarımsal sektörlerden geçiniyorken 2000 yılında bu oran %49’a düşmüştür.[82]
TURİZM
Antalya Türkiye’de İstanbul’la birlikte turizmin lokomotifi konumundadır. Antalya, dört mevsimde de turizm olanaklarının ve tesislerinin olduğu bir ildir. Antalya’da kültür turizmi başta olmak üzere deniz, spor, sağlık, kış, kongre, yayla, mağara, kamp ve inanç turizmi yapılabilmekte bu turizm seçenekleri için tesisler bulunmaktadır.[91]2010 yılı turizm istatistiklerine göre Antalya, dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü il durumundaydı. Antalya iline 2013 yılında 11.535.762 turist gelmiştir.[92]
Antalya’da kültür turizminin ağırlıklı olarak yapılacağı yerler Antalya’nın batıdaki Kaş’tan doğudaki Gazipaşa’ya kadar uzayan kıyı şeridinin çeşitli yerleridir. Bu bölgede onlarca antik kent, tarihi yapı, tarihi cami ve kiliseler bulunmaktadır.[93] Antalya’da deniz turizmi de yine kıyı şeridi boyunca yapılmaktadır. Bu bölgede kıyı turizmiyle beraber deniz turları da yapılabilmektedir. Deniz turizminin en bilinen noktaları Kleopatra, Konyaaltı ve Lara plajlarıdır.[94]
Spor turizmi bakımından Antalya popüler sporlara evsahipliği yapan bir ildir. Başta futbol, tenis, ve golf olmak üzere her yıl yüzlerce sporcu ve takım Antalya’yı tercih etmektedir. Antalya, bu sporların tesislerine sahip olduğu gibi sporculara ve yetkililerine verilen seminerlere de ev sahipliği yapmaktadır. Antalya, 2009-2010 döneminde judo, halter, eskrim,voleybol, badminton ve benzeri pek çok alanda 39’u uluslararası, 66’sı ulusal, 27’si millî takım kampı ve 45’i kurs ve seminer olmak üzere toplam 177 etkinliğe ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca Antalya 2003-2008 yılları arasında Dünya Ralli Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştır.[95]
Antalya yaz turizmiyle öne çıksa da kış turizminde de ülkenin önde gelen illerindendir. Antalya’daki Saklıkent Kayak Merkezi ve Alanya’daki Akdağ Kış Sporları Turizm Merkezi Antalya’yı kış turizminde önde tutan tesislerdir.[96]
Kongre turizmi bakımından Antalya ulaşımın kolaylığı ve ulaşım imkânlarının çeşitliliği pek çok turizm ve dinlenme imkânı sunması ve toplamda 106.000 koltuğu aşan bir kapasitesi ile dünyanın her tarafından gelecek konuklar için önemli toplantıların yapılabileceği olanağa da sahiptir.[97]
Dar bir alanda hem denize hem de büyük yükseklikteki dağlara sahip olan Antalya’da yayla turizmi de Finike’den başlayarakAlanya’ya kadar uzanan coğrafyanın yüksek yerlerindeyapılabilmektedir.[98] Ayrıca Torosların eteğinde kurulan Antalya’nın dağları ana iskelet bakımından genellikle kireç taşlarından (kalkerlerden) oluşmuştur. İldeki mağaraların büyük bir çoğunluğu da bu kireç taşı formasyonları içinde gelişmiştir. Antalya’da yaklaşık 500 kadar mağara tespit edilmiştir. Antalya da mağara turizmi de yapılabilmektedir. Antalya’da turizme açılan 3, turizme açılmayı bekleyen ya da yerel imkânlarla açılmış olan 28 tane mağara vardır.[99]
Antalya’da inanç turizmi gelişme gösteren bir turizm koludur. Antalya’da özellikle Selçuklu döneminden pek çok cami vardır. Bunlardan Murat Paşa Camii ve Yivli Minare Camii en çok bilinen camilerdir. Antalya’nın batısındaki Demre’de Noel Baba Kilisesi; doğudaki Alanya’daysa 1400 yıllık Aya Yorgi Kilisesi bulunmaktadır.[100][101] Bunun dışında Serik’e bağlı turizm merkezi Belek, Serik’te 2004’te özel bir girişimle Dinler Bahçesi isimli ibadethane açılmıştır.[102] Kudüs’ten sonra üç dinin buluştuğu ikinci nokta olan bu bahçede üç semavi dinin (Hristiyanlık, İslam ve Musevilik) ibadethaneleri yan yana mevcuttur.[103]
MUTFAK
Son sekiz yüzyıllık tarihsel süreçte, Türkler döneminde, Antalya ve çevresinde geçerli mutfak, yemek-içmek kültürü, kimi noktalarda süreklilik, kimi noktalarda ise değişiklik göstermiş, ancak daimî bir şekilde çevresindeki kültürlerden etkilenmiştir. Antalya yemekleri beş grup halinde görülür: Çorbalar, sebze yemekleri, etli ve otlu yemekler, deniz ürünleri.
Antalya mutfak kültürü, 20. yüzyıl başlarına kadar kendi kimliğini kültür ve düşünce tarihinin bir düsturu sayılan ‘süreklilik içinde değişim ve dönüşüm’ içinde yaşatmıştır. Bütün bunlar, kültürün karşılıklı etkileşim coğrafyası içinde oluşmuştur. Örneğin, Giritliler, Antalyalılara zeytinyağı yapmayı öğretmişlerdi. Bundan önceki dönemde ise Antalya halkının yemekleri için susamyağı kullanılırdı.[189] Doğal olarak bu kültürler birdenbire ortadan kalkıp gitmemiş, zaman içinde biri diğerinin yerini almıştır. Önceki dönemde Antalya Kaleiçi mutfağının oldukça geniş olduğunu, mutfakların da içinde birkaç aileyi barındıran bir büyüklükte iken, Antalya ailesi ufalıp küçüldükçe, bu değişimden doğrudan Antalya mutfağının da etkilenmeye başladığını, küçüldüğünü görüyoruz. Bu dönemde Kaleiçi evlerinde biri alt katta, diğeri üst katta olmak üzere genelde iki mutfak bulunuyordu. Alt katta temizleme ve yıkama işleri yapıldıktan sonra, her şey temizlenmiş, ayıklanmış veya yıkanmış olarak üst kattaki mutfağa taşınıyor ve hem alt hem de üst katta mermer döşeli tuvaletler bulunuyordu.[190]
Yöreye özgü yemekler arasında köftenin yanında meze olarak tüketilen piyaz ile; arap kadayıfı, karpuz kabuğu reçeli, bergamot reçeli gibi tatlılar sayılabilir.[191] Bu yöredeki tarhana, kekikli, göce, yarpızlı, yarma tarhana çorbaları; şakşuka, aside, kabak çintmesi, keşkek, alafaşı,boranı (yöredeki adıyla borana), softalar aşı, labada aşı, domates civesi yemekleri, kabak tatlısı, palize, öküz helvası, kıvrım, fıtır, kirkitle, bestel tatlıları; kapama ve bastarya börekleri ile hilbeş, tarator ve kölle mezeleri çokça tüketilen bir çoğunluğu yöreye özgü olan yemeklerdir.[192]

KAYNAK;http://tr.wikipedia.org/wiki/Antalya

1 25 26 27 28 29 64