HALKLA İLİŞKİLER VE REKLAM İLİŞKİSİ

vbvbvbReklâmcılıkla halkla ilişkiler arasındaki benzerlik çoğu zaman bu iki farklı kavramın birbirine karıştırılmasına sebep olmaktadır. Gerçekten bu iki çabanın amaçları, çalışma biçimleri, kullandıkları metot ve araçlar birbirine çok benzemektedir.
Reklâmcılık, “Her hangi bir ürün veya fikrin kitle iletişim araçlarında bedeli ödenerek, kişisel olmayan yollarla tanıtımı” olarak tanımlanmaktadır. Tanımda yer alan kavramları tek tek ele aldığımızda reklâm ile halkla ilişkiler arasındaki farklar kolaylıkla tespit edilebilir.
Mesaj açısından: Reklâm da mesaj, doğrudan satışı yapılacak ürün (mal ve  hizmet) veya fikir ile ilgilidir. Halkla ilişkiler ise o ürünü üreten işletme ya da  kuruluşu esas alır. Ayrıca halkla ilişkiler yalnızca kurumu değil, kurumla ilgili
çevreleri de kapsar.
Kullanılan iletişim araçları açısından: Reklâm, kitle iletişim araçları kullanılarak  yapılır. Halkla ilişkilerde ise kitle iletişim araçlarının yanı sıra yüz yüze  ilişkiler, sergiler, konferanslar, işletme gezileri gibi diğer tanıtım teknikleri de  kullanılır.
Ödenen ücret açısından: Reklâm da mutlaka kitle iletişim araçlarına ödenen bir  bedel, ücret söz konusudur. Çünkü reklâm için televizyon ve radyodan zaman, basılı medyalardan yer satın alınmaktadır. Halkla ilişkilerde de medyalara ücret ödenilir fakat bu şart değildir. Örneğin duyurumda olduğu gibi ücret ödenmeden
de kitle iletişim araçları kullanılabilir.
İletişim içeriği yönünden: Reklâm tek yönlü bir iletim aracıyken, halkla ilişkiler çift yönlü bir iletişim sürecidir. Reklâm kaynaktan hedefe tek yönlü mesaj gönderirken, halkla ilişkilerde bu süreç karşılıklıdır. Halkla ilişkiler uzmanının
yönetim ya da yöneticiler açısından iki temel görevi; kamuoyundan yönetime bilgi taşımak ve kuruluşun genel politikası ve topluma katkıları konusunda kamuoyuna bilgi vermektir. 

     Zaman açısından: Reklâm da amaç, kısa vadede söz konusu ürünün satışına katkıda bulunmaktır. Oysa halkla ilişkilerin amacı kurum hakkında çevrede olumlu bir imaj yaratmak, kurumun prestijini yükseltmek, genel bir güven ve destek sağlamaktır. Dolayısıyla reklâm a göre daha uzun vadeli amaçlar peşindedir.
Hedef kitle açısından: Reklâmın hedef kitlesi sadece mevcut ve potansiyel tüketicilerdir. Oysa halkla ilişkilerde tüketici dahil, tüm kamuoyu hedef kitle olarak alınır. Örneğin kamu kuruluşları, yerel kuruluşlar, eğitim, sanat, kültür
çevresi, ortaklar, iş görenler, diğer firmalar, basın vs. gibi.

HALKLA İLİŞKİLER VE REKLAMCILIK ARASINDAKİ FARKLAR

Halkla ilişkiler, bir kurum ya da kişinin kamuoyundaki prestijini yükseltme, kamuoyunun destek ve güvenini sağlayıp bunu devam ettirme amacını güder. Doğrudan mal satmaya yönelik değildir.

Reklamcılık, bir mal ya da hizmetin satışı artırma ya da bir fikri yayma amacını güder.

Halkla ilişkiler, kurumun hedef kitlesi, bütün kamuoyudur.

Reklamcılık, hedef kitlesi, sadece müşteriler veya ileride müşteri olabileceklerdir.

Halkla ilişkiler, kurum hakkında bilgiler yayımlar.

Reklamcılık, ürünler ya da bir fikirler hakkında bilgi yayımlar.

Halkla ilişkiler, gerektiğinde kurumun adını duyurucu, şöhretini arttırıcı reklâm yayımlar.

Reklamcılık, ticari ya da tanıtım amaçlı reklâm yayımlar.

http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/Halkla%20Ilişkilerin%20Ilişkili%20Olduğu%20Alanlar.pdf

