ADIDAS MARKA TANITIMI

???????????İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Almanya’da bir kasaba olan Herzogenaurach’ta iki kardeş ayakkabı yapıp satmak üzere bir atölye açarlar. Bu kardeşler ileride birbirlerine düşman olacak Adolph ve Rudolph Dassler’dir. Aslında önceden beri pek te iyi anlaşamayan kardeşlerin arası ikinci dünya savaşının başlaması ile açılır. Her ikisi de Nazi Partisine üye olurlar. Ancak Rudolf parti ile daha içli dışlıdır ve benimsemiştir. Bir müttefik bombardmanı sırasında iki kardeş arasında başlayan atışma büyük bir küslüğe dönüşür.

Savaş sonrası Herzogenaurach kasabasını ikiye bölen nehrin iki yakasına ayrı ayrı atölye açarlar. Adolf Adidas’ın temellerini bu atölyede atar ve çalışmalarına başlar, Rudolf ise diğer yakada Puma’yı kurar. Kasabada bu bölünmeden nasibini alır, savaş sonrası işsizlikte en başarılı şirketler olmayı başaran Adidas ve Puma’nın o dönemki çalışanları kasabada diğer yakaya geçmemeye çalışır ve rakip firma çalışanlarının gittiği restoran ve marketlere gitmemeye çalışırlarmış. İki kardeş dünyaya bu iki büyük markayı hediye etseler de, birbirlerine küs olarak hayata veda ettiler. Ve ilginç olan her iki markanın da genel merkezi hala Herzogenaurach kasabasında bulunmaktadır.

Konumuza dönecek olursak Adidas’ın efsanevi üç çizgili markalamasının ortaya çıkışı ve bir ayakkabının üzerinde kullanılışı 1949 yılına dayanmakta. Emil Zapotek 15 yılda 18 dünya rekoru kırdığı kariyerinde, 3 çizgili koşu ayakkabısını ilk giyen sporcu olmuştur. Ünlü 3 çizgi 1960’lı yıllardan itibaren adidas’ın ürettiği giyim malzemelerinde de kullanılmaya başlamıştır.

Adidas’ın 3 yapraklı ünlü logosu ise 1971 yılının Ağustos ayında belirlendi. Trefoil (Üç yapraklı yonca) logo da denen görsel, yüzlerce çalışmanın içerisinden seçilerek 1972 yılından itibaren adidas ürünlerinde kullanılmaya başladı.Logo günümüzde adidas Originals kolleksiyonunu temsil etmekte.

Şirket 1997 yılında entegre bir kurumsal tasarımı halka tanıttı. Yaratıcı direktör Peter Moore tarafından 1990 yılında tasarlanan ve Equipment performans ürünleri kolleksiyonunda kullanılan logo artık adidas’ın tüm ürün gamında kullanılacak logo olarak tarihe geçti.

Logoda klasik adidas’ın üç çizgisine vurgunun yanı sıra yükselen bir dağ sembolü ile aşılması gereken engel ve başarılması gereken hedefler vurgulanmaktadır. Logonun asıl esin kaynağı ise adidas ayakkabıların yandan bakıldığında görülen siluetin logoyu oluşturması. Temmuz 2002’de, Adidas-Salomon AG firma için devrim niteliğinde yeni bir iş stratejisini açıkladı. Buna göre firma ürünleri üçe bölünerek anılacaktı. Bu aynı zamanda yeni bir lgonun da adidas ailesine katılımı demek oluyordu. adidas Sport Style departmanı ve yeni logosu açıklandı.

Böylece ürün gamı binlerce farklı modele ulaşan firma performans ve spor ekipmanları için genel üç barlı logosunu, Originals serisi klasik ürünleri için üç yapraklı logosunu, yeni sport style serisi için ise yukarıdaki dünya şeklindeki logosunu kullanmaya başladı ve şirket bundan böyle pek bilinmese de adidas Group olarak anılmaya başlandı.

2006 Yılında ise adidas grubu ürünleri (Spor-Performans, Stil, Klasik) toparlayacak, yeni, sert ve güçlü, kendine güveni yüksek lider bir logo tasarımı ile tüketicilerin beğenisine sunulmaya karar verildi.

Şu aralar yeni logo özellikle “adidas all in” kampanyalarında çok, ama çok başarılı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bu arada reklamı izleyince ilk akla gelen yaratıcı ajansa brief’in ne kadar da doğru verildiği ve yansıtılabildiği.

”Impossible is Nothin” (İMKANSIZ YOKTUR) Adidas’ın güncel sloganıdır. Bu slogan 180\TBWA tarafından geliştirilmiştir. Basketbol alanındaki slogan ise “Believe in Five” (BEŞE İNAN)’dır.

Vizyonu, Adi Dasler’in Adidas’a sunduğu vizyon şudur: ”Adidas-dünya genelinde sporun bütün sektörlerinde yetkinlik anlamına gelen bir isim.” •Hırs ve azim- savaşlar ve yıkım yeni bir başlangıç, •Sürekli gelişme- ürün sayısında, malzemelerde, kalitede sürekli iyileşme ,•Ar-Ge her dönem ayakkabı ve diğer spor ürünlerini geliştirmeyeyönelik çalışmalar ve buluşların hemen kayıt altına alınması,tescillenmesi, •Pazarlama: Futbol, atletizim, tenis, golf gibi sporun her alanındasponsorluklarla adını dünyaya duyurma becerisi.

Misyonu, Adidas Uluslararası Yaz Kampı’nın amacı, tüm dünyadan aynı yaş gruplarındaki basketbolcuları bir araya getirmek, ortak payda olarak basketbolu sunarak, birbirlerini ve birbirlerinin kültürlerini tanımalarını ve tüm dünyadan yeni arkadaşlar edinmelerini sağlamaktır.

1920’lerde Nürnberg yakınlarındaki Herzogenaurach şehrinde kurulan Adidas, uluslararası bir marka olup, ürünleri tüm dünyada satışa sunulmaktadır. Adidas; futbol, basketbol, boks, beyzbol, koşu, rugby, jimnastik, golf, tenis, güreş, taekwondo gibi spor dallarında ürünler geliştirip satmakla beraber, parfüm, saat ve kişisel bakım ürünleri de hazırlamaktadır.

1997’de Adidas, TaylorMade’yi satın aldı ve onu yan kuruluşu yaptı. Bu isim adı altında golf ürünleri üretmektedir. 2005 yılında ise 3,1 milyar Euro’ya İngiliz rakibi Reebok’ı satın alır. Bunun yanı sıra çeşitli sektörlerdeki şirketlerle bağlantılı haldedirler.

Adidas; futbol, basketbol ve koşu ayakkabı ve ekipmanlarının yanı sıra golften yüzmeye, bokstan tenise hatta normal yaşam ürün ve aksesuarlarına kadar geniş olan bir ürün yelpazesi vardır.

Adidas’ın hedef kitlesi sporun her dalında sporcuların ve günlük yaşamlarında spor tarzı benimseyen herkesdir. Bunun doğrultusunda çeşitli olimpiyatlar, Dünya ve Avrupa Futbol Şampiyonaları gibi pek çok spor etkinliğinin resmi sponsoru olmaktadır. Ünlü sporcu ve şarkıcıların (David Backham, Messi, Paul McGrady, Missy Elliot, Rita Ora gibi) markanın sembolü haline gelen insanlarla yürüttüğü reklam kampanyaları dünya çapında ses getirmektedir.

Kaynakça: http://www.slideshare.net/keskinbicak161/adidas-sunum?related=1 , http://www.hasanyalcin.com/adidas-logosu-ve-tarihcesi/ , http://tr.wikipedia.org/wiki/Adidas, http://www.adidas.com.tr/ , http://www.adidas-group.com/en/group/history/

 

Oğulcan ÇITAKCI

20121223068

H.İ.T (İ.Ö)

SİNEK KUŞLARI (TROCHİLİDAE)-(KOLİBRİLER)

sinekkusu8

Batı Yarımküresi’nin kuş dünyasına en büyük armağanı bu acayip sinek kuşları familyasıdır.Bu familyaya giren 319 cins pek küçüktür ama renkleri çok parlaktır.Göz kamaştırıcı yanar dönerli renkleri, cennet kuşlarınınkinden daha da güzeldir.Bunlara yalnız çeşitlilik değilse bile parlaklık bakımından sadece Eski Dünya’nın güneş kuşları eşit olabilir.

Elimizde bu küçük, zarif kuşların atalarını gösteren fosilleşmiş ipuçları yoktur.Ama kuşların anatomileri ve şimdiki yayılma alanları onların Amerika’nın tropik kesimlerinde ilkel, sağana benzeyen bir atadan türemiş olabileceklerini göstermektedir.Familyanın anatomi çerçevesi içinde görülen çeşitlilik bu kuşların çok uzun bir merkezden etrafa doğru yayılan bir gelişme evresi geçirdiklerine işaret etmektedir.Belki de bu Üçüncü zamanın ilk devirlerinde başlamıştır.Sinek Kuşları Güney Amerika’nın kuzeyindeki ata topraklarından Güneyde Tierra del Fuego’ya, Kuzeyde de Alaska, Quebec ve Nova Scotia’ya kadar yayılmışlardır.Okyanus engelini aşarak hiçbir zaman Eski Dünya’ya geçmemişlerdir.Burada hiçbir kuş onların yaşayış tarzının tam bir paralelini oluşturamamıştır.Sinek Kuşlarının Yeni Dünya’da yerleştikleri belirli ekolojik yerin Eski Dünya’daki karşıtı da boş kalmıştır.

Sinek cinsler başka kuşların fethedemediği ve ancak birkaç böceğin paylaştıkları biyolojik bir tabakaya yani çeçekler alemine yayılmak için küçük boylarından ve olağanüstü uçuş yeteneklerinden yararlanmışlardır.Bu kuşlar o müthiş enerjilerini çiçeklerin balözündeki canlı şekerden, gelişmek için gereken proteinleri de aynı goncaların içinde yakaladıkları böceklerden elde ederler.Her iki yarımkürede de balcılar, bal tırmaşıkları, güneş kuşları, çiçekçiller, bazı papağanlar, ötücüler ve kiraz kuşları gibi başka kuşlar da yaşayabilmek için balözü yiyecek şekilde gelişmişlerdir.Ama bunlardan ancak birkaçı sadece balözüyle beslenir ve bu kuşların hiçbiri balözünü sinek kuşları gibi tamamiyla uçarken toplamaz.

sinekkusu

 

KAYNAK

http://www.discoveranimal.com/

BALIKESİR

Balıkesir, Türkiye‘nin bir ili ve en kalabalık on yedinci şehri. Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde, topraklarının bir kısmı ise Ege Bölgesi’nde yer alan ilin hem Marmara hem de Ege Denizi‘ne kıyısı bulunur. Türkiye genelinde ise iki deniz ile komşu olan sadece 6 il vardır.[2] İl, Kuzeybatı Anadolu’da bulunmaktadır. Doğusunda Bursa ve Kütahya illeri, güneyinde Manisave İzmir illeri ve batısında Çanakkale ili vardır.[3] Ayvalık ilçesinden de Yunanistan‘ın Midilli Adası‘na komşudur.[4] Büyükşehir statüsünde olan Balıkesir ili, 20 ilçeden oluşmaktadır. Yüzölçümü bakımından en büyük 13. il, 2014 nüfus sayımına göre de 1.189.057 kişiyle Türkiye’nin en kalabalık 17. ilidir.

Tarihte genellikle Misya ve Karesi adlarıyla bilinen Balıkesir yöresi, zamanla Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karesi Beyliği ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup bamya, börülce, kavun, zeytin, zeytinyağı, kelle peyniri gibi zirai ürünleri ile ayrıca daha çok yerli turizmde öne çıkan sahil kasabalarıyla meşhurdur. Yağcıbedir halısı, kolonyası, kaymaklısı, kozak üzümü, ayvalık tostu, saçaklı mantısı ve höşmerimi diğer bilinen yöresel ürünleridir.

Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı‘nın ilk jet üssü olan 9. Ana Jet Üs Komutanlığı ile 6. Ana Jet Üs Komutanlığı Balıkesir’de bulunmaktadır.

