halkla ilişkiler ve kamu yönetimi

783155_kamu-yonetimi

Demokratik ve modern toplumlardaki kamu hizmetlerinin yürütülmesinde halkın

bilgi sahibi olması bir hak olarak ortaya çıkmaktadır. Kamu kuruluşlarının sunduğu

hizmeti talep eden her insan, gerek kendi işlemlerinin hangi safhada olduğu, gerekse

kurumun yaklaşımı konusunda bilgi sahibi olup gerekli mercilere başvurmak istemektedir.

Bu aşamada kendisine en yakın birim olarak da halkla ilişkiler birimini görmektedir. Bu

yüzden kamu kurum ve kuruluşları için önem arzeden faaliyetlerden biri de halkla ilişkiler

faaliyetleridir.

Halkla ilişkiler, kamu kurum ve kuruluşlarında iç ve dış çevreler arasında karşılıklı

iletişimi sağlayan bir işletme yönetimi olarak açıklanabilir. Bu tanımdan hareketle, halkla

ilişkilerin üç aşaması söz konusudur. İlk olarak, iki yönlü bir iletişimin varolması; ikincisi

bilgilendirme, anlama ve imaj geliştirme boyutu ile kamuoyunu etkileyebilmesi; ve son

olarak da bir yönetim görevi olmasıdır. Günümüz toplumlarında, halkla ilişkilerin

kaynak

http://iibfdergi.cumhuriyet.edu.tr/

Bankalarda Halkla İlişkiler ve Tanıtım Faaliyetleri

3

Halkla ilişkiler, halkın tavrını değerleyip, işletmenin halkın çıkarlarına uygun olarak izleyeceği politikaları ve yöntemleri saptar ve kamunun anlayışını ve işletmeyi benimsemesini sağlayacak iletişim programını harekete geçiren eylemlerin yönetimini içerir. Halkla ilişkilerin rolü çeşitli çevrelerde örgüt ve hizmetleri hakkında olumlu bir imaj kurmak ve geliştirmektir. Halkla ilişkiler faaliyetleri sadece hizmet işletmelerinin mevcut ve potansiyel müşterileriyle değil, personeli, tedarikçileri, hükümet üyeleri, yerel kuruluşlar, finansal kurumlar ve aracılarla da olumlu ilişkiler kurulmasını amaçlar. Halkla ilişkiler müşteri ilişkilerinden daha fazla unsur içerdiği için genellikle fonksiyonel pazarlama yönetimi düzeyinde değil şirket düzeyinde ele alınır. Bu nedenle de halkla ilişkileri kimi zaman tüm tutundurma planıyla bütünleştirmek zor olabilir.

Tanıtma ise, bir ürünün, kişinin, düşüncenin ya da hizmetin bir bedel ödenmesi söz konusu olmadan kitle iletişim araçları ile kamuya olumlu bir şekilde tanıtılıp benimsetilmesidir.

Bankalar bir bakıma elde ettikleri yüksek kârlar bir başka açıdan da günümüzde yaşanmakta olan ekonomik kriz döneminde olduğu gibi kendilerine duyulan güvensizlik gibi nedenlerle sürekli olarak toplumun tepkisini üzerlerine çekmişlerdir. Bu bakımdan, banka imajının iyileştirilmesi için yapılan çalışmaların en önemlilerinden biri de şüphesiz, halkla ilişkiler ve tanıtma faaliyetleridir.

Çalışma konuları para olan bankalar, hizmet sektörünün bazı ayırıcı özellikleri nedeniyle işletmelerinin devamlılığını sağlayabilmek için halkın güvenini kazanmak zorundadırlar. Bankalarda yapılan halkla ilişkiler ve tanıtma çabaları da; bankaya güven, destek, sempati ve saygınlık kazandırmaya yöneliktir. Bankalarda halkla ilişkiler çalışmaları banka şubelerinin açılmasından önce başlar. Bir banka şubesi ya da banka açılmadan önce yapılan kampanyalar, müşteri ziyaretleri, banka açılışında verilen kokteyl potansiyel müşterilere banka hakkında iyi bir imaj kazandırılmasında çok önemlidir. Bankaların hizmetlerinin kalitesini yükseltebilmesi için halkla ilişkiler konusunun bir parçası olan” müşteri ilişkilerine çok önem verilmesi gerekir. Bu da bankaların aktif personelinin eğitilmesi ile sağlanır.