PAZARLAMA YÖNLÜ HALKLA İLİŞKİLER

PAZARLAMA YÖNLÜ HALKLA İLİŞKİLER
Pazarlama yönlü halkla ilişkiler; satışı ve müşteri memnuniyetini teşvik eden, şirketleri ve ürünleri tüketicilerin istekleri, ihtiyaçları, çıkarları ve özel ilgi alanları ile özleştiren, inanılır, güveniler, bilgi ve etkileşim iletişimini kullanan toplam bir planlama, yürütme ve değerlendirme programı sürecidir.
Pazarlama yönlü halkla ilişkiler; , pro-aktif halkla ilişkiler ve reaktif halkla ilişkiler olmak üzere iki grupta incelenmektedir.
Pro-aktif Halkla İlişkiler: Bir işletmenin pazarlama amaçları tarafından yönetilmektedir. İşletmenin ürün ve hizmetini tanıtmak, ek bir görüntü, haber değeri, meşruiyet ve güvenilirlik kazandırmak için diğer pazarlama iletişimi araçlarıyla bütünleşik bir şekilde kullanılır.
Pro-aktif halkla ilişkilerin en önemli rolü ürün tanıtımları ve var olan ürün yelpazesinde meydana gelen değişikliklerinde oynamaktadır. Pro-aktif halkla ilişkiler diğer pazarlama iletişimi unsurlarını bütünleştirerek ürün / hizmet lansmanına bir haber özelliği ve değeri katmaktadır.
Re-aktif Halkla İlişkiler: Herhangi bir kurum ya da kuruluşun karşı karşıya kaldığı negatif durumları başarıyla atlatabilmesine yönelik giriştiği halkla ilişkiler çabalarıdır.
Re-aktif halkla ilişkiler, dış etkenlere bir cevap tavrıdır. Dış güçlerin ve rakiplerin ortaya çıkardığı durumlardan, tüketici davranışlarındaki değişmelerden, devlet politikalarında meydana gelen değişimlerden ve diğer dış etkenlerin sonuçları bağlamında gerçekleşmektedir. Re-aktif halkla ilişkiler firma için olumsuz sonuçlar doğuran değişikliklerle uğraşır.
Re-aktif halkla ilişkiler, şirketin imajını ortaya koymak, güçlendirmek dolayısıyla gelirin artırmak amacında olan pro-aktif halkla ilişkilerin aksine işletmenin zedelenen itibarını onarmak, pazar kaybını önlemek ve düşen satışları tekrar kazanmak amacındadır.
Reaktif halkla ilişkiler, genel olarak kriz zamanlarında yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerini içermektedir.
Pro-aktif ve re-aktif olmak üzere iki ayaktan oluşan pazarlama yönlü halkla ilişkilerin faaliyetleri:
– Yeni ürünlerin tanıtımına yardımcı olmak.
– Var olan ürünlerin tanıtımın yapmak ve canlandırmak.
– İşletmeyi konusunda uzman ve lider olarak konumlandırmak.
– Tüketicilerin ürüne olan ilgisini pekiştirmek güvenlerini kazanmak.
– Ürüne destek veren güçlü kurum imajını yaratmak. (Bu amaçla CPR faaliyetlerin desteklemek)
– Olası krizlere karşı hazırlıklı olmak ya da kriz döneminin olumsuz etkilerini en aza indirmek
– Yeni pazarlar oluşturmak, ikincil pazarlara ulaşmak veya zayıf olan pazarları desteklemek.

KAYNAK
http://nezalcan.blogcu.com/halkla-iliskiler-konulari/11432588

HALKLA İLİŞKİLERDE ETİK

Halkla ilişkilerde etik konusu üzerindeki tartışmalar, her geçen gün artarak sürmektedir. Çünkü bugün artık kâr amacı güden kuruluşlar, sosyal taleplere daha fazla dikkat etmeleri ve paydaşlarına (hedef kitlelerine) karşı daha duyarlı olmaları gerektiğini anlamışlardır. Bu anlayış, kuramsal etikten uygulamalı etiğe geçişi de beraberinde getirir.

Teknolojideki hızlı ilerlemeler, halkla ilişkiler uygulayıcılarını ilişkide bulunduğu çevreleri bilgilendirmek için farklı yollar bulmaya zorlar. Halkla ilişkiler uygulayıcıları hedef kitlelerinin bir çeşit muhabiri olarak görev yaparlar. Dolayısıyla, bu muhabirlerin ve temsil ettikleri organizasyonların bireyleri, grupları veya diğer organizasyonları lekeleme riskleri vardır. Herhangi bir muhabirin olduğu gibi, halkla ilişkiler mesleğini uygulayanların da asılsız haber açısından dikkatli olması gerekir. Çünkü halkla ilişkiler uzmanları da -tıpkı gazeteciler gibi- üyelerini ve diğer grupları bilgilendirmek amacıyla kurum içi yayınlar, bültenler, posterler, kapalı devre yayınlar, videolar ve CD’ler kullanırlar.

İş dünyası açısından etik davranış yalnızca yasalara ve düzenlemelere uymayı değil, ayrıca dürüst rekabeti, doğru sözlülüğü ve başkalarına zarar vermemeyi de vurgular. Giderek artan sayıda iş kolunda mesleki etik kuralları oluşturulmakta ve kendi alanlarında rekabette avantaj sağlamak için bu kurallar kullanılmaktadır.

İş etiği açısından iş pratiğini anlamak, birçok aktivite ve fonksiyonun arasından yaklaşımları ve davranışsal sonuçları etkileyebilecek birtakım faktörleri öğrenmeyi de gerektirir. Etik açısından bir davranışın kişisel veya dışarıdan değerlendirilmesi deontolojik ve teleolojik (amaç bilimsel) süreçlere dayanır. Ahlaki değerlendirme süreci, sonuçları hesaba katmadan bir davranışın doğrusu ve yanlışı üzerine odaklanır. Dolayısıyla, adalet kuralları, temel haklar, görevler, zorunluluklar ve sorumluluklar, başkalarının doğal hakları deontolojik değerlendirme sürecinin temel noktalarıdır. Diğer taraftan teleolojik değerlendirme süreci, davranışın sonuçları üzerine yoğunlaşır.

Karar alma mekanizmalarını ve yönetime yaptıkları tavsiyeleri etik esaslar ve toplumsal sorumluluk üzerine inşa eden halkla ilişkiler profesyonellerinin yönetim kararlarında ve faaliyetlerinde daha önemli bir role sahip olacaklarını öne sürmek mümkündür. Halkla ilişkiler uzmanları arasında toplumsal sorumluluğu ve etiğe uygun karar almayı geliştirmenin önemli bir yararı da, halkla ilişkiler mesleğinin kredibilitesini yükseltmesi ve yönetimin kararlarına katılma fırsatlarını artırmasıdır.