59_479_475770348

KAYNAK

 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bal%C4%B1kesir

İŞ GÖRÜŞMESİ KURALLARI

Görüşme Kuralları

  1. Cevaplarınız kısa ve öz olsun. Detay istemedikleri sürece, soru başına iki ya da üç dakika konuşun. Tüm soruları ne kadar sürede cevapladığınızı test edin.
  2. Cevaplarınız somut ve nicelikli bilgiler içersin.
  3. Anahtar kelimeleri bir kaç defa vurgulayın. Gücünüzü rahat ve kendinize güvenir bir şekilde vurgulamanız önemlidir. Gücün şirketle ya da bölümün amaçlarıyla nasıl bağlantılı olduğunu ya da güçlü bir patrona nasıl faydalı olabileceğinizi açıklayın. Gücünüzü tekrarlarsanız akıllarında kalabilirsiniz – önemli başarılarla desteklenirse- size inanmaları daha kolay olabilir
  4. Dört ya da daha fazla başardığınız hikaye hazırlayın. Yeteneklerinizin ve önemli başarılarınızın listesini yapın. Ve eski işlerinizde bu yeteneklerinizi başarılı bir şekilde kullandığınız işler üzerinde durun.
  5. Takımlarının içine girin. Takımın bir elemanı gibi olduğunuzu gösterin. Olumsuz olarak algılanacak bir şey söylememeye dikkat edin.
  6. İmaj,bağlantı kurmak kadar önemlidir. Nasıl göründüğünüz, bir şeyi nasıl söylediğiniz, ne söylemek istediğiniz kadar önemlidir. Araştırmaların yüzde altmış beşi; el hareketlerinin, fiziksel görünüşün ve giysilerin verdiği mesajın çok önemli olduğunu gösteriyor.
  7. Sorular sorun. Sorduğunuz soruların çeşidi ve soruş şekliniz görüşmeyi yapan kişin üstünde muazzam bir etki yaratabilir. İyi bir soru güzel bir ilerleme olabilir. Görüşmeyi yapan kişinin sorularına nasıl cevap vereceğinizi planlayın ve isteklerinize uygun bir görüşme metni hazırlayın. Daha sonra görüşme için olasılıklara bakın. Maaş ve gelir hakkında soru sormayın. Görüşme süreci iki önemli şeye bağlıdır.Birincisi sizinle görüşmeyi yapan kişi arasındaki anlaşmadır. İkincisi ise onun sizin hakkınızdaki yargısıdır.
  8. Vücut dilinizi ve ses tonunuzu,sizinle görüşme yapan kişi arasında  etkileşim sağlamak için kullanın.
  9. Şirketin üretim sınırını ve müşterilerini araştırın. Bu araştırma sizin şirketle ve görüşme tarihi ile ilgilenip ilgilenmediğinizi anlamalarına yardımcı olur.
  10. Görüşme günlüğü tutun. En kısa sürede neler olduğunu özetleyin. Olağandışı bir şey olduğunda not edin ve takviminize yazın. Prezantasyonunuzu gözden geçirin. Tutumunuzun ve sorulara cevap veriş şeklinizi günlüğe yazın.” Gerek duyduğunuz şeyleri sordunuz mu? ,Bir sonraki görüşmede farklı olarak ne yapacaksınız? “  gibi sorularla kendiniz değerlendirin   Kısa, öz bir teşekkür mektubu yazıp yollayın.
  11. Şirket için işine yarayabilecek yeteneklerinizi ve size zor gelecek şeylerin listesini yapın. İşinizde faydalı olabilmek için ne tarz bir iş istediğinizden emin olun.Neden o işi istediğinizi anlatın.

 

KAYNAK

http://search.portalsepeti.com

KUMLUCA

KUMLUCA(ANTALYA)

TARİHÇE

Kumluca’nın ilk yerleşimi ilçenin merkezinin 5 km kadar doğusunda, tepelerin eteklerinde Sarı Kavak adıyla 1830 yıllarında kurulmuştur. Elmalı’dan ayrılan Finike ile Antalya‘ya bağlı Iğdırmağardıç Bucağı Kumluca ve Kemer diye ikiye ayrılarak, Kemer Antalya’ya, Kumluca’da Finike’ye bağlanmıştır. Bu sırada Sarıkavak, Iğdırmağardıç Bucağının bir köyüdür. Bu günkü Kuzca Köyü ise o zaman ayrı bir bucak idi. 1924 yılında Kuzca Bucağının merkezi Gödene’ye (Altınyaka) alınmış ve zamanla göçebe halkın yerleşerek kalabalık bir merkez haline getirdiği bugünkü ilçe merkezinin bulunduğu yerde kumluca bucağı kurulmuştur. Kumluca bucağı sonraları daha da büyümüş, 7033 sayılı kanunla 1958’de Finike’den ayrılarak ilçe olmuştur

AD

Henüz bugünkü ilçe merkezinde hiç, yerleşme yokken, Sarıkavak’tan bir köylü Cavur deresinin batı kıyısında kumluk ve fundalık bir arazi olan şimdiki şehir merkezinin bulunduğu yere karpuz ekmiş. Kumsal ve verimli arazide karpuzlar oldukça iri olmuş. Yetişen karpuzları yetiştiricisi köylere götürüp satarken, köylüler bu karpuzları nerede yetiştirdiğini sormuşlar. O da “derenin kıyısındaki kumluca yerde” diye cevap vermiş. Bu köylünün meşhur karpuzlarının methi, karpuzların yetiştiği yerin adının zamanla “Kumluca” olmasına neden olmuştur.Seralar ve Obalar

 

COĞRAFYA

 

Kumluca İlçesi, Batı Akdeniz bölümünün, Antalya Körfezi’nin batı kısmındaki Teke Yarımadası diye adlandırılan Antalya Körfezi ile Fethiye Körfezi hizasında Akdeniz‘e doğru uzanan uzantı üzerinde ve Antalya‘ya 90 km uzaklıktadır. İlçenin yüzölçümü 1253 km2’dir. İlçenin güneyinde Akdeniz, batısında Finike ilçesi, batı ve kuzeybatı yönünde Elmalı ilçesi bulunmaktadır.

İlçe üç tarafı dağlarla çevrili, denizden kuzeye doğru uzanarak tatlık mevkiinde son bulan verimli bir ova üzerinde yer almaktadır. Bu ovanın doğuya doğru uzantısı üzerinde Mavikent beldesi bulunmaktadır. Ova üzerinde Mavikent’ten başka altı köy daha vardır. İlçenin kuzeyindeki dağlar gittikçe yükselerek Beydağları’na kadar uzanan engebeli bir arazi oluşturmuştur.

__60f7609082b3b2a2dc15076d67190ab2

 

TURİZM

İlçede; Olympos, Corydella, Rhodiapolis, İdebessiois, Gagae gibi önemli antik kentler bulunmaktadır. Özellikle, Olympos çok fazla yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir. 1991 yılında bu antik şehirde yapılan çalışmalar ve ortaya çıkarılan tarihi eserler, buranın tarihi ve turistik değerini daha da artırmıştır.

İlçenin sahil şeridi 30 km.’dir. Bu sahil şeridinde Çavuşköy Kasabası’ndaki Adrasan koyu ile Olympos koyu; otel, motel, pansiyon ve restoranları ile yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir. Mavikent Kasabası Karaöz Koyu‘nda ise, tatil siteleri bulunmaktadır. Mavikent beldesi ile Finike ilçe sınırı arasındaki sahil şeridi, şu anda sadece yöre halkı tarafından inşa edilmiş ahşap evler (obalar) ile iskan edilmiştir. Ancak, Mavikent ve Beykonak sahillerinde tatil siteleri inşaatları yapımı da devam etmektedir. Ayrıca yayla turizmi olarak yerli ve yabancı turistler için yaylalara turlar düzenlenir.

kumluca-plaj-300x230 adrasan-sahil

KAYNAK

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kumluca

http://www.e-sehir.com/turkiye-haritasi/antalya-kumluca-ilce.html

AKDENİZ’İN İNCİSİ ADANA

                               BURAM BURAM ADANA

ADANAAA   Adana ili yaklaşık 2.200.000 kişilik nüfusuyla Akdeniz Bölgesinin en büyük, Türkiye’nin ise beşinci büyük şehridir. Tarihi, MÖ 6000 yıllarına uzanan Adana, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Adana, tarih öncesinden bugüne bölgede hüküm süren birçok medeniyetin sayısız tarihi eserini ve eşsiz kültürel dokusunu topraklarında barındırmaktadır. Adana’nın sahip olduğu kültürel zenginliğini yansıtan tarihi eserler arasında pek çok cami, mescit, kilise, kale, medrese, han, hamam ve köprü bulunmaktadır.

   Adana ili, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin arasındaki alüvyonlu toprakları ile Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan Çukurova’da kurulmuştur. Adana’nın verimli topraklarında pamuk, buğday, ayçiçeği, zeytin, nar, mısır, narenciye, patates, domates, biber, marul, soğan, soya, yerfıstığı, karpuz, kavun gibi birçok ürün üretilmektedir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yanı sıra, Akdeniz’e kıyısı bulunan Adana’nın ilçeleri Yumurtalık ve Karataş’ta deniz mahsulleri üretimi önemli bir yer tutmaktadır. Sulak alanlarıyla zengin Çukurova deltası, Akyatan, Yumurtalık, Ağyatan ve Tuzla Lagünleri ile nesli tükenmekte olan pek çok canlıyı ve su kuşlarını barındırmaktadır.

   Tarım ve tarıma dayalı sanayisi olan Adana ili son yıllardaki yatırımlarla, Bakü – Tiflis -Ceyhan Boru Hattı (BTC) ve enerji santralleri ile enerji üssü haline gelmiştir.

   Sanat ve kültür açısından yoğun bir şehir olan Adana’da Uluslararası Altın Koza Film Festivali, Uluslararası Sabancı Tiyatro Festivali, Uluslararası Hava Oyunları Festivali, Adana Portakal Çiçeği Festivali ve Uluslararası Engelli Gençlik Festivali gibi çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Adana’daki ilk şehir tiyatrosu Osmanlı yıllarında, 1880 yılında, Ziya Paşa tarafından kurulan Adana Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Adana Şehir Tiyatroları’dır. Devlet Tiyatroları Adana Sahnesi ise 1981 yılından beri sanatseverlere çeşitli oyunlar sunmaktadır. Klasik müzikseverler için 1992’de kurulan Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası faaliyetini sürdürmektedir.

   Doğa sporlarına imkan veren Adana ili bisiklet sürüşü için çok elverişlidir. Baraj gölünde sörf, durgun su sporları yanı sıra olta balıkçılığı da yapılmaktadır. Yaylalarda trekking ve atlı doğa sporu güzergahları mevcuttur. Av potansiyeli yüksek olan ilde Toroslar’ın yamaçlarında yaban keçisi, alageyik ve karaca av hayvanı üretme sahaları kurulmuştur. Rafting için çok uygun ırmaklarından biri olan Göksu, Adana il merkezine 121 km. mesafede, Feke ilçesindedir.

adana11   Toros Dağları ile Akdeniz’in buluştuğu bölgedeki Adana bir yandan eşsiz güzellikleriyle yayla (Tekir, Bürücek, Aladağlar, Horzum, Fındıklı, Hamidiye, Asar, Asmacık, Armutoluk, Belemedik, Meydan, Çamlıyayla ve Kızıldağ) turizmi açısından, diğer yandan Akdeniz kıyısındaki ilçeleriyle deniz turizmi açısından önemlidir.

Adana diğer alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da bölgeye ve hatta bölge dışından birçok kente hizmet vermektedir. Sağlık alanında yapılan önemli yatırımlarla birlikte sağlık turizminde ciddi bir artış söz konusudur. Bugün yurt dışından gelen birçok hasta Adana ‘da tedavi görmeyi tercih etmektedir.

 Şehir ulaşımında, hafif raylı sistem, Büyükşehir Belediyesi Otobüsleri, özel halk otobüsleri, dolmuşlar ve taksiler kullanılırken, şehirlerarası ulaşımda kara ve demir yolu ile Anadolu’nun birçok noktasına yolcu taşınmaktadır. İç ve dış hat seferlerinin gerçekleştiği Adana Havalimanı Türkiye’de yolcu taşınması sıralamasında yedinci sırada yer almaktadır.

Çeşitli kültürlerin etkisinde kalması nedeniyle zengin bir mutfağı olan Adana yemeklerinin en büyük özelliği un, bulgur, et ve çeşitli baharatların kullanılmasıdır.

KAYNAK: http://eobs.cu.edu.tr/ogradana_tr.aspx

ADANA

151_3757adana06

Adana, Türkiye’nin büyük bir ili ve en kalabalık altıncı şehri. 2014 itibarıyla 2.165.595 nüfusa sahiptir. Şehir merkezi, Akdeniz’den 30 km içeride Seyhan Nehri’nin üzerinde bulunmaktadır. Akdeniz sahil şeridinde ise Karataş ve Yumurtalık(Ayas) ismi ile iki adet sahil ilçesi bulunmaktadır. Yine Akdeniz üzerinde bulunan Ceyhan ilçesinde ise ticari amaçlı liman bulunmaktadır

Doğudan batıya 100 kilometre boyunca uzanan Adana-Mersin Büyükşehir Bölgesi, 3,45 milyon nüfusa sahiptir. Türkiye’deki altıncı büyük metropolitan alan olup ülkenin önde gelen bir ticaret ve kültür merkezidir.

Maden zengini 4. bölge olan Adana; krom, demir, manganez, kurşun ve çinko yatakları açısından önem taşımaktadır.

Adana’nın merkezi; Mersin, Adana, Osmaniye ve Hatay illerini kapsayan coğrafi, ekonomik ve kültürel bir bölge olan Çukurova’nın merkezinde bulunur. Yaklaşık 5,62 milyon insana ev sahipliği yapan bölgenin büyük bir bölümü, tarıma oldukça elverişli, geniş ve düz bir arazidir.

Etimoloji
Birçok kaynağa göre Adana ismi Hitit İmparatorluğu egemenliğindeki Kizzuvatna krallığının Adanya URU adlı şehrinin isminden türemiştir.Başka iddialar ise ismin; Mısır’dan gelip Yunan şehri Argos’a yerleşen mitolojik Yunan kabilesi Danaoi ya da efsanevi karakter Danaus’la ilgili olduğu şeklindedir. Danaja adındaki bir ülkeyle bağlantılı olan erken Mısır metinleri Thutmosis II (MÖ 1437) ve Amenophis III (MÖ 1390-1352)’dan kalan yazıtlardır.Miken Uygarlığı’nın çöküşünden (MÖ 1200) sonra Ege’deki bazı mülteciler Kilikya sahillerine gitmişlerdir. Dananayim ya da Danuna sakinleri; Ramesses III hükümdarlığı sırasında MÖ 1191 yılında Mısır’a saldıran bir grup denizci olarak tanımlanır.Denyen ise Adana şehrinin sakinleri olarak bilinir. Ayrıca söz konusu ismin PIE dilinde da-nu (nehir) Dana-na-vo (nehir kenarında yaşayan insanlar) (İskitli göçmenler) ve Rigveda (Danavas)’da yaşayan iblisler ile bir bağlantısı olması mümkündür.

