Zonguldak ‘Sazlı Cazlı’ Grubu, Zonguldak’ta Konser Verdi

Zonguldak 'Sazlı Cazlı' Grubu, Zonguldak'ta Konser Verdi

AMERİKALI ve Türk müzisyenlerden oluşan ‘Sazlı Cazlı’ grubu, Karadeniz türkülerine yer verdiği turne kapsamındaZonguldak’ta konser verdi.
ABD Ankara Büyük elçiliği Halkla İlişkiler ve Kültür İşleri Bölümü’nün katkılarıyla, ‘Müzik ruhun gıdasıysa caz mükellef Karadeniz kahvaltısıdır’ diyerek Türkiye turnesine çıkan ‘Sazlı Cazlı’ grubu, Bursa’nın ardından Zonguldak’taki alışveriş merkezinde konser verdi. Caz müzisyeni ve eğitmeni Emre Kartari’nin yanında Ayça Kartari, Kevin Simpson, Onur Puza, Taylor Barnett ve TRTsanatçısı solist Yahya Geylan’dan oluşan grubun seslendirdiği ‘Çanakkele’, ‘Çayelinden öteye?, ‘Eylen Sunam’, ‘Hekimoğlu’ türküleri beğeni topladı. Yaklaşık 1 saat süren konserin ardından izleyiciler grubu alkışladı.

Grubun solisti Yahya Geylan, geçen yıl İç Anadolu Bölgesi’ndeki turnelerini bu yıl Karadeniz’de yaptıklarını söyleyerek, “Bütün dinleyenleri konserlerimize bekliyoruz. Caz müziğiyle halk müziğini birleştirdiğimiz bir proje. Caz müziğinin armonisi üzerine Türk ve Halk Müziği ezgilerini serpiştirdik. Bizleri izleyin. Çok mutlu olursunuz. Keyif alırsınız” dedi.

http://www.haberler.com/zonguldak-sazli-cazli-grubu-zonguldak-ta-konser-8438641-haberi/

Bursa Halkla İlişkiler Derneği’nde yeni dönem…

Bursa’nın önemli sivil toplum kuruluşlarından Bursa Halkla İlişkiler Derneği’nin (BHİD) Olağan Genel Kurulu Nilüfer Dernekler Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. İki listenin yarıştığı genel kurula üyelerin yoğun katılım sağladı. Divan başkanlığını Gonca Yerliyurt’un gerçekleştirdiği genel kurulda, Bedirhan Bozali’nin başkanlığındaki liste kazandı. Geçmiş dönem başkanı Serdar Ömeroğuları ve yönetim kurulunun ibra edildiği seçim, her iki listenin de güzel rekabeti ile sonuçlandı.

Bedirhan_Bozali

“Mesleki itibar ve farkındalık için yola çıktık. Asıl işimiz bundan sonra başlıyor” 

Serdar Ömeroğulları ve yönetim kurulu üyelerine BHİD’in çıtasını yukarılara taşıdıkları ve özverili çalışmaları için teşekkür eden BHİD Yönetim Kurulu Başkanı Bedirhan Bozali, “Öncelikle bizleri bu göreve layık gören tüm üyelerimize ve bizimle birlikte bu güzel yarışta yer alan diğer listedeki arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Derneğimiz Serdar Ömeroğulları ve yönetimi ile son dönemde adından fazlasıyla söz edilen bir dernek haline geldi. Ben ve ekip arkadaşlarım da bu bayrağı daha da yukarı taşımak istiyoruz. Bu bayrağı yukarıya taşırken, derneğin üyesi olan tüm arkadaşlarımızı çalışmaların içinde görmek istiyoruz. Oluşturacağımız komisyonlarda üyelerimizin de dernek ve sektörümüz için bizlerle birlikte omuz omuza çalışmasını bekliyoruz” dedi.

Seçimlerde aday olmadaki en önemli amaçlarının mesleki itibar ve farkındalık olduğunun altını çizen Bozali, “Asıl işimiz bundan sonra başlıyor farkındayız. Meslekte itibar ile çıktığımız bu yolda yeni işler yeni projelerle derneğimizin çıtasını her yönden daha da yükseltme gayreti içerisinde olacağız” diye konuştu.

