ANTALYA/FİNİKE

TARİHÇESİ

Eski ismi Phoenicus. Fenikeliler tarafından M.Ö. 500’lerde, liman kenti olarak kurulmuşdur. Finike ilçesi antik çağda ise Likya(Teke Yarımadası) olarak adlandırılan bölgede bulunmaktadır. Teke Yarımadası’nda M.Ö. 3. bin yıldan beri yerleşim vardır. Fakat yapılan arkeolojik araştırmalar bu bölgede 2. Bin yıldan eskiye giden bir kent henüz tespit etmemiştir.

Elmalı yakınlarında yapılan kazılar erken bronz çağı yerleşimini ortaya çıkarmıştır. Finike ilçe sınırlarında ve yakın çevrede birçok tarihi kalıntı bulunmasına rağmen bunların tarihi Semahöyük kadar eskiye gitmemektedir. Bu kalıntılarda yapılan arkeolojik araştırmalarda elde edilen bulguların en eskileri Likya uygarlığından kalanlardır.

Doğu Akdeniz ticaretinin gelişmesi önce Persler‘i, daha sonra Büyük İskender‘i Likya’ya çekmiş ve İskender M.Ö. 330 yılında bütün Likya’yı denetimi altına almıştır. Likyalılar bu istilaya karşı koymamışlar ve teslim olmuşlardır. Büyük İskender’in ölümünden sonra denetimin zayıflaması, zaman zaman Suriye, Mısır ve Rodos’un Likya’da hegomonya kurmalarına yol açmıştır. Erken Hristiyanlığın başlamasıyla Myra (Demre) bölgede yayılan Hristiyanlığın merkezi haline gelmiştir. Helenler ve Romalılardöneminde her türlü değerlerini kaybeden Likyalılar Bizans hakimiyeti ile eriyip gitmişlerdir.

Bizans döneminde kısa dönemli Arap saldırı ve işgallerini yaşayan bölge, Bizans hakimiyetinden sonra 12071308 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devleti‘nin hakimiyetinde kalmıştır. 1426 yılında Osmanlı idaresi başlamıştır. Osmanlı idaresinde Elmalı kazasına bağlı bir nahiye merkezi iken 1914 yılında kaza olan Finike 19191921 yılları arasında İtalyanların kısa süren

EKONOMİSİ

Finike ilçesi ve çevresinde hakim olan ekonomik yapı tarımsal karakterlidir ve var olan ticaret ve sanayi de tarımsal yapıya dayanmaktadır. Yörede en büyük geçim kaynağı turfanda sebzecilik ve narenciyedir. Bunun yanı sıra bölgede az da olsa balıkçılık vardır. Yörede tarımın ve turizmin mevsimlik oluşu, farklı zaman dilimlerinde yoğunluk kazanmaları yörede yeni gelişmeye başlayan turizmin, tarıma alternatif bir gelir kaynağı olmaktan ziyade, bir ek gelir kaynağı olabileceğini göstermektedir. Bu da yöre tarımın ve turizminin birbirlerini mevsimsel özellikleriyle dengelemesi, yörenin mevsimsel işsizlik sorunun kısmen çözülmesi demektir.

Antalya/Kozağacı, Korkuteli

Kozağacı, korkuteli

Kozağacı, antalya ilinin korkuteli ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

Köyün adının daha önceleri yalınlı kebir iken cumhuriyet döneminde köyde yöresel ceviz ağacının bolluğundan dolayı kozağacı olarak değiştirilmiştir.ilk önceleri cevizli mağarın olduğu yerde içi kovuk bir ceviz ağacının bulunduğu ve çok büyük kovuğun önüne bir kapı yapıldığından geceye kalan yolcular bu rada yattığı için bu çeşmenin adı cevizli mağar.köyün adıda ceviz ağacının diğer adı olan kozağacına çevrildiği yukarıda belirtilmiştir.köye ilk gelenler kerimler kocabıyıklar hüseyiceler velceler gibi sülaleler olmuştur. Yukarıda bahsedilen sülalelerin önceki yerleşimleri yalınlı gediği köyüdür.burayada kerimlervelceler alanyatarafından gelmiş olup ilk olarak yalınlı gediği sahil. Büyükyalınlıyayla olarak kullanmışlardır.kerimlerin velcelerin hala yalınlı gediğinde tapulrının olduğu velceveresesinden. Sarı dayı babasına ait tapu kayıtlarının çıkarılmsı için verdiği dilekçesine gelen cevapta velye ait altı adet tapu kaydının olduğugörülmüştür.köyün ahalisi manavdır yani eski yerleşik düzene geçen yörüklere yerli manasında manav denildiği bilinr.daha sonraları kayabaş tarafından karamustafalar mundan tarafından deli mollalar serik tarafından gökler sülalesi gelerek köye yerleşmişlerdir.cehalet devrinde iki sefer köy döğüşü denilen arbede çıkmış sonunda bunun boş olduğu anlaşılmış ama ihtiyarlar hala bu cehaleti sürdürür.köyün kalkınması birlikten geçtiği için gençleri bu tür iki yarılıklara önem vermemesi gerekir
1
Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

Coğrafya

Kozağacı, antalya ilinin korkuteli ilçesine bağlıdır….antalyaya 100 km dir.korkuteliye35 km oolup elmalıya da40 km uzaklıktadır.dalaman çayının ilk çıkış noktası kızılcadağ akmağarı kozağacı sınırları içindedir.köye3 km mesafedeki göl kurutulup tarla haline getirilmiş,avlan gölü örneğinde olduğu gibi yağışların azlığı belki de bu kurutmayla ilgilidir.kızılcadağ 2598 m kozağacı hudutları içindedir keşkağ urgaç tömek çiğdem1900 ile 2400 metre arasında yükseklikleri olan dağlardır.üç tane akmağar adlı / köy akmağarı yayla akmağarı /kızılcadağ akmağarı olmak üzere üç akmağarımız vardır

onbin dekar civarında ekilen arazisi vardır köye bir km uzaklıkta gölet vardır.eskiden dağların yamaçlarıda ekilirdi şimdilerde buralar boş durmaktadır

2
İklim

Köyün iklimi, akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Genel bilgi………

Başka bi kozağacı var..burdur-çavdır-kozağacı..onun korkuteli kozağacıyla hiç bir ilgisi yoktur..gündoğmuşta dakozağacı adında iki yerleşim birimr vardır
3
Ekonomi

Köyün ekonomisi dsi tarafından yaptırılan kozağacı sulama göleti ile birlikte tarımsal faaliyet ağırlık kazanmış olup tarım ve hayvancılığa dayalıdır.kızılcağın güneyide kirişli dağında kaliteli taş ocağı firmalar tarafından işletilmektedir köyün potansiyel olarak turizmden pay alabilecek durmdadır.antik torıum şehri kalıntıları greek likya roma bizans uygarlıklarına ait çok güzel kaya resimleri ogünün insanlrının giyim kuşam ları hakkında çok güzel fikirler vermektedir.değişik yapı kalıntıları vardır .aslan heykellerinin biri korkuteli çayırlı cami önünde diğer dört adedi müzededir. Bayramali özmenin muhtarlığı zamanında göleti yapan mühendisler aslanlı barj olsun adı diye şimdi müzede olan aslanları değişik yerden toplıyarakbaraja habersiz taşımışlar yasak olduğundan aman muhtar eski mezarın ordan çıktı de yoksa başımız yanar deynice muhtarda bu köye çalışıyorlar başlarına bir şey gelmesin diye onların dediği gibi konuşunca gözaltına alınıyor gerçek anlaşılıyor ama mutarda kanser olup 7 ay sonra rahmetlik oluyor.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

> 2004 – sami özmen
> 1999 – sami özmen
> 1994 – mustafa akar
> 1989 – resul altoğlu
> 1984 -bayramali özmen

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyün soğuk suları ve yazın piknik alanları vardır.