KAYNAKÇA:http://prfashion.blogcu.com/halkla-iliskilerde-etik/13878027

Halkla İlişkiler Sektöründe Saygın Bir Yer Edinmenin 10 İpucu

Genç halkla ilişkiler uzmanları sıklıkla müşterileri ve meslektaşlarının kendilerini çocuk yerine koyup ciddiye alınmamalarından ve yeterince sorumluluk verilmemesinden şikayet eder.

Oysa bu dinamik sektörde yetenekli genç uzmanlara, müşterilerinin hedeflerine ulaşmalarında yardımcı olmalarını sağlamak üzere sıklıkla çok büyük sorumluluklar veriliyor. Müşteri baskısı çok zaman bunaltıcıdır ve müşteri taleplerini yönetmek bazen deneyimli profesyoneller için bile çok zor olabilir.

Genç profesyoneller tarafından bu tür baskılar genellikle sorumlu ve akıllı bir ekip üyesi olarak ciddiye alınmama olarak algılanır ve tepkiyle karşılanır. İşte size en zorlu müşteri ve meslektaşlarınızın bile saygı ve ilgisini kazandıracak 10 ipucu:

Bir yetişkin gibi giyinin.

Evet, paranız az olabilir ama yine de uygun fiyatlı üstünüze iyi oturan bir takım elbiseyi karşılayabilirsiniz. Son trendler yerine klasik tarzı tercih edin. Ajans ortamınızda gündelik (casual) kıyafetler giyiliyor olsa bile müşterinizin kültürünü anlayarak onların giyindiği şekilde giyinin.

Bu saç ve makyaj için de geçerlidir. Görünüşünüzün muntazam ve profesyonel olmasını sağlamak için biraz daha fazla zaman harcayın. CEO’lar ve departman yöneticilerinin nasıl giyindiğine bakın ve saygı gösterdiğiniz bu insanlara benzemeye çalışın.

Günlük takılmaları ve şakacı konuşmaları minimuma indirin

Müşterileriniz ve meslektaşlarınız sizinle şakalaşmak isteyebilir, bununla birlikte mümkün olduğunca ciddi tavrınızı koruyun. Kıkırdamalardan kaçınmak size saygı kazandıracaktır.

Meslektaş ve müşterilerinize karşı cana yakın olun, ancak hedefiniz onların dostluğunu değil saygılarını kazanmak olmalıdır. Aradaki sınırı korumak, doğru davranışlar sergilemenize ve kişiliğinizi korumanıza yardımcı olur.

Ses tonunuzu ve dilinizi ayarlayın Çok yumuşak bir tonda mı konuşuyorsunuz?

Tiz bir sesiniz mi var? Aksanınız mı var? “Yani”, “demek istediğim”, “her neyse” gibi ifadeleri çok mu sık kullanıyorsunuz?

Konuşma dilinizde yaptığınız hataların farkında olmayabilirsiniz ancak bilmelisiniz ki bu profesyonelliğinizi kötü etkiler. Muğlak ifadeler yerine daha net ifadeleri kullanın.

Örneğin, “Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum” yerine şunu söyleyebilirsiniz: “Bu fikir web sitenizin trafiğine hızla etki edecek” Güvenilir bir arkadaşınız günlük konuşma dilinde kullandığınız gereksiz kelimeleri ya da aşırı kullandığınız kelimeleri belirlemenize yardımcı olabilir, böylece bu kelimeleri müşterilerinizle konuşurken onları dinlemeye teşvik edecek başka kelimelerle değiştirebilirsiniz.

36366

Ofis klişesi haline gelmekten kaçının

Ofiste çalışırken çok fazla şey içmeyin. Kişisel yaşamınız hakkında konuşmayın. İş arkadaşlarınız veya müşterilerinizle flört etmeyin. Çalışma masanızı temiz ve düzenli tutun. Sosyal medyada geçirdiğiniz zamanı sınırlayın. İşteyken arkadaşlarınızla mesajlaşmayın. Sosyal medya içeriğinizi temizleyin ve gizlilik ayarlarınızı doğru yapılandırın. Daima işe zamanında gelin ve işte hiçbir zaman ağlamayın.

Kendinizi bilgiyle donatın

Müşterilerinizi, ne iş yaptıklarını, iletişim hedeflerini ve hedef kitlelerini anlamak için zaman harcayın.

Sektörel yayınları ve iş dünyası yayınlarını okuyun; (sadece popüler kültürü değil) güncel olayları takip edin. Çeşitli bilgi kaynaklarını okuyarak konuşmalara güvenle katılıp katkıda bulunabilirsiniz.

Her zaman ‘evet’ demeyin

Sorular sorun ve müşteriyi düşünmeye sevk edin. Müşteriniz ulusal bir gazetede haber olmak istediğinde soru sorun: Bu haber yayınının amacı ne? Şirkete ve yöneticilerine ne kadar erişim verecekler? Hikâyenin seçkin olması gerektiğini anlayabiliyorlar mı?

Bu yayınla hedef kitlelerinden hangisine ulaşmak istiyorlar? Müşterilerinize hedeflerine ulaşmalarında onlara nasıl yardımcı olabileceğinizin gerekçelerini vermeye çalışın.

