ISPARTA

                                           Tarihçe

Isparta’nın ilkçağlardaki tarihi, öncelikle Pisidya bölgesinin genel tarihi akışı içinde ele alınmalıdır. Gerçekte, Isparta ve çevresinde Hititlere ait bazı eserlerin ele geçirilmiş oluşu; bu bölgedeki Hitit hakimiyetine işaret ederse de Isparta’nın bu devirlerdeki şehir tarihini, tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak mümkün değildir.

Tarihi dönemlerde Hitit egemenliği altındaki bu bölgeye daha sonra İyonlar ve Lidyalılar hakim olmuşlardır. M.Ö.546 tarihindePerslerin Lidya Devletini yenmesi ve Anadolu’ya hâkim olmaları ile Isparta; Perslerin üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalmıştır.

Büyük İskender, MÖ 333 yılında Lidya’yı alarak tarihi Asya seferine başladı. Önce Sagalassus’u alan İskender, daha sonraDinar’a geçerek Pisidia‘nın tamamını ülkesine bağlamış oldu.

Pisidia, İskender İmparatorluğunun parçalanması ile Seleukos‘ların hissesine düştü. Daha sonra da Bergama Krallığınabağlandı. Bu Krallığın M.Ö. 2. yüzyılda yıkılmasını izleyen günlerde, Romalılar Anadolu’yu ele geçirmiş oldular.

Ağlasun’un eski önemini kaybetmesinden sonra Isparta, Psidya Piskoposluğunun (daha sonra Rum Metropolitliği’nin) merkezi haline geldi.

Roma yönetiminin ikiye ayrılması üzerine Isparta ve çevresi, Doğu Roma İmparatorluğu‘na bağlanmış oldu.

İlk Yunan muhacirleri Anadoluya çıktıkları zaman buranın güzelliğini işitmişler ve Isparta anlamına olarak (İs-Barid) demişler. Bu kelime zamanla (Sparta – Isparta) şeklini almıştır. Her şeyden önce .Pisidia kelimesi üzerinde durmak faydalı olacaktır. Anadolu kıtası daha büyük İskenderin hakimiyetinden önce ondört bağımsız parçaya ayrılmış bulindirunuyordu. İşte Pisidia bugünkü Isparta ile Burdurun bir kısmını teşkil ediyor. Ve (Isauria – Beyşehir). (Seydişehir), (Phylia – Antalya) ve (Phfygia – Burdur) ilinin bir kısmı ile Kütahya ve havalisiyle çevreli bulunuyordu. Isparta : Romalıların önemli ve meşhur bir şehri idi. Hristiyanlığın tamamıyle yerleşmesinden sonra, burası bir Piskoposluk merkezi idi. Burada Isparta adına para basılmıştır

                                                         Coğrafî Konum

Isparta şehir merkezi; Akdeniz Bölgesi‘nin kuzeyinde, Antalya Bölümü, Göller Bölgesi‘nde yer alır. Doğusunda Eğirdir, kuzeyinde Atabey ve Gönen ilçeleri, batısında Burdur İli bulunmaktadır. Merkez ilçeye en yakın ilçe, 22 kilometre ile Atabey‘dir. Merkez ilçe Isparta; ilin dokuz ilçesi ile komşu değildir. Merkez ilçeye en uzaisparta2k olan ilçe ise 175 kilometre ileYenişarbademli‘dir.

 

                                                İklim ve bitki örtüsü

Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Kışları serin ve yağışlı yazları ise sıcak ve kurak geçmektedir.Çevresindeki göllerin iklim üzerinde önemli etkisi vardır. Yağışların büyük bir bölümü kış ve ilkbahar aylarında düşmektedir. Yıl içinde en çok yağış Aralık ve Ocak aylarında yaşanmaktadır. Aylık yağış miktarları Ağustos ayına kadar düzenli olarak düşmekte ve Temmuz, Ağustos aylarında en kurak dönemine ulaşmaktadır. Eylül’den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.Bitki örtüsü bozkırdır. Isparta’nın Akdeniz iklimini yaşayamamasının nedenlerinden biri ise Toros Dağları‘nın arkasında kalmasıdır

 

Ekonomi

                                                                    Sanayi

Şehirde Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi, Isparta Deri Organize Sanayi Bölgesi, Yalvaç Organize Sanayi Bölgesi ve iki adet Sanayi Sitesi bulunmaktadır. Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi; şehir merkezine 26, Isparta Havalimanı’na 4 kilometre uzaklıktadır.

Altyapı

                                                                      Sağlık

Şehirdeki ilk yataklı tedavi kurumu olan Gureba Hastanesi; 1900 yılında halkın bağışlarıyla kurulmuş ancak 1914 yılındaki depremle kullanılamaz hale gelmiştir. 1915 yılında yeni hastanenin inşaatına başlanmasına rağmen I. Dünya Savaşı sebebiyle çalışmalar gecikerek 1922 yılında sona ermiştir. 30 yataklı bu hastane; cumhuriyetin ilânından sonra yapılan çalışmalarla 50 yatak sayısına ulaşmış ve Verem Hastanesi adını almıştır. Bu bina yıkılmış, günümüze ulaşmamıştır. 1945 yılında üç katlı Devlet Hastanesi’nin inşaatına başlanmış ve 1946 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Taş bina olarak adlandırılan bu bina, daha sonra yapılan ilâvelerle Süleyman Demirel Üniversitesi’ne bağlı olarak kullanılmıştır.