Kaynak:Kozağacı/Korkuteli

Isparta / Eğirdir

Eğirdir

    Eğirdir ilçesi, kuzeyden Yalvaç ve Gelendost ilçeleri, doğudan Şarkikaraağaç ve Aksu ilçeleri, güneyden Sütçüler ilçesi, güneybatıdan Burdur ili, batıdan Isparta merkez ve Atabey ilçeleri ile kuzeybatıdan Senirkent ilçesi ile komşudur. İlçenin kuzey kesiminde oldukça büyük bir alanı kaplayan Eğirdir Gölü ile, göl alanını Isparta çöküntü alanından ayıran dağlar, ilçenin yüzey şekillerinin esasını oluşturur.Kuzeybatıda Barla Dağı, batıda Davraz Dağı, doğuda ise, bu kesimi kuzey-güney doğrultusunda kesen Dedegöl Dağı yer alır.65428,3jpg

    Eğirdir Gölü’nün büyük bir bölümü ile Kovada Gölü’nün tümü ilçe sınırları içindedir. Yörede, ovalar gittikçe genişleyerek Eğirdir Gölü’ne dökülen derelerin vadi tabanlarında toplanmıştır. Eğirdir ilçesinin genelde, toprakları III. jeolojik zamanda teşekkül etmiş, beyaz tebeşir kalkerden meydana gelmiştir. Arazi oldukça dağlık ve engebelidir. İlçede dağlar üzerinde önemli yaylalar bulunmaktadır. Genelde, ilçenin üzerinde bulunduğu plato, bayırları, dağları, dalgalı arazileri, gölleri ve birkaç dar alüviyal düzlüğü ihtiva eden parçalı bir görünümdedir. Eğirdir ilçesinin denizden yüksekliği ortalama 918 m’dir.

    İlçe iklim bakımından Akdeniz ve İç Anadolu iklimleri arasında bir geçiş alanında yer almaktadır. Bu iklim tipine bağlı olarak, ilçede ne Akdenizin yağışlı, ne de İç Anadolu’nun kurak iklimi söz konusudur. Yıllık sıcaklık ortalaması 11.9 C, yağış ortalaması ise 705 milimetre dolaylarındadır. Göller Bölgesi’ndeki en büyük göl olan Eğirdir Gölü’nün büyük bir kesimi İlçe sınırları içinde bulunmaktadır. İlçedeki diğer bir göl de Kovada Gölü’dür.

    Eğirdir ve çevresinin Arzava Krallığı (MÖ 2000-1200) döneminde yerleşime açılmış olacağı yöredeki buluntulardan ve kayıtlardan anlaşılmaktadır. Eğirdir kentinin Lidya’nın son hükümdarı Kroisos (MÖ 560-547) tarafından kurulduğu ve ilk adının da “Krozos” olduğu sanılmaktadır. Şehrin iç kalesi de Lidyalılar tarafından yapılmıştır. Eğirdir, MÖ 540 yılında Pers İmparatorluğu tarafından zaptedilmiş, yaklaşık 200 sene adı geçen imparatorluğun egemenliğinde kalmış, daha sonra Seleukos egemenliği altına girmiştir. Yöre, Seleukoslar tarafından MÖ 188 yılında Apamea (Dinar) antlaşması ile Romalılara bırakılmıştır. Romalılar döneminde “Prostanna” adıyla anıldığı görülmektedir. Prostanna, bugünkü şehrin güneybatı kısmında, Camili yaylada yer almaktaydı. Kent, Ptolemaios’da, Orta Pisidia’da, Hierocles’te, Timbriada (Mirahor) ile Konane (Gönen) arasındagösterilmektedir. Eğirdir ve çevresinin 395’te Bizans egemenliğine girmesinden sonra, şehrin orta çağda “Akroterion” şeklinde isimlendirildiği görülmektedir. Bizsans egemenliğinin son döneminde, şehrin adı “Akrotiri” olarak geçmekte ve Bizans’ın Anatolikon Theması sınırına dahil bulunuyordu.

 15158848   Yörede ilk Türk yerleşiminin 1071’den birkaç yıl sonra gerçekleştiği sanılmaktadır. 1097 Dorilaion (Eskişehir) Savaşı’ndan sonra Türk boyları, Haçlı-Bizans baskısı altında Anadolu içlerine çekilmişlerse de kısa bir süre sonra 1176 Myriokafolon Zaferiyle yeniden çevreye yerleşmeye başlamışlardır. Anadolu Selçuklu Hükümdarı III. Kılıç Arslan, 1204 yılında çevredeki şehirlerle birlikte Eğirdir’i de Selçuklu egemenliği altına almıştır. Selçuklu sultanlarının, doğal güzellikleri sebebiyle yaklaşık olarak 75 yıl sayfiye şehri olarak kullandıkları Eğirdir’in, bu dönemde “Cennetabad” olarak isimlendirildiği de bilinmektedir.

    Anadolu Selçuklu Devleti’nin sona ermesinden sonra, Teke Türkmenlerinin İğdir boyuna mensup olan Felekeddin Dündar Bey, Hamidoğulları Beyliğini kurdu ve önce Uluborlu’yu daha sonra da 1310’da Eğirdiri beylik merkezi yaptı. Eğirdir, 3 yıllık İlhanlı egemenliği dönemi hariç tutulacak olursa, 1391 yılına kadar 78 yıl süre ile Hamidoğulları Beyliği’nin başkenti olmuştur. 1333 yılında Eğirdir’e gelmiş olan ünlü seyyah İbn Battuta, şehri çok nüfuslu, güzel çarşı ve pazarları olan, iyi sulanmış meyve bahçeleri ile çevrili bir belde olarak anlatır.

    1391’de, Kemaleddin Hüseyin Bey’in ölümü ile, Hamidoğulları Beyliği sona ermiş ve beyliğin diğer topraklarıyla birlikte Eğirdir ve yöresi Osmanlı Egemenliğine girmiştir. Osmanlıların ilk egemenlik dönemi çok kısa sürmüştür. Timur Ankara Savaşından sonra, Anadolu’yu istilası sırasında Eğirdir’e gelerek kendisine boyun eğmeyen şehri ve halkın sığındığı Nis Adası’nı kuşatarak zapteder ve bölgeyi 1402 yılında Karamanoğlu II. Mehmet Bey’e verir. Bu zamanda basılmış olan sikkeler günümüze kadar ulaşmış bulunmaktadır.

    1415 yılında tekrar Osmanlı egemenliğine giren yöre, kısa bir zaman sonra, yeniden Karamanoğlu egemenliğine geçer. Bu egemenlik 1423 yılına kadar sürmüştür. Eğirdir ve yöresi tekrar Sultan II. Murad zamanında Osmanlı topraklarına katılır. Osmanlılar döneminde zaman zaman Hamideli Sancağı’nın merkezi olan Eğirdir, Tanzimattan sonra Konya Vilayeti Hamid Sancağı’na bağlı bir ilçe merkezi olmuştur. Eğirdir Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra da Osmanlı Devleti zamanındaki ilçe statüsünü korumuştur.