Değerlerinizi ve enerjinizi sergileyin

Müşterilerinizin beklenti ve sorunlarını karşı öngörülü olun. Beklentileri daha iyi yönetmek ve kaynakları doğru şekilde sağlamak için birkaç senaryo hazırlayın. Fikrinizin neden ve nasıl müşterinize fayda sağlayacağını gösterebilmek için öneri ya da tavsiyelerinizin hazır olduğundan emin olun.

 

Risk alın

Bir girişim ya da fikrin peşinden gitmek için her zaman izin istemeyin. Hesaplanmış ve kendinden emin bir şekilde risk almak her büyük liderde olması gereken bir özelliktir.

 

Kendi PR’ınızı yapın

Patron ya da müşterilerinizin ciddi iş sonuçları elde ettiğinizin farkında olmalarını  beklemeyin. Başarılarınızın iletişimini yapın.

Proje hedeflerini gerçekleştirdiğinizde patronlarınıza ya da benzer şekilde    müşterilerinize kısa bilgilendirme e-postaları gönderin.

 

Övgüyü paylaşmaktan korkmayın

İyi sonuçlanmış bir iş için müşterinizi ya da meslektaşınızı (yazılı olarak) tebrik etmek iyi niyetinizi ve ekip oluşturmayla liderlik özelliklerinizi gösterir.

Gençliğinize bir değer olarak sarılın ve bir profesyonel olarak enerji, yetenek ve fikirlerinizi gururla sergileyin.

Duruşunuzu; zeka, güven ve iş ahlakınızı gösterin.

Lider olmak için bir lider gibi davranmalısınız.

 

Kaynak: http://www.prdaily.com/Main/Articles/12524.aspx

Kurum Dışı İletişimde Halkla İlişkilerin Yeri

Müşteriler İle İletişim

Kurumlar ürettikleri mal ya da hizmetleri tüketiciye sunar ve onları satın almalarını bekler. Ancak pazardaki güç dengelerinin tüketiciler lehine değişimi, yoğun olarak yaşanan rekabet olgusu, global ekonominin artan etkisi, tüketici eğilimlerindeki değişim ve bilinç artışı, teknolojik alandaki hızlı değişmeler, reklam uygulamalarının azalan etkisi ve artan maliyetleri, reklam verenlerin değişen beklentileri gibi nedenler müşteri ile iletişim boyutunun önem kazanmasına, müşterinin merkeze oturtulmasını getirmiştir. Müşterinin ön safta tutulması, toplam kalite felsefesi gereği, müşteri memnuniyeti ilkesi, kurumun tüm bölümlerince paylaşılan bir görüş olmalıdır.

Müşteriyi memnun etmeden, ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamadan, onlara sunulan hizmetlere bir değer katmadan, güçlü bir kurum imajı oluşturulamayacağı artık anlaşılmıştır. Müşteri memnuniyeti sağlandıkça, sadık müşteriler oluşur ve böylece müşterinin kurum hakkındaki imajı da güçlenir. Müşteriye hizmette özen, dikkat gösterilirse ve beklentileri karşılanıp, tatmin etme ana hedef durumuna gelirse, buna bağlı olarak kurumun ünü de artar.

Müşteri ve kurum arasındaki iletişimin başarısı, marka bağımlılığı yanında aynı zamanda kurum bağımlığını da beraberinde getirir. Kurum bağlılığında, müşterilerle duygusal bağ etkenleri oluşturma, geliştirme ve koruma programları kurum kimliklerine bağlı olarak hazırlanır.

Müşterilerde olumlu bir kurum imajı yaratabilmek için, onlarla ilişki kurmak, sunulan mal ya da hizmete değer katmak, müşteriye göre üretim yapmak ve müşterinin güvenini kazanmak gerekir. Bu nedenle, kurumlar, müşterilerinin ihtiyaçlarını anlamaya ve yaşadıkları ortam hakkında daha iyi bilgi sahibi olmaya ve onların gerçekten ne söylediklerini dinlemeye önem vermelidir. Özellikle satın alma sırası ve sonrasında, iyi iletişim kuran, özel hizmetler sunan, mal ya da hizmetine fark yaratan değerler katan kurumların, müşteri tarafından algılanan, imajları iyi ve güçlü olur.

Halkla ilişkiler açısından, müşterilerde kurum imajı oluşturmanın bir diğer yolu onların güvenini kazanmaktır. Toplumsal bilincin arttığı günümüzde, uzun vadeli ve etkili bir kurum imajı yaratmak için, kurumun toplumsal sorunlarla ilgilenme dereceleri de önemli bir olgudur. Özellikle, potansiyel müşterilerin, satın alma kararlarını kurumların ününe ve toplumsal bilincine göre vermeleri, toplumsal sorumluluğun kurum imajı ile birleştirilmesini yaratmıştır. Kuruluşun toplumsal sorumluluk yönünde harcadığı çabalar, büyük ölçüde halkla ilişkilerle ilgili çalışma alanını oluşturur. Atıklarıyla çevreyi kirletmeyen, gürültü kirliliğine neden olmayan, refah düzeyini artıran, çalışanların haklarını gözeten, insan haklarına önem veren, geri dönüşümlü ambalajlar kullanan kurumlar iyi bir kurum imajına da sahip olabilir.

Kaynak: http://notoku.com/halkla-iliskilerde-hedef-kitlelerle-iletisim/#ixzz3T7B7epkP

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER ARASINDAKİ FARKLAR ?

 

Birbirini araç olarak kullanan bu iki iletişim yöntemi bazen birbirine karıştırılır. Bazı görüşler tek farkın bir tarafın tüketiciyi bilinçli ve planlı olarak etkilemeye çalışması olduğunu savunur. Halkla ilişkilerde kuruluşlar bütün olarak hareket ederek kurumu ya da ürünü koruyarak pozitif bilincin devamlılığını sağlar ya da oluşmasında rol oynar. Diğer yandan reklam, ürünün satılması için düşünülmüş bir tanıtım programı bütünüdür.