2016-2018 döneminde hizmet edecek Bedirhan Bozali Başkanlığındaki liste Mustafa Sönmezay (Comio Digital Works), Pınar Yaltan Mutlu (Esteticare), Bahar Erkan (Clk), Cansel Oruç (İnoksan), Funda Yasemin Sürer (Grammer), Aysun Alemdaroğlu (Medya Park), Okan Kızılkaya (Yıldırım Belediyesi), Dilek Kiper (Bursagaz), Ahmet Akhan (Bursa Büyükşehir Belediye), Sinem Uğurgün (Sinem Uğurgün PR),  Elif Aygül (Borçelik), Kadriye Öncü Pakten (Yeni Dönem), İlknur Çatak Şen (Akyapak), Seray Gül (Carrefour Alışveriş Merkezi), Nesrin Sarp (Medikal Park)  isimlerinden oluştu.

KAYNAK: http://www.halklailiskiler.com.tr/

HALKLA İLİŞKİLER ÖĞRENCİLERİNDEN U’MUTLU 23 NİSANLAR PROJESİ

fft261_mf14508934

Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3. sınıf öğrencileri WoM Ajans grubu olarak “U’Mutlu 23 Nisanlar” adı altında sosyal sorumluluk projesine imza attılar.
23 Nisan öncesi Erzurum’un Köprüköy ilçesinin dört köyünde ki Soğuksu İlkokulu, Karataşlar İlkokulu, Yukarı Kızılca ilkokulu ve Yapağanlı ilkokulundaki çocuklarla buluştu. Öğrenciler, çocukların ve okulların; başta kırtasiye malzemesi, okuma kitapları ve ilk yardım malzemeleri olmak üzere ihtiyaçlarını karşıladılar.
23 Nisan öncesi çocuklarla birlikte vakit geçirip sınıfları süsleyerek ATA’mızın Hediye ettiği bu güzel günü daha da anlamlı bir hale getirdiler. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak, ‘’Çocukların Gözlerinizdeki Işık Hiç Sönmesin’’ mesajını verdiler.

 

http://www.milliyet.com.tr/halkla-iliskiler-ogrencilerinden-u-mutlu-erzurum-yerelhaber-1336719/

ASKİ’den “Halkla İlişkiler ve İletişim” Eğitimi



Adana Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ), hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla personellerin mesleki bilgi ve becerilerini yükseltecek kurum içi eğitimler gerçekleştiriyor.
ASKİ’de vatandaşlarla direkt iletişimde bulunan personellere yönelik, kurumsal vizyonu geliştirmek, etkin iletişim, motivasyonu artırmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla “Halkla İlişkiler ve İletişim” konularında eğitim düzenlendi. Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Eroğlu tarafından verilen eğitim 5-6 Mart tarihlerinde gerçekleşti. Eğitime kırsalda ve merkezde çalışan yaklaşık 700 personel katıldı.
Eğitime katılarak personellerle bir araya gelen Adana Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürü Rahmi Pekar, kurum içi eğitimlerin düzenlenmesinin önemine dikkat çekti. Pekar, bu eğitimler sayesinde ASKİ’de bilinçli ve kaliteli hizmet verecek personel sayısının artacağını ifade etti.
Bundan sonraki süreçte de ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından çeşitli eğitimler düzenlenmeye devam edilecek.

http://www.milliyet.com.tr

Halkla İlişkiler ve Propaganda

Propaganda: bir fikrin ideolojinin tek taraflı olarak hedef kitleye dayatılmasıdır. Propaganda bir çeşit beyin yıkama çalışmasıdır. Amaç: ne pahasına olursa olsun hedef kitleyi kendi yönünde ki inanç ve eyleme yöneltmektir. Propaganda da besleyici tepkiyi tıkamak pahasına yanıt alma kaygısı yoktur ve propagandanın temel ideali tek düşünceyi tek ideolojiyi benimsetmektir. Propagandanın türleri vardır; Beyaz, gri ve kara propaganda.

Beyaz propaganda: kimin tarafından yapıldığı belli olan bir türdür. Propagandayı yapan kendini saklamaz ortaya çıkartmak ister. Yalan habere, iftiraya, çarpıtmaya başvurmadan bilgiyi duyurma yayma ve kamuoyunu bilinçlendirme amacı vardır. Kara propagandanın aksine etkinliği fazladır. Zamanla kara propagandanın gerçeği yansıtmadığı anlaşılınca etkinliği azalır ve önemini yitirir. Beyaz propaganda da meşru bir hakkın savunulması açık bir kaynaktan yapılır.