    2009 nüfus sayımı sonuçlarına göre ilçenin toplam nüfusu 36.132’dir. Bu nüfusun18.402’si ilçe merkezinde, 17.730’u belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçenin yüz ölçümü 1.227 km2’dir. Eğirdir ilçe merkezinin alt yapı hizmetleri geniş ölçekte giderilmiş bulunmakta ve bu yöndeki çalışmalara planlı ve programlı olarak devam edilmektedir.

    Eğirdir ilçe merkezi, Isparta – Konya – Adana devlet yolu üzerindedir. Yurdun her yerinden kolayca ulaşılmaktadır. İlçenin bütün köyleri ile yol bağlantısı vardır. İlçe’ye demiryolu bağlantısı da vardır. İzmir-Aydın demiryolunun Eğirdir’e ulaştırılması 1912 yılında gerçekleştirilmiştir. Eğirdir’in Isparta’ya uzaklığı 36 km’dir. Yol, her mevsim ulaşım için çok elverişlidir.elma2

    Eğirdir ekonomik bakımdan oldukça güçlü bir durumdadır. En önemli gelir kaynağı ihracata dönük olan elma ve su ürünleridir. Bu iki ürün için ilçede ayrı bir sektör oluşmuştur. Bunlardan başka hayvancılık, küçük sanatlar, orman ürünleri gibi ekonomik faaliyet dalları da ilçede oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Kırsal kesimde halkın tamamı tarımla uğraşırken, büyük bir bölümü de tarımdan arta kalan zamanlarında halı dokumaktadırlar.

    Eğirdir ilçesi, Isparta İlinin hatta tüm Göller Bölgesi’nin en önde gelen Turizm merkezlerindendir. Gerek tarihi zenginlikler açısından, gerekse doğal varlıklar açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Eğirdir Gölü’nün ve bölgesinin doğal güzellikleri her yıl artan sayıda yerli ve yabancı turisti ilçeye çekmektedir. Turizm ilçe ekonomisi için de oldukça ağırlıklı bir yer tutmaktadır. İlçenin belli başlı turistik değerleri: Eğirdir Kalesi, Dündarbey Medresesi, Hızırbey Camii, Baba Sultan Türbesi, Eğirdir Kervansarayı, Yeşilada, Can Ada, Barla, Çamyolu, Camili Yayla, Kasnak Meşesi Ormanı, Kovada Gölü Milli Parkı, Pınar Pazarı, Altınkum Plajı, Bedre Plajı, Prostanna ve Parlais Antik Kentleri, Aya Stefanos Kilisesi, Aya Georgios Kilisesi,dır. Eğirdir, eğlence ve dinlenme turizmi dışında, iki önemli turizm olanağına da sahiptir. Bunlar Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesi ile Dağ ve Komanda Okulu’nun burada bulunmasıdır.

Kaynak : www.memleketim.comhttp://www.ispartakulturturizm.gov.tr/TR,71033/egirdir.html

Yozgat/Aydıncık/Dereçiftlik Köyü

Köy adını bulunduğu konumdan almıştır. Su çıkan kaya ile Arım Dağı’nın eteğinde yemyeşil bir bölgeye kurulmuştur. Konumundan ‘DERE’ bulunduğu yeşil doğadan da ‘ÇİFTLİK’ diye tabir edilmiş ve DEREÇİF

11231_162349969170_581404170_2599182_6826015_n

Yozgat iline 105 km, Aydıncık ilçesine 7 km uzaklıktadır. Doğusunda Yenice, kuzeyinde Bakırboğazı ve Kocabekir, kuzey batısında Mercimekören, batısında Kösrelik kasabası ve Güney batısında Kuşsaray köyü bulunmaktadır.TLİK ismini almıştır.

Ağdaş, Çirçir ve Goderesi olmak üzere üç yaylası vardır. Yaz aylarında, koyun, keçi ve büyük baş hayvanı olanlar hayvanlarını bu yaylalarda otlatırlar. Yaylalarda , Dağlarda ve Ormanlarda , Ahlat, Alıç, Ihlamur, Zuval (kızılcık) Kuşburnu ve Dağ eriği gibi meyveler vardır. Ayrıca Kekik, Nane, Madımalak, Efelik, Gevur pancarı, Çiriş ve Mantar da yaz mevsiminde bol miktarda bulunmaktadır. Kekik kokularıyla, soğuk sularıyla, yeşilin her tonuyla görülmeye değer güzellikler…

Arım Dağı
26566_381532064170_581404170_3602101_1271002_n
İklim – Bitki örtüsü:
      Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir. Ormanlarında Meşe ve Gürgen ağaçları, Dağların Taşlık bölgelerinde ise ardıç ağaçları bulunmaktadır. Köy bahçelerinde Kavak ve Meyve ağaçları vardır.

Köyde ilköğretim okulu vardır.

Dereçiftlik Köyü İlköğretim Okulu
24124_384821067859_597162859_3687401_4077554_n

Dağları
     Arım, Suçıkan kaya, Ağnak , Şaankayası, Alinin Yurdu , Ortaçal , Asar , Esisarı , Deliklitaş, Gezbel önemli dağlarıdır.

Yozgat ilinin gelenek ve görenekleri hakimdir. Bu köylü olan çoğu kişi Ankara’da, İstanbul’da, çeşitli il ve ilçelerde ikamet etmektedir. Bulundukları yerlerde de gelenek ve göreneklerini sürdürmektedirler.

Sağlık Ocağı

Sağlık Ocağı

 

Köyün 2 adet camisi bulunmaktadır. Ayrıca köyde soğuk hava sistemiyle çalışan morg mevcuttur. Bölgedeki köyler arasında en gelişmiş köydür.

Dereçiftlik köyü Camisi

11464_100707879953057_100000415358440_18392_7989910_n (1)

Dereçiftlik Köyü’nde;
– İçme suyu şebekesi,
– Kanalizasyon şebekesi,
– Sağlık ocağı vardır.
– Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup, köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Nüfus :
Yıllara göre köy nüfus verileri
2014 –    641
2007 –
2000 – 1000
1997 – 1214

     Ekonomi :
     Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Buğday, Arpa, Soğan, Sarımsak, Nohut, Şeker pancarı, Domates, Biber, Mısır, Fasulye, Kavun, Karpuz, Patates, Bal Kabağı,Marul ve Maydanoz herkes tarafından yetiştirilir. Meyve olarak Elma Armut , Ayva, Kayısı, Erik, Vişne, Kiraz, yetiştirilmektedir.

   Muhtarlık :
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Kaynak:www.memleketim.com

