TENİS

                                                TENİS

Tenis, raket ve topla iki kişi arasında ya da ikişer kişilik iki takım arasında oynanan olimpik bir spor. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik bir topu ağ (net) üzerinden rakibinin sahasına (korta) atmaya çalışırlar. Kurallar dahilinde en çok puanı alan oyuncu kazanır.

maria-sharapova-ve-tenis_187980 novak-djokovic-abierto-australia-tenis

Kökleri Ortaçağ Fransa’sında elle oynanan bir oyuna dayanan ancak bugünküne oldukça yakın şekilde 1800’lü yıllar İngiltere’sinde oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.

Tenis dikdörtgen düz bir kortta genellikle beton (sert), kil (toprak), çim veya ahşap bir yüzeyde oynanır. Profesyonel teniste kortlar belirli ölçülere göre yapılmak zorundadır.

                   Etimoloji

Tenis sözcüğünün kökeni Anglo-Fransızca tenetz (bekle ve yakala) sözcüğüne dayanır. Bu sözcük de aynı anlamdaki Eski Fransızca “tenez” sözcüğünden gelir. 14. yüzyılda Fransız şövalyelerin bir topa avuç içi ile vurmak suretiyle oynadığı ve “avuç içi oyunu” olarak bilinen bir oyunda oyuncular birbirlerine tenetz! diye bağırırlardı. Bu nedenle izleyiciler zamanla oyunu bu nida ile özdeşleştirdiler.

                        Kort

 Tenis kortunun ölçüleri. 8,23’lük kısım tekler, 10,97’lik kısım çiftler içindir.

Profesyonel bir tenis kortu dikdörtgen şeklindedir ve 23,77m (78 feet) uzunluğunda, 10,97 m (36 feet) genişliğindedir. Tekler müsabakası için genişlik 8,23 m (27 feet)‘dir.

Kort 1,07 metre (3 1/2 feet) yüksekliğindeki iki direğin üzerinden geçen çelik tel veya kordona asılmış ağ (net) ile ortadan ikiye ayrılmıştır. Ağ gergin olmalı, direkler arasını tamamen doldurmalı ve topun geçmeyeceği kadar sık dokunmuş olmalıdır. Ağın orta yüksekliği 0,914 m (3 feet) olup, fileyi tutan çelik telin üzerinden geçerek yere sabitlenen bir “orta bant” ile ağın yüksekliği ve gerginliği ayarlanır. Ağın üzerindeki çelik tel, bir bant tarafından (ağ bantı) örtülmüş olmalı, ağ bantı ve orta bant tamamıyla beyaz olmalıdır. Fileyle ilgili kurallar arasında şunlar yer alır:

  • Çelik telin veya kordonun çapı en çok 0,8 cm (1/3 inç) olmalıdır.
  • Ortada bulunan ağ bandının genişliği en çok 5 cm (2 inç) olmalıdır.
  • Ağ bandının genişliği, çelik telin her iki yanından da aşağıya doğru en az 5 cm (2 inç), en çok 6,35 cm (2.1/2 inç) olmalıdır.

tenis-kortu-c3814

Kortların genişliğini belirleyen çizgilere sınır çizgileri denir. Bunların ortasındaki küçük işaretin adı ise çilekeş çizgisidir. Bu çizgilerin kalınlığı 5 cm dir.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Tenis

Renklerin İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri

Renklerin insan yaşamındaki yeri ve öneminin yüzyıllardır biliniyor olmasına rağmen üzerindeki yoğunluğun son yıllarda oldukça arttığı da gözlenen bir gerçektir. Renkler insan yaşantısında önemli bir yere sahiptir. Üstelik uzmanların belirttiğine göre renkler yalnızca psikolojik etkilerde bulunmuyor. Vücut üzerinde fizyolojik birtakım etkilere de sahip.

Renkler, sıcak ve soğuk renkler olmak üzere genel olarak ikiye ayrılır. Yapılan bu ayrım renklerin insan üzerinde yarattığı etkiyle doğru orantılıdır.

Sıcak renkler: kırmızı, turuncu, sarı

Soğuk renkler: mavi, yeşil ve mordur.