Gri propaganda: doğruluğu ispatlanmamış birtakım dedikoduları yayma amacı vardır. Kaynak açıkça belli değildir. Amacı: rivayetler yayarak halk kitlelerinin beyinlerinde şüphe tohumları oluşturmaktır. Doğru olan bir olaya abartı ve yalanlar eklenerek muhatabı küçük ve gülünç duruma düşürme amacı vardır.

Kara propaganda: en sert ve en ağır propagandadır. Kaynağı belli değildir ve kaynak kendini belli etmez. Yalan, karalama, aşağılama, iftira, çarpıtma, hile, entrika gibi yanlış davranışlar sergilenir. Bu türde beyin yıkama teknikleri aşırı şekilde kullanılır. Sinema kara propaganda da en çok kullanılan araçlardan biridir. Dini amaçlı olarak kiliseye inanan çekme, siyasi nedenli olarak seçimlerde bir fikir ve ideolojiyi yayma, askeri nedenli olarak savaş yıllarında asker sayısını artırma gibi amaçlarla yapılabilir.

Reklam, propaganda ve halkla ilişkilerin ortak noktası bir düşünceyi aktarmaktır. Ancak bu üç disiplin iknayı farklı yollarla yapar. Reklam para ile yer ve zaman satın alarak, Halkla ilişkiler olumlu imaj yaratarak, propaganda ise mesaj bombardımanıyla beyin yıkayarak iknaya çalışır. Bu farklılıkların yanında benzer yönleri de bulunur. Propaganda ve halkla ilişkiler hedefe ulaşmak için planlı ve programlı çalışır ve lobiciliği kullanır.Propaganda mesaj bombardımanı ile hemen sonuç beklerken halkla ilişkiler uzun yıllara yayılan hemen sonuç beklemeyen olumlu imaj yaratma amacı taşıyan bir yönetim disiplinidir. Planlı ve programlı çalışmaları nedeniyle halkla ilişkiler ve propaganda birbirine karıştırılır. Halkla ilişkiler de temel ilke dürüstlüktür, haber içerikleri 5n1k formatında yüzde yüz doğru olmalıdır. Propaganda ise dürüstlüğü önemsemez ve propagandanın temel ilke değildir. Yalan, karalama, iftiraya başvurulabilir. Beyaz propaganda da ise doğru yalnızca kendi doğrusudur. Ayrıca propaganda da tek yanlı sunum vardır. Sadece tek tarafın yararı düPROPA1şünülür ve olayların tek yönü aktarılır. Halkla ilişkiler uzun vadede bir sorumluluk taşıdığı için hedef kitlenin görüş ve davranışına göre kurum politikasını belirler ya da yenileşmeye gider. Propaganda hedef kitleye önem vermez hedef kitleye göre vizyonunu değiştirmez.

Türk Dünyasından Anadolu Ajansına Ziyaret

Anadolu Ajansı (AA) ile Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) iş birliğiyle hayata geçirilen, “Yerel Yönetimlerin Basın ve Halkla İlişkiler Hizmetleri Eğitim Programı”na katılanlar, AA İstanbul Haberleri Editörlüğünü ziyaret etti.Anadolu Ajansı (AA) ile Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) iş birliğiyle hayata geçirilen, “Yerel Yönetimlerin Basın ve Halkla İlişkiler Hizmetleri Eğitim Programı”na katılanlar, AA İstanbul Haberleri Editörlüğünü ziyaret etti.

Ajansın toplantı salonunda ağırlanan heyete, AA Pazarlama ve Satış Direktörü Nedim Kaya tarafından ajansın çalışmaları, yapısı, yayınları ile Türk Dünyası ve İslam Dünyası haber paketleri hakkında bilgi verildi.

AA İstanbul Haberleri Editörü Hüseyin Altınalan da heyettekileri çalışmaları hakkında bilgilendirdi.

İstanbul’un Türkiye’nin en kalabalık ve hareketli şehri olduğunu anlatan Altın alan, İstanbul Haberleri Editörlüğünün de çok yoğun bir tempoyla haber üretimi yaptığını dile getirdi.

Altınalan, toplumu bilinçlendiren haberler yaptıklarını kaydederek, AA’nın yayın ilkelerine ilişkin çeşitli örnekler verdi.