  • 29 Ekim 1979 tarihinde inşaatına başlanan, dört bloktan oluşan, 15.000 m2 kapalı alana sahip yeni Isparta Devlet Hastanesi, 25 Nisan 1986 tarihinde açılmış ve günümüzde hizmet vermektedir.
  • Isparta Bölge Hastanesi (inşa halinde)
  • Isparta Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi
  • Isparta Devlet Hastanesi
  • Gülkent Devlet Hastanesi
  • Doktor Sadık Yağcı Ağız ve Diş Hastanesi
  • Özel Davraz Yaşam Hastanesi
  • Özel Şifa Hastanesi
  • Özel Isparta Hastanesi
  • Özel Kariyer Göz Hastanesi
  • Özel Atanur Göz Hastanesi
  • Özel Vizyon Göz Hastanesi

Şehirde Devlet Hastaneleri’nin yanı sıra Süleyman Demirel Üniversitesi‘ne bağlı dört hastane bulunmaktadır:

  • Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi , 300 yatak kapasitesi ile klinik hizmeti vermektedir.
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi (yeni bina), 2 Ocak 2001 tarihinde hizmete giren hastane 419 yatak kapasitelidir.
  • Şevket Demirel Kalp Damar Merkezi, 28 Kasım 1999 tarihinde açılan hastane 102 yatak kapasitelidir.
  • Zehra Ulusoy Onkoloji Merkezi, 23 Eylül 2002 tarihinde açılan hastane 40 yatak kapasitelidir.1372_isparta_2

Ulaşım

Isparta merkez ilçesine karayolu ile çevresindeki Antalya ve Afyon ve Konya illeri üzerinden ulaşılabilir. D-685 yolu ile Antalya‘dan, D-650 ve D-685 yollarıyla kuzey yönünden, Isparta-Eğirdir arasındaki D-330 yoluyla da Konya yönünden şehir merkezine ulaşılabilir. Isparta Süleyman Demirel Havalimanı havayolu ile ulaşım sağlamaktadır. Türk Hava Yolları İstanbul – Isparta arası karşılıklı haftada 6 sefer düzenlemektedir.

 

 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Isparta

ERZİNCAN

 

ERZİNCAN

Erzincan Doğu Anadolu Bölgesinin Kuzey Batı bölümünde yukarı Fırat havzasında 39 02`- 40 05` kuzey enlemleri ile 38 16`- 40 45` Doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlimiz Doğuda Erzurum, Batıda Sivas, Güneyde Tunceli, Güneydoğuda Bingöl, Güneybatıda Elazığ, Malatya, Kuzeyde Gümüşhane, Bayburt ve Kuzeybatıda Giresun illeri ile çevrilidir. Yüzölçümü 11.903 km2 olup il merkezinin denizden yüksekliği 1.185 metredir. Erzincan`ın ilçeleri; Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü`dür.

12569

Erzincan birinci derecede deprem kuşağı üzerindedir. 1939 depreminden sonra şehir merkezi şimdiki yerinde yeniden kurulmuştur. En son önemli deprem 13 Mart 1992 tarihinde rihter ölçeğine göre 6,8 şiddetinde meydana gelmiş ve 657 kişi hayatını yitirmiştir.

Erzincan ili genellikle dağlar ve platolarla kaplıdır. Dağlar çeşitli yönlerde, belli bir sıra içerisinde uzanır. Güneybatıdan Munzur, Kuzeybatıdan Refahiye Dağları İl sınırlarına girer. Doğudan Erzurum`dan gelerek, Batıya doğru uzanan Karasu ırmağı ve kop dağları, il alanını derinlemesine, aralarında geniş düzlükler bırakacak şekilde böler.

Dağlar il topraklarının yaklaşık % 60`ını kaplar. Esence (Keşiş) dağları, ilin en yüksek noktasını (3.549 m) oluşturmaktadır. Köhnem dağı 3.045 m, Sipikör dağı 3.010 m, Mayram dağı 2.669 m, Kop dağı 2.963 m, Mülpet dağı 3.065 m, Munzur dağları 3.449 m, Kazankaya dağı 2.531 m, Ergan dağı 3.256 m, Dumanlı dağları 2.618 m ve Coşan dağı 2.976 m’dir.afcerzincan1

Erzincan ilinde ovalar, doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan dağ sıraları arasındaki çöküntü alanlarında ye alır. Ovalar birbirine boğazlarla bağlanmıştır. Erzincan ovası, doğu-batı yönünde uzanır. Denizden yüksekliği 1.218 m. olan ovanın uzunluğu 40 km, toplam alanı ise 500 km2‘dir. Kuzeyinde, doğu-batı yönünde uzanan bir fay hattıvardır. Kalın bir alivyon tabakasıyla kaplı olan ovada, sulu tarım yapılmaktadır. Orta verimlilikte olup, buğday, şekerpancarı ve fasülye yetiştirilmektedir.