Bugün özellikle hizmet işletmelerinde halkla ilişkiler konusuna büyük önem verilmektedir. Halkla ilişkiler bölümleri kurularak, bu bölümlerde uzmanlar görevlendirilerek, hizmetlerin daha iyi sunulması, sorunların yerinde ve zamanında belirlenerek çözümlenmesine çalışılmaktadır. Uluslararası Halkla İlişkiler Birliği, bu kavramı “özel ya da kamu sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin ilişkide bulundukları kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek için sürekli yaptıkları bir yöneltme görevi” olarak tanımlamıştır.

Bu tanıma göre bankalarda halkla ilişkiler;
– En etkili iletişim sistemini kurmak,
– Banka müşteri ilişkileri konusunda sempati yaratmak ve
– Bankanın çalışmaları hakkında en kapsamlı bilgileri verme amacını gütmektedir.

Bankalar ticari işletmelerdir. Öz kaynakları ne kadar büyük olursa olsun yine de sınırlıdır. Bu nedenle bankalar yabancı kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu kaynakların başında da mevduatlar gelir. Mevduat toplamak ve toplanan mevduatı bankada tutabilmek halkla ilişkileri iyi bilip uygulamakla sağlanabilir.

Bir bankanın halkla ilişkileri geliştirme amaçlarını şu biçimde sıralayabiliriz:
– Halkı aydınlatmak, çalışmalarını halka benimsetmek
– Halkta bankaya karşı olumlu davranışlar ortaya çıkarmak
– Halkın bankayla olan işlerini kolaylaştırmak
– Çalışmalarının başarısını arttırmak için halkın bilgi ve isteklerine başvurmak
– Kanun, tüzük vb. uygulamalara uyulması sağlamak ve bunun sonucunda haklarının korunabilmesi için yasal uygulama ve değişikliklerle ilgili halka bilgi vermek
– Halkla iş birliği kurarak, hizmetlerin daha çabuk ve kolay görülmesini sağlamak
– Halkın istek ve eleştirilerinden, çalışmaların iyileştirilebilmesi için yararlanmak
– Banka personelinin güdülenerek çalışma veriminin artmasını sağlamak.

Kaynak: http://notoku.com/bankalarda-halkla-iliskiler-ve-tanitma-faaliyetleri/#ixzz3UeZQiFsj

HALKLA İLİŞKİLER VE ÖDÜL ALANLARI

Halkla ilişkiler dalında aşağıdaki kategorilerde ödül verilmiştir:

1) Kurumsal iletişim projesi
Kurumsal halkla ilişkiler, kurumun mevcut ve potansiyel hedef kitlelerle ilişkilerini düzenleyerek, bu kitlelerin kuruma karşı olan bilgisizliklerini bilgiye, ilgisizliklerini ilgiye ve de sempatilerini kurumsal kimliğe dönüştürme çabalarını ifade eder.untitled

2) Ürün / Hizmet tanıtım projesi
Reklam, halkla ilişkiler, satış geliştirme, tutundurma karması, doğrudan pazarlama gibi iletişim yöntemlerinin birbiriyle uyumlu, bir eşgüdüm içinde marka ve pazarlama karmasının diğer unsurlarıyla birleştirilmesini kapsar.

3) Sosyal sorumluluk projesi
Toplumdan aldığını topluma verme anlayışıyla, kurum hakkında hayırsever algısı yaratarak ve kurumun sadece kar amacı gütmediğini gösterme adına yapılan, ticari karşılığı olmayan iletişim etkinliklerini ifade eder.