Modern dünyada hızla gelişmekte olan ticaret faaliyetlerinde de renklerin etkisini göz ardı etmemek gerek. Özellikle giyim sektörü için renklerin ahengini bilmek bulunmaz fırsat doğrusu. Bir düşünün. Bir mağazada onlarca kıyafet varken onların içinden yalnızca bir ya da birkaçının dikkatimizi çekiyor olmasının bir nedeni olmalı öyle değil mi? Çoğu zaman kıyafetin üzerimizde nasıl duracağıyla ya da bedeniyle değil de ilk olarak renk açısından bizde uyandırdığı etkiyle onu almaya ya da almamaya karar veririz. Renkler biz alıcılar ile mağaza sahipleri yani satıcılar arasında adeta bir köprü vazifesi görürler. Çünkü renkler, ürünün alınması aşamasında çok keskin ve baskın bir ölçüt oluşturmaktadır. Görselliğin had safhada olduğu çağımızda, elbette dikkatimizi ilk göze hitap eden ürünler çekecektir. Görselliğin çok büyük bir kısmını da bilindiği üzere doğru renk tercihleri oluşturur. Uzmanların belirlemiş olduğu ölçütlere göre hangi rengin ne tür bir izlenim uyandırdığı aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Beyaz: Masumiyetin rengidir. Temizliği anımsatır. Gelinliklerin beyaz olmasının nedeni insanda uyandırdığı berraklık duygusudur.

Siyah: Gücün ve hırsın timsalidir.

Sarı: Bilindiği üzere güneşin rengidir. Dolayısıyla çarpıcıdır, canlıdır. Sembolizmde geçiciliğin rengi olarak bilinmekle beraber dikkat çekmesi açısından ticari ürünlerde oldukça fazla kullanılır.

Kırmızı: En dikkat çekici renktir denilebilir. Bu yüzden reklam malzemelerinde oldukça fazla tercih edilir. Bunun yanında kalp atışlarını hızlandırdığı söylenir. Bu yüzden yılbaşı ya da sevgililer günü gibi daha çok genç kesime hitap eden bu özel günlerde bu renkten faydalanılır. Yine dikkat çekici ve vurucu bir renk olması nedeniyle birçok firmanın logosu kırmızı ağırlıklıdır.

Turuncu: Sıcak renklerden bir tanesidir. Sosyalliği çağrıştırır. Bu yüzden turuncu renkli bir obje grubu, olduğundan daha fazla görünür. Ayrıca turuncu “herkes için” imajı verdiğinden yine pazarlama sektöründe sıklıkla kullanılan bir renktir.

Mavi: Bilinen en belirgin özelliği rahatlatıcı etkisidir. Ancak bunun yanında uzaklığı çağrıştırdığından soğuk bir renktir.

Yeşil: Doğayı anımsatır. Bu yüzden de dinlendirici bir etkisi vardır. Aynı zamanda kendine güvenin ve bağımsızlığın sembolüdür.

Mor: İnsanda esrarengiz duygular uyandırdığı söylenir. Daha çok bilinçaltını açığa çıkardığı bilinir. Soğuk renklerden biridir.

Kaynakça:https://degisimehazirim.com/blog/renklerin-insan-psikolojisi-uzerine-etkileri/

MUĞLA / MİLAS

   MUĞLA

  Muğla İli, ülkemizin güneybatı köşesinde, Toros kıvrım sistemiyle Batı Anadolu kıvrım sisteminin iç içe girdiği dağlık ve engebeliğin Menteşe yöresinde yer almaktadır. Dağları örten kıyıya inen ormanları ve geçmiş uygarlıkların kalıntılarıyla bezenmiş doyumsuz güzellikleri vardır.Akdeniz iklimi etkisinde kalan kara iklimi hüküm sürmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.

MİLAS

 Milas, Muğla ilinin ikinci büyük yerleşim bölgesidir. Sodra Dağı’nın eteklerinde, kendi adıyla anılan ova üzerinde kurulmuştur. Arkeolojik araştırmalara göre kentin kuruluşu MÖ 10. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Adını rüzgarlar tanrısı Ailos’un soyundan gelen Mylasos’dan aldığı hakkında bir efsane vardır, ancak bu efsaneden ileri gidememektedir. Milas, önce Karia’nın sonra Menteşe Beyliği’nin başkentliğini yapmıştır. Milas’ın antik ismi Mylasos ya da Mylasa’dır.Tüm Karia’nın ulusal tanrısı Zeus Karios Mabedi’nin yer aldığı Milas, Karialıların haç yeri durumunda idi. Her yanı mermer yapılar ve anıtlarla kaplı olan kent, haklı olarak “Mabetler Şehri” adını almıştır. 