Ziyaretin ardından heyettekilere, AA almanakları hediye edildi.

turk-dunyasindan-aaya-ziyaret_5179677-670x330

http://www.haberler.com/turk-dunyasindan-aa-ya-ziyaret-8390982-haberi/http://www.haberler.com/turk-dunyasindan-aa-ya-ziyaret-8390982-haberi/

İlkokul Çocuklarının “yarınlarını aydınlattılar”

ANTALYA (AA) – SÜLEYMAN ELÇİN – Antalya’da bir grup üniversite öğrencisi, yürüttükleri sosyal sorumluluk projesiyle ilkokul öğrencilerine kütüphane yaptı, okulun bahçe duvarını onardı.

Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri, ilkokul öğrencilerinin fiziki alt yapılarını geliştirmek için “Yarınlarını Aydınlat Projesi” başlattı.

Kepez ilçesindeki Ahatlı İlkokulunu pilot okul seçen öğrenciler, okulun kütüphanesinin bulunmadığını ve bahçe duvarlarının yıkık olduğunu belirledikten sonra çalışmalara başladı.

-Kız öğrenciler çanta sattı, erkekler duvar ördü

Kız öğrenciler, gerekli parayı temin etmek için atık dergilerden yaptıkları çantaları pazar ve kermeslerde sattı. Erkeköğrenciler de okulun bahçe duvarının onarımı ve kütüphanesi için malzeme temin etti.

Öğrenciler imece usulü çalışarak onardıkları okul bahçesini boyadı.

-Kütüphaneye 250 kitap

Üniversiteli gençler, okula kütüphane kurmak için de çalışma yürüttü.

Öğrenciler, kendi elleriyle boyadıkları ve düzenledikleri kütüphane için yaklaşık 250 kitap, masa ve sandalye satın aldı.

Kütüphanenin açılışını Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Beykan Çizel ile yapan proje koordinatörü öğretim görevlisi Özlem Mansuroğlu, amaçlarının öğrencilerin sosyal sorumluluk bilincini geliştirmek olduğunu kaydetti.

Öğrencilerinin özverilerine hayran kaldığını ifade eden Mansuroğlu, “Öğrenciler boyamadan duvar örmeye çiçek ekmeden harç karmaya kadar her aşamada alın terlerini döktüler. Çok çalıştılar ve çok yoruldular. Onlarla gurur duyuyorum. Büyük emek sarfettiler” dedi.

-“Geleceğe iz bırakmak istiyoruz”

Projede görev alan öğrencilerden Nazım Petek ise gelecek nesiller için adım atmak amacıyla bu projeyi hazırladıklarını vurguladı.

Bilinçli bir nesil için kitap okumanın önemine işaret eden Petek, “İş gücümüzü ve alın terimizi koyarak projeyi tamamladık. Geleceğe bir iz bırakmak istiyoruz. Dışarıda gezen bir nesil yerine kütüphanede kitap okuyan bir nesil yetişmesini amaçlıyoruz” diye konuştu.fft81_mf4767933

Otizm için #KalbiniPaylaş

1461930591_SBUX_TOVKalbiniPaylas_290316

#OTİMZİÇİNKALBİNİPAYLAŞ

Starbucks ve TOV, bu yıl hayata geçirdikleri #KalbiniPaylaş kampanyası ile otizmin ne olduğunu ve belirtilerini anlatma hedefiyle yola çıktı.

Dünyada otizmin rengi maviden esinlenilerek mavi kalplerle simgeleştirilen kampanya, herkesi otizm için #kalbinipaylaşmaya ve otizm farkındalık elçisi olmaya davet etti. Mümkün olduğunca çok kişiye otizmin ve belirtilerinin ne olduğunu anlatmayı amaçlayan kampanya, Twitter, Facebook ve Instagram kullanıcıları tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Kampanya için özel olarak oluşturulan kalbinipaylas.com sitesindeki uygulamayla oluşturulan 40.000 fotoğraf, sitenin ziyaretçileri tarafından Instagram, Twitter ve Facebook hesaplarında paylaşıldı.

Otizmin ve belirtilerinin bilinirliğinin yaygınlaşması, erken tanı ve sürekli eğitimin artması ile otizmli bireylerin topluma kazandırılmasını hedefleyen kampanyanın web sitesi tam 26.000 kişi tarafından ziyaret edilerek büyük ilgi topladı.

Kampanya Türkiye’de otizm farkındalığı yaratmak adına büyük bir başarıya imza attı ve kampanyaya ilişkin materyaller Facebook’ta 5, Twitter’da ise 1.8 milyon kişi tarafından görüntülendi.l

Starbucks ve Tohum Otizm Vakfı Elele
Ülkemizde her 68 çocuktan biri otizm ile dünyaya geliyor. Buna rağmen Türkiye’deki her 10 kişiden 7’si otizmi ve belirtilerini bilmiyor.