Halkla İlişkiler Ve Reklam Arasındaki Farklar

kömö

Birbirini araç olarak kullanan bu iki iletişim yöntemi bazen birbirine karıştırılır. Bazı görüşler tek farkın bir tarafın tüketiciyi bilinçli ve planlı olarak etkilemeye çalışması olduğunu savunur. Halkla ilişkilerde kuruluşlar bütün olarak hareket ederek kurumu ya da ürünü koruyarak pozitif bilincin devamlılığını sağlar ya da oluşmasında rol oynar. Diğer yandan reklam, ürünün satılması için düşünülmüş bir tanıtım programı bütünüdür. Reklam kısaca bir ürünü veya hizmeti satmayı hedeflerken, halkla ilişkiler kuruluşun kendi içinde ve dışında pozitif iletişimini sağlar. Reklam, bir kuruluşun kar politikasında önemli rol oynarken şirket için satış artırıcı strateji geliştirerek, pazarını genişletmenin yollarını arar. Halkla ilişkiler bu noktada doğru iletişimin tek adresidir. Kuruluşların reklam politikasının doğru yönlendirilmesinde, şirkete geri dönüşünde devreye girer. Reklamın hedef kitlesi ile halkla ilişkilerin hedef kitleleri de farklılıklar gösterir. Reklam ürünün özelliklerine göre belirli bir kitleyi ilgilendirirken halkla ilişkilerde hedef kitle olabildiğince geniş tutulur. Çünkü pozitif iletişim kuruluşların itibarının sağlanmasında büyük öneme sahiptir. Bir diğer ifadeyle, reklam ekonomik sistem içerisinde, pazarda yalnızca potansiyel alıcıya hitap etmekte, buna karşın halkla ilişkiler bu ekonomik sistem içerisinde tamamıyla farklı alan ve mercilere veya tamamıyla farklı sistemlere-örneğin siyasal veya kültürel sistemlere- seslenmektedir(Faulstich,1992,28.). Reklam her kuruluş tarafında kullanılamaz ancak her kuruluşun bir halkla ilişkiler politikası ve birimi vardır.  Kısa adı RTÜK olan Radyo Televizyon Üst Kurumu’nu ele alalım. Kendi reklamını yapamaz ancak halkla ilişkilerini belirli bir noktada tutabilmek için dikkatli davranmak zorundadır. Yine özel sektördeki büyük kurumlar, kurumsal yapılarının reklamını yapma ihtiyacı içinde değillerdir ancak vasıflı elemanlardan oluşan halkla ilişkiler birimleri mevcuttur. Bu iki birbirine bağlı ancak birbirinden temelde farklı iş kolu, farklı yönetim birimleri tarafından idare edilirler. Halkla ilişkiler bir şirket politikası olduğu için doğrudan üst yönetim birimleriyle çalışır. Diğer yandan reklamcılık bir satış ve pazarlama politikası olduğu için bu birimlerle birlikte hareket eder.

Kaynak : http://www.reklam.com.tr/reklam-yazilari/reklam-ve-halkla-iliskiler-arasindaki-fark-nedir-/260

 

Halkla ilişkiler ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çalışmaları