Homeros’un İlyada’sında şehir Adana olarak anılır. Helenistik dönemde Kilikya’daki Antiohya (Yunanca: Ἀντιόχεια τῆς Κιλικίας) ya da Antiochia ad Sarum (Yunanca: Ἀντιόχεια ἡ πρὸς Σάρον; “Sarus üzerindeki Antiohya”) olarak da bilinirdi. The Helsinki Atlas editörleri Adana’yı geçici olarak Quwê olarak tanımlamışlardır (çünkü çivi yazısı kitabelerinde o şekilde belirtilmiştir). İsim bazı kaynaklarda aynı zamanda Coa olarak da gösterilir ve Kitab-ı Mukaddes’te belirtilen Kral Süleyman’ın atlarını temin ettiği yer olduğu yönünde yaklaşımlar bulunmaktadır. Şehrin Ermenice ismi Ատանա Atana ya da Ադանա Adana ‘dır.

Bir antik Grek-Roman efsanesi’ne göre Adana ismi kökenini; Seyhan Nehri (Sarus) yakınlarında bir yere gelip Adana’yı kuran Uranus’un iki oğlu Adanus ve Sarus’tan almaktadır. Şehrin ismine ilişkin daha eski bir efsaneye göre ise Akad, Sümer, Babil, Asur ve Hitit mitolojileri tarafından ormanın yakınlarında yaşadığına inanılan ve Tesup veya Ishkur olarak da bilinen gök gürültüsü tanrısı Adad’ın ismi bu bölgeye verilmiştir. Bu savı kanıtlayan Hititlilerin isimleri ve el yazmaları o bölgede bulunmuştur. Bu teori Gökgürültüsü Tanrısı’nın çok fazla yağmur getirmesi ve bu yağmurun bölgeye büyük bir bolluk sağlamasından beridir devam eder. Bu tanrı yörenin sakinleri tarafından sevilir ve saygı duyulurdu. Onun şerefine, söz konusu bölge “Uru Adaniyya;” diğer bir deyişle “Adana Bölgesi” olarak anılmaya başlanmıştır.

Ali Cevad’ın ‘Memalik-i Osmaniye Coğrafya Lügatı’ndaki bilgiye göre[7] ise Adana’da yaşayan İslamlar, Adana ismini Harun Reşid’in vali nasb ettiği Ebu Süleym Ezeni’ye nisbet etmektedir. Yerleşik Rumlar, Adanus Sarus adlı iki kardeşin adını öne çıkarırlar.

Coğrafya
Adana, Anadolu yarımadasının güneyinde ve Akdeniz kıyısında yer alan 36°30-38°25 kuzey enlemleri ile 34°48-36°41 doğu boylamları arasında ve Akdeniz Bölgesi’nde yer almaktadır. Adana, tarihte Batılılar tarafından daha çok Kilikya olarak bilinen Çukurova’ya bir giriş kapısı olarak hizmet eden Akdeniz’in kuzeydoğu kenarında bulunmaktadır. Bu geniş düzlük Toros Dağları’nın güneydoğusu boyunca uzanır.

Adana’dan Çukurova’nın batısındaki Tarsus’a giden yol Toros Dağları eteklerindeki tepelerden geçer. Sıcaklık, her yükseltiyle beraber düşer, çünkü yol yaklaşık olarak 4000 m’lik bir rakıma ulaşır ve kayalıklı bir geçit olan Gülek Boğazı’ndan geçer ve İç Anadolu düzlüklerine doğru devam eder.

Şehrin kuzeyini hidroelektrik santrali ve 1956 yılında yapımı tamamlanan Seyhan haznesi kuşatır. Baraj hidroelektrik kuvveti için yapılmış olup alçak Çukurova düzlüğünü sulamak amaçlıdır. Ovaya dökülen şehrin iki sulama kanalı, şehir merkezi boyunca doğudan batıya doğru geçer. Yüreğir Ovasını sulama amaçlı yapılan başka bir kanal da bulunmaktadır.

Adana kuzeyinde Kayseri, doğusunda Osmaniye, kuzeydoğusunda Kahramanmaraş güneydoğusunda Hatay, kuzeybatısında Niğde ve batısında Mersin illeri ve güneyinde Akdeniz ile çevrilidir. Güneyi 160 km’yi bulan Akdeniz kıyılarıyla sınırlanan ilin yüzölçümü 14.125 km²’dir. Şehir merkezinin denizden yüksekliği 23 metredir.

Adana, Orta Toroslar’ın bir bölümü ile Amanos Dağları tarafından çevrilidir. Toroslar -batıdan doğuya- Uzunyayla’ya kadar uzanır. Bu dağlarda 3000 metreyi geçen yüksekliklerin yanı sıra sert yamaçlara ve derin vadilere rastlanır. Toroslar’ın bu bölümünde İç Anadolu’yu güneye bağlayan en önemli geçit olan Gülek Boğazı bulunur.

Toros ve Amanoslar ile Akdeniz arasında kalan alana ise Çukurova denir. Misis Dağları pek yüksek olmayan görünümleri ile Çukurova’yı ikiye böler. Güneyde kalan bölüme “Aşağı Ova” kuzeyde kalan bölüme ise “Yukarı Ova” denir.

İl sınırları dahilinde irili ufaklı birçok akarsu bulunmasına rağmen Seyhan ve Ceyhan nehirleri Adana’nın en önemli akarsularıdır.

İklim
Adana, tipik Akdeniz iklimine sahiptir. Kışları ılık ve yağışlı, yazları ise sıcak ve kuraktır. En yüksek sıcaklık 12 haziran 2012’de nemle birlikte 53,0 °C, nemsiz 45.7 olarak ölçülmüştür. En düşük sıcaklıksa 28 ocak 2012’de −6,3 °C olarak kayıtlara geçmiştir.

Tarihçe

Bağdat Demiryolu’ndan bir görünüm
Adana’nın tarihçesi 3.000 yıl kadar öncesine dayanmaktadır; bölgedeki arkeolojik bulgular Paleolitik Çağ’a değin uzanan insan yerleşkelerini gün yüzüne çıkarmıştır. Arkeologların taş bir duvar ve bir şehir merkezi buldukları Tepebağ Höyüğü Neolitik Çağ’da inşa edilmiştir ve Çukurova bölgesindeki en eski şehir olarak düşünülmektedir. Adana isminde bir yer Sümer destanlarından biri olan Gılgamış Destanı’nda söz edilmektedir; ancak bu çalışmanın coğrafyası sözü geçen yerin konumunu belirlemek için çok muğlaktır.

Hattuşaş (Boğazkale)’de bulunan Hitit Kava yazıtlarına göre Kizzuwatna, MÖ 1335 dolaylarında Hititlilerin koruması altında Adana’yı yöneten ilk krallıktı. Aynı zamanda şehir Uru Adaniya ve sakinleri ise Danuna olarak anılırdı. MÖ 1191-1189’a rastlayan yıllarda Hitit İmparatorluğu’nun çöküşüyle başlayan batı kaynaklı akınlar ovanın denetiminin çok sayıda küçük çaplı krallıklara geçmesine neden olmuştur, akabininde de Asurlular, MÖ 9. yüzyıl; Persler, MÖ 6. yüzyılda MÖ 333’te Büyük İskender; Selevkoslar; Kilikya korsanları; Romalı devletadamı Pompey; ve Kilikya Ermeni Krallığı (Kilikya Krallığı) bölgenin denetiminde söz sahibi olmuşlardır.

Adana’nın tarihçesi özü itibarıyla Tarsus’un tarihçesiyle bir bağlantısı vardır; Seyhan Nehri’ne komşu olan bu iki şehrin konumu nehir tarafından değiştirildiğinden bu şehirler sıklıkla aynı kent olarak anılır ve ismi de asırların seyrine göre değişmiştir. Romalılar döneminde Adana’nın göreceli olarak az bir önem arz etmekteydi ve bu sıralarda bölgenin metropolü konumunda Tarsus bulunmaktaydı. Gnaeus Pompeius Magnus devrinde ise şehir Kilikya korsanları için bir hapishane olarak kullanılmıştır. Birkaç yüzyıl sonra şehirde doğuya giden Roma askeri yolu üzerinde yerel bir istasyon kurulmuştur. MS 395’te Roma İmparatorluğu’nun kesin çöküşünün ardından bölge Bizans İmparatorluğu’nun bir parçası haline gelmiş ve muhtemelen Julianus’un hükümdarlığı zamanında gelişmişti. Büyük köprülerin, yolların, hükümet binalarının, sulama ve fidanlıkların inşasıyla beraber Adana ve Kilikya bölgenin en önemli ve gelişkin ticaret merkezi haline gelmiştir. Özellikle Kilikyalılar devrinde Ayas (bugünkü adıyla Yumurtalık) ve Kozan (eski adıyla Sis) bölgedeki diğer büyük şehir ve yönetim merkezleriydi.

Antik geçmiş
Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin deltasında verimli sulak arazide kurulu Adana’nın tarihi, coğrafi konumu nedeni ile M.Ö. 6000 yıllarına dek uzanmaktadır. Adana, Antik Kilikya Bölgesi’nin en önemli şehirlerinden birisidir. Hititler’den Osmanlı’ya, gelmiş geçmiş birçok medeniyetlerin beşiğidir. Yaygın görüşe göre Adana, adını Yunan mitolojisine göre Gök tanrısı Uranus’un oğlu Adanus ‘dan almıştır. Ancak bu konuda başka muhtelif görüşler de ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre Adana’ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu yarımadasının en köklü uygarlıklarından biri olan Hititlerin kaya kitabelerinde rastlanmaktadır. Boğazköy metinleri olarak bilinen M.Ö. 1650 yıllara tarihlenen bir Hitit tabletinde, Adana havalisinden Uru Adania yani Adana bölgesi olarak bahsedilmektedir. Bu konuda sadece bu tablet dikkate alınacak olsa bile Adana isminin en az 3640 yıllık bir geçmişi vardır. Bir başka rivayete göre eski çağlarda Seyhan nehri kıyılarının bol miktarda söğüt ağacı ile kaplı olması ve bu ağacın Mezopotamya kavimlerince And ağacı olarak tanınması da kente Adana isminin verilmesinde etkili olmuştur. Yine başka bir görüşe göre, ormanlık yörelerde yaşadığına inanılan Fırtına tanrısı Adad (Tesup) adının, ormanları bol Toroslar ile Seyhan nehri bölgesinin oluşturduğu Adana yöresine isim olarak verilmiş olduğuna inanılmaktadır. Fenikeliler de bölgeye efendi anlamına gelen tarım ve bitki tanrısı Adonis’in adını vermişlerdir.

Tarihi araştırmalardan elde edilen bilgilere göre, Adana, Yontma Taş Devri’nden bu yana yerleşim yeri olmuştur. Kilikya’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri Tepebağ Höyüğü ilk çağlardan kalmadır. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği burada Neolitik çağda yaşayan kent dönemine ışık tutmaktadır.

Kilikya yöresinde yapılan arkeolojik araştırmalar neticesinde on değişik uygarlık ile devlet, krallık, beylik ve padişahlık gibi çok çeşitli siyasi güçlerin ortaya çıktığı görülmüştür. Kilikya’yı egemenlikleri altına alan medeniyetler şu şekilde sıralanabilir: Luvi Krallığı, Kizzuvatna Krallığı, Hitit Krallığı, Kue (Ove) Krallığı, geç Hitit Krallığı, Asur Krallığı, Syennesis Krallığı, Pers İmparatorluğu, Helenistik Dönem, Selevkos Krallığı, Otonom Dönem, Roma İmparatorluğu, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Ramazanoğlu Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu.

Orta Çağ’da da Adana eski önemini korumaya devam etmiş, bu durum İpek Yolu’nun buradan geçmesiyle daha da artmıştır. Bu dönemde buraya egemen olan uygarlıklar ise bunlardır: Doğu Roma İmparatorluğu devri (395 – 638), Selçuklular Devri (1071 – 1097). Bu dönemde çeşitli uygarlıklar Kilikya bölgesine egemen olmak için savaşlar yapmışlardır.

Orta Çağ
7. yüzyılın ortalarında şehir Araplar tarafından ele geçirilmiştir. Arap kökenli bir kaynağa göre şehrin ismi Yazene’nin torunu Ezene’den gelmektedir.

Bizans 964’te Adana’yı yeniden ele geçirmiştir. 1071’de Alp Arslan’ın Malazgirt Meydan Muharebesi zaferinin ardından Selçuklular Bizans İmparatorluğu’nun büyük bir kısmını hakimiyeti altına almıştır. 1071 yılından bir süre önce Adana’ya ulaşıp şehri ele geçirmişlerdir; ve 1097’de Birinci Haçlı Seferi önderi Tancred Adana’yı ele geçirene kadar şehri ellerinde tutmuşlardır.

1132 yılında I. Levon komutası altındaki Kilikya Ermeni Krallığı tarafından ele geçirilmiştir. 1137’de ise bölgeye Bizans kuvvetlerince el konulmuştur fakat Ermeniler 1170 dolaylarında şehri yeniden hakimiyetleri altına almışlardır. 1268’de şehrin büyük bir bölümünü yıkan şiddetli bir deprem meydana gelmiştir. Deprem sonrasında Adana yeniden inşa edilip 1359’a kadar Kilikya Ermeni Krallığı’nın bir bölümü olarak kalmıştır ancak yapılan bir barış antlaşması sonucu şehir III. Konstantin tarafından Mısır’ın Memlük Sultanı’na devredilmiştir. Memlüklülerin şehre girmesiyle beraber birçok Türk ailesinin Adana’ya yerleşmesine olanak sağlanmıştır. Memlükler tarafından getirilen Ramazanoğulları Osmanlılar Adana’yı ele geçirene dek şehirde hüküm sürmüş Türk ailelerinden birisidir.