Fırat vadisinin iki yanında Sansa boğazına dek olan alandaki çok sayıda düzlükler, Tercan ovalarını oluşturur. En genişi 180 km2‘lik, Çadırkaya (Pekeriç) ovasıdır. Denizden yüksekliği 1.450-1.500 m olan bu ova kalın bir alivyon tabakası ile örtülmüştür.

İl toplam alanının, 1/20’sini yaylalar kaplamaktadır. Güneyde Munzur dağlarının uzantıları üzerinde, özellikle Koşan dağı yöresindeki yaylalar, seyrek ve kısa otlarla kaplıdır. Yer yer meşeliklere rastlanmaktadır. Daha doğuda, Erzurum- Erzincan-­Bingöl sınırında bulunan Cemal dağlarının, Erzincan`da kalan uzantıları üzerinde, verimli yaylalar bulunmaktadır. Önemlileri arasında Çimen, Melan, ve Sarıçiçek yaylaları zengin bitki örtüsüne sahiptir.

İlin en büyük ve en önemli akarsuyu Fırat ırmağıdır. Fırat 43,8 m3/sn ile 1320 m3/sn arasında değişen debisi ile sulama, enerji ve su sporları amaçlarıyla kullanılmaktadır. Tercan ovalarında Fırat’a, kuzeybatıda Keşiş dağlarından çıkan, Çayırlık dere ile güneydoğuda Tuzla suyu katılır.

Tercan ovasında suların birleştiği yerden itibaren Fırat’ın en büyük kolu karasu adını almaktadır.

Erzincan ovasında Fırat ırmağı, iki yandan Mercan, Kom, Cimin, Pahnik ve Sürperen suları ile Çardaklı deresini alır. Irmak, Erzincan ovsından sonra, Bağıştaş`a kadar derin bir yatak içerisinde akar. Fırat, Kemaliye ilçesinde Kadıgölü suyu ile Miran suyunu aldıktan sonra, ilçenin güneydoğusunda Başpınar yakınlarında Keban barajı ile Elazığ il sınırına girer. Refahiye ilçesinden çıkan suların dışındaki tüm suları bünyesinde toplar. Refahiye ilçesinin suları Çukurdere aracılığı ile Kelkit çayına dökülür.Bölgedeki bütün akarsular kısa boylu sel karakteri taşıyan dere ve çaylardır.İlkbahar mevsiminde eriyen kar suları ve yağan yağmurlarla kabarır, zaman zaman taşkınlara neden olurlar.İl sınırları içerisinde coğrafi önemi olan göl yoktur. Çayırlı ilçesinde Yedi göller ve Aygır gölü, Otlukbeli`de Otlukbeli gölü, Kemaliye’de Kadıgölü gibi küçük göller bulunmaktadır.

                                                    İKLİMİ

Erzincan, karasal iklim özelliğine sahiptir. Ancak, yüzey şekilleri, ovaları ve dağlarla çevrili olması yer yer değişik karakterli iklimlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Elazığ ve Malatya dışındaki diğer tüm illerden daha ılıman bir iklimi vardır.

Yıllık sıcaklık ortalamaları 16,6 °C’dir. En soğuk ay olan Ocak ayı ortalamasının -3,7 °C, en sıcak ay olan Ağustos ayı ortalamasının da 23,9 °C olduğu görülmektedir. Erzincan, çevre illere göre daha uzun ve sıcak yaz mevsimi yaşamaktadır.

Kış mevsiminde doğudan gelen Sibirya kaynaklı hava kütlelerinin tesirinde kaldığı için oldukça sert kış günleri yaşanmaktadır.

Erzincan_Merkezde_arsa_ve_uzerindeki_bloklar_29_milyon_lira_bedelle_icradan_62361_d3157

Yağış itibariyle, 380,6’lık (kg/m2) yağış ortalamasına sahip olan il, yıl içerisinde en fazla yağışı 633,1 mm olarak, en az yağışı 206,1 mm olarak almaktadır. En yağışlı mevsim İlkbahar olup, yağışın yüzde 39`u bu mevsimde, yüzde 26`sı Sonbahar, yüzde 22`si Kış, ve yüzde 13`ü de Yaz mevsiminde kaydedilmektedir. Yıllık nem ortalaması ise yüzde 62`dur.

İklim açısından önemli olan, meteorolojik göstergeler istasyon bulunan ilçelere göre uzun yıllar ortalamaları olarak aşağıda gösterilmiştir.

Erzincan` da akarsu boylarında görülen kavak ve söğütlerin dışında genel olarak kısa ömürlü cılız otsu bitkiler yaygındır. Ormanlar Refahiye ve Kemah çevresinde meşe, gürgen, dış budak ve sarı çam olarak yoğunlaşmıştır. İI topraklarının 911.479 ha yaklaşık yüzde 76.57 si erozyona maruzdur.