ANTALYA/MERKEZ

ANTALYA

kaleici
Antalya, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık beşinci şehri. 2014 itibarıyla 2.222.562 nüfusa sahiptir.Tamamı Akdeniz Bölgesi’nin batısında yer alır ve Antalya Körfezi’yle Batı Torosların arasında kurulmuştur. Yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin altıncı büyük ilidir.[1] Güneyinde Akdeniz, batısında Muğla, kuzeyinde Burdur ve Isparta, kuzeydoğusunda Konya, doğusunda ise Karaman ve Mersin illeri vardır.
Antalya şehri, 1980 yılından itibaren ve uygun iklim koşulları ve turizm etkinlikleri nedeniyle hızla gelişmiş ve buna paralel olarak il de günümüzde Türkiye’nin beşinci kalabalık ili olmuştur.[2] Antalya’da ekonomik hayat büyük oranda ticaret, tarım ve turizme dayalıdır.
Antalya ilinin kapsadığı bölge tarih öncesinden günümüze dek pek çok medeniyeti barındırmıştır ve Türkiye’de en çok antik kent bulunan ildir.[3] Sırasıyla Likyalılar, Lidyalılar, Pamfilyalılar, Bergamalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti hakimiyetinde bulunan Antalya bu medeniyetlerin hiçbirine başkentlik yapmamıştır.[4]
İlin tamamı Akdeniz Bölgesi’nin Antalya Bölümü’nde yer alır ve Akdeniz ikliminin etki sahasındadır. Yerleşim yerleri haricindeki il topraklarının büyük kısmı tahıl tarlalarıyla kaplı platolardan oluşur.[5]
Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 3. Piyade Eğitim Tugayı Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Hava Meydan Komutanlığı Antalya’da bulunmaktadır.[6][7]
TARIM
Antalya ili sahip olduğu Antalya Ovası ile tarımsal potansiyel ve ekolojik uygunluk açısından Türkiye tarımında önemli bir yere sahiptir. Antalya topraklarının beşte birinde tarım yapılan bir bölgedir.[80]
Antalya’da tarım yapılan yerleri kıyı kesimi ve kıyıdan uzak kesimler olarak ayırırsak kıyı kesminde portakal, muz, avakado gibi tropikal bitkilerin yetiştirilebilmesinin yanında sera tarımına da uygundur. Ama kıyıdan uzak kesimlerde ise elma, armut, ayva gibi soğuğa dayanıklı meyve türleri yetiştirilebilir. En çok yetiştirilen tarım ürünlerinin başında domates, hıyar ve portakal gelir.
Antalya ili yıllık 3.368.357 ton sebze üretimiyle Türkiye’deki üretimin %13,4’ünü; 1.011.917 ton meyve üretimiyle Türkiye’deki üretimin %6,06’sını karşılar. Diğer bitkisel kalemler gözönüne alındığında Antalya, Türkiye’nin yıllık tarım ihtiyacının %4,41’ini karşılar.[81]
Kentin hızlı gelişmesine paralel bir süreç yaşayan tarım sektörü kendi yapısında da derin değişimlere uğramıştır. 1970 yılında nüfusun dörtte üçü tarımsal sektörlerden geçiniyorken 2000 yılında bu oran %49’a düşmüştür.[82]
TURİZM
Antalya Türkiye’de İstanbul’la birlikte turizmin lokomotifi konumundadır. Antalya, dört mevsimde de turizm olanaklarının ve tesislerinin olduğu bir ildir. Antalya’da kültür turizmi başta olmak üzere deniz, spor, sağlık, kış, kongre, yayla, mağara, kamp ve inanç turizmi yapılabilmekte bu turizm seçenekleri için tesisler bulunmaktadır.[91]2010 yılı turizm istatistiklerine göre Antalya, dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü il durumundaydı. Antalya iline 2013 yılında 11.535.762 turist gelmiştir.[92]
Antalya’da kültür turizminin ağırlıklı olarak yapılacağı yerler Antalya’nın batıdaki Kaş’tan doğudaki Gazipaşa’ya kadar uzayan kıyı şeridinin çeşitli yerleridir. Bu bölgede onlarca antik kent, tarihi yapı, tarihi cami ve kiliseler bulunmaktadır.[93] Antalya’da deniz turizmi de yine kıyı şeridi boyunca yapılmaktadır. Bu bölgede kıyı turizmiyle beraber deniz turları da yapılabilmektedir. Deniz turizminin en bilinen noktaları Kleopatra, Konyaaltı ve Lara plajlarıdır.[94]
Spor turizmi bakımından Antalya popüler sporlara evsahipliği yapan bir ildir. Başta futbol, tenis, ve golf olmak üzere her yıl yüzlerce sporcu ve takım Antalya’yı tercih etmektedir. Antalya, bu sporların tesislerine sahip olduğu gibi sporculara ve yetkililerine verilen seminerlere de ev sahipliği yapmaktadır. Antalya, 2009-2010 döneminde judo, halter, eskrim,voleybol, badminton ve benzeri pek çok alanda 39’u uluslararası, 66’sı ulusal, 27’si millî takım kampı ve 45’i kurs ve seminer olmak üzere toplam 177 etkinliğe ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca Antalya 2003-2008 yılları arasında Dünya Ralli Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştır.[95]
Antalya yaz turizmiyle öne çıksa da kış turizminde de ülkenin önde gelen illerindendir. Antalya’daki Saklıkent Kayak Merkezi ve Alanya’daki Akdağ Kış Sporları Turizm Merkezi Antalya’yı kış turizminde önde tutan tesislerdir.[96]
Kongre turizmi bakımından Antalya ulaşımın kolaylığı ve ulaşım imkânlarının çeşitliliği pek çok turizm ve dinlenme imkânı sunması ve toplamda 106.000 koltuğu aşan bir kapasitesi ile dünyanın her tarafından gelecek konuklar için önemli toplantıların yapılabileceği olanağa da sahiptir.[97]
Dar bir alanda hem denize hem de büyük yükseklikteki dağlara sahip olan Antalya’da yayla turizmi de Finike’den başlayarakAlanya’ya kadar uzanan coğrafyanın yüksek yerlerindeyapılabilmektedir.[98] Ayrıca Torosların eteğinde kurulan Antalya’nın dağları ana iskelet bakımından genellikle kireç taşlarından (kalkerlerden) oluşmuştur. İldeki mağaraların büyük bir çoğunluğu da bu kireç taşı formasyonları içinde gelişmiştir. Antalya’da yaklaşık 500 kadar mağara tespit edilmiştir. Antalya da mağara turizmi de yapılabilmektedir. Antalya’da turizme açılan 3, turizme açılmayı bekleyen ya da yerel imkânlarla açılmış olan 28 tane mağara vardır.[99]
Antalya’da inanç turizmi gelişme gösteren bir turizm koludur. Antalya’da özellikle Selçuklu döneminden pek çok cami vardır. Bunlardan Murat Paşa Camii ve Yivli Minare Camii en çok bilinen camilerdir. Antalya’nın batısındaki Demre’de Noel Baba Kilisesi; doğudaki Alanya’daysa 1400 yıllık Aya Yorgi Kilisesi bulunmaktadır.[100][101] Bunun dışında Serik’e bağlı turizm merkezi Belek, Serik’te 2004’te özel bir girişimle Dinler Bahçesi isimli ibadethane açılmıştır.[102] Kudüs’ten sonra üç dinin buluştuğu ikinci nokta olan bu bahçede üç semavi dinin (Hristiyanlık, İslam ve Musevilik) ibadethaneleri yan yana mevcuttur.[103]
MUTFAK
Son sekiz yüzyıllık tarihsel süreçte, Türkler döneminde, Antalya ve çevresinde geçerli mutfak, yemek-içmek kültürü, kimi noktalarda süreklilik, kimi noktalarda ise değişiklik göstermiş, ancak daimî bir şekilde çevresindeki kültürlerden etkilenmiştir. Antalya yemekleri beş grup halinde görülür: Çorbalar, sebze yemekleri, etli ve otlu yemekler, deniz ürünleri.
Antalya mutfak kültürü, 20. yüzyıl başlarına kadar kendi kimliğini kültür ve düşünce tarihinin bir düsturu sayılan ‘süreklilik içinde değişim ve dönüşüm’ içinde yaşatmıştır. Bütün bunlar, kültürün karşılıklı etkileşim coğrafyası içinde oluşmuştur. Örneğin, Giritliler, Antalyalılara zeytinyağı yapmayı öğretmişlerdi. Bundan önceki dönemde ise Antalya halkının yemekleri için susamyağı kullanılırdı.[189] Doğal olarak bu kültürler birdenbire ortadan kalkıp gitmemiş, zaman içinde biri diğerinin yerini almıştır. Önceki dönemde Antalya Kaleiçi mutfağının oldukça geniş olduğunu, mutfakların da içinde birkaç aileyi barındıran bir büyüklükte iken, Antalya ailesi ufalıp küçüldükçe, bu değişimden doğrudan Antalya mutfağının da etkilenmeye başladığını, küçüldüğünü görüyoruz. Bu dönemde Kaleiçi evlerinde biri alt katta, diğeri üst katta olmak üzere genelde iki mutfak bulunuyordu. Alt katta temizleme ve yıkama işleri yapıldıktan sonra, her şey temizlenmiş, ayıklanmış veya yıkanmış olarak üst kattaki mutfağa taşınıyor ve hem alt hem de üst katta mermer döşeli tuvaletler bulunuyordu.[190]
Yöreye özgü yemekler arasında köftenin yanında meze olarak tüketilen piyaz ile; arap kadayıfı, karpuz kabuğu reçeli, bergamot reçeli gibi tatlılar sayılabilir.[191] Bu yöredeki tarhana, kekikli, göce, yarpızlı, yarma tarhana çorbaları; şakşuka, aside, kabak çintmesi, keşkek, alafaşı,boranı (yöredeki adıyla borana), softalar aşı, labada aşı, domates civesi yemekleri, kabak tatlısı, palize, öküz helvası, kıvrım, fıtır, kirkitle, bestel tatlıları; kapama ve bastarya börekleri ile hilbeş, tarator ve kölle mezeleri çokça tüketilen bir çoğunluğu yöreye özgü olan yemeklerdir.[192]