17811_b

Günümüzde kurumsal sosyal sorumluluk uygulaması kuruluşun ürününde farkındalık yaratma ve hedef kitlesine yönelik ikna edici bir iletişim yöntemi olarak kullanılmaktadır. Günümüzde giderek artan kurumsal sosyal sorumluluk kavramı hemen hemen tüm şirket ve özel kuruluşlarda kendini hissettirmeye başlamıştır. Kamu yararına yapılan bu tür çalışmaları kuruluşun ne denli bir kurum olduğunu gösterir. Genellikle kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları bir halkla ilişkiler etkinliği içerisinde yürütülmektedir.
Genellikle kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları çevreyi ve küresel ısınmayı hedef alan çalışmalar yürütülmektedir. Daha çok Pazar payına sahip geniş bir üretim payına sahip kurumlar yada kuruluşlar kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarına eğilimleri vardır. Peki kuruluşlar niçin bu kadar çok para isteyen projelere katılırlar? Tam anlamıyla cevap vermek istersek şöyle diyebiliriz ; şirketlerin yada kurumların kar amaçlı çalışmalarından etkilenen unsurlarına zarar vermemek ve en önemlisi de hedef kitle üzerinde kendi imajını oluşturmak. Bir yandan da şunu da sorgulamak gerek; yani kar amacı güdülen şeyler etik mi ? yoksa etik değimli? Zira etik değilse kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını etiksel olarak sorgulamak gerek. Burada Kant’ın savunduğu görüş ortaya çıkıyor. Kant’a göre fayda amacı yapılan çalışmalar etik değildir görüşü ortaya çıkıyor. Zira kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları kurum tarafından kar amacı güdülen çalışmalar olduğu için etiksel olarak sorgulamak gerek.
Ama kurumsal sosyal sorumluluk adı altında yürütülen çalışmalar kamu yararına yapılan çalışmalar olduğu için etik olduğunu düşünüyorum.
http://www.halklailiskiler.com.tr/yazi.php?id=5225

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM MEZUNLARININ ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

halkla-iliskiler-ve-tanitim      Halkla ilişkiler ve tanıtım elemanı kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda görev yapabilirler. Özellikle özel sektörde hemen hemen tüm büyük şirketlerin halkla ilişkiler birimi vardır. Kendisini iyi yetiştirmiş ve en az bir yabancı dili iyi derecede bilen bir “Halkla İlişkiler ve Tanıtım Elemanı” geniş iş olanaklarına sahiptir.

“Halkla İlişkiler ve Tanıtım” ile “Halkla İlişkiler” bölümleri mezunlarından, Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programını veya Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) işbirliği ile açılan / açılacak Pedagojik Formasyon Programını başarı ile tamamlayanlar, lise ve dengi okullarda Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Öğretmeni olarak çalışabilirler.

EĞİTİM SÜRESİNCE VE EĞİTİM SONRASI KAZANÇ EĞİTİM SÜRESİNCE

Eğitim süresince öğrenciler, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun sağladığı kredi ve yurt imkanlarından, ayrıca kamu ve özel kurum ve kuruluşların sağladığı burs olanaklarından yararlanabilirler.

EĞİTİM SONRASI

Kamu kurumlarında çalışanlar ücretlerini yasalarla belirlenen kurallara göre, özel sektörde çalışanlar ise işverenlerle aralarında yaptıkları anlaşmaya göre alırlar. Kendi işyerini açanlar ise sunduğu hizmetin kalitesine ve yapılan işin miktarına göre değişen oranlarda kazanç elde ederler.

MESLEKTE İLERLEME

Çalıştığı kurumlarda daha yüksek yetki ve sorumluluk sahibi olabilirler (halkla ilişkiler şefi, halkla ilişkiler müdürü vb.) Lisans eğitiminden sonra yüksek lisans (mastır) ve doktora yaparak akademik kariyer yapılabilir ayrıca üniversitelerde, araştırma görevlisi, yrd. doçent, doçent ve profesör olarak görev yapabilirler.

 

Kaynak: http://www.kariyerpenceresi.com/?meslekler,55,2/halkla-iliskiler-ve-tanitim.html

 

HALKLA İLİŞKİLERDE KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI

Reklam ve halkla ilişkiler uygulamalarında kullanılan kitle iletişim araçlarının boyutları gün geçtikçe büyümektedir. Bu çalışmada Web. 2.0 ortamının en önemli bileşenlerinden biri olan online sosyal ağlar, reklam ve halkla ilişkiler mecrası olarak değerlendirilmiştir. Hızla değişen enformasyon teknolojileri, geleneksel iletişim mecralarını değiştirmekle kalmamış, mesajın içeriğini ve mesajı gönderenle mesajın alıcılarının bulunduğu iletişim ortamlarını da değiştirmiştir. Makalede sosyal ağlar öncelikle yeni bir iletişim mecrası olarak değerlendirilmiş, pazarlama iletişimi açısından incelenmiş, sosyal ağ siteleri örneklendirilmiş, sınıflandırılmış, ve pazarlama iletişimi karmasının en önemli iki bileşeni olan reklam ve halkla ilişkiler uygulamaları ısından değerlendirilmiş; reklam ve halkla ilişkiler uygulamaları ısından avantaj ve imagesCABVUHYOdezavantajları belirlenmiş, nasıl kullanılabileceği bir örnek olayla desteklenerek aktarılmıştır.