   Reklam kısaca bir ürünü veya hizmeti satmayı hedeflerken, halkla ilişkiler kuruluşun kendi içinde ve dışında pozitif iletişimini sağlar.
   Reklam, bir kuruluşun kar politikasında önemli rol oynarken şirket için satış artırıcı strateji geliştirerek, pazarını genişletmenin yollarını arar. Halkla ilişkiler bu noktada doğru iletişimin tek adresidir. Kuruluşların reklam politikasının doğru yönlendirilmesinde, şirkete geri dönüşünde devreye girer.
    Reklamın hedef kitlesi ile halkla ilişkilerin hedef kitleleri de farklılıklar gösterir. Reklam ürünün özelliklerine göre belirli bir kitleyi ilgilendirirken halkla ilişkilerde hedef kitle olabildiğince geniş tutulur. Çünkü pozitif iletişim kuruluşların itibarının sağlanmasında büyük öneme sahiptir. Bir diğer ifadeyle, reklam ekonomik sistem içerisinde, pazarda yalnızca potansiyel alıcıya hitap etmekte, buna karşın halkla ilişkiler bu ekonomik sistem içerisinde tamamıyla farklı alan ve mercilere veya tamamıyla farklı sistemlere-örneğin siyasal veya kültürel sistemlere- seslenmektedir.
Reklam her kuruluş tarafında kullanılamaz ancak her kuruluşun bir halkla ilişkiler politikası ve birimi vardır.  Kısa adı RTÜK olan Radyo Televizyon Üst Kurumu’nu ele alalım. Kendi reklamını yapamaz ancak halkla ilişkilerini belirli bir noktada tutabilmek için dikkatli davranmak zorundadır. Yine özel sektördeki büyük kurumlar, kurumsal yapılarının reklamını yapma ihtiyacı içinde değillerdir ancak vasıflı elemanlardan oluşan halkla ilişkiler birimleri mevcuttur.
Bu iki birbirine bağlı ancak birbirinden temelde farklı iş kolu, farklı yönetim birimleri tarafından idare edilirler. Halkla ilişkiler bir şirket politikası olduğu için doğrudan üst yönetim birimleriyle çalışır. Diğer yandan reklamcılık bir satış ve pazarlama politikası olduğu için bu birimlerle birlikte hareket eder.
Halkla ilişkiler ve reklam arasındaki bir başka fark ise kullandıkları araçlarda yatar. Reklam klasik medya araçlarını kullanır. Bunları radyo, tv, gazete, dergi, afişler ve son zamanlarda internet olarak sayılabilir. Halkla ilişkiler kuruluş içinde ve dışında iletişimden sorumlu olduğu için şirket içi ve dışı basın toplantılarını, basın bültenlerini, organizasyonları, seyahatleri planlar. Bunlar için haberleşme teknolojilerinden faydalanır. Bunlar telefon, faks ve e-maillerdir.
  Her iki iş kolu yaptığı iş itibarıyla hizmet süreleri açısından da farklılıklar gösterir. Halkla ilişkiler; ilişki ve iletişimi yönettiği için uzun soluklu yatırım ve çalışmaları gerektirirken reklam kısa süreli etki oluşturmaya yönelik hareket eder.
Reklam, bir satış ve sattırma sistemi olduğu için öncesi ve sonrasında yapılan değerlendirmeler ve karşılaştırmalar reklamın niceliksel faydalarını da ortaya koyar. Reklamın getirisi rakamsal verilerle ölçülebilir. Halkla ilişkilerin kuruluşlara maddi faydasını saptamak güçtür

 

Kaynak : http://www.reklam.com.tr/reklam-yazilari/reklam-ve-halkla-iliskiler-arasindaki-fark-nedir-/260

 

Türkiye ile iletişim kanalımız Putin “YILLAR SONRA PUTİN”

GÜNEY Kıbrıs Rum Yönetimi sözcüsü Nikos Hristodulidis, Kathimerini gazetesine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gazetenin “Anastasiadis ile Erdoğan arasında yeni iletişim kanalı. Moskova, Lefkoşa-Ankara doğrudan istişaresi için aracı rolünde” başlığıyla manşetten yayınladığı söyleşide Rum sözcü, Nikos Anastasiadis’in Moskova’daki temasları hakkında bilgi verdi. Güney Kıbrıs liderinin, Türkiye’ye Kıbrıs sorunuyla ilgili bazı mesajlar göndermek istemesi ve ortaya çıkan yeni durumla ilgili Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Hristodulidis, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vladimir Putin’in kısa süre önce Türkiye’ye gerçekleştirdiği ve bazı anlaşmalara imza atılan ziyaretinde de görüldüğü üzere Rusya, Türkiye ile iyi ilişkiler içerisinde… Bu, Rusya ile Kıbrıs sorunu bağlamındaki ilişkimizdeki yeni unsurdur. Yani Rusya’yı, Türkiye’ye bazı mesajlar göndermek için yeni bir iletişim kanalı olarak kullanıyoruz.”
Hristodulidis, Rusya lideri Putin’e, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletmek üzere somut mesajlar verilip verilmediği sorusuna verdiği yanıtta da, “Rusya tarafından Türk tarafına iletilecek mesaj, müzakerelere geri dönmemize olanak tanıyacak şartların mümkün olduğunca çabuk oluşmasını arzu ettiğimizdir. Bununla birlikte, bazı başka detaylar da iletilecek ancak bunlar alenen söylenemez. Diyalog olsun diye diyalog değil, olumlu sonuca varma perspektifi yaratacak diyalog için gerçek şartlardan söz ediyoruz” dedi.
imagesCAWOCDZD