 Milas’ın sınırları içinde 27 antik kentin kalıntıları vardır. Her ne kadar 27 antik kenti barındırarak, tarihi çekiciliğini öne çıkarsa da, doğal zenginliklerde barındırmaktadır. Milas yöresinde, iki göl var. Biri Bafa ve diğeri Tuzla gölleri. İkisi de denizden kopmuş, ikisi de tuzlu ama kuş zenginliği açısından büyük önem taşıyorlar. Bafa gölü; Milli park olarak ilan edilerek koruma altına alınmış. Binlerce kuş barınıyor. Güllük deltasında ise, Tuzla sulak alanı bulunuyor. 

 Milas bölgesinde, zeytinyağlı yemekler yaygındır. Mumbar dolması, kabak çiçeği dolması, keşkek, çiçek kızartma, börülce, çaykama böreği , tatlı olarak ise ; zerde, mutlaka tadılması gereken bir lezzettir.

 Milas, turizm açısından her türlü olanağa sahip olmasına rağmen bugüne kadar turizmde hak ettiği yeri alamamıştır. Kendisine 43 km mesafede olan turizmin başkenti Bodrum’un gölgesinde kalmış, turizmden istenilen payı elde edememiştir.

Bafa Gölü, Muğla/Milas, Heraklia

KAYNAK: http://www.cografya.gen.tr/tr/mugla/

                      http://www.turkcebilgi.com/milas

                      http://www.gezi-yorum.net/mugla-milas/

Eskişehir

Porsuk Çayı Eskişehir merkez

Porsuk Çayı Eskişehir merkez

Eskişehir, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık yirmi beşinci şehri. 2014 yılına göre Eskişehir nüfusu 812.320’dir. Ortasından Porsuk Çayı geçen şehir, içerisinde Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nin bulunması nedeniyle bir öğrenci kenti görünümündedir.

Met helvası, Nuga helvası, Haşhaşlı çörek, Kalabak suyu, Çibörek ve Lületaşı ile meşhurdur. İşlenebilir lületaşı, Türkiye’de yalnız Eskişehir’de çıkarıldığı için Eskişehir taşı olarak bilinir.[1] Türkiye’de Eskişehir ve Sivrihisar dolaylarında yetişen bir çoban köpeği olan akbaş da şehre ait önemli değerlerdendir.[2] Sanat kurumları ve tesisleri ile kültür ve sanatta gelişmiş bir şehirdir. Anadolu Üniversitesi ve büyükşehir belediyesi bünyesinde iki adet senfoni orkestrası bulunmaktadır. Ayrıca her yıl düzenlenen Uluslararası Eskişehir Festivali ile şehirde müzik, tiyatro, resim ve sinema dallarında sergiler ve gösteriler yapılmaktadır.[3]

Eskişehir günümüze kadar değişik uygarlıklar altında varlığını sürdürmüştür. Üzerinde kurulan medeniyetlerden bazıları Frigya, Bizans, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu’dur.[4]

Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Muharip Hava Kuvveti, Hava Füze Savunma Komutanlığı, 1. Hava İkmal ve Bakım Merkez Komutanlığı ve 1. Ana Jet Üs Komutanlığı da Eskişehir’de bulunmaktadır. Ayrıca hem askerî hem de sivil havaalanı (Anadolu Üniversitesi Havaalanı) bulunmaktadır.

Eskişehir 2013 yılında Türk Dünyası Kültür Başkenti ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Başkentliği unvanlarını taşımaktadır.[5]

Türk Hava Yolları’nın Airbus A330-200 tipi uçağı, TC-JNG, de ‘Eskişehir’ adını taşıyor.

Eskişehir ; Gidilip görülmesi, gezilmesi ve hissedilmesi gerekilen bir şehir.Ben 13 sene yaşadım ve çok keyif aldım.