2015 yılında GFK Türkiye’nin Tohum Otizm Vakfı için yaptığı “Türkiye’deki Bireylerin Otizm Algısı ve Bilgi Düzeyi” araştırmasında katılımcıların yalnızca %29’unun otizmi duydukları sonucu ortaya çıkarken, otizmin tedavisinin nasıl olacağına ilişkin soruya ise %73 oranında “herhangi bir fikrim yok” cevabı verildi.

Otizm farkındalığının geliştirilmesi gereken bir konu olduğunun bilinciyle Starbucks, 2009’dan beri Tohum Otizm Vakfı ile birlikte otizm alanında projeler hayata geçiriyor.

Otizmli Çocuklarımız Starbucks Favorilerini Seçti
Starbucks’ın lezzetli tatlıları arasından favorilerini belirleyen otizmli çocuklarımız en çok Bella Vista, Misto Cookie, Starbucks Brownie, Limonlu Cheesecake ve Very Berry Muffin’i sevdi.

Starbucks #KalbiniPaylaş kampanyası kapsamında, 1-3 Nisan tarihlerinde, çocuklarımızın favorilerin de aralarında bulunduğu tüm tatlıların geliri otizmde farkındalığı arttırmak için gerçekleştirilen projelerde kullanılmak üzere Tohum Otizm Vakfı’na bağışlandı.

Kaynak: http://www.halklailiskiler.com.tr/Otizm_icin_KalbiniPaylas..php

Kriz Yönetimi Ve Hakla İlişkiler

Kuruluşlarda her şey her zaman yolunda gitmeyebilir. Kuruluşlar, sonları olabilecek krizlerle karşılaşma olasılıklarını dikkate alarak, kurumsal iletişim yönetimi anlayışıyla kriz yönetimine önem vermeleri bir gerekliliktir. Kriz yönetiminin halkla ilişkilerle bağlantısını anlayabilmek için özellikle krizin ne olduğunu açıklamak yararlı olacaktır.

kriz-yonetimi

Kriz ve Kriz Özellikleri

Kriz, sonucu tehlikeli olabilecek bir durum ya da bunalım olarak tanımlanır. Kuruluşlarda kriz ise karar verme organlarını tehdit eden ve oluşumuyla, karar vericiler için sürpriz özelliği taşıyan bir durumdur. Tanımda yer alan sürpriz sözcüğü beklenmeyen ve birden oluşan değişim özelliğidir.

Bir krizin temel özellikleri;
– Kurumu tehdit etmesi,
– Kurum mekanizmalarının yetersiz kalması,
– Acil müdahale gerektirmesi,
– Beklenmedik ve birden gelmesi,
– Korku ve paniğe yol açması, Kurumun imajını tehdit etmesi olarak sıralanabilir. Krize yol açan nedenler, kurumdan kaynaklanan nedenler; çevreden kaynaklanan nedenler olmak üzere ikiye ayrılır.

Kurumdan kaynaklanan kriz nedenleri:
– ürün hataları,
– kurumun el değiştirmesi,
– rüşvet,
– boykotlar,
– dedikodular,
– bilgi sistemlerindeki bozukluklar,
– hizmet aksaklıkları,
– cinsel taciz vb.

Çevreden kaynaklanan kriz nedenleri:
– doğal afetler,
– yasal değişimler,
– rekabet,
– dış ekonomik dalgalanmalar,
– kamu algılamasındaki değişiklikler, vb. sayılabilir.

Ne tür bir kriz olursa olsun, her kriz belli aşamalardan geçer. Başka deyişle, tıpkı ürünler gibi krizlerin de yaşam eğrisinden söz edilebilir. Bu aşamalar: kriz öncesi, kriz dönemi ve kriz sonrası dönem olarak açıklanabilir.

– Kriz Öncesi Dönem. Krizin kavram olarak başlangıç noktası ve kuluçka dönemidir. Kriz sinyalleri görünse bile, her nedense, bazı kurumlar tarafından ciddiye alınmaz. Bu dönemde krizi önlemek için pek çok fırsat vardır. Eğer bu fırsatlar kullanılırsa, kriz çıkmadan önlenebilir. Önemli olan, kriz öncesinde, krizin doğru saptanmasıdır.