KKTC: MUHATAP BİZİZ
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Osman Ertuğ, Nikos Hristodulidis’in açıklamaları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Gerek hidrokarbonlar gerekse Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü konularında muhatabın Türkiye değil KKTC olduğunu belirten Ertuğ, aracılık girişimlerine tepki gösterdi. KKTC Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, “İletmek istedikleri mesajları kendilerini aylardır masada bekleyen Kıbrıs Türk tarafına doğrudan iletebilirler. Bunun aksine söz ve davranışlar olayı saptırma ve oyalama taktiklerinin ötesine geçemez” dedi.


putin-den-ziyaret-oncesi-turkiye-ye-ovgusu

ANASTASİADİS AÇIKLAMIŞTI
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, Rusya’nın Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir rol oynayabileceğini şubat ayında açıklamıştı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinin ardından basın toplantısında konuşan Anastasiadis, “Eminim Rusya, Kıbrıs sorununa kalıcı, istikrarsız Doğu Akdeniz bölgesinde istikrar koşullarını oluşturacak, tüm Kıbrıs halkının insan haklarını onaracak bir çözüm bulma çabalarında belirleyici bir rol oynayabilir” demişti.

Kaynakça: http://www.aydinlikgazete.com/dunya/turkiye-ile-iletisim-kanalimiz-putin-h64834.html

Halkla İlişkilerde Hedef Kitle

Halkla ilişkiler deyince akla ilk gelen kavramlardan biri hedef kitledir. Çünkü halkla ilişkilerin değeri; organizasyonun ilgili çevresini izleyerek, kendi amaçlarıyla hedef kitlesini ortak paydada buluşturarak ve hedef kitlesiyle ilişki kurarak organizasyonunun etkinliğine katkıda bulunduğunda ortaya çıkar. Halkla ilişkiler, farklı hedef kitleleri belirleyerek ve farklı stratejiler gerektiren bu hedef kitlelerle farklı ilişkiler geliştirerek stratejik yönetimde rol alabilir. Halkla ilişkiler uygulayıcılarının strateji ve halkla ilişkiler arasındaki ilişkiyi iyi anlaması, diğer yöneticilerle ortak bir dili kullanmalarına yardımcı olabilir.

 

Öncelikle, hedefin hangi ‘halk’ olduğunu belirtmemiz gerekir. ‘Hangi Halk’ derken amaçlanan Fransız halkı, İtalyan halkı, Yugoslav halkı değil, halkın, ‘toplumun hangi grubu’ olduğudur. Burada sözü edilen ‘toplumun hangi grubu’ deyişi, halkla ilişkilerde ‘hedef kitle’ kavramına denk gelir.

 

Halkla ilişkiler açısından hedef kitle, kuruluşun dikkate alma gereği duyduğu ortak beklentileri olan insanlar topluluğudur. Yanlış kişilere, yanlış biçimlerde gönderilen mesajlarla zaman, para ve çabanın boşa harcanmaması için hedef kitlenin önceden belirlenmesi, bir halkla ilişkiler kampanyasında atılacak en önemli adımdır.

Günümüz koşulları altında hiçbir kuruluş ya da hükümetin hedef kitlesi ile işbirliği yapmadan, görüşlerini dikkate almadan, demokrasinin gerektiği biçimde işlemesi imkânsızdır. Benzer biçimde ticari amaçlı kuruluşların tüketici, ortaklar ve çalışanlar gibi hedef kitleleri ile iletişimi önemli bir yer tutar.

Kimi otoriteler, işletmeler açısından hedef kitleyi kurum içi, kurum dışı, toplum ve medya olmak üzere dört kısımda inceler. Ancak her kurumun kendine özgü değişik hedef kitleleri bulunur. İşletmelerin hedef kitleleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir:

•Müşteriler ve potansiyel müşteriler
•İşletme personeli
•Hissedarlar ve ortaklar
•Meslek kuruluşları
•Sosyal kuruluşlar
•İşletmelere mal veren kişi ve firmalar
•Sigorta şirketleri, sosyal güvenlik kuruluşları
•Toplumsal çevre
•Potansiyel işgücü
•Kamuoyu önderleri
•Medya vb.

HALKLA İLİŞKİLER MODELLERİ

 

“Halkla ilişkiler; bir organizasyon ile hedef kitle arasındaki iletişim yönetimidir.”
Gruning

 

1)Basın Ajansı Tanıtım Modeli
Bu modelin amacı kamunun ilgisini çekerek tanıtımın yapılmasıdır. Temsilcisi uydurma haberleriyle ünlü P.T. Barnum’dur. Barnum Kamuoyunun ilgisini çekebilmek için birçok yola başvurmuştur çünkü Barnum’a göre basında yer almak asıl amaçtır.Abartılı haberlerle basının insanların dikkatini çekmeye çalışan ve gündemde kalmayı amaçlayan P.T. Barnum ilk defa tanıtım amaçlı afişlerde de yararlanır. Bu dönemde afişlerin hazırlanmasıyla reklamcılık gelişmiş basınla ilişikilere önem verilmiştir.
Propagandaya benzeyen çalışmlarda dürüstlük önem taşımaz;Barnum’a göre kötü tanıtım yoktur. Bu modelde tek yönlü iletişim vardır. Eğlence yöneticisi Barnum abartılı şovlarla basında yer almak kamuoyunu etkileyen olaylar yaratmak amacındaydı. Sirki olan barnum o dönemin ünlü ses sanatçılarını en büyük hayvanlarını(fil Jumbo) sergilemek gibi farklı gösteriler sunmuştur.