Ziyaret edilip görmenizi içten bir şekilde isterim

http://tr.wikipedia.org/

Wi

← Geri

Yanıtınız için teşekkür ederiz. ✨

SPORYAPMANIN SAĞLIĞA FAYDALARI

Sağlıklı bir yaşam için ne yapmalıyız beslenmeden başlayan uyku düzeni ve daha bir çok gereklilik arasında ön plana çıkan spor hakkında bilinmesi gereken bir çok ayrıntı bulunmakta.
Spor yapmanın sağlık açısından önemi tartışılmayacak konular arasındadır. Bu nedenle herkes kendi tarzını belirleyerek günlük küçük egzersizlerin yanı sıra spor dallarına yönelmelidir. Özellikle küçük yaşlarda başladığında gelişimi olumlu yönde etkileyen spor yapmanın sağlık açısından faydaları, sağlıklı bireylerin oluşmasını sağlayacaktır.Spor yapmanın Faydalarını Maddeler Halinde sizlerle paylaşıyoruz..

Spor Yapmanın Faydaları Maddeler Halinde

1) Spor, doğru ve yeterli solunum sağlar. Bu sayede kan tarafından beyne ve tüm organlara yeterli oksijen taşınır.

2) Spor, terleme vasıtasıyla vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.

3) Spor, el ve ayakların orantılı, doğru kullanılmasını sağlar. İnsana dik bir duruş temin ederek, hareketlerine esneklik ve zarafet kazandırır.

4) Güç geliştirme sporu, vücut için çok önemli olan büyüme hormonunun (GH) düzenli üretilmesine ve bu hormonun tetiklenmesiyle devreye giren pek çok hormonun da üretilerek vücudun sağlıklı işlemesine yardımcı olur.

5) Spor deriye ve saça kan pompalayarak sağlıklı ve genç görünmenize yardımcı olur

6) Spor, kas ve kemik yapısının zaman içinde zayıflamasını engellemesi özelliği ve hormon üretimine katkısıyla en etkin yaşlanmayı önleyici etkendir.

7) Sporcular zor hastalanır, çabuk iyileşirler ve doğa şartlarına dayanıklıdırlar.

8) Spor, stresi kovar, psikolojik rahatlama sağlar. Sporcuların kendilerini mutlu hissetmeleri yalnızca psikolojik değil aynı zamanda biyolojik etkilerin sonucudur.

9) Spor, dikkat ve konsantrasyon gelişimine katkıda bulunur.

10) Spor, yaktığı enerji ve kaslanma nedeniyle daha fazla besin tüketimini gerektirir. Bu nedenle sporcu ne eksik ne de fazla yiyerek sağlıklı bir diyet geliştirebilir. Şişmansa zayıflar, zayıfsa kilo alır.

 ZARARLARI

– Vücudu çok fazla zorlayıp yoğun bir şekilde spor yapmak kişide kemik erimesine sebep olmaktadır. Aşırı derecede spor yapan birisiyseniz kalsiyum bakımından zengin olan yiyecekleri tüketmenizi tavsiye ederiz.

– Genç hanımlarda çok fazla spor yapmak adet düzensizliği yaşanmasına ve adet kesilmesine sebep olmaktadır. Aşrı spor yapan bayanların genç yaşlarda menopoza girdiği bilinmektedir.

– Yemek yeme periyodunda yıpranmalar ve buna paralel olarak balanssız yeme içme olayları görülebilir. Bu durumunda metabolik olayların bozulmasına ve ağlık sorunlarının başlamasına neden olur.

– Kişide çok fazla bitkinlik ortaya çıkar ve çok fazla yorgunlukla birlikte toplumsal çevreden kopmalar yaşanabilir. Sosyal çevreden kopmak sizi hem bedenen hem de ruhen çöküntüye sokabilir.

– Fazla spor icra eden insanlar kalp krizi ile beraber ani ölümler yaşayabilmektedir. Bu yüzden zaman zaman kalp kontrolü yaptırmanızda fayda var.

– Fazla spor yapmak kan şekerinde düşmeye ve kan şekerinin düşmesine paralel olarak travma yaşanmasına neden olabilir.