HALKLA İLİŞKİLER NEDİR?

                                                                     Halkla ilişkiler bir işletmenin, kurumun ya da örgütün bağlantı kurduğu ya da kurabileceği kimsimages (2)elerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim fonksiyonudur. Temelinde ikna, retorik, algı kavramları yatmaktadır. Kısa tanımıyla, kurumların kitlelerle iletişim kurmak amacıyla yürüttükleri, pro-aktif ve re-aktif olarak sürdürülebilen, kamu yararı esas alınarak devam ettirilen düzenli faaliyetlerdir. Bilinen adıyla “PR” olarak ifade edilmektedir.

Halkla ilişkiler işletmenin hizmet verdiği kitle ile daha etkili iletişimde bulunmak üzere başvurduğu bir yöntem; bir işletmeyi iç ve dış müşterilere, bağlantılı olduğu kişilere sevdirme ve saydırma, belirli bir tutumu benimsetmeye halkı inandırma sanatıdır.

Halkla ilişkiler sıradan olmakla önemli olmak arasındaki farktır; işletmenin olumlu bir imaja sahip olması için gerekli tanıtım politikasının saptanması, işletmenin bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve işletme arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan plânlı faaliyetlerdir.

Halkla ilişkiler uzmanları örgüt yönetimine halkın düşünce ve tutumlarıyla ilgili bilgileri getiren, girişimci fikirler üreten, tanıtma kampanyaları geliştiren, kampanyaları yönetim politikasına uygun olarak yöneten kişilerdir. Halkla ilişkiler uzmanlarının özellikleri arasında; yaratıcılık, inisiyatif, düşünceleri açık ve basit şekilde yazarak/konuşarak iyi ifade edebilme temel şartlarının yanı sıra, kamu ve özel sektör örgütlerinde danışmanlık yapabilme, halk ile olumlu ilişkiler tesis ve idame edebilme, karar verme ve problem çözme, araştırma becerileri sıralanabilir. Halkla ilişkiler uzmanları; dışa dönük, kendine güvenen, insan psikolojisi ve motivasyonundan anlayan, rekabetçi, esnek ve takımdaş özellikli olmalıdır.

Halkla ilişkiler kavramı, ilk Fransa’da ortaya çıkmıştır; ancak daha çok Amerika Birleşik Devletleri’nde rağbet görmüş ve üzerinde çalışılmıştır. Günümüzde artık ağırlıklı olarak basın ilişkileri kapsamında faaliyetler yürütülmektedir. Son yıllarda internet ve sosyal ağların da dahil olmasıyla, kitlelerle basın ve web aracılığıyla yürütülen karşılıklı, geri bildirime dayalı, simetrik iletişim faaliyetleri halini almıştır.

Temelinde dört ana modelden yola çıkar; Basın ajansı modeli, kamuyu bilgilendirme modeli, iki yönlü asimetrik model, iki yönlü simetrik model.

Günümüzde uygulanan temel model; karşılıklı iletişime ve geri bildirime (feed-back) dayalı olan iki yönlü simetrik modeldir.

Halkla ilişkiler çalışmalarını yaparken, propoganda yapmaz, ancak ikna edici ve dürüsttür. En çok karıştırıldığı kavramlar arasında Pazarlama, Reklam, Satış Teşviği ve Propoganda bulunmaktadır. Şirketler, odaklanma açısından herkesi ele alamaz, daha doğrusu bu imkânsızdır. Bu nedenle çeşitli iletişim modelleriyle mesajını sınırlı sayıda insana veya insan topluluğuna iletmek durumunda kalır. Belli bir hedef kitleye hitap eder.