Barnum’un Örnek olayları ;
Yaşlı Hizmetçi olayı: G.Washington un hizmetkarı olan Joice Helt in 161 yaşında olduğunu iddia etmiş ve onu görmeye gelenlerden ücrete almıştır.

General Tom Thumb: P.T. Barnum cüce olan Charless Stratton şovlarda dans ettirip şarkı söyleterek büyük bir şöhrete kavuşturmuştur. Ve ona General Tom Thumb adını vermiştir.

Fiji’li Deniz Kızı: Fiji adası yakınlarında yakaladığını iddia ettiği bir deniz kızını New York’a getirmiştir.Çok çirkin olduğu söylenen bu bu kanı çok güzel göstermiş ve müzede sergilemiştir.

2)Kamuyu Bilgilendirme Modeli
Bu modelde esas amaç kamunun bilgilendirilmesidir.Gerçekler tam anlamıyla basınla paylaşılmalıdır ve kamuoyu aydınlatılmalıdır.Yine tek yönlü iletişim vardır. Bu modelin temsilcisi Ivy Lee ‘dir. Bu modelin kullanıcılar basın sözcüsü gibi çalışırlar.Bu modelde dürüstlük temel alınmıştır.

3)Çift Yönlü Asimetrik Model
Bu modelle birlikte Halkla ilişkilerin ilk temlleri atılmaya başlanmıştır.Burda kamuoyuna verilen mesajların ikna etmeye yönelik olması önem taşır.Sigmund Freud ‘un yeğeni Edward Bernays halkla ilişkilerile psikoloji arasında bir bağ kurarak bilimsel verilerle ikna sürecini gerçekleştirmeyi amaçlar. Bernays halkla ilişkilere farklı bir bakış açısı getirmiştir.
Asimetrik modelde tek yönlü iletişim akışı vardır.Sadece kurumun açısında dışarıya bakılır karşı tarafın görüşü dikkate alınmaz ve dışarıdan bilgi gelmez.Bu modelde hedef kitlenin düşünceleri görüşleri alınır ancak bu bilgiler hedef kitleyi elde edilen veriler doğrultusunda etkileyebilmek için kullanılır. Burada amaçlanan feedback sonucu davranışda değişiklik yapmaktır.
Bernays Halkla ilişkiler danışmanlığı mesleki açıdan açıklamıştır ; bu açıklamaya göre Halkla ilişkiler danışmanı müşteri ve hedef kitle arasında iletişimi sağlar kamuoyu oluşturur ve danışmanlığını yaptığı kişinin davranışlarını şekillendirir.Buna örnek olarak Ivy Lee nin Rockefeller’a danışmanlık yaparak halkın gözündeki imajını değiştirmesini gösterebiliriz.
4)İki Yönlü Simetrik Model
Günümüz Halkla İlişkilerine en yakın modeldir. Bu modelle birlikte araştırma ve sonuçlar daha da önem kazanmıştır. İki yönlü simetrik model hedef kitlenin görüşlerini değerlendirmesi ve kuruluşun sosyal sorumluluğunu uygulaması açısından ,21.yüzyılın çağdaş halkla ilişkiler anlayışını orta koymaktadır. Bernays’a göre halkla ilişkiler tek yönlü bir yol değildir, halkla ilişkiler liderler ve kamuoyunun birbirine entegre olduğu amaç ve hedefler kamu ve özel çıkarların kesişmesine dayandığı iki yönlü bir yoldur. Halkla ilişkiler danışmanı kamuya karşı sorumluluklarını unutmamalıdır der.
Bir ürünün pazarlanmasına katkıda bulunmak veya yasamayı etkilemek amacıyla halkla ilişkiler iki yönlü simetrik modeli kullanılabilir.
Halkla ilişkiler bir kuruluşun hedef kitlesine yönelik olarak verilen bilgilerin ve fikirlerin yorumlanması ve iletişimidir.Hedef kitleden kuruluşa yönelik olarak belirlenen fikir kanaat bilgilerin yorumlanması ve iletişim her ikisini de uyumlu hale getirme çabasındadır der Cutlip ve Center. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi hedef kitlenin görüş ve düşünceleri dikkate alınmalı iki yönlü bir iletişim kurulmalı ve uyumlu hale getirilmelidir. Kuruluşlar hedef kitleden aldıkları bilgileri değerlendirerek kuruluşu halkın istediği biçimde düzenlerler. Kuruluş ve hedef kitle arası uyum iletişim bu modelin amacıdır.
Bu modeli uygulayan kuruluşlar halkla ilişkiler çalışmaları ile olumsuz imajı en düşük seviyeye getirmeyi amaçlarlar. Bu da sosyal sorumluluk ile sağlarlar. Halkla ilişkiler hedef kitle kuruluş arasındaki bir köprüdür iki yönlü iletişimle uyum sağlamaktır.
Bu modelde en çok üzerinde durulan kavram sosyal sorumluluktur.