 

                                                  Ekonomi

Erzincan`ın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ticaret ve sanayi ise il merkezinde yoğunlaşmıştır.Erzincan Organize Sanayi Bölgesi 373 hektar alan üzerine kurulu, Erzincan Organize Sanayi Bölgesi, Erzincan’ın batısında, Erzincan-Sivas Devlet karayolu istikametinde, yeni yapılan çevre yolu ile irtibatlı kent merkezine 8.5 km, uzaklıkta bulunmaktadır.

                                                    Ulaşım

Ayrıca, Erzincan’a ulaşım, tren ve karayolu ile sağlanabileceği gibi, Erzincan DHMİ ait modern hava limanından da yapılabilmektedir

http://tr.wikipedia.org/wiki/Erzincan

Şırnak’ta çok eski bir saklı kentin olduğunu biliyor muydunuz.

FB_IMG_1432585863776

 

Şırnak, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Şırnak ilinin ve merkez ilçesinin yönetim merkezi olan şehirdir.

Şırnak, tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir. Şehrin geçmişi Katip Çelebi’nin 17. yüzyılda yazdığı ‘Seyahatname’ ve tarihi rivayetlere göre Nuh Tufanı öncesine dayanır. Bu rivayetlere göre Cizre, tufandan sonra ikinci kez Nuh ve oğulları tarafından inşa edilirken Cizre’nin kızgın sıcağından korunmak için, Şırnak yazlık ve yaylak olarak inşa edilmiştir.

Şırnak, Nuh’un gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cudi Dağı’nın kuzeyinde ‘Şehr-i Nuh’ adıyla kurulmuş, önceleri “Şerneh”, daha sonraki yıllarda ise “Kürdara Şırnak” adını almıştır. Şırnak, tarihte birçok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. Aynı zamanda Guti (Qurtie) imparatorluğunun başkenti olan “Bajarkard” Silopi ilçesi topraklarındadır. İl sınırları içinde bulunan Cudi dağının isminin Gutilerden geldiği düşünülmektedir.

 

KÜRESELLEŞMENİN ETKİLERİ

                                                           KÜRESELLEŞME

    Küreselleşme ülkeler arasındaki ekonomik,siyasi,sosyal ilişkilerin yaygınlaşması ve gelişmesi,ideolojik ayrımlara dayalı kutuplaşmanın çökmesi,farklı toplumsal kültürlerin,inanç ve beklentilerin daha iyi tanınması,ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması gibi farklı görünen ancak birbirleriyle bağlantılı olgular içerdiği, bir anlamda maddi ve manevi değerlerin ve bu değerler çerçevesinde oluşmuş birikimlerin milli sınırları aşarak dünküreselleşme-nedirya çapına yayılması olarak tanımlanmaktadır.

     Küreselleşme yeni bir olgu değil bugün üçüncüsü evresi yaşanıyor.

  Küreselleşmenin bu evrelerini inceleyecek olursak birinci küreselleşme 1490 yılında merkantilizmin etkisiyle yaşanmış ve sömürgecilikle sonuçlanmıştır,ikincisi 1890 yılında sanayileşme ve onun doğurduğu gereksimler sonucunda yaşanmış ve sömürgecilik emperyalizme dönüşmüştür,

   Üçüncü küreselleşme ise 1970 yılında çok uluslu şirketlerin doğması,1980’lerde iletişim devriminin yaşanması ve son olarak 1990 yılında SSCB’nin yıkılması ve batının rakibinin kalmamasıyla yaşanmaya başlanmıştır.

   Yaşadığımız son küreselleşme bilgi işlem,iletişim ve üretim örgütlenmesindeki büyük değişim ile bağlantılıdır.kuresellesme

 Yaşanan siyasal,ekonomik,kültürel ve sosyal gelişmeler küreselleşmenin birleşenlerini oluşturmaktadır.Bu bağlamda SSCB’nin yıkılması ile ABD’nin ve batının ekonomik ve siyasal anlamda dünya üzerindeki egemenliği arttırması ,çok uluslu şirketlerin dünya ekonomisindeki etkilerinin artması, finans piyasalarının uluslararası hale getirilmesi,iletişim ve ulaşım teknolojilerinin gelişip yaygınlaşması ,yerel değerlerin sınırlarını aşması küreselleşmenin bileşenlerini tamamlar niteliktedir.