Cumhuriyet dönemi
I. Dünya Savaşı’ndan sonra Adana ve çevresi Fransa tarafından işgal edildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı esnasında gösterdiği diplomatik başarı sonucu yapılan 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması ile Fransa, Adana ve çevresinden çekilmek zorunda kaldı (5 Ocak 1922).

II. Dünya Savaşı sırasında (30 Ocak 1943) İngiltere Başbakanı Winston Churchill ve İsmet İnönü, Adana’ya 23 kilometre uzaklıktaki Yenice’de bir araya gelmiştir. Toplantıda Churchill, Türkiye’nin müttefikler yanında II. Dünya Savaşı’na katılmasını istemiş, ancak İnönü bunu reddetmiştir. Tarihte bu zirve Adana Buluşması olarak bilinir.

1955 yılında Demokrat Parti hükümetinin ABD ile yaptığı anlaşma gereği olarak, Adana’nın 10 km doğusundaki İncirlik Beldesinde NATO Hava Üssü kuruldu. Soğuk savaş yıllarında, 1991 Körfez Savaşı’nda ve 2003 Irak Savaşı’nda etkin olarak kullanılmıştır.

1956 yılında Seyhan Barajı ve Hidroelektrik Santrali hizmete açıldı.

1998 yılında 6.2 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Ceyhan Depremi olarak bilinen depremde çoğu Ceyhan’da olmak üzere toplam 145 kişi yaşamını kaybetti.

Adana, 1986 yılında çıkarılan 3306 sayılı kanun[8] ile büyükşehir unvanı kazandı. Başlangıçta iki ilçe (Seyhan ve Yüreğir) Adana Büyükşehir Belediyesi’nin sınırlarına dahil edildi. 2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları valilik binası merkez kabul edilerek yarıçapı 30 kilometre olan dairenin sınırlarına genişletildi.[9] Bu sınırlar içinde kalan 5 ilçe, büyükşehir ilçe belediyeleri hâline geldi.[9] 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.[10]

Kronoloji
Luvi Krallığı (MÖ 1900), Arzava Krallığı (MÖ 1500-1333), Hitit İmparatorluğu (MÖ 1900-1200), Asurlular (713-663 BC), Pers İmparatorluğu (MÖ 550-333), Helen Antik Yunan Uygarlığı (MÖ 333-323), Selevkos İmparatorluğu (MÖ 312-133), Kilikya Prensliği (178-112), Romalılar (MÖ 112 -395), Bizans İmparatorluğu (395-638; 964-1071), Abbasiler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Memlükler, Ramazanoğlu Beyliği, Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye.

Yönetim

Şehrin Eski Meclisi
Adana şehri, Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki alan olarak tanımlanmaktadır. Bu alan, ilin dışındaki alanlar hariç şehir meclisi etrafındaki 35 km 2’lik alanı kaplamaktadır.

Şehir, 61 üyeli Adana İl Meclisi’nde 5 metropol ilçeden seçilmiş 33 üye ile temsil edilmektedir. Belediye yönetimmi iki tabakalı yapı tarafından idare edilmektedir; Metrol Belediyesi üst katmanı, ilçe belediyeleri ise alt katmanı oluşturmaktadır. Büyükşehir belediyesinin sorumluluğunda büyük yol ve parkların yapımı ve bakımı, yerel geçişler ve itfaiye hizmetlerini işletmek vardır.

İlçe belediyeleri ise mahalle sokakları, parkları, çöp toplama işlemleri ve cenaze hizmetlerinden sorumludur. İlçe belediyeleri, en küçük yönetim birimleri olan mahallelere ayrılmaktadır.

Büyükşehir Belediyesi

Belediye Salonu
Adana Belediyesi, 1871 yılında kurulmasına rağmen şehir Muhtesip sistemi ile 1877’ye kadar Gözlüklü Süleyman Efendi tarafından yönetilmeye devam edilmiştir. İlk modern belediye yönetimi, ikinci kaymakam Kirkor Bezdikyan ve ardılı Sinyor Artin ile başlamıştır. Yollar genişletilmiş ve yollara park taşı döşenmiştir, kanalizasyon ve siper sistemi devreye sokulmuştur, daha da önemlisi ilk belediye düzenlemeleri yürürlüğe girmiştir. Cumhuriyetin kuruluşunun ardından büyük alt yapı projeleri tamamlanmış ve şehrin kuzeyine planlanmış ilk mahalleler inşa edilmiştir. Turhan Cemal Beriker bu dönemde 12 yıl boyunca kaymakam ve vali olarak hizmet vermiştir. 1956’da Seyhan Barajı’nın tamamlanmasıyla şehirde büyük gelişmeler meydana gelmiş hatta şehir, logar sistemlerini kurmak ve yerleşim alanlarını yol ve kamu alanlarına dönüştürmek gibi büyük ölçekli alt yapı projelerini başlatan dönemin başbakanı Adnan Menderes’in ilgisini çekmiştir. 1984’ten günümüze şehir manzarasında, büyük park ve bulvarların yapımı ve Seyhan Nehri’nin ıslahıyla önemli değişikler olmuştur.

Büyükşehir Belediyesi 1989’da kurulmuş ve belediye yönetimi, büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleri olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Daha sonra Adana Belediyesi, büyükşehir belediyesi sıfatına sahip olmuş ve yeni iki ilçe belediyesi kurulmuştur; Seyhan ve Yüreğir. Karaisalı 2006’da şehre dahil edilmişti, Çukurova ve Sarıçam ilçeleri sırasıyla Seyhan ve Yüreğir ilçelerinin katılımıyla 2008’de kurulmuştur. 3 Şubat 2012’de, Karataş Belediye Konseyi Adana Büyükşehir Belediyesi’ne bağlanma hareketi kabul edilmiştir, böylelikle geçiş işlemi tamamlandığında Karataş şehrin sekizinci ilçesi olacaktır.

Büyükşehir belediyesi üç organdan oluşmaktadır; Büyükşehir Meclisi, Belediye Başkanı ve Encümen. İlçelerin belediye meclisleri büyükşehir konseyinde ilçelerini temsil etmek için üyelerinin beşte birini seçer. Bu nedenle büyükşehir konseyi, 10’u Seyhan ilçesinden, 8’i Yüreğir’den, 8’i Çukurova’dan, 6’sı Sarıçam’dan ve 2’si Karaisalı’dan ve seçmenler tarafından doğrudan seçilen büyükşehir belediye başkanı olmak üzere 35 encümenden oluşmaktadır. İcra kurulu olan encümen, 5’i büyükşehir encümeni ve diğer 5’i de büyükşehir belediye başkanı tarafından büyükşehir salonuna seçilen yöneticilerden meydana gelmektedir.

Aytaç Durak, Adana eski büyükşehir belediyesi başkanıdır ve beş dönem hizmet verdiği için şu anda en uzun süre koltukta kalmış belediye başkanıdır. Büyükşehir belediyesi bağlı bir encümenin onun hakkında ettiği sözlü bir iddianın ardından Durak 28 Mart 2010’da İç İşleri Bakanlığı tarafından belediye hizmetine son verilmiştir. Encümen üyesi Zihni Aldırmaz, soruşturmalar tamamlanana dek başkan vekili olarak atanmıştır. 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Büyükşehir Belediye Başkanlığına Hüseyin Sözlü seçilmiştir.

İlçeler
Adana şehri, büyükşehir belediyesine bağlı 5 metropol ilçeden oluşmaktadır: Seyhan, Yüreğir, Çukurova, Sarıçam ve Karaisalı. Seyhan ilçesi tamamiyle şehir merkezi sınırlarında kabul edilirken Yüreğir, Çukurova, Sarıçam ve Karaisalı ilçelerinin şehrin dışında kırsal alanları da mevcuttur.
Adana ili içersindeki ilçeleri
Seyhan Nehri’nin batı kanadında yer alan Seyhan ilçesi şehrin kültür ve iş merkezidir. D-400 devlet yolu (şehir sınırları içerisinde Turhan Cemal Beriker Bulvarı olarak da kabul edilir) şehri kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölen ekonomk bir sınır gibidir. Seyhan’nın D-400 karayolunun kuzeyinde kalan kısmı, şehrin ekonomik olarak gelişmiş yeridir. D-400 boyunca, oteller, kültür merkezleri, ticaret ve iş binaları sıralanmaktadır. D-400’ün güneykısmında kalan şehrin eski merkezi geleneksel ve modern mağazaların şehir sakinlerine sunulduğu pazar alanıdır. Buranın güneyi ise düşük gelirle sakinlerin tercih ettiği bir yerleşim alanıdır.

Digital StillCamera
Çukurova ilçesi
Çukurova, Seyhan ilçesinin kuzeyinde ve Seyhan Havzası’nın güneyinde bulunan modern bir yerleşim alanıdır. İlçe, şehrin kuzeyindeki 3,000 hektarlık az verimli araziyi değerlendirmek için dağınık şehri bu araziye yönlendirmek amacıyla 1980’lerin ortalarında planlanmıştır. Yeni Adana olarak isimlendirilen proje göl sahili boyunca uzanan villaları ve yeni açılan Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Kenan Evren bulvarları boyunca boy gösteren çok katlı apartman dairelerini bünyesinde barındırmaktadır.

Yüreğir ilçesi, nehrin doğu yakasında bulunmakta olup düşük gelirli birçok yerleşim alanına ve büyük ölçekteki sanayii bölgelerine ev sahipliği yapmaktadır. Nehir üzerinde yapılan yeni köprüler ve ilçe sınırları içerisine metro hattının döşenmesiyle beraber Yüreğir gittikçe önem kazanmaya başlamıştır. Adana Adalet Bakanlığı yeniden ilçeye dönmüş ve Kazım Karabekir mahallesine 47.5 hektarlık sağlık kampüsü yapılması planlanmaktadır Sinanpaşa, Yavuzlar, Köpürülü ve Kışla mahallelerini modern yerleşim alanlarına dönüştürecek kampsamlı kentsel imar planı ilçede uygulanmaktadır

Sarıçam ilçesi, Yüreğir’in kuzeydoğusunda bulunmaktadır ve 2008 yılında Adaha şehriyle birleştirilen eski belediyelerden oluşmaktadır. Sarıçam’daki bazı büyük kurum ve kuruluşlar şunlardır: Çukurova Ünibersitesi, İncirlik Hava Üssü ve Organize Sanayi Bölgesi.

Karaisalı, Seyhan Havzası’nın kuzeyinde, şehir merkezinin dışında bulunan küçük bir ilçedir. İlçenin büyük çoğunluğu kırsal alanda olup Seyhan nehri boyunca uzanan eğlence alanlarına ve kuzeydeki yüksek alanlarda yazlıklara ev sahipliği yapar.

Mahalleler
Mahalleler muhtar ve mahalle ihtiyar heyeti tarafından yönetilen ilçe belediyeleri içerisinde yer alan yönetim birimleridir. Mahalle sakinleri tarafından seçilmesine rağmen muhtarın görev yelpazesi kısıtlıdır, bu nedenle yerel hükümetin yöneticisi olarak işlev görür. Muhtar, mahallenin sorunlarını ilçe belediyesine duyurabilir ve şehirdeki kamu kuruşlarının koordinasyonu için kurulmuş şemsiye organizayonu olan Adana Şehir Meclisi’nde koltuk sahibidir. Mahalle yönetiminin ne sosyal hizmetler sağlasa ne de mahallede sorun yaşayan sakinlerle ilgilenmeyi artırmak için fona sahip olsa da, birçok şehir sakini , özellikle de düşük gelirli alanlardaki mahalleleriyle kendilerini kimliklendirmektedir.

Şehirde toplamda 254 mahalle vardır. Seyhan’ın 99 mahallesi vardır, 69’u şehir merkezi içerisinde, 30’u eski belediyeler ve mahalleye dönüştürülen eski köylerdir. Yüreğir’in 99 mahallesi vardır, 38’i şehir merkezinde ve 61’i kırsal kesimdedir. Sarıçam’da 29 mahalle, Çukurova’da 16 mahalle ve Karaisalı ilçesinde 11 mahalle vardır. Bir mahallenin nüfusu, şehir merkezinde veya kırsal kesimde olması durumuna göre 150’den 63,000’e kadar değişiklik göstermektedir. Çukurova ilçesindeki bazı yerler başta olmak üzere baz mahalleler neredeyse bir ilçe kadar büyük olduğu için sakinlerin muhtara ulaşması güçtür.

Tepebağ, Kayalıbağ, Kuruköprü, Ulucami, Sarıyakup ve Alidede, Adana’nın tarihi mahalleleridir. Cumhuriyet döneminde planlanmış mahalleler olan Reşatbey, Cemalpaşa, Kurtuluş ve Çınarlı şehirdeki kültürel hayatın merkezidir. Güzelyalı, Karslılar ve Kurttepe, Seyhan Havzası’na bakan manzaralı mahalleler arasındadır.

Ekonomi

Adana, Seyhan Kıyıları ve Kurttepe
Adana, ilk sanayileşen şehirlerden biri olmuştur. Seyhan Barajı’nın inşasıyla ve tarım tekniklerindeki gelişimlerle beraber 1950’li yıllarda tarımsal verimde büyük gelişmeler yaşanmıştır.

Adana; pamuk, buğday, soya fasulyesi, arpa, üzüm ve narenciyenin büyük miktarlarda üretildiği Çukurova tarım bölgesinin pazarlama ve dağıtım merkezidir. Türkiye yetilen mısır ve soya fasulyesinin yarısını Adana’da üretilmektedir. Türkiye’deki yerfıstığının %34’ü ve portakalın %29’u Adana’da yetiştirilmektedir. Bölgedeki çiftçilik ve tarım kaynaklı şirketlerin çoğu genel müdürlüklerini Adana’da açmıştır.