– Kriz Dönemi, krizin ortaya çıktığı, yönetimin dikkatini çektiği aşamadır. Kurum, kitle iletişim araçları ve hedef kitlelerle yüz yüzedir. Krizi atlatabilecek çözümler bulunup uygulanır.

– Kriz Sonrası Dönem ise, krizin en az yara ile atlatılabilmesi hedefi sonrası dönemdir. Kriz başarı ile yönetilmiş ise, kurum kriz sonrasını da fırsata dönüştürebilir.

Leadership_1306223734kriz-yönetimi-e1440539347497

Halkla İlişkilerde Kriz İletişim Planı

Kriz yönetimi, krizlerin ortaya çıkmasını önlemenin yanı sıra, önlenemediğinde krizi en az zararla atlatabilmek için yapılan her türlü etkinliği içerir. Kriz yönetimi, kurumlarda proaktif bir gereklilik olsa bile, çoğu krizler reaktif stratejilerle yönetilir. Bu durumda, kriz yönetimi, krizin şiddetini azaltma amaçlı bir iletişimi öngörür.

Kriz yönetimin en önemli yanı, kriz yönetim ekibinin kurulmasıdır. Kriz yönetim yönetim ekibinin içinde yer alan halkla ilişkiler uzmanı, kriz yönetim ve iletişim planının oluşturulması ve kriz iletişim planının uygulanmasında sorumluluk taşır. Krizler için önceden plan yapılmasa da bir iletişim planının oluşturulması önemlidir.

Kriz iletişim planlaması, kurumun tepkisinin belirlenmesidir. Bu tepkinin kime, hangi araçlarla, nasıl verileceğini saptamak gerekir. Kriz iletişimin kurum kimliğini gözardı etmeden, kurum imajı dikkate alınarak gerçekleştirilmesi bu nedenle iletişim süresince kurumun teksesli olması, seçilen bir sözcünün bu görevi yerine getirmesi temeldir.

Halkla ilişkilerin, hedef kitleler ile iletişim kurma, bilgilendirme, kurum imajı oluşturma gibi işlevleri kriz dönemlerinde de önemlidir. Ancak çalışanların bilgilendirilmesi, kurum açısından öncelik taşımalıdır. Hedef kitlelerin güvenilir ve açıklayıcı bilgiden yoksun bırakılması kuruma daha çok zarar verir. Örneğin, istifalar gündeme gelebilir, satışlar düşebilir ya da ürünler boykot edilebilir, hisse senetleri değer kaybedebilir.

Kriz dönemlerinde, kurumların yapacakları en büyük iletişim hatalarından biri, krizi önemsememe, hiç bir şey olmamış gibi davranmalarıdır. Kriz ne olursa olsun, kabul etmek ve bu doğrultuda bilgilendirmek yine kurumun halkla ilişkilerde doğruluk, dürüstlük, açıklık politikaları çerçevesinde iletişim kurmak her zaman yararlı olacaktır.

 

KAYNAK:

Kriz Yönetimi ve Halkla İlişkiler

 