– Aşırı su kaybıyla beraber bayılmalar yaşanabilir. Spor esnasında aşırı derecede terleme yaşandığından dolayı bol miktarda su tüketilmesinde fayda var.

http://www.yasambu.com/forum/konu/spor-yapmanin-sagliga-faydalari-nelerdir.63801/
http://www.bilgitimi.com/fazla-spor-yapmanin-zararlari-nelerdir.html

DUMANSIZ HAVA SAHASI

      Türkiye’nin Dumansız Hava Sahası Dünyaya “Resmen” Örnek Oldu.

198 (1)

DSÖ’nün resmi internet sitesinde Türkiye’nin tütünle mücadelesinden övgüyle söz edildi. Türkiye’nin bu örnek mücadelesini “Başarı hikayesi” olarak nitelendiren DSÖ, tütün kullanımı yaygınlığının azaltılması konusunda böyle bir ilerlemenin, sağlıklı tütün kontrolü politikalarını benimseme ve uygulama konusunda güçlü bir siyasi irade ve hükümet kararlılığı olmadan yapılamayacağının altını çizdi.

DSÖ’nün gerek internet sitesinden gerekse gerçekleştirdiği toplantılarda ülkemize yönelik övgü dolu sözleri bu mücadeleyi planlayıp hayata geçirenlerle böylesine önemli bir konuyu sahiplenip en büyük destekçisi olan halkımız ve güzel bir medya savunuculuğu örneği gösteren Türk medyası açısından tam bir gurur vesilesidir.

Türkiye’nin 2008’den beri yürüttüğü tütünle mücadelede yakaladığı son başarısı, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölgesi 62. Bölge Toplantısında duyuruldu.  DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Zsuzsanna Jakab, Türkiye’nin DSÖ’nün MPOWER ölçütlerinin tamamını yerine getiren dünyadaki ilk ve tek ülke olduğunu açıkladı.

MPOWER nedir, bu kapsamda neler yapıldı?

MPOWER, DSÖ’nün ülkelerin tütün kontrol çalışmalarına rehberlik etmesi için tüm üye ülkelere önerdiği politika paketidir.

Türkiye, MPOWER çalışmaları kapsamında aşağıdaki kazanımları elde etmiştir:

M “monitor”: Tütün kullanımının takip edilmesi kapsamında ülke genelinde çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Küresel Yetişkin Tütün Araştırmaları sonuçlarına göre 2008 yılında yüzde 31,2 olan ülke genelindeki sigara kullanma oranı, 2012 yılında yüzde 27,0’ye düşmüştür.

Yani son 4 yılda, 15 yaş üzeri nüfusta sigara kullananların sayısı yaklaşık 3,5 milyon azaldı. Bu oran özellikle halkın sağlığını korumakla görevli sağlık profesyonelleri arasında daha dramatik şekilde kendini göstermiştir. Şöyle ki; düzenli olarak sigara içme oranı uzman hekimlerde 2007’de yüzde 22,1 iken, 2011 yılında bu oran yüzde 12,7’ye, pratisyen hekimlerde yüzde 30,5’ten yüzde 23,9’a, hemşire-ebelerde yüzde 29,5’ten yüzde 20,5’e, sağlık yöneticilerinde ise bu oran yüzde 39,5’ten yüzde17,5’e gerilemiştir.

 P “protect”: Pasif sigara dumanından halkın korunması amacıyla 4207 sayılı yasada düzenlemeler yaparak yasal mevzuatını güçlendirmiştir. Bu kapsamda ikamete mahsus konutlar (evler) hariç tüm kapalı alanlara sigara içme yasağı getirilmiştir.

2008 yılı Mayıs ayından bugüne kadar ülke genelinde 2.828 denetim ekibi ile 3,5 milyon (3.670.672) denetim gerçekleştirildi. Bu denetimlerde 25.334.127 TL idari para cezası kesildi.

 Ülkemizdeki denetimlerin etkinliğini daha da artırabilmek için tablet bilgisayarlarla online denetim sistemine geçiyoruz. ALO 184 hattına gelen ihbarlar, eğitimli operatörlerin bulunduğu kontrol merkezine aktarılmakta, burada görev yapan takım liderleri GPS yardımıyla ihlalin gerçekleştiği adrese en yakın denetim ekibini belirlemekte ve sistem üzerinden görevlendirmesini yaparak olay yerine en kısa sürede intikal etmesini sağlamaktadır.