 Küreselleşme olgusunun etki alanlarını beş farklı boyutta incelemek mümkün ;

· Ekonomik Küreselleşme

· Siyasi Küreselleşme

· Sosyo-Kültürel Küreselleşme

· Coğrafi ve Ekolojik Küreselleşme

· Teknolojik Küreselleşme

1.) Ekonomik Küreselleşme ve Sonuçları

  Son yüzyıl içinde dünya ticaretindeki gelişme ve büyümeler küreselleşmenin en çok göze çarpan yönüdür.Dünya ekonomisinde 1970’li yıllardan itibaren istikrarlı büyümeden uzaklaşma,büyüme hızında düşme,makineleşmeyle birlikte işsizlik, yoksulluk artmaya başlamıştır.Ekonomi ve ticarette milli devletlerin etkinlikleri ve denetimleri azalmış,uluslar arası şirketlerin dünya ekonomisindeki etkinlikleri artmıştır.1970’li yıllardan önce uluslararası ekonomik ve ticari faaliyetler çoğunlukla mal ve hizmetlerin uluslar arasında değişimi biçiminde yaşanırken,1970’lı yıllar itibariyle sermayenin küresel sistem içerisindeki hareketinin önemi giderek artmaya başlamıştır.Bu sistem değişikliğindeki temel aktörler uluslararası şirketler ve yabancı sermaye yatırımlarına dahil olan uluslararası kuruluşlardır.Bir şirketin uluslararası kuruluş sayılabilmesi için ürünlerini sınır aşırı ülkelere satması yeterli değildir,ekonomik faaliyetlerinin bir bölümünü yatırım yapmak suretiyle başka ülkelere taşımış olması gerekmektedir.

  Küreselleşme zengin ile yoksul arasındaki uçurumu daha da arttırmıştır.1960 yılında dünyanın en zengin yüzde 20’si ile en yoksul yüzde 20’si arasındaki gelir uçurumu 1/30 iken bu oran 1990 yılında 1/60’a ,2000 yılında ise 1/75’e yükselmiştir.Son 10 yılda sanayileşmiş ülkelerdeki yüksek ücretliler grubunun gelirlerinde daha da artış yaşanırken,daha fazla sayıda aile sosyal güvenceden mahrum kalmış,ücretleri gerilemiş ve daha da yoksullaşmışlardır.

 Dünya bir taraftan küreselleşirken bir taraftan da bölgeselleşmektedir.Ülkeler arası ekonomik,siyasal,kültürel,teknolojik bağların artması aralarındaki işbirliğini arttırmıştır.(4)

    Dünya Ticaret Örgütü(WTO),Uluslararası Para Fonu(IMF),Birleşmiş Milletler(UN),Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı(OECD),Uluslararası Ticaret Odası(ICC),Dünya Ekonomik Formu(WEF),Kuzey Atlantik Paktı(NATO),Dünya Bankası(WB) küresel oluşumlardır,Avrupa Birliği(EU),Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması(NAFTA),Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği(ASEAN),Afrika Birliği bölgesel oluşumlardır.

29022012220643

   G-7 ülkelerinin dünya ticaretindeki payları %52’dir,dünya GSMH’ nın %65’ni üretmektedirler.Bu tabloda görüyoruz ki G-7’ler dünya ekonomisine yön verirken,daha da gelişmektedirler.Küreselleşme gelişmiş ülkelere daha da zenginleşmeyi vaat ederken,zengin ülkelerle yoksul ülkeler arasındaki uçurumu daha da açıyor.

http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/211/kuresellesmenin_boyutlari_ve_etkileri

VAN

imagesCARL1UAFGENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 19.069 km²
Nüfus: 637.433 (1990)
İl Trafik No: 65

Van ve çevresi, coğrafya bakımından önemli bir konumu olduğu için çok eski dönemlerden beri yerleşim alanı olmuş, birçok uygarlığın izlerini üzerinde barındırmıştır. Urartu Medeniyetine başkentlik yapan Van, bugüne değin, Hurriler, Hititler, Persler, Medler, Selçuklular, Osmanlılar gibi birçok kültürü bağrında taşımıştır.

Van Gölü, Akdamar Kilisesi, “kaleler kenti” olarak anılmasını sağlayan kaleleri, dünyaca ünlü kedisi ve pek çok turizm aktivitesine olanak veren coğrafyası ile Doğu’nun önemli bir turizm merkezidir.

Kaleler
Van’a bir anlamda “Kaleler Kenti” denilebilir. Van ve çevresinde küçüklü büyüklü çok sayıda kale bulunmaktadır. Bu tarihi kalelerden bir kısmı Urartu döneminden, diğerleri Ortaçağ ve sonrasından kalmadır.

Önemli Kaleler Aşağı ve Yukarı Zıvistan Kalesi, Beyüzümü Kalesi, Çatak Kalesi, Lamurkesen (Zernek) Kalesi, Hişet Kalesi, Pizan (Örenkale) Kalesi, Kalecik, Zernaki Tepe Kalesi, Muradiye Kalesi, Albak (Başkale) Kalesi, Deliçay Kalesi, Çelebibağ Kalesi, Yoncatepe Kalesi, Müküs Kalesi ve Amik Kalesi olarak sayılabilir.

images  EN MEŞHURU VAN KAHVALTİSİ VE VAN KEDİSİDİR aaauntitledKALELERimagesCAPGGHM0         untitled