Tekstil ve deri sanayi Adana’nın üretiminin %29’unu oluşturan büyük sanayi kollarıdır ve bitkisel yağ ile işlenmiş yiyecek üreten tesisler de sayıca fazladır. 2008 itibarıyla Adana’da Türkiye’de en üst sıralarda yer alan 500 sanayi firmasının 11’ine ev sahipliği yapar.Otomotiv sanayide Adana’nın en büyük firması olan Temsa’nın 2.500’den fazla çalışana sahip olup yıllık 4.000 otobüs üretmektedir. Marsan-Adana, Türkiye’deki en büyük margarin ve bitkisel yağ fabrikasıdır.Advansa Sasa, 2.650 kişiye istihdam sağlamakta olup Avrupa’nın en büyük polyester üreticisidir.Adana Organize Sanayi Bölgesi’nin 1,225 hektar alan üzerine kuruludur ve küçük-orta ölçekli 300 civarı tesise ev sahipliği yapmaktadır.

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, fuarlara, iş konferanslarına ev sahipliği yapar ve şu anda Çukurova’daki işletmeler için temel buluşma noktasıdır. Akademi yönelik 2000 kişilik Kültür ve Kongre Merkezi, 2010 yılında Çukurova Üniversitesi kampüsüne açılmıştır.Adana HiltonSA, Seyhan ve Sürmeli otelleri şehrin 5 yıldızlı otelleridir. Sheraton ve Türkmen Otel’i nehrin doğu yakasında, Ramada Otel ise şehrin merkezindedir.

Adana’da medya ulusal ve yerel acentalar aracılığıyla yürütülmektedir. 1918’de yayınlanmaya başlanan Yeni Adana, Adana’nın en eski gazetelerinden olup hâlâ yayın hayatına devam etmektedir.Ekspres, Toros ve Bölge gazeteleri hem Adana’da hem de Çukurova’da hizmet veren diğer yerel gazetelerdir. Çukurova TV, Adana’daki en büyük yayın şirketidir. Kanal A, Akdeniz TV ve Kent TV diğer büyük yayın şirketleridir. Birçok ulusal gazetenin bölgesel yayımcılık merkezi Adana’da bulunmaktadır. Hürriyet gazetesinin eki Hürriyet Çukurova 48.000 tiraja sahip en popüler bölgesel gazetedir.

Ticaret

Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi
Güney Türkiye’deki önde gelen ticari merkezlerden biri olan şehir birçok şirketin ve kamu kuruluşunun bölgesel müdürlüklerine ev sahipliği yapmaktadır. TÜYAP Sergisi ve Kongre Merkezi fuarlar ve iş konferanslarına ev sahipliği yapmakla birlikte şu anda Çukurova’daki iş meseleleri konusunda ana buluşma noktasıdır. Akademiye yönelik 2000 koltuklu Alper Akınoğlu Kongre Merkezi 2012 yılında Çukurova Üniversitesi kampüsüne açılması beklenmektedir.
Dilberler Sekisi’ndeki ATO tesisi

Hilton Otel
Adana Ticaret Odası (ATO) 1894 yılında pamuk ticaretine rehberlik etmek ve düzenlemek için kurulmuş olup Türkiye’deki ilk ticaret odalarından biridir. Günümüzde bu ticaret odası 25,000’den fazla şirket üyesi, ve buna ek olarak iş hisseleri ve onlar adına destekçilere sahiptir.Adana Ticaret Borsası, 1913’te kurulmuş olup tarım ürünlerinin çiftlik hayvanlarının ticaretini güvenli ve açık bir biçimde düzenlemekle sorumludur. Borsanın şu anda 1350 üyesi vardır ve Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nun karşısında bulunmaktadır. 24 Nisan 2014 tarihinde CumhurBaşkanı Abdullah Gül’ün, Adana-Ceyhan istikameti, D 400 karayolu üzeri 11. km’de, temelini attıkları 72.000 M2’lik alanda yaptıkları yeni yerlerine 18 ay sonra taşınacaklardır.

Turizm endüstrisi Seyhan Nehri’nin her iki yakasına ve şehir merkezine inşa edilmekte olan birçok otelle beraber gelişmektedir. Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerinin sahil bölgelerinin Enerji merkezli Sanayi Bölgeleri olarak kabul edilmesi Adana’yı otel inşası konusunda cazip bir noktaya taşımıştır. 4200 misafir kapasiteli 29 otel iki yıl içinde ikiye katlanacaktır; otel yataklarının toplam sayısı 8400’e yükselmektedir.Şu anda şehrin 5 yıldızlı otelleri olan Hilton, Sheraton,Seyhan, Sürmeli, şehrin batı ucundaki Anemon otelleri şu anda inşa halinde olan Türkmen, şehir merkezindeki Ramada ve Divan otelleri tarafından tamamlanacaktır.
TEMSA Diamond
Tarım
Alüvyonların getirdiği verimli toprakları nedeniyle senelerdir bir cazibe merkezi olan, ülkenin en verimli ovalarından Çukurova’da buğday, ayçiçeği, zeytin, nar, mısır, narenciye (portakal, turunç, mandalina ve limon), muz, kivi, baklagiller, şekerkamışı, patates, domates, biber, marul, lahana, soğan, pirinç, soya, pamuk, üzüm, yerfıstığı, bakla, börülce, fasulye, hıyar, badem, karpuz, kavun, yenidünya gibi birçok ürün üretilmektedir.Ama bu ürünlerin en önemlisi pamuktur. Üretim klasik sulama sistemlerinden, yağmurlama (damla sulama) teknolojisine geçilmektedir.

Hayvancılık
Tarım ile birlikte hayvancılık da coğrafi koşulların imkan vermesiye Adana ekonomisine ülke ekonomisinin ortalamasının üstünde katkı sağlamaktadır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yanı sıra, Akdeniz’e kıyısı bulunan Adana’nın ilçeleri Yumurtalık ve Karataş’ta deniz mahsülleri üretimi de önemli bir yer tutmaktadır.

Adana ili genelinde hayvan mevcudu ilin coğrafi durumu, iklim şartları ve tarımsal karakterine göre değişiklik göstermektedir. Ova kısımlarında tüm alanlar ekime ayrıldığından daha çok ahır hayvancılığı yapılmaktadır. Şehir merkezine yakın yerlerde besi hayvancılığı ve tavukçuluk, dağlık ve ormanlık yerlerde ise koyun ve keçi beslenmektedir.

Adana’dan komşu il ve ülkelere her zaman hayvan sevkiyatı yapılmaktadır. Bunun yanında %80 oranında Doğu Anadolu Bölgesi ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinden canlı hayvan ve ürünlerinin girişi yapılmaktadır. Özellikle kurban bayramı döneminde bu oranın arttığı görülmektedir. Kaçak girişlerin engellenememesi sağlıklı değerlere ulaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Madencilik
Metalik madenler içinde krom, demir ve manganez, kurşun, çinko, enerji hammaddelerinden kömür ve endüstriyel hammadde kaynaklarından kuvars ve kuvarsit, kil, barit, kireçtaşı ve kum agregası ve pomza bu zenginliklerin başında gelmektedir.

Krom madenciliğinde Türkiye genelinde 4. bölgeyi oluşturan Adana ili, komşu olduğu Mersin ve Hatay limanlan sayesinde önemli ihraç potansiyeline sahiptir.

Bugüne kadar maden ürünleri içinde Adana’ya en fazla döviz kazandıran kromitin son yıllarda düşen fiyatları sebebiyle şu anda durma noktasında görünmesine rağmen, yakın gelecekte kromit madenciliğinde bir canlanma beklenmektedir.

İl içindeki ikinci derecede öneme sahip demir ve manganez de özellikle İsdemir için üretilmektedir. Son yıllarda yanlış politikalar yüzünden ithal cevhere yönelen İsdemir’in yerli cevhere gereken önemi vermesi kaçınılmaz olup, bu sektörde canlanma olacağı beklenmektedir.

Tufanbeyli ilçe sınırları içinde yer alan ve termik santral kurmaya uygun 300 milyon tondan daha büyük bir rezerve sahip ortalama 1100-1300 kcal/kg’lık linyit yatakları ihale aşamasındadır. Adana ili için yine önemli miktarda kuvars kumu ve kuvarsit yatakları bulunmuş olup, Mersin’deki Anadolu Cam Sanayi, İzocam gibi sanayi kuruluşlarına uzun süreli potansiyel yaratmaktadır.

Aynı şekilde kırmataş teknolojisine uygun çok fazla kireçtaşı ve beton agreası bulunan Adana’da çok iyi kalitede olmasa da ihtiyaçları fazlasıyla karşılayacak kil yatakları da mevcuttur. Adana il sınırları içinde Türkiye rezervinin %7,4’ünü oluşturan pomza yatakları da geleceğe yönelik önemli bir hammaddedir.

Sonuç olarak 21. yüzyıla girerken Adana madencilik sektöründe de iddialı olabilecek ve ülke ekonomisine katkılar sağlayacak potansiyele sahiptir. Enerji açığını kapatmak amacıyla çevre dostu domestik yakıt üretimine elverişli kaliteli kömür ithalatı da Adana il sınırları içerisindeki Toros Gübre ve Kimya Sanayi limanından gerçekleştirilmektedir.

Ulaşım
Demiryolu

Tren İstasyonu; Ziyapaşa
Adana’ya ilk demiryolu hattı İngilizler tarafından 1886 yılında kurulmuştur. Adana-Mersin arasındaki hatta günümüzde dizel lokomotifli trenlere ilaveten, raybüs ve DMU tipi hızlandırılmış banliyö trenleri çalışmakta olup, Adana-Mersin arasında günde karşılıklı 29’ar tren sefer yapmakta ve seyahat süresi 45 dakikaya inmiştir. Anahat trenleri olarak ise; İstanbul Haydarpaşa’ya İç Anadolu Mavi Treni; Ankara’ya Çukurova Mavi Treni, Kayseri’ye Erciyes Ekspresi ve Elazığ’a da Fırat Ekspresi yolcu taşımaktadır.

Karayolu[değiştir | kaynağı değiştir]
Otoyolla Adana’dan Ankara, Mersin, Gaziantep ve Hatay yönünde ulaşım mümkündür. D-400 Karayolu ve milletlerarası TEM otoyolu ile Adana`ya ulaşılır. Ankara’dan Aksaray, Pozantı üzerinden 472 km, İzmir’den Afyon-Konya-Ereğli üzerinden 873 km, İstanbul’dan Bolu, Ankara, Aksaray-Pozantı rotasıyla 909 km sonra Adana`ya ulaşılabilir. Şehir merkezine uzaklığı 5 km olan otobüs terminalinden Türkiye`nin her yerine otobüs seferleri düzenlenmektedir. Adana otobüs bileti fiyatlarını otobusbileti ile kontrol edebilirsiniz.

Havayolu
Şehrin hava ulaşımı, 1937 yılından bu yana Şakirpaşa Havalimanı’ndan sağlanır. İç ve dış hat seferlerinin gerçekleştiği Adana Havalimanı, Türkiye’de yolcu taşınması sıralamasında 7. sırada yer almaktadır. Havalimanı iç hatlardan İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen ile Ankara-Esenboğa, İzmir, Antalya ve Trabzon’a; dış hatlardan KKTC-Lefkoşa ve Almanya’nın bazı şehirlerine doğrudan uçuşlar düzenlenmektedir. 2014 yılında hizmete girmesi planlanan Çukurova Havalimanı’nın inşası devam etmektedir. Şehirde ayrıca askerî gayeli olarak kullanılan İncirlik Havaalanı da bulunmaktadır.

Denizyolu
Adana il sınırları içerisinde milletlerarası petrol ve yük taşımacılığına açık Botaş Limanı ve Toros Gübre Fabrikaları Limanı bulunmaktadır.

Şehir içi ulaşım
Şehir ulaşımında, Büyükşehir Belediyesi Otobüsleri ve özel halk otobüsleri, dolmuşlar ve taksiler kullanılmaktadır. Ayrıca 14 km güzergahı ve bunun üzerinde 13 istasyonu bulunan Adana metrosu, 2010 yılında hizmete açılmıştır. 2007’den bu yana Adana Büyükşehir Belediyesi Otobüsleri, özel halk otobüsleri ve Hafif Raylı Sistemi/Metroda Kentkart akıllı bilet kartları kullanılmaktadır. Adana Büyükşehir Belediyesi, 229 otobüsten oluşan bir filoyla şehir içinde hizmet vermektedir.

Nüfus ve demografik yapı
Adana’da şehir nüfusu 1927-2011
Yıl 1927 1935 1940 1945 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1997 2000 2007 2008 2009 2010 2011
Nüfus 72.577 76.473 88.100 100.367 117.642 231.548 289.219 347.454 475.384 574.515 763.769 916.150 1.037.924 1.130.710 1.366.027 1.525.115 1.563.545 1.591.518 1.617.284
Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1893 yılında yapılan nüfus sayımı sonucuna göre Adana merkezin nüfusu 70.702 kişidir. Bunun %82’sini Türkler, %14’ünü Ermeniler, %2’sini Rumlar ve %2’sini Katolik oluşturmaktaydı.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen yardımlar ve başlayan endüstriyel yatırımlar ile büyüme sürecine giren Adana’nın merkez nüfusu, 2009 yılı TÜİK verilerine göre 1.563.545 kişiye ulaşmıştır. Adana nüfusunun %87’si şehirlerde, %13’ü ise köylerde yaşamaktadır.