O “offer”: Sigara bırakmak isteyenlere destek olmak amacıyla ALO 171 “Sigara Bırakma Danışma Hattı” ve Sigara Bırakma Poliklinikleri kurulmuştur.

W “warn”: Sigaranın zararları konusunda toplumun uyarılması kapsamında halkı bilgilendirmek ve uyarmak amacıyla sigara paketlerine resimli ve yazılı uyarı mesajları konmuştur. Bu yıl içinde yaptığımız mevzuat değişikliği ile sigara paketlerinin her iki yüzünde çerçevesiyle birlikte ortalama yüzde 50 yer kaplayan resimlerin oranını, yüzde 65’ten az olmayacak şekilde arttırdık. Son değişikliklerle M-POWER haritasında en üst düzeyde yerimizi aldık. Sırada da düz paket uygulamaları ile ilgili çalışmalar yer almaktadır.

 56aE “enforce”: Tütün ürünlerinin reklâmlarının önlenmesi amacıyla sigaranın her türlü reklâmı, sponsorluğu, tanıtımı ve marka paylaşımı yasaklanmıştır.

R “raise”: Vergilerin artırılması amacıyla tütün vergilerindeki artış trendi devam

etmiş ve 2012 yılı itibariyle tütün ürünlerindeki vergi yükü yüzde 80.25’e yükselmiştir.

KAYNAK:http://www.sggm.saglik.gov.tr/belge/1-16376/turkiyenin-dumansiz-hava-sahasi-dunyaya-resmen-ornek-ol-.html

MUĞLA/Bodrum/Gümüşlük

MUĞLA

    Muğla, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık yirmi dördüncü şehridir. 2013 itibarıyla 866.665 nüfusa sahiptir. Ege Bölgesi’nde, topraklarının küçük bir kısmı Akdeniz Bölgesi içine giren, Ortaca, Dalaman, Fethiye, Marmaris, Milas, Datça ve Bodrum gibi tatil yöreleri ile ünlü bir yerleşim yeridir. İlde 13 ilçe bulunur.Antik Karya bölgesinin en eski yerleşimlerinden biri olan Muğla, bilinen tarihi boyunca başlangıçta Anadolu’nun yerli halkı Karyalıların, ardından kısmen ve kısa dönemler halinde Mısır, Asur ve İskit işgallerinin, zamanla da özellikle kıyılarda Helenistik kolonizasyon hareketinin egemenliği altında kalmıştır. Önce Medler, daha sonra Persler Muğla’yı idareleri altında almışlar ve bölgeyi bir satrap aracılığıyla yönetmişlerdir.Muğla, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve her devirde önemini korumuş bir bölgedir. İslam hâkimiyetinden önceki medeniyetler tarafından Karya, İslam hâkimiyeti sonrasında da Menteşe ismini alan bölgenin ismini nerden aldığı konusu açık değildir.Muğla, Akdeniz iklimi etkisinde kalmaktadır.

       Muğla şehrinin içinde bulunduğu Menteşe Yöresi’nde dağlar denize paralel uzanmaktadır. 800 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda ‘Asıl Akdeniz İklimi’ ve daha yüksek alanlarda ‘Akdeniz Dağ İklimi’ hissedilir. Maksimum-minimum sıcaklık değerleri, nemlilik, yağış miktarı ve hakim rüzgar yönleri yerel coğrafi koşullara göre değişmektedir. Metrekare’ye 1000 mm’den fazla yağış alan Muğla, orman oranı bakımından Türkiye’nin en zengin olan yörelerinden bir tanesidir. Ne var ki yağışların büyük çoğunluğu kış mevsiminde düşer ve yaz kuraklığı belirgindir. Dağların denize paralel uzanmasının ve yükseltinin bu yörede Ege Bölgesi’nin genelinin aksine daha fazla olmasının diğer bir sonucu olarak ulaşım doğu-batı yönünde zorlaşır ve nüfus seyrekleşir.

BODRUM

     Bodrum, Muğla ilinin 13 ilçesinden birisi ve ilçenin yönetim merkezidir.İlçe günümüzde önemli bir turizm merkezi olması ile anılmaktadır ki bunda Bodrum’un kendine has bazı özellikleri olması etkilidir. Bodrum sadece Türkiye’de değil dünyada da turizm açısından bilinen bir ilçedir.Bodrum’un antik çağdaki adı Halikarnassos’dur. Türkçe Halikarnas olarak okunmuştur. Aziz Petrus Kalesi(Castle of St. Peter) adı verilen kale ile birlikte şehrin Aziz Petrus’a adanmasıyla şehre Petrium adı verilmiştir. Bu isim zaman içerisinde önce petrum sonrapotrum ve en sonunda Bodrum olarak okunur olmuştur.

Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Mausoleum Halikarnassos şehrinde inşa edilmiştir. Depremler ve istilaların etkisiyle zamanla yıkılan mozolenin mermerden taşları Bodrum Kalesinin yapımında kullanılmıştır. Kaleyi 15. yüzyılda Hristiyan Şövalyeler inşa etmiştir. İnşaat 100 yıllık bir sürede tamamlanmıştır. Papa kalenin bitmesi için kalenin yapımında çalışanlara endülijans kağıtları dağıtmıştır. Bodrum şehri Anadolu toprakları üzerinde en son ele geçirilen hristiyan toprağıdır. Şehir II. Mehmed zamanında kuşatıldıysa da ancak I. Süleyman’ın Rodos Seferi sırasında ele geçirilebilmiştir.

 

Bodrum Kalesi bugün Dünyanın en büyük 2. Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Doğu Akdeniz’de ayakta kalan en sağlam kaledir. Bodrum şehri ise pek çok kültürel etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

GÜMÜŞLÜK

     Gümüşlük, Ege Bölgesi’nde Muğla ilinin Bodrum ilçesinin bir mahallesidir.Son derece temiz denizi, doğal güzellikleriyle el değmemiş ormanların uzandığı bir kıyıda konumlanmış yerleşim merkezidir.

Balık restaurantlarıyla yerli yabancı turistlerin uğrak mekanıdır.Myndos, Bodrum yarımadasının batı ucunda, bugünkü Gümüşlük beldesinin yanındaki Bozdağın üzerinde kurulmuştur. Myndos sözcüğü etimoloji yönünden incelendiğinde “Ana Tanrıça’ya Tapınma” anlamına gelir. Aynı zamanda Luwi dilinde de buradan “Munda” olarak söz edilir. Ayrıca Herodotos’da da bir ilk çağ kenti olarak ismi geçer. Myndos’un arkasındaki tepelerde, uzun burnun ucunda gümüş ocakları bulunuyordu. Daha sonra buraya verilen Gümüşlük ismi de bu maden ocaklarından kaynaklanıyordu. Tarihçi Pausanias’a göre Halikarnassosla beraber Troizen kökenli göçmenlerce kurulmuştur. Plinius ise Eski Myndos diye adlandırdığı alanda Leleg yerleşimi olduğunu söyler. Aslında Myndos’un ilk sakinleri Leleglerdir. MÖ 4. yüzyılda Pers Satrabı Mausollos’un Halikarnassos’a taşımadığı iki Leleg yerleşiminden biridir.

Bir Lezzet Dünyası Afganistan Mutfağı

                                                                               6b6520c954b3a53fa9a3fec9caaa8234

        Asya’da dağlık bir kara devleti olan ve yıllardır savaş nedeniyle büyük zorluklar altında yaşamın devam ettiği Afganistan, zengin yemek kültürüyle dikkat çekiyor.

Özünü koruyan ve hemen hemen hiçbir yabancı yemek kültüründen etkilenmeyen nadir mutfaklardan biri olduğu belirtilen Afgan mutfağının genelde ete, ekmeğe ve pirince dayanıyor. Lezzetli yemekleriyle damaklara hitap eden Afgan mutfağının en önemli lezzetleri arasında ”Afgan pilavı” yer alıyor. Afgan pilavının et, tavuk eti, sebze ile yapılan çok sayıda değişik pişirme şekli olduğu kaydediliyor.

Meyni (kıl) adı verilen özel pirinçten yapılan pilavın çok önemli olduğu ve özel günlerde de değişik pilavların pişirildiği Afgan mutfağında, pirincin pilav olması için renginin kırmızı veya kahverengi ya da yeşil gibi birlikte piştiği besin maddesinin rengini alması gerektiği ifade ediliyor.