Halkla İlişkilerin İşlevleri

                          HALKLA İLİŞKİLERİN İŞLEVLERİ
1. Kurumsal İletişim
Bugünün iş ortamında doğru iletişim stratejileri tasarlama, doğru yöntemler bulma ve
hayata geçirme kaygısı, halkla ilişkiler bölümlerinin üstlendiği rolü çok kritik bir konuma
taşımaktadır. Buna paralel olarak, iletişim uzmanları, strateji oluşturma ve karar verme
süreçlerinin giderek ayrılmaz bir parçası haline gelmekte ve iletişimcilerin
sorumlulukları yalnızca çalıştıkları kişi ya da kurumlar ve onların muhatap oldukları kitlelerle sınırlı kalmayıp, tüm topluma karşı da hızlı bir biçimde artmaktadır.
Kurum için kritik nokta, iletişim kanallarını etkin olarak yönetebilmektir. Bu nedenle
örgütçe, fonksiyonel birimler, pazar ve medya ile koordinasyonunun sağlanması; iletişim
planının hazırlanması, yönetilmesi ve takip edilmesi ve bunun sürekli bir sistem haline
getirilmesi esastır. Bu konudaki çalışmalarından birinde
Jefkıns örgütsel iletişimin temel amaçlarını şu şekilde sıralamaktadır;
1. Örgütün politika ve kararlarını yönetilenlere duyurmak,
2. Örgüt ile ilgili bilgileri çevreye duyurarak, örgüte olan güvenin artmasını sağlamak,
3. Örgütün yeni yönetim anlayışını anlatarak, bilgilendirme yoluyla destek sağlamak,
4. Örgütün birim ve bölümlerine bilgi verilerek, örgütsel bütünlük ve uyum sağlamak,
5. Ücret artışları, primler, burslar ve tatil olanakları gibi iş görenleri yakından ilgilendiren
konulara ilişkin bilgilerin verilerek, çalışanların güdülenmesini sağlamak,
6. Yönetimi ilgilendiren her türlü mevzuatı personele duyurarak, olası hataları önlemek,
7. Örgütsel tutumların yönlendirilmesi ve iş görenlerin yönetsel amaçlar doğrultusunda güdülenmesini sağlamak.
Belirtilen bu amaçların yanı sıra, örgüt içinde “bir sistem olarak iletişimin temel amacı” ; kopuk ve dağınık ilişkileri düzenlemek ve örgütsel amaçlarla bireysel
amaçlar arasında bilinçli bir dengenin kurulmasını sağlamaktır.
2. Kurumsal Kültür
Kavram olarak kültür; öğrenilen ve paylaşılan değerler, inançlar, davranış özellikleri ve
semboller toplamı olarak ifade edilmektedir. Kurumsal kültür ise, belirtilen bu değer, özellik ve
semboller topluluğunun kurumlardaki görüntüsüdür. Bu kavram kurumlarda; “rasyonel” ve
“görüntüsel” olmak üzere çeşitli araçlarla kendini göstermektedir.
Koçel’e göre; rasyonel araçlar; işletme amaç ve hedefleri, kullanılan teknoloji,
organizasyon yapısı, politika, planlama, kontrol, ödül, ceza ve terfi sistemleri, iletişim ve
raporlama sistemleridir. Görüntüsel araçlara örnek olarak; kullanılan dil, değer verilen davranış
kalıpları, sembol ve simgeler, estetik, fiziksel ortam ve düzenlemeler, organizasyon içi
merasimler, geçmiş başarılara dönük hikayeler, tecrübeler ile giyim-kuşam gösterilebilir.
Dünyanın en büyük iletişim ajanslarından BBDO’nun dünyaca ünlü genç CEO’su olan
Andrew Robertson, Türkiyeyi ziyaretinde yaptığı bir röportajda, BBDO’nun kurumsal kültürünü
oluşturan 10 altın kuraldan bahsetmektedir ki; bu kurallar sadece iletişim sektörü değil, her
sektörden örgütleri ilgilendiren özelliğe sahip bulunmaktadır. Robertson’a göre; kurumsal
kültürün 10 altın kuralı;
1. Yapılan işi severek ve diğerlerinden daha iyi yapmak,
2. Hizmet verilen kişilerce seviliyor olmak,
3. Kurumunu iyi temsil etmek,
4. Çevreye enerji veren bir özelliğe sahip olmak,
5. İşleri sürüncemede bırakmamak,
6. “Ben” değil “biz” diyebilmek,
7. Sorumluluklarının bilincinde olmak,
8. Kriz durumlarında hemen toparlanabilmek,
9. Sağlıklı bir şüphe içinde olmak,
10. İstediğini değil, doğru olanı yapmak.
3. Kurumsal Kimlik
Sözlük anlamı ile kimlik; “bir kimsenin, bir grubun üyesi olarak hissettiği
aidiyet, güven, bilinme ve önemden hareketle gruptaki diğer insanlarla ortak değerleri ve yaşam
biçimlerini paylaşması durumu”, kurumsal kimlik ise; “örgütün karakteri ve
değerler sistemi” olarak tanımlanmaktadır. Kurumsal kimlik, örgütün kendisiyle ilgili
düşünceleridir. Yani, örgütün kendisini nasıl gördüğü, iç paydaşlar tarafından nasıl algılandığını
ifade eder. Aynı zamanda, itibarı güçlendirmek amacıyla girişilen kurumsal iletişim faaliyetlerini
içermektedir.
Örgütlerin üç çeşit kimliğinden söz edilmektedir;
1. Örgütün ne olduğu (mevcut hali),
2. Örgütün ne olmak istediği (ideali),
3. Başkalarının örgütü nasıl gördüğü (dış görünüşü).
Kurumsal kimlik açısından yapılan araştırmalar, örgütün dış görünüşünü ifade eden;
başkalarının “özellikle çalışanların” örgütü nasıl gördüklerinin önemine vurgu yapmaktadır.
Örgütün hedeflerini gerçekleştirmek için; öncelikle çalışanların beklenti ve isteklerini dikkate
almak zorunda olduğu kabul edilmektedir.
Terrance Deal ve Allan Kennedy, kurumların çalışanlarının davranışlarına, hareketlerine,
tavırlarına ve beklentilerine işaret eden kurumsal değerleri vurgulayarak, başarılı şirketlerin bu
değerler üzerinde durduklarını belirtmektedir. Deal ve Kennedy’e göre;
örgütlerin çekirdeğini oluşturan bu değerler, örgütün temel özelliklerini yansıtmakta ve çoğu kez
örgütlerin sloganları ile bütünleşerek “örgütsel kimlik” olarak ortaya çıkmaktadırlar.