Halkla ilişkiler karması, pazarlama karmasıyla karıştırılmamalıdır. Pazarlama karması; ürün, fiyat, tanıtım ve konumlanmadan oluşurken, halkla ilişkiler karması; duyurum, kurumsal reklamcılık, basın sözcülüğü, lobicilik, yönetim danışmanlığı ve çeşitli kamu yararına faaliyetlerden oluşur.

KAYNAK: tr.wikipedia.org/wiki/Halkla_ilişkiler

 

Kriz Yönetimi ve Halkla İlişkiler

indir
Krizler, itibar kaybına neden olabileceği gibi, kurumun sektörden silinmesine de yol açabilir. Kurumların kriz gerçeğini kabul etmeleri ve kriz planına sahip olmaları, krizle mücadele edebilmenin ve krizi fırsata dönüştürmenin tek yoludur.
Krizin fırsata dönüşme olasılığı kadar, yeni krizlere yol açması olasılığı nedeniyle krizleri yönetebilmek için çeşitli senaryolar üretilerek kriz ve kriz iletişim planları geliştirilmelidir.
Hermann’a göre krizden söz edebilmek için üç koşulun birlikte ortaya çıkması gerekir.
  • Kuruluşun itibarının sarsılması
  • Sorunun çözümlenmesi için sürenin çok kısıtlı olması
  • Kuruluş tarafından beklenmeyen zamanda meydana gelmesi

 

Kriz sözcüğünün, halkla ilişkiler literatürüne son yıllarda girmesine karşın, uygulamada kökleri Ivy Lee’ye kadar uzanmaktadır.

1902 yılında maden ocaklarındaki kötü çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla, United Mine Workers sendikasının şemsiyesi altında 150.000 kişinin katılımıyla grev gerçekleşmiştir. Gerçekleşen bu krizin atlatılmasında düzenli bilgi akışı ve Ivy Lee önemli rol oynamıştır. Basın bültenleri kriz iletişimi sürecinde Ivy Lee’nin temel iletişim yöntemi olmuştur.

Aynı yıllarda Pennslyvania demir yollarında yaşanan krizin atlatılabilmesi için yine Ivy Lee’nin desteğine başvurulmuştur, böylelikle uygulamada literatüre girişi kadar yeni olmayan kriz yönetimi ve iletişimi halkla ilişkiler uygulamaları içinde yerini almıştır.

Halkla İlişkiler uzmanı, bir toplumun, bir kuruluşun ya da bir kişinin yaşamında görülen, güç dönem olarak tanımlanan krizin sonuçlarının, daha sonraki aşamaları belirleyici/etkileyici olduğu gerçeğini dikkate alarak önlemler geliştirmeli, korkulu rüya görmektense, uyanık kalmak tercih edilmeli beklenmeyen bir zamanda, istenmeyen ve çözümü acil olan bir durumla karşılaşmamak için her türlü olasılık değerlendirilmelidir.

Çünkü krizlerin neden olduğu itibar kaybı, kaliteli iş gücünü işletmelerden uzaklaştırırken, hisse senetlerinde değer kaybı yaşanmakta, markaya, ülkeye ya da şirkete karşı güven erozyonu oluşmakta, itibar kaybı yüzünden büyüyen finansal kayıplar istenmeyen sonuçlara yol açmaktadır. Buna karşın iyi yönetilen ve izlenen akılcı iletişim politikalarıyla ortaya çıkan krizlerin fırsata dönüştürülmesi olanağı her zaman söz konusudur.

Krizde Olasılık Planları

Beklenmeyen olaylar için hazırlık ya da B planı, krizlerle başa çıkabilmenin temel şartıdır.

Etkili bir olasılık planı geliştirebilmek için planlama grubu oluşturmalı,

Sorunun kapsama alanı ve sınırları belirlenmeli,
Plan oluşturmalı,

Plan test edilmeli,
Ve plan belli aralıklarla test edilmelidir.