ÇORUM

Çorum-Boğazkale-ilçemizdeki-Hitit-dönemi-Yazılıkaya-Açıkhava-Tapınağı  Karadeniz Bölgesinin İç Anadolu’ya açılan kapısı olan Çorum İli , Anadolu kültür mozayiği içerisinde eşsiz bir konuma sahiptir. Günümüzden 7 bin yıl öncesine ait kültürel verilere rastlanan Çorum’da, ilk organize devleti kuran Hititlerin ilk başkenti Hattuşa bulunmaktadır. Hattuşa Anadolu’nun kalbinde, UNESCO tarafındanDünya Kültür Mirası Listesine alınmış ülkemizdeki 9 değerden biridir. Hitit uygarlığı en az Mısır Uygarlığı kadar eski ve zengin bir uygarlıktır. Hititlerle Mısırlılar arasında yapılan Kadeş Antlaşması metin tabletleri Boğazköy’de bulunmuştur. Hititlerin diğer önemli kült (dini) merkezlerinden sayılan, arkeolojide Arinna olarak bilinen Alacahöyük Ören Yeri; 13 Kral Mezarı , Hatti Tunç Güneş Kursu ve Sfenksli Kapıları ile görülmeye değer tarihi bir yerdir. Ulu Önder Büyük Atatürk’ün bizzat direktifleriyle ilk milli kazılarımızın başlangıç noktası olması ile de önem arzeder.

Ortaköy İlçesindeki Şapinuva ören yeri de büyük bir Hitit kenti olup, hala sürmekte olan kazı çalışmalarında bol miktarda yazılı belge ortaya çıkarılmıştır.
Ayrıca, 1990 yılında başlatılan ve kongre dili Türkçe olan “Hititoloji Kongresi” her üç yılda bir düzenlenmekte olup, 6 yılda bir de Çorum’da gerçekleştirilmektedir. Bu kongreye dünyanın bir çok yerinden bilim adamı katılmaktadır. Hitit uygarlığının yanısıra, her biri sanat şaheseri olan Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait; cami, köprü ve kalelerle süslü Çorum, yayları ve İncesu Kanyonu gibi doğal güzellikleri ile de görülmeye değer bir yerdir.
 Meşhur leblebisi, Osmancık ve Kargı’da üretilen kaliteli pirinçleri dünyaca tanınmaktadır.

İLÇELER

Çorum (merkez), Alaca, Bayat, Boğazkale, Dodurga, İskilip, Kargı, Laçin, Mecitözü, Oğuzlar, Ortaköy, Osmancık, Sungurlu, Uğurludağ.

NE YENİR?

Leblebisi ile ünlü olan Çorum, yöresel yemekler bakımından oldukça zengindir.
İlin özgün yemekleri arasında Mayalı , (Saç Mayalısı, Tava Mayalısı) , Yanıç , Cızlak , Kömbe, Oğmaç, Hingal, Haşhaşlı Çörek, Borhani (Hamurlu, Yumurtalı, Mantarlı) Helise, Çullama, Madımak, Tirit , İskilip Dolması , Keşkek, Kara Çuval Helvası, Hedik, Teltel, Has Baklava sayılabilir.

NE ALINIR?

Çorum ilinden alınabilecek şeylerin başında, şehrin sembollerinden olan , Çorum leblebisi ve bakır hediyelik eşya gelmektedir.
Ayrıca, İskilip’te ağaç oyma işleri, Alaca Büyük Camili Köyünde kilim, Ortaköy İlçesi Karahacip beldesinde kilim, heybe, patik, çorap ve el örgü ürünlerini bulmak mümkündür.
Osmancık ve Kargı’da üretilen pirinçler de, farklı lezzetleriyle mutlaka tadılması önerilen ürünlerdendir.

YAPMADAN DÖNME

Çorum Müzesini, Alaca höyük, Bogazkale Müze ve Ören yerlerini ziyaret etmeden
Kargı ve Abdullah Yaylalarını, Osmancık Başpınar ve Karaca Yaylalarını, İskilip Elmabeli ve Bayat Kurtçaçimeni Yaylalarını gezmeden,
Ortaköy İncesu Kanyonuna gitmeden,
Bakır El Sanatlarını görmeden,
Çorum Mantısı, Keşkek ve İskilip Dolması, Gül burma ve Has Baklavasını tatmadan,
Çorum Leblebisi almadan dönmeyin.

ADANA

CukurovaUni  Adana, Türkiye’ nin büyük bir ili ve 2.108.805 nüfusuyla en kalabalık altıncı şehri Akdeniz sahil şeridinde ise Karataş ve Yumurtalık(Ayas) ismi ile iki adet sahil ilçesi bulunmaktadır. Yine Akdeniz üzerinde bulunan Ceyhan ilçesinde ise ticari amaçlı liman bulunmaktadır. Türkiye’deki altıncı büyük metropolitan alan olup ülkenin önde gelen bir ticaret ve kültür merkezidir.

Üniversiteleri; Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Kanuni Üniversitesi

İlçeleri; Seyhan, Yüreğir, Karaisalı, Aladağ, Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karataş, Kozan,Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Yumurtalık

Meşhur Yemekleri; Yüksük Çorbası, Analı Kızlı Çorbası, Adana Kebap, Hamiş, Karakuş,  Muhlata, Karsambaç, Bici Bici, Aşlama, Şırdan.