KAYNAK;http://tr.wikipedia.org/wiki/Antalya

SAMSUN

Onceki gun aksam saatlerinde bastiran kar nedeniyle kentin dort bir yaninda kartpostallik goruntuler olustu. Vatandaslar bu ani olumsuzlestirmek icin Ataturk heykeli onunde hatira fotografi cekindi.

  Samsun, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık on altıncı şehri. Karadeniz Bölgesi’nin Orta Karadeniz Bölümü’nde yer alır ve bölgenin en kalabalık şehridir. On yedi ilçenin bulunduğu Samsun’un genel yönetimi Samsun Büyükşehir Belediyesi ve valilik tarafından sağlanmaktadır. Kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Ordu, güneyinde Tokat ve Amasya, batısında ise Çorum ve Sinop illeri ile çevrilidir.

Karadeniz Bölgesi’nin eğitim, sağlık, sanayi, ticaret, ulaşım ve ekonomi açılarından en gelişmiş şehri olan Samsun kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerden olup “Karadeniz’in Başkenti” ve “Atatürk’ün Şehri” olarak tanıtılmaktadır. Karayollarıyla Karadeniz Bölgesi’ni İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’ne bağlayan Samsun aynı zamanda bir liman şehridir ve geniş hinterlandı ile bir lojistik merkezidir.

Geleneksel  Yemekler

Samsun mutfağı Karadeniz, Anadolu, Balkan ve Kafkas izleri taşımaktadır. Bölgeye özgü bitkilerden çorba, tencere yemekleri ve turşu yapılmaktadır. Karalahana çorbası, dolması ve kavurmasıyla; fasülye ise turşusu ve diblesiyle sık tüketilen yiyeceklerdendir. Mısır ile buğdaysa unundan yapılan kuymak, yarmasından yapılan çorba ile en çok tüketilen tahıllardır. Bafra ve Termeli girişimcilerin İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerde açtığı fırınlarla birlikte ülke çapında popülarite kazanan Samsun pidesi şehrin en bilinen yiyeceğidir. Ayrıca kaz, hindi, ördek ya da tavukla yapılabilen tirit adı verilen yemek de geleneksel yemeklerdendir. Bunlara ek olarak genelde düğünlerde yapılan keşkek ile Çarşamba kıvratması, Samsun simidi, mısır çorbası ve yoğurtlu çorba da şehrin tanınan yiyeceklerindendir. Samsun’da en çok tüketilen deniz ürünü ise tavası, buğulaması yapılan, ekmeğe ve pilava katılan ayrıca tuzlanarak da saklanabilen hamsidir.

ANTALYA,AKSU,KURŞUNLU KÖYÜ

ANTALYA, AKSU İLÇESİaksu

Aksu, Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı ilçelerden birisidir. Batısında Muratpaşa, Kepez ve Döşemealtı doğusunda Serik ilçeleri bulunur. İlçe 2008 yılında merkez ilçenin doğusunda kuzey – güney yönünde dağınık halde bulunan birçok köyün bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. İlçenin merkezi Aksu Çayı’nın batısındadır. Şu anki ilçe merkezi olan bölge Antalya – Alanya yolu üzerinde olması, civardaki tüm köylerin pazarı olması, eski Anadolu Öğretmen Okulu’nun bulunması ve iplik fabrikasına yakın olması gibi çeşitli faktörlerle gelişmiştir. 2008 yılında ilçe olarak ayrılmıştır.

İlçe ekonomisi tarım ve turizme dayanmaktadır. Antik Perge kenti, Kurşunlu Şelalesi EXPO Fuar Merkezi ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır.

KAYNAK: http://tr.wikipedia.org/wiki/Aksu,_Antalya

ANTALYA ,AKSU, KURŞUNLU KÖYÜ

Kurşunlu, Antalya ilinin Aksu ilçesine  bağlı bir köydür.kurşunlu

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur. Eskilerin anlattığına göre köyde kurşun dökümü işi yapan bir kişi varmış zamanla kurşuncunun namıyla köy anılır olmuş daha sonra da köyün ismi kurşunlu köyü kalmış

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

Antalya merkezine 24 km uzaklıktadır. Antalya merkez ilçenin yeniden yapılanmasıyla Aksu ilçesi sınırları içerisinde kalmıştır .Doğayla iç içe süper manzaraları bulunan köy sınırları dışında kalan kurşunlu adını almış  Fettahlı ve topalı köyü sınırları arasında birde dünyaca unlu kurşunlu şelalesi  vardır. Ulaşım için minibüs ile her iki saatte bir kurşunlu şelalesine öğleden sonra da köy içerisine sefer yapmaktadır. Ayrıca yeni Büyükşehir Mezarlığı Kurşunluya taşınmıştır. İş adamları mermerciler bölgeden satılık arazi aramaktadırlar. Geleceğin Uncalı’sı olarak görülmektedir.

Köyün nüfusu  yılımıza kadar büyük artış göstermiştir.

Köyün ekonomisi modern tarım ve seracılıktır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır. Hayırsever Kemal Kalenderin merhum eşi için yaptırdığı 8 derslikli ve yemekhaneli ilköğretim okulu  2009-2010 eğitim öğretim yılı itibariyle faaliyete başlamıştır.

Köyün içme suyu şebekesi vardır. Asat’a devredilen su şebekesi  sorunsuz faaliyet göstermektedir.

PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur, ancak camii’de posta kutusu mevcuttur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur.

Köye ulaşımı sağlayan yol sıcak asfalttır.

Köyde elektrik, sabit telefon internet vardır.