Turizm
Mimari
Adana mimarisinin altın çağı 15. yüzyılın sonları ve Ramazanoğulları’nın Adana’yı başkenti olarak seçtiği 16. yüzyıldır. Şehir o dönemde birçok yeni mahallelerin kurulmasıyla beraber süratle büyür. Adana’nın tarihi açıdan dönüm noktası sayılabilecek birçok yapısı bu dönemde inşa edildiği için Memlüklü ve Selçuklu mimarisi Adana’nın mimarlık tarihinde önemli bir yer tutar. Roma-Bizans Devri’nde kalan tek eser Taşköprü olup birkaç kamu binası Osmanlı hükümdarlığı sırasında şehre inşa edilmiştir.
Tepebağ’daki sıra evler
Tepebağ’ın tarihi mahallesindeki ilk imar çalışmaları neolitik çağa uzanır. Seyhan Nehri’nin karşısındaki tepede bulunan Tepebağ’ın surlarla çevrilmesinin ardından Taşköprü’nün uzağında kalmıştır. Varlıklı bir Ermeni mahallesi Osmanlı döneminde ortaya çıkmıştır ve Tepebağ şehrin Ermeni mimarisini tarihi evleri ve taşokullarıyla yansıtır. Günümüzde Tepebağ bir arkeolojik parka çevrilmekte olup, arkeolojik kazıların yanında 18. yüzyıldan kalma evler ve kamu binaları restore edilip butik otellere, kafelere ve restoranlara dönüştürülmektedir.

Şehrin içinden geçen Seyhan nehri üzerindeki köprülerden en dikkat çekeni 4. yüzyıldan kalma bir Roma köprüsü olan Taşköprü’dür.2007 yılına kadar motorlu araçlara açık olan bu köprü dünyadaki en eski köprü unvanına sahipken günümüzde sadece yaya ve bisiklet trafiğine açıktır. Berlin-Bağdat Demiryolu Projesinin bir ayağı olan Demirköprü, 1912’de inşa edilen bir tren köprüsüdür. Şehir merkezinin güneyinde bulunan Regülatör köprü ise nehir suyu için bir regülatör olarak kullanılan bir köprüdür. Aynı zamanda yayalara tahsis edilen üç köprü de bulunmaktadır, bunlar; Seyhan ve Mustafakemalpaşa köprüleri, metro köprüsü ve O-50 otoyolunun köprüsüdür.

1882 yılında Adana valisi tarafından inşa edilen Büyük Saat, 32 metre yüksekliğiyle Türkiye’deki en uzun saat kulesidir. Fransız işgali sırasında hasar görmüştür ama 1935’te yeniden inşa edilmiştir ve şehrin armasında sergilenmektedir. Kazancılar Çarşısı, Büyük Saat civarında kurulmuştur.

Ramazanoğlu Konağı, 1495 yılında Halil Bey’in hükümdarlığı sırasında inşa edilmiştir. Üç katlı olan konak hem taş hem de tuğlayla örülmüştür ve Türkiye’deki en eski ev örneklerinden biri olarak kabul edilir. Ramazanoğlu ailesinin yaşadığı yer Harem bölümüdür. Kalıntıları günümüze ulaşamayan Selamlık bölümü ise devlet işlerinin görüşüldüğü yerdi.

Çarşı Hamam 1529’da Ramazanoğlu Piri Paşa tarafından inşa edilmiştir ve Adana’daki en büyük hamamdır. Beş kubbesi bulunan hamamın iç bölümleri mermerle kaplanmıştır. Hamamın inşa edildiği yıllarda değirmen çarkları ve kanallar aracılığıyla hamama su taşınırdı.

Irmak Hamam Seyhan Belediye Binası’nın yanında bulunur ve antik Roma hamamlarının kalıntıları üzerine Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1494’te inşa edilmiştir]. Suyu nehirden geldiği için bu ismi almıştır. Şehirdeki diğer tarihi hamamlar ise Mestenzade Hamamı ve Yeni Hamam’dır.

Camiler

Sabancı Merkez Camii
Sabancı Merkez Camii tarihi bir geçmişe sahip olmamasına rağmen Adana’da en çok ziyaret edilen camidir, bunu sebebi de Orta Doğu’daki en büyük camilerden biri olmasıdır. Osmanlı Mimarisi’ne sadık kalınarak inşa edilen cami 1998 yılında hizmete açılmıştır ve 28,500 kişiye kadar kapasitesi vardır. Caminin altı minaresi bulunmakla beraber bunların dördünün yüksekliği 99 metredir. Kubbesi 32 metre çapındadır ve ibadet alanından 54 metre yüksektedir. Seyhan Köprüsü’nün köşesinde ve Seyhan Nehri’nın batı kanadında bulunmaktadır. Bu sayede geniş bir alandan görülebilmektedir.

1541 yılında Ramazanoğlu devrinde külliye biçiminde inşa edilen Adana Ulu Camii ise medresesi ve türbesiyle Adana’nın en çok ilgi gören ortaçağ mimarisine sahip bir yapısıdır. Pencerelerinin etrafında göze çarpan süsleme sanatlarının yanı sıra camide siyah ve beyaz mermer taşlarına rastlanır. Bunlar iç mekanda kullanılan 16. yüzyıl İznik çiniciliği ile ünlüdür. Minarelerde ise kullanılan dik şemalarla Memlüklerin etkisi görülmektedir.

St. James’in Kilisesi 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından camiye Yağ Camii çevrilmiştir. İleriki zamanlarda 1525’te Piri Mehmet Paşa tarafından camiye bir minare ve 1558’de de bir medrese eklenmiştir. Camide Selçuklu mimarisi görülmekle beraber cami sarı taştan yapılmış bir kapıya sahiptir.

Abdülrezzak Antaki tarafından 1724 yılında inşa edilen Yeni Camii günümüzde bazı kesimlerce hâlâ Antaki Cami olarak anılmaktadır. Camide memlük mimarisinin etkisi görülmektedir. Cami dikdörtgen biçiminde yapılmıştır ve güney cephesindeki duvarlarda taş işlemeciliği bulunmaktadır.

Alemdar Mescidi, Şeyh Zülfi Mescidi, Kızıldağ Ramazanoğlu Camii, Hasan Ağa Camii (Çivi kullanılmadan inşa edilmiş 16. Yüzyıl mimarisi) tarihi değere sahip diğer camiilerdeir.

Kiliseler

19. yüzyılda şehrin dört kilisesi vardı:: 2 Ermeni, 1 Yunan ve 1 Latin. Bebekli Kilise 1870 yılında inşa edilmiş olup 1915’e kadar bir Ermeni Kilisesi olarak kullanıldı. Günümüzde ise şehrin Romalı Katolik kesimine hizmet vermektedir. Şehir merkezinde 5 Ocak Meydanı’nda bulunmaktadır. Abidinpaşa Caddesi’nde ise daha büyük bir Ermeni Kilisesi bulunurdu.Cumhuriyet dönemi sırasında kilise yıkılıp yerine Merkez Bankası kurulmuştur. Latin Kilisesi de 1845 yılında Kuruköprü alanında inşa edilmiştir ve 1924’de müzeye çevrilmiştir.

Parklar ve bahçeler

Merkez Park’ta yürüyüş yolu
Adana, büyük bir çoğunluğu koruma altına alınmış birçok park ve bahçeye ev sahipliği yapmaktadır. Şehrin sahip olduğu ılıman iklim sayesinde, park ve bahçeler kış bakımına ihtiyaç duymaksızın tüm yıl açık kalabilmektedir.

Seyhan Nehri’nin her iki yakasında bulunan gezi patikaları, şehrin tamamından Seyhan Havzası’nın en güney ucuna kadar sürmektedir. Gezi patikaları daha sonra, Seyhan Havzası’nın güney kıyıları boyunca devam eden Adnan Menderes Bulvarı’yla kesişmekte ve bulvarın geniş kaldırımları, havzanın batı ucundaki patikaya kadar uzanmaktadır. Eski ve yeni baraj arasında bulunmakta olan Dilberler Sekisi nehrin batı yakası boyunca uzanmakta olup patikanın en manzaralı bölümüdür. Eski barajın patikası üzerinden Seyhan nehri’ni geçen ve sulama kanalının batı yakası boyunca devam eden gezi patikaları doğu yönünden şehrin batı ucuna kadar uzanmaktadır. Bu patika yolunun bazı kısımları henüz tamamlanmamıştır. Şehir içerisinde birkaç parkı bağlayan yaklaşık 30 km lik patika yolu bulunmaktadır.

Merkez Park, Seyhan Nehri’nin her iki yakasında ve Sabancı Camii’nin hemen kuzeyinde bulunan 33 hektarlık şehir parkıdır. Açık bir alanda çok sayıda ağaç ve bitki türlerine ev sahipliği yapan parkın manzarası büyük ilgi çekmektedir. 2,100 koltuklu amfitiyatro, bir Çin üsulü bahçe ve iki kafesiyle şehrin merkezi eğlence alanıdır. Ayrıca Parkta pek çok kürekçinin cazibe merkezi konumunda bulunan Kürekçilik Kulübü vardır.

Atatürk Park Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuş 4.7 hektarlık bir şehir parkıdır. Merkezi olarak ticari bölgede bulunmaktadır. Söz konusu parka bir Atatürk büstü vardır ayrıca halka açık törenlere ev sahipliği yapmaktadır.

Süleyman Demirel Parkı, Çukurova Üniversitesi araştırmacılarının özel çalışmaları için oluşturulmuş odunsu bitkilerin canlı koleksyonunu bünyesinde barındıran büyük bir botanik bahçedir. Bu ağaç parkı ayrıca eğitim amaçlı ya da şehir sakinleri tarafından eğlence amaçlı kullanmaktadır. Parkta 512 tür bitki vardır.

İnönü Botanik Parkı, Adana Adalet Sarayı’nın bitişinde bulunmakta olup birçok türde Çukurova çiçekleri burada sergilenmektedir.

Çobandede Parkı, Seyhan Havzası’nın batı kıyısındaki 16.5 hektarlık bir parktır. Bir tepede bulunmakta olup Havza ve çevresinin manzarasına sahiptir. Ayrıca parkta Karslı Köyü’nün ilerigelenlerinden Çoban Dede’nin mezarı bulunmaktadır. Birçok insan onun mezarını ibadet etme ve ona dua etmek için ziyaret etmektedir.

Yaşar Kemal Korusu, Seyhan Nehri’nin doğu yakasında Dilberler Sekisi’nin karşısında bulunan bir yürüyüş alanıdır. Aslen Çukurovalı olan ünlü yazar Yaşar Kemal adına yaptırılmıştır.

Çatalan Korusu, Çatalan ve Seyhan Havzaları arasında eğlence alanıdır.
Komana

Misis Mozaik Müzesi
2009 yılında Adana’yı ziyaret eden yabancı turist sayısı 81.736 dır.Bunun %50’sini Almanlar, %23’ünü KKTC vatandaşları, %4’ünü Hollandalılar ve %3’ünü İngilizler teşkil eder. Gelen turistlerin 80.702’si Şakirpaşa Havaalanı’ndan, 1.034’ü Botaş Limanı’ndan giriş yapmıştır.

Şehirde turistik mekanlardan bazıları:

Adana Şehir Merkez
Taşköprü (Justinianus Roma Köprüsü)
Adana Arkeoloji Müzesi
Adana Etnografya Müzesi
Adana Atatürk Evi Müzesi
Adana Sinema Müzesi
Bebekli Kilise (İtalyan Katolik Kilisesi)
Adana Bedesteni
Büyük Saat
Yağ Camii
Adana Ulu Camii
Tarihi Kazancılar Çarşısı
Akkapı Şeyh Cemil Nardalı Konağı
Adana Çevresi
Çiftehan Kaplıcaları
Karatepe-Aslantaş Milli Parkı
Aladağlar Milli Parkı
Yumurtalık Lagünü Milli Parkı
Akyayan Gölü
Anavarza Antik Kenti ve Anavarza Kalesi
Comona (Şar) Antik Kenti
Misis Antik Kenti (Mopsuestia)
Misis Mozaik Müzesi
Magarsus Antik Kenti
Akören Kilisesi ve Antik Kenti
Ceyhan-Sirkeli Höyüğü Muvattali Kabartması ve Antik Kenti
Yılankale
Toprakkale
Kozan (Sis) Kalesi ve Manastırı
Kurtkulağı Kervansarayı
Acısu Kaplıcaları ve Haruniye Termal Suyu
Akçatekir, Bürücek, Aladağlar, Horzum, Fındıklı, Hamidiye, Asar, Asmacık, Armutoluk, Belemedik, Meydan, Çamlıyayla ve Kızıldağ yaylaları
Ağyatan Kuş Cenneti ve Tuzla Gölü
Otelleri

Hilton Otel
Adana her ne kadar Türkiye’nin gelişmiş şehirlerinden biri olsa da otel bakımından fakir şehirlerinden biridir. Fakat, son zamanlarda çok fazla otel yapımı ve inşaatı dikkat çekmektedir.