4. Kurumsal İmaj
Kurumsal imaj; paydaşların örgütü nasıl gördüğüdür. Başka bir deyişle, dış paydaşların
örgütle ilgili algılamalarıdır.
Çalışanlar, lider özellikleri, müşteri/ vatandaş memnuniyeti, satış sonrası hizmet,
reklamlar, endüstriyel ilişkiler ve fiziksel görünümün doğrudan etkilediği kurumsal imaj uzun vadeli başarı için en önemli faktör olarak kabul edilmektedir.
Güçlü bir kurum imajı yabancı kaynakların ve öz sermayenin artırılabilmesi için önemlidir.
İmajın, satışları ve fiyatları yükseltebilme gücü üzerinde de olumlu etkisi olduğu
düşünülmektedir. Sonuç olarak imaj ; kuruluş için önemli bir varlıktır ve
doğru yönetilmezse değerini kaybedecek bir yatırım olarak kabul edilmektedir. İmaj, kurumsal
itibarın oluşmasında önemli parametrelerden birisidir. Halkla ilişkiler; sosyal faaliyetler, topluma
yarar sağlayan projeler ve çeşitli iletişim kanalları ile kurumsal imajın oluşmasına katkıda
bulunur. Bu katkı ise, istikrarlı ve ilkeli yönetim politikaları ile birleşerek itibarın yapısını
şekillendirmektedir.
5. Kurumsal İtibar
Kadı beşegil tarafından yapılan açıklamaya göre; “kurumsal itibar,
bir örgütün yarattığı güvenin toplam pazar değeri içindeki katkı payıdır. Kurumun elle
tutulamayan değerlerinin karşılığıdır. Bu karşılığın bedelini hesaplayabilecek herhangi bir para
birimi henüz icat edilmemiştir”. Kurumların işleyişinde bu kadar hayati öneme sahip olan
“kurumsal itibar” çevreye duyarlılık, kalite bilinci, şeffaflık, müşteri memnuniyeti, ilkeli ve
tutarlı işletme politikaları gibi düşünce ve uygulamalarla yükselmektedir.
Kurumlarda başarılı ve etkin itibar yönetimi için;
1. Süreç içinde kurum için önem taşıyan zihinlerin hangileri olduğunu saptamak,
2. Kurumun rakipleri arasındaki mevcut görünürlük ve güvenilirliğini gerçekçi bir
şekilde teşhis etmek,
3. Konum oluşturmada şirketin kontrolü altındaki faktörlerin hangisinin
kullanılacağına karar vermek,
4. Kurumun farklılaşmış bir konuma ulaşıp ulaşmadığını, hedef pazar dilimleri
açısından iyi bir konuma ulaşıp ulaşmadığını ve hedef pazar dilimleri açısından
özellikle değer taşıyan konumlar olup olmadığını belirlemek,
5. Son olarak, hedef müşterilerin zihnine ve kalbine etki eden yolları belirlemek
üzere geniş iletişim taktiklerinden yararlanmak gerekmektedir.
Uygulamada imaj ve itibar yönetimi birbirine çok karıştırılan kavramlar olmasına
rağmen, Peltekoğlu; tüm iletilerin imaja etkisinden dolayı, imajın olumlu
ya da olumsuz olabileceğini, ancak bir kurumun itibarından söz edilmesi durumunda, sözcüğün
yüklendiği olumlu anlam nedeniyle herhangi bir olumsuzluğu çağrıştırmadığını kabul etmek
gerektiğini, belirtmektedir.

kaynak: Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi Electronic Journal of Social Sciences. Doç.Dr. Selma KARATEPE

1 19 20 21 22 23 64