KAYNAK: https://gzmoncl.wordpress.com/2012/12/04/halkla-iliskiler-modelleri/

Yeni mezun ve “işsiz” halkla ilişkilerciler üzerine…

HR & PR

Yeni mezun ve “işsiz” halka ilişkilerciler üzerine… .
12 Mart 2012 , Pazartesi 09:07

Yeni mezun ve “işsiz” halka ilişkilerciler üzerine…
.
İdil Türkmenoğlu

idil.turkmenoglu@halklailiskiler.com

İstanbul’daki bir üniversitenin Halkla İlişkiler bölümünün yeni mezunundan uzunca bir e-posta mesajı aldım. İş arama sürecinde kendinin ve arkadaşlarının yaşadığı sıkıntılardan bahsediyordu.Sadece kendi adına değil, bir grup arkadaşı adına yazdığını söylemiş.

“İletişim sektöründeki ilanlara yaklaşılmıyor bile”, diyor.” En az 3-5 sene deneyim aranıyor”. Ajansların da öğrenciyken kendileriyle staj yapmış olanları seçtiklerini, ama öğrenciyken bir ajansta staj yapmaya çalışmanın iş aramak kadar zor bir durum olduğunu yazmış. Deneyimsiz “Halkla İlişkiler”ciler olarak kendi alanlarında kariyerlerine başlayamadıklarını ve çoğunun kendi dallarıyla uzaktan yakından alakası olmayan işlerde çalıştığını eklemiş. “Deneyimli insan araraken, bir yandan da gençlere kariyer fırsatını tanımalılar.Tazeliğin ve yeniliğin en önemli unsur olduğu bu sektörde taze beyinlerin şansı olması gerektiğine inanıyorum” diyor.

Bu cümlelere katılmamak mümkün değil. Elbette yeni beyinler çok değerli. Elbette gençlere fırsat vermek lazım. Gençler, firmalar için çok önemli bir kaynak olmakla birlikte, yeni mezunlara fırsat vermek de bir nevi sosyal sorumluluk aynı zamanda.

Bunlar bir tarafa, ben de “gerçek iş deneyimi” olmasa bile, günümüzde “halkla ilişkiler” alanında yeni mezun bir adayın taşıması gereken özellikleri sıralayayım isterseniz. Çok yakında başımdan geçen bir işe alım öyküsü… Ne yazık ki uzunca süre böyle bir adayı arayıp, yüzlerce CV inceleme, onlarca mülakat yapma sonunda, “zorla” bu özelliklere yakın bir aday buldum.

Çok iyi derecede -en azından – İngilizce bilecek.

(CVsine “İngilizce biliyorum” diye yazan adaylara, mülakatın yarısını İngilizce yapalım, dediğim an onların %95’i doğru düzgün cevap veremeyip “Ay, şu anda çok ani oldu. Hazırlıksızdım” diyor. Uluslararası müşterilerle dolu ajanslarda çalan telefonlara nasıl yanıt vereceksiniz, koridorda karşılaştıklarınıza nasıl selamlaşacaksınız, yabancı basına nasıl brief vereceksiniz? Yurtdışından nasıl benchmark yapacaksınız? Malesef Anadolu Liseleri kalitelerini düşürdükten, özel okulların çoğu da üniversite sınavlarına odaklandıktan sonra, yabancı dili gerççekten öğrenenler çok çok azaldı…)

Çok iyi derecede Ms Office programları (en azından Word, Excel, Powerpoint) kullanabilecek.

(İşte bunu da bulmak çok zor. Iki ödev yazıp, binlerce mail atmış, internette gezmiş olmak, “bilgisayar bilmek” anlamına gelmiyor. Sunum dosyasının formatını yapmak, harflerin renklerini değiştirip, iki resim eklemek demek de değil. Sunumun alt yapısına şirket logosunu ekleyemeyen, dinleyici notları hazırlayamayan bir “iletişimci”, nasıl basın toplantısı sunumunu veya “iç iletişim strateji” sunumunu hazırlayacak? Excel’de formul yazamayan, pivot yapamayan biri, nasıl bütçe tabloları yapacak?)

Türkçe dilbilgisi iyi ve sözcük dağarcığı geniş olacak. Güzel, akıcı ve anlamlı yazabilecek.

(Ajansta müşteri temsilcisi, veya şirkette iç iletişimci olarak başlamak isteyen bir yeni mezunun yazı dili iyi olmalı. Şirket iç bültenleri, tepe yönetim mesajları, medyaya verilen yanıtlar onun elinden geçecek. Betul Mardin’in adını doğru yazacak, Nietszche kim demiyecek, meclis başkanının ismini bilecek, internette facebook dışında da vakit geçirmiş olacak, üç beş favori köşe yazarı olacak… Zamanla, deneyimle, bilgisi gelişebilir. Ama iyi bir altyapı, geniş bir genel kültür lazım. Bunu da yıllar içinde, okuduğu kitaplar, izlediği filmler, katıldığı okul faaliyetleri belirliyor. O kadar az sayıda genç bu bilinçle hayata hazırlanmış oluyor ki…)

İşte, çok basit üç kriter. Benim görüştüğüm yüzlerce “yeni” halkla ilişkiler mezununda olmayan özellikler. Bunlar deneyim gerektiren yetkinlikler de değil. Birçok yeni mezunda aranan “olmazsa olmaz”lar…

Yoksa ben mi yanılıyorum?

Not: Eğer “bu özellikler bende vardı, ama bu açık pozisyondan haberim olmadı” diyorsanız; o “işe arama becerleri” konusuna girer… Bu dönemde çok kanaldan iş arama, pozisyonları takip etme başka bir yetkinlik. Başka bir konu…

Kaynak:

http://www.halklailiskiler.com/yeni-mezun-ve-issiz-halka-iliskilerciler-uzerine.html

 

 

1 53 54 55 56 57 64