Mevcut Oteller:

Büyük Sürmeli Otel (5*)
HiltonSA (5*)
Anemon Hotels (5*)
Seyhan Oteli (5*)
Adana Sheraton Otel & Convention Center (5*)
Adana Ramada Otel (4*)
Grand Adanus Otel (4*)
Mavi Sürmeli Otel (4*)
Erten Otel (4*)
Türkmen Hotel (İnşaat halinde) (5*)
İbis Otel (3*)
Çukurova Park Otel (4*)
İnci Otel (4*)
Park Royal otel (4*)
Masel Otel (4*)
Sedef Oteli (4*)
Ekinci Garden Hotel (4*)
Akdeniz Hotel (3*)
Hotel Bosnalı (tarihi bina)
Müzeler
Adana Arkeoloji Müzesi
Adana Etnografya Müzesi
Adana Atatürk Müzesi
Misis Mozaik Müzesi
Anavarza Antik Kenti ve Anavarza Kalesi (Kozan)
Şar (Comana) Antik Kenti (Tufanbeyli)
Misis Antik Kenti
Magarsus Antik Kenti (Karataş)
Ayas (Aigaiai) Antik Kenti
Akören Antik Kenti (Aladağ)
Sirkeli Höyüğü ve Muvattali Kabartması
Tarihi yerler[değiştir | kaynağı değiştir]
Toprakkale (Misis)
Dumlu Kalesi (Ceyhan)
Tarihi Tepebağ Evleri (Adana)
Ramazanoğlu Konağı (Adana)
Kurtkulağı Kervansarayı (Ceyhan)
Hayriye Hanım Konağı (Reşatbey, Adana)
Çarşı Türk Hamamı (Adana)
Büyüksaat Kulesi ve Adana Bedesteni
Taşköprü (Justinianus Roma Köprüsü) (Adana)
Kozan Kalesi ve Manastırı
Ulu Camii (Adana)
Hasan Ağa Camii (Adana)
Yağ Camii (Eski Kilise) (Adana)
Bebekli Kilise/Aziz Pavlus Kilises (Adana)
Yeşil Mescid (Adana)
Lokman Hekim KÖPRÜSÜ (MİSİS)
Yaylalar
Aladağ Meydan Yaylası
Aladağ Ağcakise, Başpınar Bıcı ve Kosurga Yaylaları
Feke İnderesi Köyü Yaylası
Karaisalı Kızıldağ Yaylası
Kozan-Horzum Yaylası ve Çulluuşağı Yaylaları
Kozan Göller Yaylası
Pozantı- Akçatekir Yaylası
Pozantı-Eskikonacık yaylası
Pozantı-Armutoluğu Yaylası
Pozantı Fındıklı Köyü Yaylası
Pozantı Belemedik Yaylası
Pozantı Asar Yaylası
Saimbeyli Çatak Yaylası
Tufanbeyli Kürebeli Yaylası
Tufanbeyli Obruk Yaylası
Sanat ve kültür

Tarihi Taşköprü’de Sanat Sergisi, Sabancı Tiyatro Festivali
Adana’daki ilk şehir tiyatrosu Osmanlı yıllarında, 1880 yılında, Ziya Paşa tarafından kurulan Adana Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Adana Şehir Tiyatroları’dır. Devlet Tiyatroları Adana Sahnesi ise 1981 yılından beri sanatseverlere çeşitli temsiller sunmaktadır. Klasik müzikseverler için kentteki en önemli kurum 1992’de kurulan Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’dır. Orkestra her cuma akşamı ve her cumartesi sabahı Büyükşehir Belediyesi Konser Salonunda klasik müzik konserleri düzenlemektedir.

Altın Koza Film Festivali
Ana madde: Adana Altın Koza Film Festivali
Çukurova’nın ürünü pamuğu simgeleyen “Altın Koza Film Festivali” ilk kez 1969 yılında ‘Altın Koza Film Şenliği’ adıyla Adana Belediyesi ve Adana Sinema Kulübü öncülüğünde gerçekleştirildi. Türk Film Arşivi’nin katkılarını da yanına alan Altın Koza Film Festivali, o tarihten bu yana her yıl zenginleşen içeriği ile sadece Çukurova Bölgesi’nin değil, Türkiye’nin en önemli kültür–sanat etkinliklerinden biri oldu.

Şenlik, ilk kez düzenlendiği 1969 yılından itibaren Türk sinemasına verdiği ödüllerle destek olmaya başladı. İlk yıl, Metin Erksan, Kuyu filmi ile En İyi Yönetmen ve En İyi Film dallarında Altın Koza’yı evine götürürken, Fatma Girik, Ezo Gelin ile En İyi Kadın Oyuncu, Yılmaz Güney, Seyyit Han ile En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine sahip olan ilk Altın Koza’lı sanatçılar oldu.

1973 yılına kadar Şenlik beş kez sinemaseverlerle buluştu. Ancak Altın Koza, ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle onsekiz yıl sürecek bir suskunluğa gömüldü. 1992 yılında Adana Belediyesi, Adanalılar ve sanat dünyasından gelen “Altın Koza yeniden canlansın” talebini sonuçsuz bırakmayarak Şenliği, Türk sanat dünyasına yeniden armağan etti. Altın Koza, bu süreçte Adana kültür-sanat yaşamındaki boşluğu doldurması gerektiğini düşünerek sinema şenliğini bir kültür-sanat festivaline dönüştürdü.

Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali, 1992’de düzenlediği Ulusal Uzun Film Yarışması’nın yanı sıra Türk Sineması’nın geleceğine de sahip çıktı. Festival, Öğrenci Filmleri Yarışması’nı da programına ekledi ve Türkiye’de ilk kez bu alanda yarışma düzenleyen Festival oldu. Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali ayrıca resim, tiyatro, müzik, fotoğraf ve düşünsel çalışmaları Adanalı sanatseverlerin beğenisine sundu.

1998’de Adana depremine duyarsız kalamayan Büyükşehir Belediyesi Yönetimi o yıl Altın Koza bütçesini depremzedeler için kullanarak Festivali düzenlememe kararı aldı. 1999’da ise Marmara depremi nedeniyle ülkede ulusal yas ilan edilmesi sonucu Festival gerçekleştirilemedi. Festival bütçesi o yıl da Marmara depreminden zarar gören depremzedelere aktarıldı.

1999 yılı itibarıyla Altın Koza yıla yayılan kültür sanat etkinlikleriyle devam etti. 7 yıllık aradan sonra 12. Altın Koza Film, Kültür ve Sanat Festivali 2005 yılında 31 Mayıs–05 Haziran tarihleri arasında yapıldı. 2005 yılından bu yana kesintisiz devam eden Festival, programına eklediği ‘Dünya Sineması’ ve ‘Akdeniz Filmleri Seçkisi’ ile uluslararası kimliğe bürünmüş ‘Akdeniz Ülkeleri Uluslararası Kısa Film Yarışması’ ile de bu kimliğini pekiştirmiştir.

Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri’nin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nden Japonya’ya kadar dünyanın pek çok ülkesinden filmi, sektörün her alanında görev yapan sinema profesyonelini konuk eden bir sinema platformu haline gelmiştir.

Sabancı Uluslararası Tiyatro Festivali
1998 yılından itibaren her yıl Sabancı Vakfı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Devlet Tiyatroları işbirliğiyle düzenlenen Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Tiyatro Festivali çerçevesinde çok sayıda yabancı ve yerli tiyatro topluluğu oyunlarını sergilemektedir.

Her yıl düzenlenen ve 1 ay süren tek milletlerarası festival olma özelliğine de sahip festival süresince sergilenen oyunları 20.000’e yakın tiyatrosever izlemektedir. Festival programındaki oyunlar 2005 yılına kadar sadece Adana’da sergilenirken, bu oyunların bir bölümü 2005 yılından beri İstanbul’da Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde de sahneye konmaktadır.

Uluslararası Hava Oyunları Festivali
18-19-20 Mayıs 2012 tarihli Adana Uluslararası Hava Oyunları Festivali, çok hafif motorlu hava araçları sınıfında Türkiye’de düzenlenen ilk festivaldir.

Uluslararası Engelli Gençlik Festivali
Uluslararası Engelli Gençlik Festivali her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen konuklarıyla, Adana’da düzenlenen ve renkli görüntülere sahne olan bir etkinliktir.

Portakal Çiçeği Karnavalı 11 Nisan 2014 -13 Nisan 2014 tarihleri arasında bu yıl 2. si olmak üzere her yıl kutlanmaya başlanmıştır. Dünyanın değişik ülkelerinden gelen misafirleri ile Adana’da çok renkli görüntüler sergilenmiş olup, Adana’nın tanıtımına çok büyük katkı sağlamıştır.

Adana mutfağı
Adana mutfağının yemekleri şunlardır;

atasehir-adana-kebap

Adana Kebap
Şırdan
Mansaf
Hamis
Fatuş
Mahluta Çorbası
Analı Kızlı Çorbası
Yüksük Çorbası
Aşlama
Şalgam suyu
Karakuş
Bici Bici
Karsambaç
Sağlık
Adana’da birçok kamu ve özel hastahane ve poliklinik sağlık hizmetlerini yürütmektedir. Bunların başlıcaları aşağıdaki gibidir.

Acıbadem Hastahanesi
Adana Asker Hastahanesi
Adana Devlet Hastahanesi
Adana Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesi
Başkent Üniversitesi Kışla Hastahanesi
Başkent Üniversitesi Seyhan Hastahanesi
Başkent Üniversitesi Yüreğir Hastahanesi
BSK Metropark Hastanesi
Can Hastahanesi
Çocuk Hastanesi
Çukurova Devlet Hastahanesi
Çukurova Göz Hastahanesi
Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastahanesi
Galeria Kulak Burun Boğaz Hastahanesi
Göğüs Hastahanesi
Kadın Doğum Hastahanesi
Maya Göz Kliniği
Metro Hastahanesi
Numune Eğitim ve Araştırma Hastahanesi
Ortadoğu Hastahanesi
Ortopedia Hastanesi
Özel Adana Hastahanesi
Seyhan Uygulama ve Eğitim Hastahanesi
Eğitim ve Öğrenim
Günümüzde Adana’da 514 okul öncesi eğitim kurumunda 19.644 öğrenci ve 720 ilköğretim okulunda 324.288 öğrenci eğitim görmektedir.Şehirde ayrıca 121 genel ve 100 meslek lisesi bulunmakta olup, bu liselerde toplam 119.000 öğrenci eğitim hayatını sürdürmektedir.

Ayrıca Adana’da önlisans ve lisans düzeyinde üniversite öğrenimi gören kişi sayısı 47.136 kişidir.

Şehirde bulunan 17 halk kitaplığından her sene 400.000 ila 500.000 kişi faydalanmaktadır.

Adana’da Çukurova Üniversitesi,Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi yükseköğrenim hizmeti vermektedir.

Üniversiteler
Çukurova Üniversitesi
Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi
Kanuni Üniversitesi
Adana Mutfağı

Dünyaca ünlü Adana Kebabı
Dünyanın en önemli mutfaklarından biri olarak kabul gören ve geleneksel Türk ve Akdeniz Mutfağının birçok özelliğini içerisinde barındıran Adana mutfak kültüründe; acı, ekşi, narenciye, deniz ürünleri, zeytinyağı ve yeşillikler sıkça kullanılmaktadır. Adana Mutfağı’nda et oldukça önemli bir malzemedir ve mutfak ürünlerinin çoğunda et kullanılmaktadır. Adana Mutfağı’nın en ünlü yemeği tabiki lezzetiyle bağımlılık yapan, dünyaca meşhur Adana Kebap’tır. Kebap, genellikle bol salata çeşidinin yanı sıra yanında şalgam ile tüketilir. Son yıllarda Adana Kebabı Adana Ticaret Odası tarafından tescillenmiş ve restoranlarda Adana Kebabı olarak kebap satılmasına çeşitli hijyen ve lezzet standartları getirilmiştir. Adana Mutfağı’nın diğer ünlü yemekleri ise şunlardır:

Analı Kızlı
Kabak Çintme
Şalgam suyu
Karakuş Tatlısı
Bici Bici (buz ve nişasta ile yapılan tatlı)
KarsambaçÇamlıyayla (karlı tatlı)
Yüksük Çorbası
Kısır
Mahluta çorbası
Sıkma
Batırık Köftesi
Spor
Şehirde iki tane bilinen takım bulunmaktadır. Bunlardan biri Adana Demirspor diğeri Adanaspor’dur. Adana Demirspor ve Adanaspor 1.Lig’de birlikte mücadele etmektedirler. Her iki takım da maçlarını 1938 yılında hizmete açılan 16.095 seyirci kapasiteli 5 Ocak Fatih Terim Stadyumu’nda oynamaktadır. 2014 yılında yapımına başlanan yeni stadyumun 2016/2017 sezonuna yetişmesi planlanmaktadır. Ayrıca şehrin tek kadın futbol takımı olan Adana İdman Yurdu da Kadınlar 1. Ligi’nde mücadele etmektedir.

Şehrin basketbol kulüplerinden biri olan Adana Botaş Spor Kulübü, TKBL’de mücadele etmektedir. Takım, Türkiye Ligi Şampiyonu, Cumhurbaşkanlığı Kupası Şampiyonu ve Türkiye Kupası Şampiyonu olmuştur. Birçok defa Avrupa’da Türkiye’yi temsil etme başarısı gösteren Adana Botaş Spor Kulübü Avrupa Kupası finalisti olarak Avrupa da final oynayan ilk Türk takımı olmuştur. Ayrıca bir diğer basketbol kulübü olan Ceyhan Belediyesi’de TKBL’de mücadele etmektedir.

Adana’nın bir diğer basketbol kulübü ise Adanaspor’un basketbol şubesidir. Türkiye Basketbol 2.lig’in de mücadele etmektedir.

1938 yılında Adana Belediye başkanı Turhan Cemal Beriker ve Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Rıza Salih Saray’ın girişimleri ile Adana’da bir yüzme havuzunun yapılması için karar verilmiştir. 1939 yılında yapılan Atatürk Yüzme Havuzu’nun açılmasıyla birlikte Adana’nın su sporundaki büyük başarılarıda gelmeye başlamıştır. Özellikle Adana Demirspor Kulübü Yüzme ve Sutopu takımı Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük sutopu oyuncusu Muharrem Gülergin’in önderliğinde 17 yıl hiç yenilmeden, 22 yılda tek mağlubiyet alarak toplamda 29 defa Türkiye şampiyonu olmuştur. Bu takım İstanbul ve bütün Türkiye’de “Yenilmez Armada” olarak anılmıştır. Atatürk Yüzme Havuzu’nda yetişen sporcular yüzmenin her branşında ve her mesafede sayısız Türkiye rekorları kırmışlardır. Manş Denizini birçok ülke sporcuları yüzerek geçmiştir. Ancak rekor Adana Demirsporlu Erdal Acet’indir. Manş’ı ilk kez hem de bütün zamanların en iyi derecesi ile geçen Erdal Acet ayrıca 5 kez milletlerarası İstanbul Maratonunu kazanmıştır.