Ekmeğin yerinin çok önemli olduğu, etin ise hemen hemen tüm ana yemeklerde kullanıldığı Afganistan mutfağının bölgesel farklılıklar göstermediği, yalnızca Kuzey Afganistan’da yaşayan Türkmen ve Özbeklerin pişirme yöntemlerinde biraz farklılık olduğu belirtildi.

                                                   1027818_af14fa5072753b60741fbeceac903403

AFGAN SOFRASININ OLMAZSA OLMAZLARI

Olmazsa olmazları et, ekmek ve pirinç olduğu, baharat ve taze otların da bol kullanıldığı Afgan mutfağında yoğurt, yemeklerin yanında çokça tüketiliyor. Yemek kültüründe tatlılara da çok önem veren ve çok tatlı tüketen Afganlar, tatlılarını genellikle kızartarak ve üstüne koyu şurup dökerek veya şeker serperek tüketiyor.

Afgan mantısının da önemli lezzetlerden biri olduğu Afganistan mutfak kültüründe, diğerlerinden farklı olarak mantının içine kuşbaşı et konuluyor ve buharda pişiriliyor. Tatlıların da önemli bir yer tuttuğu belirtilen Afgan mutfağında, Afgan ekmeği, sebzeli et yemeği, ıspanakla yapılan zümrüt pilavı gibi çok sayıda lezzetli yemekler bulunuyor.

Misafirperverliğe de çok önem verilen Afganistan’da, konuklar, meyvelerle süslenmiş yöresel sofrada en iyi şekilde ağırlanmaya çalışılıyor.

http://yemek.haber7.com/tarifler/haber/648685-afgan-mutfagindan-bir-lezzet-afgan-pilavi

Yanardağın tepesideki bu göller renk değiştiriyor

Dünyanın en aktif volkanların bulunduğu Endonezya’daki Kelimutu volkanı ilginç bir özelliğe sahip. Zirvesinde 3 farklı renkte krater gölü bulunuyor ve volkanik aktivitilerden sonra bu göller renk değiştiriyor. Göllerden biri genelde mavi rengi korurken, diğer ikisi koyu kırmızı ve yeşil arasında dönüşümlü olarak gidip geliyor.

28033792

Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusunun birleştiği yerde bulunan Endonezya, Ekvator çizgisi üzerinde bulunan bir ülkedir. Endonezya dünyanın en geniş alana yayılmış tektonik adalar ülkesidir ve 13 bin irili ufaklı adadan oluşur. Kimi doğal güzelliğiyle, kimi gizemiyle insanı kendine hayran bırakan dünyanın sayılı yerlerinden biri de orada bulunur.

 

 
Dünyanın en aktif volkanların bulunduğu Endonezya’daki Kelimutu volkanik krateri dünyada görülmesi gereken eşsizyerlerden sadece biri.
 
      
Kelimutu volkanik kraterini ilginç kılan ise 3 farklı renkteki krater gölü. Volkanik aktivitelerden sonra göller renk değiştirir. Hangi renk olacağı ve ne zaman değişeceği tahmin edilmez.
kaynak :http://www.milliyet.com.tr

ANTALYA/HİSARÇANDIR

Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde “Türk Rivierası” adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz’in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.

Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye’nin en önemli Turizm Merkezi olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

HİSARÇANDIR

Antalya ilinin Merkez ilçesine bağlı bir orman köyüdür. Köyün adına dik bir kayanın üzerinde bulunan antik surlar nedeniyle hisar denilmiştir çandır ismi yöreye verilen genel addır. Yarbaş çandır köyü ile arasında bir ayrım olması için hisar eklenmiştir. Köyün aslının honamlı yörüklerinden olduğu konya ve ısparta yöresinden geldikleri ve tahminen 250 yıldan bugüne bu köyde yaşadığı bilinmektedir. Yerel şive konya ısparta muğla manisa yöresi yörüklerine benzemektedir. 1850’lerde bu köyden geçerek tarihi likya yolunu izlyen ve anılarını yazan scatt ve forbes isimli iki ingiliz seyyahın verdiği bilgilerde bu yöndedir. Köyün gelenekleri tipik Antalya gelenekleriyle aynıdır. Antalya merkezine 45 km uzaklıktadır. Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa ve ormancılığa dayalıdır.

Kaynak: http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/antalya-nedir+antalya-hakkinda-bilgi

1 41 42 43 44 45 64