KAYNAK: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kur%C5%9Funlu,_Aksu

BALIKESİR

 BALIKESİR

 

  Balıkesir, Türkiye‘nin bir ili ve en kalabalık on yedinci şehri. Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde, topraklarının bir kısmı ise Ege Bölgesi’nde yer alan ilin hem Marmara hem de Ege Denizi‘ne kıyısı bulunur. Türkiye genelinde ise iki deniz ile komşu olan sadece 6 il vardır. İl, Kuzeybatı Anadolu’da bulunmaktadır. Doğusunda Bursa ve Kütahya illeri, güneyinde Manisave İzmir illeri ve batısında Çanakkale ili vardır. Ayvalık ilçesinden de Yunanistan‘ın Midilli Adası‘na komşudur.Büyükşehir statüsünde olan Balıkesir ili, 20 ilçeden oluşmaktadır. Yüzölçümü bakımından en büyük 13. il, 2014 nüfus sayımına göre de 1.189.057 kişiyle Türkiye’nin en kalabalık 17. ilidir.

Tarihte genellikle Misya ve Karesi adlarıyla bilinen Balıkesir yöresi, zamanla Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karesi Beyliği ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup bamya, börülce, kavun, zeytin, zeytinyağı, kelle peyniri gibi zirai ürünleri ile ayrıca daha çok yerli turizmde öne çıkan sahil kasabalarıyla meşhurdur. Yağc1340199232_ba2ıbedir halısı, kolonyası, kaymaklısı, kozak üzümü, ayvalık tostu, saçaklı mantısı ve höşmerimi diğer bilinen yöresel ürünleridir.Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı‘nın ilk jet üssü olan 9. Ana Jet Üs Komutanlığı ile 6. Ana Jet Üs Komutanlığı Balıkesir’de bulunmaktadır.

                                   

                                                   Kökenbilim

Balıkesir, adını günümüzde ikiye ayrılan eski merkez ilçesinden almaktadır. İlin eski adı Karesi olup 24 Ekim 1926 tarih ve 4248 sayılı Kararname ile Balıkesir olmuştur.Balıkesirkelimesinin kökenine dair çeşitli rivayetler mevcuttur. Roma İmparatoru Hadrianus, Balıkesir şehri çevresinde sahip olduğu bir bölgede avcılık yaptığı için Adriyanutere lakabını almıştır. Ardından yine burada bir şato yaptırmıştır. Bu şatonun adı Paleo Kastro olarak bilinmektedir. Balıkesir adının bu kelimeden geldiği düşünülmektedir.Paleo Kastro ‘nun anlamı ise Eski Hisar ‘dır.[7] Bazı kaynaklar Balıkesir kelimesinin Balak Hisar veya Balık Hisar kelimelerinden geldiğini söylemektedir. Eski Türkçede balık kelimesi şehir anlamına geldiği için Balık Hisar kelimesinin anlamı Hisar Şehri ‘dir. Fakat Balıkesir il merkezinde hisar veya harabe yoktur. Ayrıca Balıkesir şehrinde Hisariçi Mahallesi bulunmaktadır. Bir rivayete göre bölgeye akın yapan Pers hükümdarı Balı-Kisra’dan gelmektedir. Bazı kaynaklara göre ise balı çok, güzel anlamına gelen Bal-ı Kesr kelimesinden türediği belirtilmektedir. Yeni ortaya atılan bir teze göre ise, Bağıkesir ‘den geldiğine yöneliktir. Zira 17. yüzyıla değin şehir merkezinde en önemli tarım faaliyetinin bağcılık olduğu Balıkesir kadı sicilleri ve tereke kayıtlarından doğrulanmaktadır.

                                                     Coğrafya

Yüzölçümü 14.299 km² olan Balıkesir’in toprakları 39,20° – 40,30° Kuzey paralelleri ve 26,30° – 28,30° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Kuzeybatı Anadolu’da bulunan il, doğuda Bursa ve Kütahya illeri, güneyde Manisa ve İzmir illeri ve batıda Çanakkale ili ile komşudur. İlin kuzey yöndeki en uç noktası güneydekine 175 kilometre, doğu yöndeki en uç noktası bastısındakine 210 kilometre uzaklıktadır.

İlin topraklarının büyük bir kısmı Marmara Bölgesi’nde, geri kalan kısmı da Ege Bölgesi’ndedir. Hem Marmara hem de Ege Denizi’ne kıyı bulunmakta olup Türkiye genelinde iki deniz ile komşu olan 6 ilden biridir.290,5 km’lik kıyı bandının 115,5 km’si Ege Denizi’de, 175 km’si de Marmara Denizi’ndedir.

İlin Ege Denizi’nde Ayvalık Adaları olarak bilinen 22 adası,Marmara Denizi’nde de Marmara Adaları olarak bilinen adaları vardır. Ovaların başlıcaları ise Gönen Ovası, Manyas Ovası, Balıkesir Ovası ve Körfez Ovaları’dır. Önemli gölleri Manyas ve Tabak Gölü’dür. Önemli akarsuları Susurluk Çayı, Gönen Çayı, Koca Çay, Havran Çayı, Simav Çayı, Atnos Çayı, Üzümcü Çayı ve Kille Deresi’dir. İlin düzlük yerleri olduğu kadar dağlık kısımları da vardır. İlin en yüksek noktası 2089 metre ile Dursunbey ilçesinde bulunan Akdağ tepesidir.Karadağ, Edincik Dağı, Kapıdağ, Sularya Dağı, Keltepe, Çataldağı, Alaçam Dağları, Madra Dağları, Kaz Dağı ve Hodul Dağı, ilin önemli dağlarıdır.

Ormanlar, ilin topraklarının % 31’ini kaplamaktadır.Bu değer il arazisinin % 45’ine tekabül etmektedir. İlin arazisinin %32’si kültür arazisi, % 8’içayır ile mera ve %15’i kullanılmayan arazidir. Genel olarak ormanlarda karaçam, kızılçam, kayın, gürgen, meşe, söğüt, ılgın, çınar ve zeytinağaçları vardır. Kuşcenneti Millî Parkı‘nda ve Kazdağı Milli Parkı’nda çeşitli kuş türleri vardır. İlin iki denize kıyısı bulunduğundan balık türlerinde çeşitlilik görülür. Kazdağı göknarı ilde yetişen ve koruma altına alınmış endemik bitkidir.

öyük, mağara ve düz yerleşim yerlerinde yapılan araştırmalarda bu topraklara MÖ 8000-3000 yılları arası yerleşildiği ortaya çıkmıştır.Havran’a 8 km. mesafedeki İnboğazı mağaralarında Paleolitik, Neolitik ve Kalkolitik devirlerinden kalma kalıntılar bulunmuştur. Babaköy (Başpınar) kazılarında, Yortan mezarlığında, Ayvalık Dikili yolu üzerindeki Kaymak Tepe’de Bakır Çağı’na ait kalıntılar ve yerleşim yerleri bulunmuştur.Bu bölgede ilk defa adı geçen şehir Agiros (Achiraus)’dur.Anadolu Selçuklu Devleti‘nin yıkılmasından sonra bölgede Karesi Beyliği kurulmuş,ardından bölge Osmanlı Devleti‘nin eline geçmiştir.

 

 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bal%C4%B1kesir

 

ISPARTA

                                           Tarihçe

Isparta’nın ilkçağlardaki tarihi, öncelikle Pisidya bölgesinin genel tarihi akışı içinde ele alınmalıdır. Gerçekte, Isparta ve çevresinde Hititlere ait bazı eserlerin ele geçirilmiş oluşu; bu bölgedeki Hitit hakimiyetine işaret ederse de Isparta’nın bu devirlerdeki şehir tarihini, tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak mümkün değildir.

Tarihi dönemlerde Hitit egemenliği altındaki bu bölgeye daha sonra İyonlar ve Lidyalılar hakim olmuşlardır. M.Ö.546 tarihindePerslerin Lidya Devletini yenmesi ve Anadolu’ya hâkim olmaları ile Isparta; Perslerin üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalmıştır.