 

KAYNAK;http://marketingofficers.blogspot.com.tr/2012/07/kriz-yonetimi-ve-halkla-iliskiler.html

Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişmesi

       

        Halkla ilişkiler, tarihimizin her döneminde çeşitli şekilde uygulamaya konulmuştur. Göktürkler’in Orhun Abideleri, Selçuklular’ın büyük devlet adamlarından Nizamülmülk’ün Siyasetname adlı eserinde; yönetimin, halkın durumu hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olması gerekliliğine işaret edilmesi, yabancı ülke temsilcilerine ve elçilere gösterilecek ilginin önemi üzerinde durulması ve bu kişilere yapılacak muamelenin temsil ettikleri ülkeye yapılmış olacağının açıklanması( ), ayrıca Anadolu Selçuklu döneminde hükümdarların haftanın belli günlerinde halkın şikayet ve isteklerini dinlemeleri ve bunlara çözüm getirmeleri bu dönemle ilgili halkla ilişkiler alanına örnek olarak gösterilebilir.

       Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş döneminde yönetim ile halk arasında olumlu ilişkiler bulunmaktadır. Örneğin bu dönemde padişahların adalet fermanlarında şu formül tekrarlanmaktadır: “Reaya taifesi, ki Tanrının bir emanetidir, onları himaye etmek ve kimsenin zulüm yapmasına müsaade etmemek, padişahın vazifesidir”. Aşık paşazade Tarihinde hükümdar için en önemli şeyin, reayanın hayır duası olduğu şu şekilde anlatılmaktadır: “Ariflerden birine sordular, ”Padişahlara hazine gerek midir?” dediler. Arif cevap verdi: “Bir asıl hazine vardır, ol gerektir” ve sordular kim “ne asıl hazinedir?” Arif aydur, “reayanın hayır duaları padişaha asıl hazinedir”.

       17. yüzyıldan itibaren ekonomik ve sosyal bozulmalarla birlikte yönetim kurumlarında da bozulmalar başladı. Bir zamanların “devlet baba” fikri, mültezimlerden ve memurlardan şikayet edilen, halka karşı olan ve onu ezen devlet anlayışına dönüştü. Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde, 1877 yılında toplanan Meclis’te “memur” sorununun milletvekilleri tarafından dile getiriliş biçimi, yönetim halk ilişkilerinin ne kadar bozuk olduğunu göstermektedir. Bu dönemdeki milletvekillerine göre: Ziraat, ticaret, sanat, ilim, fen ve bütün umumi menfaatlerimizin böyle kendi haline terkedilmiş olması, memurlarımızın vazifelerini kötüye kullanmaları dolayısıyladır. Bir takım derebeylerine, sahte hanedanlara, insafsız mültezimlere, namussuz çorbacılara (Hıristiyan büyüklerine verilen ad), fesatçı ve tezvirci adamlara yer veren, fukarayı bir kat daha perişan eden memurlardır ).

        Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Atatürk’ün halkla ilişkilere önem verdiği görülmektedir. Atatürk, 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde alınan kararların halka duyurulması için İrade-i Milliye gazetesini yayınlatmıştır. Ankara’ya gelişinden kısa bir süre sonra da, Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yayın hayatına girmesi, 1920 yılında da Anadolu Ajansı’nı kurması, bu dönemde halkla ilişkilere verilen önemi göstermektedir.

     Çeşitli dönemlerdeki hükümet programlarında ve siyasi iktidarların uygulamalarında, halkla ilişkiler yer almakla birlikte, modern anlamda halkla ilişkiler uygulamaları, 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nda kurulan ‘Yayın ve Temsil Şubesi’nin faaliyete geçmesiyle oluşturulmuştur. Bu şube, Türkiye için yeni olan iktisadi ve sosyal plan ya da planlı kalkınma olgusunun Türkiye’ye yayılması, Türkiye’de planlama çalışmalarının yahut planlama gereğinin bilincine varılması göreviyle ortaya çıkmıştır.