Roma-Bizans Devri’nde kalan tek eser Taşköprü olup birkaç kamu binası Osmanlı hükümdarlığı sırasında şehre inşa edilmiştir.

Büyük Saat; 1882 yılında Adana valisi tarafından inşa edilen 32 metre yüksekliğiyle Türkiye’deki en uzun saat kulesidir.

Çarşı Hamam 1529’da Ramazanoğlu Piri Paşa tarafından inşa edilmiştir ve Adana’daki en büyük hamamdır. Beş kubbesi bulunan hamamın iç bölümleri mermerle kaplanmıştır. Hamamın inşa edildiği yıllarda değirmen çarkları ve kanallar aracılığıyla hamama su taşınırdı.

Şehirde  turistik mekanlardan bazıları:

  • Taşköprü(Justinianus Roma Köprüsü)
  • Adana Arkeoloji Müzesi
  • Adana Etnografya Müzesi
  • Adana Atatürk Evi Müzesi
  • Adana Sinema Müzesi
  • Bebekli Kilise (İtalyan Katolik Kilisesi)
  • Adana Bedesteni
  • Büyük Saat
  • Yağ Camii
  • Adana Ulu Camii
  • Tarihi Kazancılar Çarşısı
  • Akkapı Şeyh Cemil Nardalı Konağı
  • Anavarza Antik Kenti ve Anavarza Kalesi
  • Misis Antik Kenti (Mopsuestia)
  • Toprak kale
  • Kozan(Sis) Kalesi ve Manastırı
  • Çiftehan Kaplıcaları
  • Yılan Kale

BODRUM

İlçe günümüzde önemli bir turizm merkezi olması ile anılmaktadır ki bunda Bodrum’un kendine has bazı özellikleri olması etkilidir. Bodrum sadece Türkiye’de değil dünyada da turizm açısından bilinen bir ilçedir.Bodrum, Muğla ili’nin batı köşesinde yer alır. İlçe topraklarının büyük çoğunluğu kendi adını taşıyan bir yarımada içerisinde bulunmaktadır ki ilçe kuzey, batı ve güneyden Ege denizi ile çevrelenmiştir. Doğusundaki Milas hariç herhangi bir idari sınırı yoktur.

İklim itibariyle Ege ve Akdeniz iklimlerinİn sentezinden oluşan bir özelliğe sahiptir. Yarımada olarak mikro klima alan özelliği gösterir. Yaz aylarında neredeyse hiç nem bulunmaz. Kış aylarında ise nem oranı oldukça düşüktür. Yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları oldukça ılık ve yağışlıdır. 1970 yılından günümüze kadar yalnızca 2004 yılı Şubat ayında kar yağışı görülmüş ve kar kalınlığı ortalama 5 cm’yi bulmuştur.

Yarımada bitki örtüsü olarak çok belirgin bir şekilde ikiye ayrılmıştır. Bodrum-Milas karayolunun batısında yer alan kısımda bitki örtüsü yer yer çalılık ve fundalıklar ile yörede ” çeti ” tabir edilen dikenli otlarla kaplıdır. Karayolunun doğusunda yer alan kısım iğne yapraklı kızıl çam, yabani çilek, mersin ve sandal ağaçlarıyla kaplıdır. İlçe arazisinin % 61,3’ü orman sayılan alanlardandır. Ancak son yıllarda çıkan orman yangınları sonucunda orman örtüsünde belirgin bir azalma gözlenmiştir. İlçede düzenli akarsu yoktur. Mumcular Beldesinde bulunan Sulama göleti ise sulama ve içme bodrum2suyu amaçlı kullanılmaktadır.

Bodrum, dünyaca ünlü bir tatil beldesi olması nedeniyle gelişmiş ulaşım imkanlarına sahiptir. Şehrin hava ulaşımı Milas-Bodrum havalimanı üzerinden sağlanmaktadır ki şehre uzaklığı 32 km.’dir. Bodrum’da üç büyük marina ve kruvaziyer yanaşma iskelesi de mevcuttur. Marinaların ilk yapılanı Bodrum merkezde bulunan Milta marinadir. İkinci marina Turgutreis beldesinde bulunan D Marin ve üçüncüsü YalıkavakBodrum-Sokakları1 beldesinde bulunan Palmarina’dır.

Bodrum önemli bir karayolu kavşağında bulunmaz. Bodrum’a karayoluyla ulaşım Milas üzerinden çift şeritli asfalt yol ile sağlanmaktadır. Bodrum, il merkezi Muğla’ya 111 km., İzmir’e 242 km., Marmaris’e 165 km. ve Fethiye’ye 234 km. uzaklıktadır.