Büyük İskender, MÖ 333 yılında Lidya’yı alarak tarihi Asya seferine başladı. Önce Sagalassus’u alan İskender, daha sonraDinar’a geçerek Pisidia‘nın tamamını ülkesine bağlamış oldu.

Pisidia, İskender İmparatorluğunun parçalanması ile Seleukos‘ların hissesine düştü. Daha sonra da Bergama Krallığınabağlandı. Bu Krallığın M.Ö. 2. yüzyılda yıkılmasını izleyen günlerde, Romalılar Anadolu’yu ele geçirmiş oldular.

Ağlasun’un eski önemini kaybetmesinden sonra Isparta, Psidya Piskoposluğunun (daha sonra Rum Metropolitliği’nin) merkezi haline geldi.

Roma yönetiminin ikiye ayrılması üzerine Isparta ve çevresi, Doğu Roma İmparatorluğu‘na bağlanmış oldu.

İlk Yunan muhacirleri Anadoluya çıktıkları zaman buranın güzelliğini işitmişler ve Isparta anlamına olarak (İs-Barid) demişler. Bu kelime zamanla (Sparta – Isparta) şeklini almıştır. Her şeyden önce .Pisidia kelimesi üzerinde durmak faydalı olacaktır. Anadolu kıtası daha büyük İskenderin hakimiyetinden önce ondört bağımsız parçaya ayrılmış bulindirunuyordu. İşte Pisidia bugünkü Isparta ile Burdurun bir kısmını teşkil ediyor. Ve (Isauria – Beyşehir). (Seydişehir), (Phylia – Antalya) ve (Phfygia – Burdur) ilinin bir kısmı ile Kütahya ve havalisiyle çevreli bulunuyordu. Isparta : Romalıların önemli ve meşhur bir şehri idi. Hristiyanlığın tamamıyle yerleşmesinden sonra, burası bir Piskoposluk merkezi idi. Burada Isparta adına para basılmıştır

                                                         Coğrafî Konum

Isparta şehir merkezi; Akdeniz Bölgesi‘nin kuzeyinde, Antalya Bölümü, Göller Bölgesi‘nde yer alır. Doğusunda Eğirdir, kuzeyinde Atabey ve Gönen ilçeleri, batısında Burdur İli bulunmaktadır. Merkez ilçeye en yakın ilçe, 22 kilometre ile Atabey‘dir. Merkez ilçe Isparta; ilin dokuz ilçesi ile komşu değildir. Merkez ilçeye en uzaisparta2k olan ilçe ise 175 kilometre ileYenişarbademli‘dir.

 

                                                İklim ve bitki örtüsü

Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Kışları serin ve yağışlı yazları ise sıcak ve kurak geçmektedir.Çevresindeki göllerin iklim üzerinde önemli etkisi vardır. Yağışların büyük bir bölümü kış ve ilkbahar aylarında düşmektedir. Yıl içinde en çok yağış Aralık ve Ocak aylarında yaşanmaktadır. Aylık yağış miktarları Ağustos ayına kadar düzenli olarak düşmekte ve Temmuz, Ağustos aylarında en kurak dönemine ulaşmaktadır. Eylül’den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.Bitki örtüsü bozkırdır. Isparta’nın Akdeniz iklimini yaşayamamasının nedenlerinden biri ise Toros Dağları‘nın arkasında kalmasıdır

 

Ekonomi

                                                                    Sanayi

Şehirde Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi, Isparta Deri Organize Sanayi Bölgesi, Yalvaç Organize Sanayi Bölgesi ve iki adet Sanayi Sitesi bulunmaktadır. Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi; şehir merkezine 26, Isparta Havalimanı’na 4 kilometre uzaklıktadır.

Altyapı

                                                                      Sağlık

Şehirdeki ilk yataklı tedavi kurumu olan Gureba Hastanesi; 1900 yılında halkın bağışlarıyla kurulmuş ancak 1914 yılındaki depremle kullanılamaz hale gelmiştir. 1915 yılında yeni hastanenin inşaatına başlanmasına rağmen I. Dünya Savaşı sebebiyle çalışmalar gecikerek 1922 yılında sona ermiştir. 30 yataklı bu hastane; cumhuriyetin ilânından sonra yapılan çalışmalarla 50 yatak sayısına ulaşmış ve Verem Hastanesi adını almıştır. Bu bina yıkılmış, günümüze ulaşmamıştır. 1945 yılında üç katlı Devlet Hastanesi’nin inşaatına başlanmış ve 1946 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Taş bina olarak adlandırılan bu bina, daha sonra yapılan ilâvelerle Süleyman Demirel Üniversitesi’ne bağlı olarak kullanılmıştır.

  • 29 Ekim 1979 tarihinde inşaatına başlanan, dört bloktan oluşan, 15.000 m2 kapalı alana sahip yeni Isparta Devlet Hastanesi, 25 Nisan 1986 tarihinde açılmış ve günümüzde hizmet vermektedir.
  • Isparta Bölge Hastanesi (inşa halinde)
  • Isparta Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi
  • Isparta Devlet Hastanesi
  • Gülkent Devlet Hastanesi
  • Doktor Sadık Yağcı Ağız ve Diş Hastanesi
  • Özel Davraz Yaşam Hastanesi
  • Özel Şifa Hastanesi
  • Özel Isparta Hastanesi
  • Özel Kariyer Göz Hastanesi
  • Özel Atanur Göz Hastanesi
  • Özel Vizyon Göz Hastanesi

Şehirde Devlet Hastaneleri’nin yanı sıra Süleyman Demirel Üniversitesi‘ne bağlı dört hastane bulunmaktadır:

  • Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi , 300 yatak kapasitesi ile klinik hizmeti vermektedir.
  • Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi (yeni bina), 2 Ocak 2001 tarihinde hizmete giren hastane 419 yatak kapasitelidir.
  • Şevket Demirel Kalp Damar Merkezi, 28 Kasım 1999 tarihinde açılan hastane 102 yatak kapasitelidir.
  • Zehra Ulusoy Onkoloji Merkezi, 23 Eylül 2002 tarihinde açılan hastane 40 yatak kapasitelidir.1372_isparta_2

Ulaşım

Isparta merkez ilçesine karayolu ile çevresindeki Antalya ve Afyon ve Konya illeri üzerinden ulaşılabilir. D-685 yolu ile Antalya‘dan, D-650 ve D-685 yollarıyla kuzey yönünden, Isparta-Eğirdir arasındaki D-330 yoluyla da Konya yönünden şehir merkezine ulaşılabilir. Isparta Süleyman Demirel Havalimanı havayolu ile ulaşım sağlamaktadır. Türk Hava Yolları İstanbul – Isparta arası karşılıklı haftada 6 sefer düzenlemektedir.

 

 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Isparta

ERZİNCAN

 

ERZİNCAN

Erzincan Doğu Anadolu Bölgesinin Kuzey Batı bölümünde yukarı Fırat havzasında 39 02`- 40 05` kuzey enlemleri ile 38 16`- 40 45` Doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlimiz Doğuda Erzurum, Batıda Sivas, Güneyde Tunceli, Güneydoğuda Bingöl, Güneybatıda Elazığ, Malatya, Kuzeyde Gümüşhane, Bayburt ve Kuzeybatıda Giresun illeri ile çevrilidir. Yüzölçümü 11.903 km2 olup il merkezinin denizden yüksekliği 1.185 metredir. Erzincan`ın ilçeleri; Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü`dür.