      1962 yılında hazırlanan Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi’nde (MEHTAP), halkla ilişkiler konusuna yer verilmektedir. Bu projede, “Devlet kuruluşlarının her kademesindeki çalışmalarda ve kararların alınmasında halkla yakın temas sağlamak zorunludur”, ifadesi yer almaktadır. Ayrıca sözü edilen projede; “Gelişmiş ülkelerdeki yönetimler, bu temaslar bakımından çeşitli mekanizmalar ortaya koymuş durumdadırlar. Bunların başında, fertleri ve ilgili kuruluşları karardan önce dinlemek, onların istek ve görüşlerini almak ve değerlendirmek için bulunan usuller gelmektedir. Türk yönetiminde de, çeşitli kademelerde, her kurumun bünyesine uygun olarak halkla temas ve dinleme usulleri kurmak gerekmektedir” ifadeleri de bulunmaktadır .

     1964 yılında kurulan Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü’nde oluşturulan Tanıtma ve Halk Eğitimi Dairesi, “Türkiye’de doğum kontrolü ve aile planlaması” konularında etkin hizmetler sunmuştur.

      1965’te “İdareyi ve İdari Metodları Yeniden Düzenleme Komisyonu” çalışmaları çerçevesinde “Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı” ile ilgili olarak yapılan araştırmada, yönetim-halk ilişkilerindeki aksaklıklardan bahsedilmekte ve yönetimin mevcut imkan ve koşulları içinde halkla ilişkilerini daha “sistematik ve iyi bir şekilde” düzenleme yollarını araması gereğine yer verilmektedir.

      1971 yılının Mayıs ayında, devlet kesiminin genel yönünü ve stratejisini belirlemek üzere 10 kişilik bir Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurul, halkla ilişkiler konusunda da araştırmalar yaparak bazı öneriler getirmiştir. Raporda, Türkiye’de Halkla İlişkiler ve Enformasyon hizmeti gören birimlerin değişik isimler taşıdığına işaret edilmiş, Başbakanlığa bağlı ve koordinasyonu sağlayacak merkezi bir örgütün gerekli olduğu belirtilmiştir. Bakanlık ve diğer örgütlerde halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulması, halka yol gösterecek, yardımcı olacak danışma birimlerinin bulunması veya esas görevlere ek olarak bu görevi diğer memurların yapmaları belirtilmiştir. Raporda ayrıca, “Halkla İlişkiler ve Enformasyon birimleri, kuruluşun baş yöneticisine bağlı olmalı, çalışan elemanların seçiminde özel bir titizlik gösterilmeli, hizmet alanı ile ilgili eğitim görmüş kişiler seçilmelidir” denilmektedir( ).

      Türkiye’de halkla ilişkilerin önemi bütün kamu kuruluşlarınca anlaşılmaya başlanmış olmasına rağmen halen görevli elemanların çoğunluğu halkla ilişkiler alanında mesleki eğitim görmüş kişiler değildir.

     Halkla ilişkiler ders olarak ilk kez 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın Yüksek Okulu’nda, 1970’lerde ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde ve İzmir’de Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulları’nda okutulmaya başlanmış olup günümüzde Kara Harp Okulunda, üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde, Siyasal Bilgiler Fakültelerinde, İletişim Fakültelerinde ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde okutulmaktadır.

   1984 yılında, Bakanlıkların kuruluş ve görev esaslarını yeniden düzenleyen 202 sayılı kanun hükmünde kararname ile bakanlık merkez teşkilatında ihtiyaca göre, hangi tür danışma ve denetim birimlerinin kurulacağı belirtilmiş ve “Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği” kurulacak birimler arasında sayılmıştır. Daha sonra çıkarılan 3046 ve 3056 sayılı kanunla da Başbakanlık ve bazı bakanlıklarda basın ve halkla ilişkiler müşavirliği kurulabileceği de belirtilmiştir.

 

Kaynak: http://www.halklailiskiler.com.tr/Turkiye_de_Kamu_Kuruluslarinda_Halkla_Iliskiler..php

1 49 50 51 52 53 64