BALIKESİR

BURHANİYE

Burhaniye, Balıkesir ilinin Ege Denizi kıyısında bulunan bir ilçesidir. Ağırlıklı olarak zeytinyağı üretimine yönelik zeytincilik ve iç turizm merkezidir. Çanakkale-İzmir Otoyolu (E87) ilçe merkezinden geçer.

Ege Bölgeside yer alan ilçe, kuzeyde Kazdağı güneyde Madra Dağı arasında kalan Edremit Körfezi bölgede bulunur. İlçe merkezi ve ilçenin kuzeyi, Edremit Kıyı Ovasının güneyinde bulunur. İlçenin, geri kalanı Madra Dağının kuzeyi ve dağın denize doğru uzanan alçak tepelerinin üzerindedir. Kıyıda bulunan Bağlar Burnu ise ilçenin güneybatı sınırıdır. İlçenin başlıca akarsuları Havran Çayı ve Karınca Çayıdır.

İlçenin güney ve güneybatısında Madra Dağlarının kıyıya doğru alçalan Peneplen alanlarının faylarla kaplı olması ilçe merkezinin etrafının 1. derecede deprem merkezi kuşağında yer almasına neden olmuştur. 2011 yılı 18 Nisan’da gerçekleşen 2,6 büyüklüğündeki deprem, bölgenin sismik hareketliliğin bir göstergesidir.[4]

Bölgede ılıman Akdeniz iklimi görülür. Kışlar ılık ve yağışlı yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Soğuk kuzey rüzgarlarını, Kaz dağının kestiği ilçede, hakim rüzgarlar; poyraz, lodos ve Ege’ye özgü imbat rüzgarlarıdır.

Tarihçe

Türkler öncesi tarih

Burhaniye Kuvayi Milliye Müzesi ‘nden görünüm

İlk Çağdan günümüze önemli bir yerleşim merkezi olan ilçede yapılan kazılar sonucu önemli erken dönem kült merkezleri keşfetilmiştir. Sunak amacıyla kullanıldığı düşünülen bu yerlerden bazılaraın bulunan buluntular Roma ve Bizans dönemleride uzanmaktadır. İçlerinde en bilineni Dutluca köyündeki “Deliklitaş”tır. Altarla sırasıyla şunlardır;[6]

  • Asartepe
  • Balıklı taş
  • Börezli köyü Altarı
  • Çamlık Tepe
  • Dede Kaya
  • Dede Tepe
  • Deliklitaş
  • Duvanlı Kaya
  • Fuğla Tepe
  • Harmankaya
  • Hisarköy Altarı
  • İnkaya Mağrası
  • Kaplan Sivrisi
  • Merdivenli Kaya
  • Pekmez tepe
  • Yılantepe

İlçedeki en önemli antik kent Adramytteion‘dur. Yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgulara göre kentin ilk olarak Balkanlardan gelenMisyalılar tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Daha sonraları Lidyalıların egemenliğine giren kentin adının, Lidya kralı’nın kardeşi “Adramis (Adramys)” ‘den aldığı düşünülür.[7]Diğer bir görüşte isimin “adra-mut (adra vadisi)” yani adra isimli erkek baş tanrının vadisi şeklinde ortaya çıktığıdır.[8] Antik kent önceleri, ilçe merkezinin bir mahallesi olanÖren’de denize hakim bir tepeyken (Karataş Tepesi), zamanla depremler ve sahilden yapılan saldırılar neticesinde, iç kesimlere kaymış ve bugün komşu Edremit İlçesi ile bu ad hâlâ yaşamaktadır.

Antik Troas, Misya ve Aiolis bölgelerinin kesişiminde yer alan Adramytteion şehri, antik coğrafyacı Strabon tarafından, Atinalılar tarafından kolonize edilmiş, hem bir liman hem de bir deniz üssü olarak tanımlanır. Ayrıca Strabon, Adramytteionluların, Havran Çayı (Euenos) üzerine yaptıkları güzel su kemerlerinden de söz eder.[9] İlçenin eski adı bu su kemerlerine itafen “Kemer” ‘dir. Truva ile Pergamon şehir merkezlerini birbirine bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunan kent, Pergamon krallığının Roma egemenliğini tanıması ile önce Roma, sonra Bizans egemenliğine girmiştir.

Nüfus

Kent merkezinden bir görünüm

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 1 belde, 25 köy ve 11 mahalleden oluşmaktadır. İlçe merkezi birbirinden kopuk olarak gelişen iç kısımdaki merkez ve sahil kesiminden oluşur. Artık aradaki kopukluk, gelişen yazlık tipi konut sektörüyle tamamlanmaktadır.

İlçenin etnografik yapısı, Manavlar, Yörükler, Mübadil ve Muhacırlardan oluşur. Ayrıca ilçedeki Tahtacı köyü, Alevi köyüdür ve Pelitköy beldesi ise Sunni-Alevi karışık bir yerleşim yeridir.

Kültür

Koca Camii’nin görünümü.

Burhaniye, Kuzey Ege’deki birçok yer gibi, turizm ile geç tanıştığından hala büyük oranda yerel kültürünü korumaktadır. Özellikle iç kesimlerdeki dağ köyleri tipik Yörük köyleridir. İlçede Ege şivesi köylerde ve yaşlı kesim arasında yaygındır. İlçe merkezi için “Kemer” adı,Edremit Körfezi ve kıyıları için sadece “Körfez” adı kullanılmaktadır. Keşkek özellikle köylerde yapılan geleneksel bir yemektir. İlçenin pazartesi günleri kurulan pazarı, ilçe geneli ve civar ilçelerde de meşhurdur.

İlçenin konu olduğu “Kozak Dağının Çamları” türküsünden bir bölüm;

“Kozak Dağı’nın çamları, yere değer dalları.
Bizim için yapılmış, şu Kemer konakları.”

Burhaniye Kuvvay-i Milliye Müzesi: Eski halkevi binası olan 2 katlı taş bina restore edilerek müzeye dönüştürülmüştür. İlçe merkezindeKoca Cami yakınında Kuvâ-i Milliye Şehitler Anıtı ‘nın karşısında yer almaktadır. Müzenin ilk katı ilçede çıkan arkeolojik eserlere, ikinci katı ise etnografya bölümü görüntüsündedir.

Yağcı Kültür Merkezi: Aslen İskele mahallesindeki eski bir yağ fabrikası olan yapı artık ilçede kültür merkezi olarak faaliyet göstermektedir. Galeri olarak sergilere ve sınırlı sayıda katımcının bulunduğu konsere ev sahipliği yapmaktadır.

Ören Açık Hava Tiyatrosu: Ören mahallesinin iç tarafında yer alan tiyatro, yaz döneminde ilçenin başlıca tiyatro ve konser alanıdır.

Uluslararası Zeytin ve Zeytinyağı Festivali: İlçenin temel ürünü zeytin ve zeytinyağını tanıtmayı amaçlayan etkinlik, birçok kültürde olduğu gibi hasat sonrası yapılan bir şenliktir. Deve Güreşleri festival bünyesinde yapılan önemli bir etkinliktir.

Burhaniye Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali: 20 yılı aşkın bir geçmişi olan festival, yaz döneminde ilçedeki yerli turistlerinde katılımla çok sayıda kişiye ulaşabilmektedir.

KAYNAKÇA: http://tr.wikipedia.org/wiki/Burhaniye

BEYZBOL

Beyzbol, Amerikan kökenli, Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde (özellikle Kore ve Japonya‘da) çok popüler bir spor türü.beyzbol-calismalari-yapan-beyzbolcular_3

Genel kurallar

Beyzbol genellikle 9 devreli oynanır.Her iki takımda her devrede bir savunma ve bir hücum oyuncusu bulunur.

Hücumdaki takımın her oyuncusu sırayla sayı kalesine gelir ve fırlatıcı tümseğinden fırlatıcının sayı kalesinin arkasında duran yakalayıcıya attığı topa sopayla vurmaya çalışırlar. Fırlatıcının atışının, vuruş alanı içinden geçen, geçerli bir atış olup olmadığına sayı kalesinin arkasındaki hakem karar verir. Fırlatıcı dört geçersiz atış yaparsa, vurucuya birinci kaleye yürüme hakkı vermiş olur. Eğer bir vurucu, üç kez geçerli atışa vuramazsa, vurduğu topu karşı takımın yakalayıcısı havada yakalarsa ya da vurduğu topu ceza alanına düşürürse oyun dışı kalır. Üç oyuncusu oyun dışı kalan takım hücum hakkını kaybeder ve savunma konumuna geçer. İki takım da vuruş hakkını tamamlayınca devre tamamlanır.

Vurucu, topa isabetli bir vuruş yaptığında birinci kaleye koşar. Savunma konumundaki karşı takımın oyuncularının topu alıp kale bekçilerine ulaştırmasına kadar geçen sürede öbür kaleleri de dolaşarak sayı kalesine dönebilir. Vurucu bu durumda sayı turunu tamamlamış olur. İsabetli bir vuruştan sonra bir kaleye ulaşabilen vurucu o kalede durabilir ve bir sonraki vurucunun koşusu esnasında o da ilerideki kaleye koşabilir.

Sayı turu

Eğer vurucu iyi bir vuruşla topu çitlerin dışına gönderirse, buna sayı turu vurmak denir. Sayı turu vuran oyuncu, yakalanması söz konusu olmadan, kalelerden geçerek sayı turunu tamamlar. Sayı turu vurulduğu zaman eğer kalelerde koşucular varsa, onlar da sayı turunu tamamlarlar. Bir vurucunun takımına sağlayabileceği en büyük yarar sayı turudur. Çünkü normal bir koşuda bir vurucu ancak bir sayı kazandırabilirken, sayı turunda sahada ne kadar koşucu varsa bir o kadar daha sayı kazandırmış olur.

KAYNAKÇA: http://tr.wikipedia.org/wiki/Beyzbol

İZMİR

İzmir (Yunanca: Σμύρνη Smırne, Latince: Smyrna), Türkiye‘nin bir ili ve en kalabalık üçüncü şehri.Anadolu Yarımadası‘nın batısında, Ege Bölgesi‘nin ortasında yer alan ve İzmir Körfezi çevresinde bulunan şehir, her yıl İzmir Enternasyonal Fuarı‘nı düzenleyen önemli bir fuar merkezi ve liman kentidir. Yüz ölçümü olarak ülkenin yirmi üçüncü büyük ilidir. Batısında Ege Denizive Ege Adaları, güneyinde Aydın, kuzeyinde Balıkesir, doğusunda ise Manisa vardır.

İzmir’in batısında denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma’nın imparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyonya kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. Bu maksatla da bu şehre “Güzel İzmir”, “Eski İzmir” ve “la Perle de l’Ionie” (İyonya’nın İncisi) deniyordu.

İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Sahil boyunca palmiye, hurma ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı, Mersin Limanı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük limanıdır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, uluslararası sanat festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tutar.

2014 TÜİK verilerine göre İzmir’in nüfusu 4.113.072’dir.

Eski İzmir kenti (Smyrna), körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Çayı‘nın ve bugünkü Yamanlar Dağı’ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık, bir tepe hâline dönüştü.

Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde TEKEL Müdürlüğü’nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikası‘na ait numune bağı bulunmaktadır. 1955’ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir’deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur. Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü“nün katkıları büyük olmuştur.

Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler -ki bunlar Troya Savaşlarından sonra kurulan Aiol, İyon ve Dor kökenlidir- genelde küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar,Pitanes (Çandarlı), Phokaia (Foça), Smyrna (İzmir), Klazomenai (Kilizman), Milet ve İasos gibi yerleşimlerdir. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de karadenizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler. Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı takdirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi. Bayraklı Höyüğü, körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı’nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı. Güneyi imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde ver aldı. MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale (Pagos) eteklerine taşındı.

İzmir, 1984 yılında çıkarılan 2972 sayılı kanun ve 195 sayılı kanun hükmünde kararname sonucu İstanbul ve Ankara ile birlikte büyükşehir unvanı kazandı. Aynı yıl çıkarılan 3030 sayılı kanun ile büyükşehir ve ilçe belediyeleri statüleri netleşti.Başlangıçta üç ilçe (Bornova, Karşıyaka, Konak) İzmir Büyükşehir Belediyesinin sınırlarına dahil edildi. 2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediyesinin sınırları valilik binası merkez kabul edilerek yarıçapı 50 kilometre olan dairenin sınırlarına genişletildi.Bu sınırlar içinde kalan 21 ilçe, büyükşehir ilçe belediyeleri hâline geldi. 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesinin sınırları il mülki sınırları oldu.

Eğitim ve öğretim açısından Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olan İzmir’de çeşitli sayılarda okul öncesi eğitim kurumu, ilköğretim ve orta dereceli eğitim veren okul vardır. Ayrıca İzmir’de sınırları içinde 11 üniversite bulunmaktadır. Bu üniversitelerde il genelinden öğrencilere eğitim verildiği gibi, il dışından ve öğrenci değişim programları ile yurtdışından gelen öğrencilere de eğitim verilmektedir.

2011 yılı üniversiteye yerleşme basamaları olan Yükseköğrenime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı’na (LYS) başvuran 79582 kişiden 39764’ü sınavda başarılı oldu. Bu kişilerden 17834’ü lisans programına, 9722’si açık öğretim fakültelerine, 7952’si YGS’yle yerleşilebilen bölümlere, 4256 kişi de sınıvsız programalara gitme hakkı elde etti.

İzmir’deki üniversiteler

İzmir’de 2012 itibarıyla aktif olan üniversite sayısı dokuzdur. İzmir’de eğitim veren üniversiteler şunlardır:

1 … 28 29 30 31 32 … 64