12569

Erzincan birinci derecede deprem kuşağı üzerindedir. 1939 depreminden sonra şehir merkezi şimdiki yerinde yeniden kurulmuştur. En son önemli deprem 13 Mart 1992 tarihinde rihter ölçeğine göre 6,8 şiddetinde meydana gelmiş ve 657 kişi hayatını yitirmiştir.

Erzincan ili genellikle dağlar ve platolarla kaplıdır. Dağlar çeşitli yönlerde, belli bir sıra içerisinde uzanır. Güneybatıdan Munzur, Kuzeybatıdan Refahiye Dağları İl sınırlarına girer. Doğudan Erzurum`dan gelerek, Batıya doğru uzanan Karasu ırmağı ve kop dağları, il alanını derinlemesine, aralarında geniş düzlükler bırakacak şekilde böler.

Dağlar il topraklarının yaklaşık % 60`ını kaplar. Esence (Keşiş) dağları, ilin en yüksek noktasını (3.549 m) oluşturmaktadır. Köhnem dağı 3.045 m, Sipikör dağı 3.010 m, Mayram dağı 2.669 m, Kop dağı 2.963 m, Mülpet dağı 3.065 m, Munzur dağları 3.449 m, Kazankaya dağı 2.531 m, Ergan dağı 3.256 m, Dumanlı dağları 2.618 m ve Coşan dağı 2.976 m’dir.afcerzincan1

Erzincan ilinde ovalar, doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan dağ sıraları arasındaki çöküntü alanlarında ye alır. Ovalar birbirine boğazlarla bağlanmıştır. Erzincan ovası, doğu-batı yönünde uzanır. Denizden yüksekliği 1.218 m. olan ovanın uzunluğu 40 km, toplam alanı ise 500 km2‘dir. Kuzeyinde, doğu-batı yönünde uzanan bir fay hattıvardır. Kalın bir alivyon tabakasıyla kaplı olan ovada, sulu tarım yapılmaktadır. Orta verimlilikte olup, buğday, şekerpancarı ve fasülye yetiştirilmektedir.

Fırat vadisinin iki yanında Sansa boğazına dek olan alandaki çok sayıda düzlükler, Tercan ovalarını oluşturur. En genişi 180 km2‘lik, Çadırkaya (Pekeriç) ovasıdır. Denizden yüksekliği 1.450-1.500 m olan bu ova kalın bir alivyon tabakası ile örtülmüştür.

İl toplam alanının, 1/20’sini yaylalar kaplamaktadır. Güneyde Munzur dağlarının uzantıları üzerinde, özellikle Koşan dağı yöresindeki yaylalar, seyrek ve kısa otlarla kaplıdır. Yer yer meşeliklere rastlanmaktadır. Daha doğuda, Erzurum- Erzincan-­Bingöl sınırında bulunan Cemal dağlarının, Erzincan`da kalan uzantıları üzerinde, verimli yaylalar bulunmaktadır. Önemlileri arasında Çimen, Melan, ve Sarıçiçek yaylaları zengin bitki örtüsüne sahiptir.

İlin en büyük ve en önemli akarsuyu Fırat ırmağıdır. Fırat 43,8 m3/sn ile 1320 m3/sn arasında değişen debisi ile sulama, enerji ve su sporları amaçlarıyla kullanılmaktadır. Tercan ovalarında Fırat’a, kuzeybatıda Keşiş dağlarından çıkan, Çayırlık dere ile güneydoğuda Tuzla suyu katılır.

Tercan ovasında suların birleştiği yerden itibaren Fırat’ın en büyük kolu karasu adını almaktadır.

Erzincan ovasında Fırat ırmağı, iki yandan Mercan, Kom, Cimin, Pahnik ve Sürperen suları ile Çardaklı deresini alır. Irmak, Erzincan ovsından sonra, Bağıştaş`a kadar derin bir yatak içerisinde akar. Fırat, Kemaliye ilçesinde Kadıgölü suyu ile Miran suyunu aldıktan sonra, ilçenin güneydoğusunda Başpınar yakınlarında Keban barajı ile Elazığ il sınırına girer. Refahiye ilçesinden çıkan suların dışındaki tüm suları bünyesinde toplar. Refahiye ilçesinin suları Çukurdere aracılığı ile Kelkit çayına dökülür.Bölgedeki bütün akarsular kısa boylu sel karakteri taşıyan dere ve çaylardır.İlkbahar mevsiminde eriyen kar suları ve yağan yağmurlarla kabarır, zaman zaman taşkınlara neden olurlar.İl sınırları içerisinde coğrafi önemi olan göl yoktur. Çayırlı ilçesinde Yedi göller ve Aygır gölü, Otlukbeli`de Otlukbeli gölü, Kemaliye’de Kadıgölü gibi küçük göller bulunmaktadır.

                                                    İKLİMİ

Erzincan, karasal iklim özelliğine sahiptir. Ancak, yüzey şekilleri, ovaları ve dağlarla çevrili olması yer yer değişik karakterli iklimlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Elazığ ve Malatya dışındaki diğer tüm illerden daha ılıman bir iklimi vardır.

Yıllık sıcaklık ortalamaları 16,6 °C’dir. En soğuk ay olan Ocak ayı ortalamasının -3,7 °C, en sıcak ay olan Ağustos ayı ortalamasının da 23,9 °C olduğu görülmektedir. Erzincan, çevre illere göre daha uzun ve sıcak yaz mevsimi yaşamaktadır.

Kış mevsiminde doğudan gelen Sibirya kaynaklı hava kütlelerinin tesirinde kaldığı için oldukça sert kış günleri yaşanmaktadır.

Erzincan_Merkezde_arsa_ve_uzerindeki_bloklar_29_milyon_lira_bedelle_icradan_62361_d3157

Yağış itibariyle, 380,6’lık (kg/m2) yağış ortalamasına sahip olan il, yıl içerisinde en fazla yağışı 633,1 mm olarak, en az yağışı 206,1 mm olarak almaktadır. En yağışlı mevsim İlkbahar olup, yağışın yüzde 39`u bu mevsimde, yüzde 26`sı Sonbahar, yüzde 22`si Kış, ve yüzde 13`ü de Yaz mevsiminde kaydedilmektedir. Yıllık nem ortalaması ise yüzde 62`dur.

İklim açısından önemli olan, meteorolojik göstergeler istasyon bulunan ilçelere göre uzun yıllar ortalamaları olarak aşağıda gösterilmiştir.

Erzincan` da akarsu boylarında görülen kavak ve söğütlerin dışında genel olarak kısa ömürlü cılız otsu bitkiler yaygındır. Ormanlar Refahiye ve Kemah çevresinde meşe, gürgen, dış budak ve sarı çam olarak yoğunlaşmıştır. İI topraklarının 911.479 ha yaklaşık yüzde 76.57 si erozyona maruzdur.

 

                                                  Ekonomi

Erzincan`ın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ticaret ve sanayi ise il merkezinde yoğunlaşmıştır.Erzincan Organize Sanayi Bölgesi 373 hektar alan üzerine kurulu, Erzincan Organize Sanayi Bölgesi, Erzincan’ın batısında, Erzincan-Sivas Devlet karayolu istikametinde, yeni yapılan çevre yolu ile irtibatlı kent merkezine 8.5 km, uzaklıkta bulunmaktadır.

                                                    Ulaşım

Ayrıca, Erzincan’a ulaşım, tren ve karayolu ile sağlanabileceği gibi, Erzincan DHMİ ait modern hava limanından da yapılabilmektedir

http://tr.wikipedia.org/wiki/Erzincan

1 6 7 8 9 10 16