MARMARİS TANITIM

marmaris2

 

MARMARİS

Marmaris yeşilin ve mavinin tüm tonlarını yılın on iki ayında görebileceğiniz cennet bir köşedir. Uzun kıyı şeridindeki koyların çokluğu , doğal liman oluşu, antik kentlere yakınlığı, doğal güzellikleri, mavi tur olanakları, modern yat limanları, körfezin her türlü su sporlarına olanak sağlaması, beş yıldızlısından başlayarak en mütevazı pansiyonuna kadar tüm turistlerin gönüllerince tatillerini geçirebilecekleri cennet bir ilçedir.Kısa bir süre öncesine kadar balıkçılığı, süngerciliği ve ıtırlı bitkileri ile tanınan Marmaris, bugün büyük bir turizm merkezi haline gelmiştir.
Kara ulaşımı yanı sıra Dalaman Havaalanı ve Rodos Feribotları ile kolayca dış dünyaya açılma imkanı bulan Marmaris, Datça yolu üzerinde bulunması, Fethiye yoluna yakınlığı nedeniyle önemini arttırmaktadır.Akdeniz’deki yatlar için oldukça uygun bir doğal limanı olduğu gibi, Yalancı Boğaz’daki atölyelerde yat imalatı ve bakımı yapılabilmektedir.

Akdeniz iklimine sahip oluşu, kışın bile denize girme imkanı sağlarken, etrafını çepeçevre saran sık ve yüksek dağlar ile çam ormanları, dünyada ender görülen Günlük (Liquidamber Orientalis) ağaçları ve geniş yapraklı çınar ağaçları Marmaris’in yeşil dokusunu oluşturur.

Tarihçe

Tarihi M.Ö. 3400’lere kadar giden Marmaris’teki ilk yerleşimin, bölgeye başkanlarının adı Kar olan bir kavimin gelmesiyle başladığı iddia edilir. Bölgeye KARIA ismi Kar’ın ülkesi anlamında sonradan verilmiştir. Ege ve Akdeniz kıyılarının bereketi, bölgeyi devamlı çekici kılmıştır.

Böylece, Marmaris zaman içinde pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir yer haline gelmiştir. Bölgede yapılacak gezilerde Karia, Rodos ve Ada uygarlıkları, Mısır, Asdur, İon, Dor, Pers, Makedon, Suriye, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin izlerini görmek mümkündür. Pyhskos kentin ilk adıdır.

İklim

Akdeniz iklimi etkisi altında bulunan Marmaris’te yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir.

Gezilecek Yerler

Marmaris Kalesi: Marmaris’in simgelerinden olan Marmaris Kalesi, yat limanının hemen arkasında yer alıyor. Merkezden yürüyerek ulaşabileceğiniz kale, 1991 yılında restore edilmiş ve Marmaris Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Müzede Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait arkeolojik eserler sergileniyor.

Hafsa Sultan Kervansarayı: Osmanlı Dönemi’ne ait yapılardan olan Hafsa Sultan Kervansarayı, 1545 yılında inşa edilmiştir. Kale yolu üzerinde bulunan kervansaray, günümüzde özel mülkiyette olup, turistik ve hediyelik eşya satan dükkanlar olarak kullanılmaktadır.

Halıcı Ahmet Urkay Müzesi: Marmaris’e 10 km uzaklıkta, Muğla yolu üzerinde yer alan Halıcı Ahmet Urkay Müzesi, özel bir müze. 3 bin m2’lik bir alan üzerine kurulu olan müze etnografya ve arkeoloji olmak üzere iki bölümden oluşuyor.

Plajlar: Marmaris’te hem merkezde hem de çevre beldelerde birbirinden muhteşem plajlar bulunuyor. Denizin, güneşin ve doğanın tadını doyasıya çıkarabileceğiniz bu plajlar arasında mutlaka görmenizi tavsiye ettiklerimiz ise İçmeler Plajı, Turunç Halk Plajı, Cennet Adası Plajı, Sedir Adası Plajı, Uzunyalı Plajı, Boncuk Koyu Plajı.

Koylar: Marmaris, çevresindeki bozulmamış, eşsiz güzellikteki koyları ile ünlü bir cennet. Bördübet, Kumlubük, Abdi Reis Koyu, Ayın Koyu, Kızkumu, Amos Koyu, Marmaris Boncuk Koyu, Turunç, Hisarönü, Selimiye Marmaris tatiliniz sırasında mutlaka keşfetmeniz gereken yerlerden. Birçoğuna karayolu ile ulaşabileceğiniz bu koylara aynı zamanda deniz yolu ile, günlük tur yapan tekneler ile de gitmeniz mümkün.

Oğulcan ÇITAKCI

20121223068

H.İ.T. (İ.Ö.)

 

 

Aşk-ı Moda

Moda, özellikle giyim, kuşam ayak giyimi,aksesuar, makyaj,pircing ya da mobilyada popüler stil ya da uygulama için kullanılan genel bir terim. Moda, kelime anlamıyla toplumun tüketim trendleri belirleyen tüketim anlayışı olarak tanımlanılmaktadır. Moda bununla beraber,İtalyanca’da değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik olarak geçmektedir. Modanın bir diğer anlamı da, belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlüktür.

Moda latince “modo” kelimesinden1208486_627244417310095_1040255738_n[1] gelir “hemen şimdi” anlamı taşır.

1 27 28 29 30 31 64